• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C

AB Troykası-Türkiye Toplantısında Gizli “Kıbrıs” Gündemi

DOÇ. DR. UĞUR ÖZGÖKER

AB Troykası-Türkiye Toplantısında Gizli “Kıbrıs” Gündemi Ve KKTC’nin 26. Kuruluş Yıldönümü

 

Her sene 15 Kasım yaklaşırken acaba bu sene KKTC’nin kuruluşunun son Cumhuriyet Balosuna mı katılıyoruz diye endişe etmekteyiz. İstanbul’da yaşayan Kıbrıs’ lı Türkler olarak 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı’nın yıldönümünde; yöneticisi olduğum ve Babamın yeğeninin de dahil olduğu küçük bir grup İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı Türk öğrenci tarafından 1946 yılında İstanbul’da kurulan ve 2 sene sonra merkezini Ankara’ya taşıyan KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİ İstanbul Şubesinin organizasyonu ile bilimsel toplantı ve resepsiyonla “Zafer Bayramımızı” kutlamaktayız. Kıbrıs Türk Federe Devletinin 15 Kasım 1983’te bağımsızlığını ilan ederek özgür ve egemen bir devlet olmasının yıldönümü de KKTC İstanbul Başkonsolosluğu tarafından da her sene sergi, toplantı ve resepsiyonla “Cumhuriyet Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

 

Türk Milleti tarihte 16 Devlet kurmuş ve içerdeki işbirlikçilerinin ihanetiyle düşmanları tarafından bu devletleri yıkılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinden sonra 18. Türk Cumhuriyeti olarak 1983’te kurulan KKTC ise Nisan 2004 yılında adanın iki tarafında yapılan Annan Planı referandumu ile düşmanları tarafından değil ilk kez Türk Milletinin bizzat kendi elleriyle yıkılması planı sinsice uygulanmıştır. Kıbrıslı Türkler üzerine gerek Türk Hükümeti gerek AB ülkeleri büyük bir psikolojik baskı uygulamışlardır. Kıbrıslı Türkler eğer referanduma “hayır” derseniz bedelini çok ağır ödersiniz diye tehdit edilmişlerdir. Kıbrıslı Türkler’ in Annan Planı’na “evet” demekle AB’ye girecekleri, çocuklarına AB ülkelerinde burslu yüksek öğretim imkanı sağlanacağı, AB’den büyük çapta hibe mali yardım sağlanacağı, vizesiz olarak bütün Avrupa ülkelerine serbestçe girip yerleşme, eğitim görme ve iş kurma haklarına sahip olacakları, izolasyon ve ambargoların kalkacağı yalanları söylenmiştir. Türk tarafı evet der de Rum tarafı hayır derse ise Rumların cezalandırılacağı, AB’ye girişlerinin zorlaşacağı, Türk tarafına doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe konularak Ercan Havaalanı ile Girne ve Gazi Mağusa limanlarına direk uçak ve gemi seferlerinin başlayacağı, KKTC için Mali İşbirliği Tüzüğünün işleme konularak, adanın kuzeyindeki eğitim, yol, su, elektrik gibi altyapı yatırımlarının AB hibe fonları ile yapılacağı ve Kıbrıs Türk halkına haksız ve adaletsiz bir şekilde yıllardır uygulanan izolasyon ve ambargoların kalkacağı vaadinde bulunulmuştur.

 

Ancak 24 Nisan 2004’ de adanın iki tarafında yapılan referandum’da KKTC’yi lağvedecek ve 18. Türk devletini bizzat Türklerin elleriyle yıkacak Annan Planı’na Türk tarafında Kıbrıs Türk halkı üzerine uygulanan psikolojik harp metotları ve verilen yalan vaatler sonucu % 65 “evet” oyu çıkmış ancak Yüce Allah’ın bir lütfu olarak Rumlar 1919’ da yaptıkları hatayı tekrarlayarak % 80’ e varan bir oy oranıyla Annan Planı’na “hayır” demişlerdir. Bu sonuca rağmen referandumdan sadece 1 hafta sonra Rum tarafı gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti sahte hüviyeti ile hiçbir zorluk çıkarılmadan AB’ye tam üye olarak alınmış, buna karşılık Türk tarafına verilen hiçbir söz ve vaat yerine getirilmemiş aksine ambargo ve izolasyonlar aynen sürdüğü gibi daha da kötü olarak 2003’ten itibaren Kıbrıslı Türklere yönelik olarak başlaması gereken AB Hibe Mali Yardımları bu kez AB üyesi olarak karar merciinde yer alan sahte Kıbrıs Rum Devleti vetosuna maruz kalmıştır. Ayrıca Türkiye’nin AB üyeliği konusunda da nihai karar hakkı veto yetkisine sahip olduğu için Kıbrıs’ lı Rumların insafına terk edilmiştir.

 

Bütün bu olumsuz durumların üzerine Türkiye, AB ile 1995 tarihinde yapmış olduğu GB         ( Gümrük Birliği ) Anlaşması’na “Ek Protokol”ü 3 Temmuz 2005’te imzalamış ve 15 AB ülkesi ile yapmış olduğu GB’ yi ( Gümrük Birliğini )  aralarında Kıbrıs’ da olan yeni 10 üye ülkeye teşmil etme yükümlülüğünü üstlenerek “zımnen” sahte Kıbrıs Rum Devleti’ni Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımış ve havaalanları ve limanlarını Kıbrıs Rumlarına açmayı taahhüt etmiştir. Aralık 2006 ya kadar iç politika endişeleriyle Türkiye bu taahhüdünü yerine getiremeyince AB Konseyi Türkiye ile 35 başlık altında süren üyelik müzakerelerinde doğrudan GB ile ilgili 8 başlığın EK PROTOKOL Türkiye tarafından yürürlüğe konuluncaya kadar açılmamasına ve açılmış olan ve açılacak diğer başlıkların da kapatılmamasına oy birliği ile karar vermiştir. Ayrıca Aralık 2006’daki AB Konseyinde Türkiye’ye 2009 yılı Aralık ayına kadar mühlet verilmiş ve bu sürede Türkiye liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum tarafına açmazsa “Müzakerelerin” tamamen askıya alınabileceği kararlaştırmıştır.

 

İşte 2009 Aralık ayına geldik. Hem KKTC hem Türkiye açısından en kritik dönemece girdik. Geçen ay KKTC’nin 26. Kuruluş yıldönümü törenlerine katılmak üzere 15 Kasım haftası KKTC Başbakanı Mağusalı hemşerim Sayın Dr. Derviş EROĞLU’nun davetlisi üzerine 35 Ekonomi Muhabiriyle birlikte adayı ziyaret ettik durumu yerinde inceleme olanağı bulduk. Cumhurbaşkanı, bütün Hükümet üyeleri ile Ticaret ve Sanayi Odası ve YAGA Başkanları ile toplantılar yaptık, halkla konuştuk. Tespitlerimiz şu doğrultudadır. Öncelikle Nisan 2010 KKTC’ de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktır. Son anda Kıbrıs Rum lideri Hıristofyas büyük bir manevra yapıp taviz vermez ise şimdiki Cumhurbaşkanı Mehmet Ali TALAT’ın seçim şansı hiç yoktur ve büyük bir olasılıkla şimdiki Başbakan Sayın Dr. Derviş EROĞLU Mayıs 2010’ da KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı olarak yemin edip göreve başlayacaktır.          2. Tespitimiz ise halkın çok büyük bir bölümü 2004 yılında AB ülkeleri tarafından aldatıldıklarını, kendilerine yalan söylendiğini, Türkiye’nin de evet demeleri için kendilerine baskı yaptığı için evet dediklerini bir referandum daha yapılırsa % 80 oy oranıyla Kıbrıs Türkler tarafından reddedileceğini ifade etmişlerdir.

 

Bu dönemde Türkiye tarafında da hızlı bir gelişme olmaktadır. Pek de beklenmedik bir şekilde Kasım sonunda AB Troykası ile Türkiye arasında İstanbul’da 2 gün süren yoğun toplantılar yapılmıştır. Toplantıya AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Sayın Egemen BAĞIŞ’ ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU’ da katılmışlardır. Medyaya yansıdığı haliyle Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu AB’ li muhataplarına İran, Irak ve Suriye ile olan yeni ve yakın ilişkiler, Ermenistan’la sınır kapısının açılmasına yönelik anlaşma ve komşularımızla “sıfır” sorun olarak adlandırılan “Yeni Türk Dış Politikası” hakkında bilgi vermiştir. Ancak toplantının basına yansımayan gizli gündeminde ise Türkiye’nin Ek Protokolü yürürlüğe koyarak Kıbrıs Rum kesimine liman ve havaalanlarını açacağı ve GB’ yi Kıbrıs Cumhuriyeti sahte adını kullanan Kıbrıs Rum kesimine teşmil edeceği tavizini verdiği etkili çevreler tarafından dile getirilmektedir.

 

Küresel iktisadi krizin ekonomimiz üzerine yaptığı tahribat sürerken, Hükümetimizin Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi Türkiye’nin iç politikasını hızla büyük bir kaosa sürükleyen politikalarına ek olarak bir de Türk Milleti için çok hassas bir konu olan ve hemen hemen bütün üst düzey asker ve güvenlik/istihbarat personelinin şerefli devlet hizmetlerinin bir döneminde etkin olarak vazife yaptıkları Kıbrıs konusunda; Kıbrıs açılımı adı altında yeni bir taviz politikasını yürürlüğe koyması zaten çok hassas olan iç politikayı telafisi mümkün olmayacak şekilde daha da kırılgan bir ortama sürükleyebilecektir. Aralık ortasında yapılacak AB Konseyi toplantısında da Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınması kararının çıkması mümkün gözükmemektedir. AB uzun vadeye yayarak Türkiye’yi sürekli oyalayıp yeni tavizler kopardığı müzakere sürecini askıya alıp Türkiye’yi tamamen kaybetmeyi kesinlikle göze alamaz. Zaten Ekim başında AB Komisyonu tarafından yayınlanan Türkiye yıllık ilerleme raporunda da böyle bir hüküm öngörülmemiştir. Hükümetimizin yeni bir taviz vermesine hiç gerek yoktur. Bu konuda; Türkiye Hükümeti adına KKTC 26. Kuruluş yıldönümü törenlerine katılan Kıbrıs’la ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız Sayın Cemil ÇİÇEK’ in Lefkoşa’daki törende belirttiği “bizim önümüze ya Kıbrıs ya AB diye bir şart sürülürse biz Kıbrıs’ ı tercih ederiz” ifadesi en büyük güvencemizdir.

Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004-2017 Vira Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 555 994 95 75