• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 23 °C

Akdeniz’de küresel ısınma

COŞKUN ARAL

15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ticari balıkçılığın gelişimi öylesine hızlı oldu ki, oluşan büyük balıkçılık sanayisi, kurulan dev filolar teknolojinin de hızlı ilerlemesiyle günümüzde balıkçılığı tehdit eder hale geldi. “Bindiğimiz dalı kesmek” şeklinde tabir edilebilecek bu durumun aslında küresel bir tehdit olduğunu, topyekûn harekete geçilmesi halinde bile kurtuluş umudumuzun olup olmadığının tartışıldığı şu günlerde filmi geri sarmaya çalışanlarımız var.

 

Küresel ısınmanın etkilerinin balıkçılık açısından ne olduğunu araştırmak amacıyla, Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından (BM Ortak Programı kapsamında) “İklim Değişikliğine Bağlı Olarak Balıkların Üreme Döneminde Oluşan Değişimlerin İzlenmesi ve Balıkçılık Yönetimine Uyarlanması Projesi” yürütülmekte. Seyhan Nehri’nin denize döküldüğü noktadan Karataş Balıkçı Barınağı’na kadar uzanan sahil hattında gerçekleştirilen projeyle, iklim değişikliğine bağlı olarak balıkların üreme dönemindeki sapmaların bilimsel olarak ortaya konması ve yetkili kurumların dikkatlerini çekerek, yasak ve sınırlamaların iklimsel değişiklikler göz önünde tutularak uygulanmasının sağlanması amaçlanıyor.

 

Küresel ısınma nedeniyle kayan üreme dönemleri

Balıkçılık kaynaklarının optimum kullanımı için başvurulan en genel yöntem, av yasakları. Ancak av yasaklarının küresel ısınma nedeniyle değişen deniz suyu sıcaklıklarına göre ayarlanması gerekliliği düşünüldüğünde, balıkçılığın geleceği hâlâ tehdit altında. İklim değişikliğinin, deniz suyu sıcaklık kaymalarına bağlı olarak türlerin üreme dönemlerinin değişmesine neden olacağı öngörülüyor. Bu nedenle uzmanlar balık üreme dönemlerinde bir kayma olup olmadığını kontrol etmekteler. Böylelikle balık stokunun devamlılığının sağlanması mümkün olabilecek.

 

Ekim ortasında Coşkun Reis Balıkçı Teknesi’nde yapılan çalışmaları izlemek heyecan vericiydi. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin sürekli çalıştığı teknede, deniz yüzeyindeki larva, yumurta ve benzeri oluşumları özel kepçelerle toplayan araştırmacılar, Kızıldeniz üzerinden bölgeye gelen farklı türleri de tespit ediyorlar. Bu çalışmalar sırasında bugüne kadar birçok doğru sandığım bilginin yanlış olduğunu da böylelikle öğrenmiş oldum. Örneğin, trol ve gırgırın deniz dibindeki balık yumurta ve larvalarını yok ettiğine ilişkin bilginin doğru olmadığını, birkaç tür dışında larva ve yumurtaların deniz yüzeyinde bulunduğunu ve bunlar için en büyük tehlikenin deniz kirliliği olduğunu öğrendim.

 

Üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen, neden dünyanın en pahalı balığını yediğimizi düşünmüş müydünüz? Bunun nedeninin de denizcilik kanunlarına uyulmaması ve balıkçı teknesi sayılarının sınırlanmaması olduğunu öğrendim. Örneğin, 100 teknenin avlanma kapasitesinin olduğu bir bölgede bu sayının 2000’e ulaşması, bize yüksek fiyat ve denizlerimize de tükenen türler olarak geri dönmekte. İz TV Ekibi’yle beraber katıldığımız bu çalışmalarda şaşkınlık yaşadığımız birçok an oldu. Bu anlardan belki en güzeli, büyük bir deniz kaplumbağasının bizi ziyarete gelmiş olmasıydı. Ağlara takılan ürkek kaplumbağanın suya geri bırakılışı ve kim bilir hangi denizleri fethedeceğini düşünmek, yaşadığımız dünyanın güzelliklerini bir kez daha fark etmemizi sağlamış oldu.

Bu yazı toplam 550 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004-2017 Vira Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 555 994 95 75