




“İzmir güzelliğiyle, şehrin özellikleriyle kurvaziyer turizmde çok önemli bir noktada. Biz burada sadece gemilerin uğradığı yer değil, turlara başladığı ve turları bitirdiği yer olmak istiyoruz.
İşte o zaman çok daha fazla kazanç elde edebileceğiz. Şu anda limanımız yeterli değil. Potansiyel olarak 2010 yılında günde 4 gemi getirtebiliriz. Ama dört gemiyi yanaştıracak yerimiz yok.”
İzmir Ticaret Odası (İTO) Başkanı Ekrem Demirtaş, 2010’un ilk günlerinde İzmir’i, projeleri ve hayalleri anlattı. Yazı aratmayacak kadar güneşli bir günde, Pasaport’ta çay içerek sürdürdük sohbetimizi. Tam da onun uzun süredir hayal ettiği bir görüntü vardı. Limana demirlemiş gemiyle İzmir’e uğrayan turistler, faytonlarla geziniyordu etrafta... Demirtaş, kurvaziyer turizminden sağlık turizmine, İzmir’i cazibe merkezi yapacak projelerden söz etti. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin ilginç, Güzel Sanatlar Fakültesi Projesi’ni de ilk kez Milliyet Ege’ye anlattı.
2010, yaraları sarma yılı
2010 nasıl bir yıl olacak?
2010, pansuman yılı olacak. Şu anda herkes yaralı. İş âlemi sorunlarla boğuşuyor. İşsizlik boyutu rekorda değil, ama önemli ölçüde arttı. İşsizlik içinde olanların, ekonomide tüketici olarak yer almaması nedeniyle, pazarda da daralmalar söz konusu. Geleceği ile ilgili birşey göremediği için de herkes tüketimden cayıyor. Araba alma ihtiyacını erteliyor, ev alma ihtiyacını erteliyor. İnsanlar, elbise, hatta ayakkabı dahi almıyor. Dolayısıyla 2010, ekonomide yaraların sarılmasıyla birlikte, bir çıkışa doğru yönlendirecek düşüncesi içerisindeyiz. İhtiyatlı bir iyimserliğimiz var 2010 için.
2010 ne kadar yara sarmayla geçecek olsa da aslında İzmir için bir dönüm yılı da olacak mı?
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sık sık; “İzmir’de bir kara parçası olmalı ki yatırım yapılsın” diye sitemle ifade ettiği, liman arkası ve İnciraltı’yla ilgili itirazların netleşmesi ve oraların bir şekilde yatırıma açılması, Çeşme planlarının onaylanması, Çeşme’nin turizme açılması... Bütün bunlar o kadar çok önemli ki! Onun dışında İzmir’i dönüştürecek, hareketlendirecek konular var. Örneğin inşaat. İnşaat sektörü elliyi aşkın sektörü peşinden taşıyan bir lokomotif. Dolayısıyla bizim buralarda inşaata başlamamız, mimarından mühendisine, düz işçisine inşaat malzemecisine, perdecisine, mobilyacısına kadar herkese katkı yapacak. Ve gecekonduya teslim edilmiş olan İzmir. Kent Dönüşüm Projesiyle bir ucundan kent dönüşümüne başlatabilirsek ki Büyükşehir ve ilçe belediyeleri bu konuda çalışıyor... O yüzden de Kent Yenileme Projeleri ve yatırım yapılacak alanların imar düzenlemeleri, 2010’da bitirilerek inşaat yapılabilir hale getirilmesi, İzmir’in en önemli meselesi. Yani ne yaparsak yapalım, bunlar olmazsa İzmir’deki ekonomiyi hareketlendiremeyiz. Zaten dış satımda sorun var. Bu yüzden iç piyasayı hareketlendirecek projelere eğilmek zorundayız. Burada hepimizin oturup uzlaşıp, sorunları çözülmüş alan yaratmamız lazım. Bu 2010’da umarım çözülür. Beklentimiz de o...
Niye Turizm Bakanı gibi çalışıyoruz?
2010 hedefleriniz neler?
İTO anayasal olarak bulunduğu kentin ticaretini geliştirmekle görevli. Ticareti geliştirmek de lafla olmuyor. Herkesin bir ölçüde, “Neden İTO tarihi yerlerin turizme açılması, kurvaziyer için bu kadar Turizm Bakanı gibi çalışıyor?”, “Neden sporla bu kadar ilgileniyor?” diye soruyor. Bunlar İzmir’e hareket ve bereket getirecek olan aktiviteler.
Gelişmeye başlayan kurvaziyer turizmi, bir anlamda bu düşüncelerinizi destekliyor da...
En güzel örnek kurvaziyer gemilerinin başlaması. Daha yılın başındayız, gemi var. Binlerce kişi İzmir’i dolaşıyor. İzmir 300 gün güneşli olan ve turizmle gelişme gösterebilecek bir kent. Bu potansiyeli kullanamıyoruz. Bizim projelerimiz bu potansiyeli kullanmaya yönelik. Örneğin Agora’ya verilen destek… Agora’nın hemen yanına bir mega müze yapabilsek ve oradan antik tiyatroya çıkılabilse... Yatay asansörle ya da teleferikle oradan kaleye çıkarabilsek bu insanları... Kale’den bir İzmir fotoğrafı çekmelerini sağlayabilsek... O zaman İzmir 10 tane Atina yapar. Çok güzel bir körfez güzelliğimiz, Kordon’umuz var. Hepsinden önemlisi, güler yüzlü insanlarımız var. Hiçbiri hobi projesi değil. Hedeflerimiz, üyelerimizin ticaretini geliştirici projelerdir.
2009’da en çok kurvaziyer turizmini gündeme getirdiniz... 2010’da da öyle olacak sanırım?
Çünkü turizmin gelişimi içerisinde, kurvaziyer turizm en çok artış gösteren dal. Şu anda da bütün tersaneler kurvaziyer gemileriyle dolu, yenileri de yapılıyor. 4 bin kişinin yüzer otel olarak kullandığı ve liman liman gezdiği bir turizm biçimi. Bu konuda da İzmir güzelliğiyle, çok önemli bir işaret noktası Doğu Akdeniz’de. Biz sadece gemilerin uğradığı yer değil, turlara başladığı ve bittiği yer olmak istiyoruz. Bunun en güzel örneği Cenova. Yaklaşık 800 bin nüfusu var, ama 3 milyon 200 bin kurvaziyer turisti çekmiş orası. Biz de öyle bir İzmir hayal ediyoruz. Ancak şu anda limanımız yeterli değil. Potansiyel olarak 2010 yılında günde 4 gemi getirtebiliriz. Ama 4 gemiyi yanaştıracak yerimiz yok. Birçok firma İzmir’i destinasyonlarına koymak için beklenti içerisinde. Ancak limanı yaptıktan sonra onlar da gelmeye başlayacak. O zaman 3 milyon kişiyi bulacağız.
Turisti, kentte tutmak gerekir
Kruvaziyer önceliğiniz ama sürpriz projeler de var...
İnsanlar İzmir’e niye gelsin? Bu soruyu sorduktan sonra altını doldurmamız gerekiyor. “Şunu görmek için, bunu yapmak için... “Peki, nereyi görmek için, ne yapmak için?” Bu soruların cevabına baktığımız zaman neler yapmamız gerektiği ortaya çıkacak. Bunu tek başına bizim yapmamıza imkan yok. Kurumların elbirliği ve fikir birliği içerisinde olması gerekiyor. İzmir’de “Neden İzmir’e gelinir?” sözünün karşılığında yapmamız gerekenler olmalı.
Ben de bunu öğrenmek istiyorum. Bunun için kurvaziyer ve bugüne kadar söylenenler dışında yeni projeler var mı düşündüğünüz?
Proje çok da, başladıklarımızı bitirebilsek, bir mesafe alsak... Yani kentin değerlerinin kentliye kazandırılması gerekiyor.
Örnek vermek gerekirse; Alsancak’taki eski sigara fabrikası... Bunu biz Arkas’la ve İzmir Ekonomi Üniversitesi ile birlikte kazandıracağız İzmir’e. Orada bir müze ve sergi alanı yaratacağız. Şu anda büyük alışveriş merkezleri var. Ve Kemeraltı, Büyükşehir Belediyemizin de katkılarıyla, çalışmalarıyla restore edilerek ilerliyor. Bu yerleri görmek için insanlar gelir, ama ikinci -üçüncü gün ne yapacak? Diyelim, ikinci gün Bergama, Efes’e gitti ve geldi. Oraya gidiş-gelişleri de artık bir raylı sistemle, hızlı trenle yapmak lazım. Onun için biz diyoruz ki: “Belediyemizin Aliağa - Cumaovası (Menderes) hattının güneyde Efes, kuzeyde de Bergama’ya kadar uzanması gerekir.” Böyle olduğu takdirde insanlar bu iki dünya harikası yeri görebilirler. Sonra ne yapabilir? Termal tesislerde dinlenebilir birkaç gün. Bunun dışında güzel bir operası olur. İnsanlar opera için, bir konser için bulundukları yerden başka ülkelere dahi gidiyorlar. Hem kültürde, hem sporda, hem sanatta ve turizmde cazibe merkezleri yaratmak mecburiyetindeyiz. Ve insanları da İzmir’e getirmek zorundayız.
Geçen yıllarda sanki kentin gündemiyle ilgili daha çok düşüncelerinizi dışa vuruyordunuz. Artık biraz sessiz, geride kalmayı tercih eden durumunuz mu var?
Yine konuşuyoruz. ‘Düşten Eyleme’ adını verdiğimiz 2010 çalışma programımız turizm içerikli... Kentle çok ilgili olan bir 2010 çalışma programımız var. Bu yıl aslında çok daha kentle ilgiliyiz.
Üniversite yem yeşil olacak
Ekonomi Üniversitesi büyüdü ve İzmir’e büyük katkısı olan bir eğitim kurumu haline geldi. Yeni gelişmeler var mı?
Ekonomi Üniversitesi sekizinci yılında. 6 bin 300 öğrenciye erişti. Fiziki alan sıkıntısı, 2009’daki plan tadilatıyla çözüldü. Emsali 1 olan inşaat hakkı Büyükşehir belediye başkanımızın desteğiyle 1.5’a çıktı. Ona karşılık, bulunduğumuz mahallenin trafiğini düzeltmek için, bedelsiz arsa terkleri yaparak bölgenin trafiğini de düzene soktuk. Şu anda çok iddialı olduğumuz ve çok geniş alan kullanan Güzel Sanatlar Fakültemize yeni bir bina yapıyoruz. İhaleye çıkacak ve önümüzdeki yıl en orijinal biçimde bir fakülte binası yapacağız. Bu binanın projesinin özelliği anonim bir proje olması. Projeyi üniversitedeki hocalarımız, öğrencilerimiz yaptı. Her şeyi değişik olacak. İçinin dekorasyonu ve ürünlerini Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencilerimiz yapacak. Dış cephe kaplamalarında yeşil kullanılacak, çatısı yeşil olacak, cephede yeşil bitkiler olacak. İzmir’de ilk defa böyle bir bina yapıyoruz. Gece ışıklandırması değişik olacak. Baktığınız zaman cephede bitkileri göreceksiniz.
Milliyet





















