ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Beşeri Sermayenin Önemi
11 Mart 2010 / 10:55
Ekonomi dosyamızda Türkiye’de bilgi ekonomisine geçiş sürecinde istihdam ve meslek yapısının nasıl değiştiği, ticari sektörlerin bilgi yoğunlukları ve beşeri sermayenin uzun dönemde büyümeyi sağlayacak itici güç olarak önemi vurgulanıyor.

Dünyada artık ekonomi denildiğinde “bilgi” kavramı büyük önem arz etmektedir. Ekonomi dosyamızda Türkiye’de bilgi ekonomisine geçiş sürecinde istihdam ve meslek yapısının nasıl değiştiği, ticari sektörlerin bilgi yoğunlukları ve beşeri sermayenin uzun dönemde büyümeyi sağlayacak itici güç olarak önemi vurgulanıyor. Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysu İnsel; Marmara Üniversitesi İİBF İngilizce İktisat Bölümünde doktora yapan Bilge Eriş ve Bonn Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde doktora yapan Burcu Düzgün’ün yüksek lisans tez çalışmalarından faydalanarak hazırladığı bu çalışmayı Vira Dergisi için mercek altına aldı.

Dünya ekonomisinde son yıllardaki sosyal ve teknolojik değişmeler mikro ve makro düzeyde birçok yeniliği beraberinde getirmiştir ve bu değişim “bilgi ekonomisi” kavramıyla tanımlanmaktadır. Yeni ekonomi içinde bilgi büyük önem taşımaktadır ve son yıllarda gözlemlenen bu süreç, ekonomilerin yeniden biçimlenmesine yol açmıştır. Yeni teknolojiler ve araştırmalar, yeni bilgi olanakları doğurmuş ve bilişim sektörü bu yeni ekonominin lokomotifi haline gelmiştir. Böylece ekonomiler bilgiye dayalı bir dönüşüm sürecine girmişlerdir. Büyüme teorileri tarafından bakıldığında ise, 1980’li yıllardan itibaren büyüme yazınında sıkça bahsedilen içsel büyüme teorileri, büyümenin motor gücü olarak vurgu yaptıkları belirleyiciler bakımından diğer teorilerden ayrılmaktadır. Neoklasik büyüme teorisinde büyümenin itici gücü dışsal olarak belirlenen teknolojik gelişme iken; içsel büyüme teorileri, araştırma ve geliştirme (AR&GE) sektöründeki gelişmeler, beşeri sermaye ve devlet politikaları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Bu çalışmamızda, Türkiye’de bilgi ekonomisine geçiş sürecinde istihdam ve meslek yapısının nasıl değiştiği, ticari sektörlerin bilgi yoğunlukları ve beşeri sermayenin uzun dönemde büyümeyi sağlayacak itici güç olarak önemi vurgulanacaktır. Türkiye’de bilgi sektörünün yeri ve içsel büyüme modeli kapsamında da beşeri sermayenin önemi kısaca tartışılacaktır.

 

Bilgi ve beşeri sermaye

Bilgi, hem tarım hem de sanayi toplumlarında önemli bir yere sahip olsa da, yeni bilgi çağı bilginin üretilmesi ve kullanımı açısından geçmiş dönemlerden büyük farklılıklar göstermektedir.  Günümüz modern ekonomilerinde bilginin önemi o kadar artmıştır ki, bilgi kullanımı bireyler, firmalar ve hükümetler için kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunun yanında, değer yaratılma süreci, istihdam ve meslek yapıları büyük değişime uğrayarak geleneksel imalattan beşeri sermayenin yoğun olduğu servis sektörüne doğru bir kayış yaşanmıştır. Kuşkusuz yeniçağdaki bu büyük değişimden en çok etkilenen ise istihdam yapısıdır.

 

Beşeri sermaye kavramının iktisat yazınında kabul gören tek bir tanımı yoktur. Eğitim ve sağlık yatırımları sağlıklı bir nüfus ve yetenekli işgücü yaratmasından dolayı sürdürülebilir büyümenin önemli bileşenleri olarak kabul görmektedir. İnsan kaynakları bilgi, yetenek ve üretim için teknolojiyi kullanma seviyesi olarak tanımlanırken; beşeri sermaye yatırımları, bireylerde mevcut olan yeteneği artıran ve yaşam standartlarını yükselten yatırımlar olarak kabul edilmektedir. Bu yatırımların en önemlileri şüphesiz eğitim ve sağlık yatırımlarıdır. Büyüme yazınında yaygın olan görüş, eğitim yatırımlarının sağlık yatırımlarından daha önemli olduğu yönündedir. Eğitim yatırımları, resmi eğitimin yanı sıra, yaparak öğrenme ve meslek içi eğitimleri de kapsar. Eğitim yatırımlarının bütün türleri bireyin yetenek ve verimliliğini arttırır. Beşeri sermayenin kalitesi, ülkelerin eğitim seviyesi ve gelişmişliği ile yakından ilgilidir. Sağlık yatırımlarının beşeri sermayeye katkısı bireylerin ortalama yaşam beklentilerini ve dayanıklılıklarını arttırma aracılığı ile gerçekleşir. Sağlıksız bireyler işgücü piyasasında yer alamayacağından, üretim sürecine de katkıda bulunamazlar.

 

Sektörel istihdam değişmeleri

Sanayi ekonomisinden bilgi ekonomisine geçiş sürecinin en önemli özelliklerinden biri, ekonomik faaliyetlerin imalat sektöründen hizmet sektörüne kaymasıdır. Bu bölümde, Türkiye’de istihdam yapısında gelişmiş ülkelerdeki eğilimin hakim olup olmadığı Tablo.1 yardımıyla incelenmiştir.

 

 

Tablo.1, 1980-2006 yılları arasında dört ana sektördeki yıllık ortalama istihdam oranlarını göstermektedir. Gelişmiş ülkelerdeki eğilimin aksine Türkiye’de hem imalat, hem de hizmet sektörlerinin istihdam oranlarının arttığı, ancak hizmetler sektöründeki istihdam artış oranının daha yüksek olduğu gözlenmektedir. 1980-1990 yılları arasında ortalama yüzde 13,33 olan imalat sektörü istihdam oranı 2000-2006 yılları arasında yüzde 17,57’ye yükselmiştir. Hizmet sektöründe ise, aynı dönemler içerisinde istihdam oranı yüzde 28,48’den, yüzde 43,05’e yükselmiştir. İncelenen dönemlerde inşaat sektörü değişken bir yapı izlerken, tarım sektöründe istihdam oranında düşüş yaşanmıştır.

 

Grafik 1’de ise, dokuz ticari sektörün 1980-2006 yılları arasında istihdam payındaki yüzde değişimleri verilmektedir. Hizmet sektörüne dahil olan alt sektörlerin güçlü istihdam artışları dikkat çekicidir. Toptan ve perakende ticaret, lokanta ve oteller sektörü 1980-2006 yılları arasında yüzde 146,13 istihdam oranı artışıyla ilk sıradadır. Mali kurumlar, sigorta, taşınmaz mallara ait işler ve kurumlara yardımcı iş hizmetleri sektörü de yüzde 115,59 artış ile ikinci sırada iken, imalat sanayi sektörü yüzde 50,36 artış oranı ile beşinci sırada yer almaktadır. Diğer yandan tarım, ormancılık, avcılık ve balıkçılık ile madencilik ve taşocakçılığı sektörlerinin ciddi bir istihdam erozyonuna uğradıkları gözlenmektedir.

 

 

Sektörlerin bilgi yoğunluğu

İstihdam yapısının, bilgi ekonomisine geçiş sürecinden en çok etkilenen alanların başında geldiği ve 1980 sonrasında bilgi politikalarının hız kazanmasıyla birlikte özellikle hizmetler sektörünün istihdam oranında artış sağlanmıştır. Ancak istihdamın en yoğun biçimde arttığı sektörlerin, aynı zamanda bilgi yoğun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Sektörlerin bilgi yoğunluğunun ölçülmesi veri sıkıntısından dolayı kolay olmamaktadır. Bu bölümünde Türkiye’de 16 ana ticari sektörün bilgi yoğunlukları 2003 yılı için hesaplanmaya çalışılmıştır. Bilgi yoğunluklarının hesaplanmasında Lee ve Has’ın 1996 yılında uyguladıkları yöntem kullanılmıştır. Lee ve Has bilgi yoğunluklarını, AR&GE ve beşeri sermaye olarak iki içerik kullanarak ölçmüşlerdir. Her iki içerik de üçer değişken içermekte, sektörler altı değişkene göre sıralanmakta ve bilgi yoğun, orta bilgi yoğun ve az bilgi yoğun olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.

 

Araştırma geliştirme grubu, sektörlere göre AR&GE harcamaları, AR&GE personelinin toplam istihdama oranı ve profesyonel AR&GE personeli verilerinden oluşmaktadır. Beşeri sermaye grubu ise, yüksek öğrenimli işçilerin oranı, bilgili işçilerinin toplam istihdama oranı ve çalışan araştırmacı ve mühendislerin oranı olmak üzere üç değişkeni içermektedir. Bir sektörün bilgi yoğun sektörler arasında yer alması için en az iki AR&GE ve beşeri sermaye verisinin sıralamada üçte ikilik dilimde yer alması gerekmektedir. Aynı şekilde, az bilgi yoğun grupta yer alması için de en az iki AR&GE ve beşeri sermaye verisinin alttan üçte ikilik dilimde yer alması gerekmektedir. Geriye kalan sektörler ise orta bilgi yoğun olarak adlandırılmaktadır. 16 sektörün bu yönteme göre bilgi yoğunlukları Tablo 2’de verilmiştir.

 

Elde edilen sonuçlara göre, gelişmiş ülkelerin aksine Türkiye’de imalat sanayi alt sektörleri bilgi yoğun ya da orta bilgi yoğun sektör grubu içinde yer alırken, hizmet sektörleri orta bilgi yoğun ya da az bilgi yoğun sektör grubu içinde bulunmaktadır. Türkiye ile ilgili yapılan bu incelemenin en çarpıcı özelliği eğitim sektörünün düşük bilgi yoğun sektörler içinde yer almasıdır.

 

 

Beşeri sermayenin büyümeye katkı kanalları

İstihdamın en yoğun biçimde arttığı sektörlerin bilgi yoğunlukları tartışıldıktan sonra, bu bölümde de beşeri sermayenin ekonomik büyümeye katkı kanalları incelenmiştir. Beşeri sermayenin ekonomik büyümeye katkısı, temel olarak üç kanal aracılığı ile sağlanmaktadır. Bu kanallardan ilki, fiziksel sermayenin verimliliğinin arttırılmasıdır. Fiziksel sermaye insan tarafından üretilir ve üretim sürecinde bireylerin emeği ile daha etkin kullanılır. Beşeri sermaye kalitesi, fiziksel sermayenin daha verimli kullanılmasını sağlar ve yaratılan pozitif dışsallıklar ile ekonomik büyümeye katkıda bulunur. Beşeri sermayenin büyümeye katkıda bulunduğu ikinci kanal ise, beşeri sermayenin birikimi sürecinde istihdam olanaklarının yaratılmasıdır. Beşeri sermaye, işgücünün niceliksel ve niteliksel olarak artmasını sağlayarak istihdamı olumlu bir biçimde etkiler çünkü yüksek yetenekli işgücünün esnekliği de yüksektir. Bu durum yüksek kaliteli işgücünün daha kısa sürelerle işsiz kalmasını sağlar. Son olarak, beşeri sermaye, teknolojik gelişmeler ve yayılma etkisi ile ekonomik büyümeye katkıda bulunur. Ülkeler arasındaki gelir farklılıkların açıklanmasında, teknolojik gelişmenin önemi dikkate alındığında, teknoloji insan tarafından yaratıldığı için beşeri sermaye kalitesinin önemi de açıkça ortaya çıkmaktadır.

Bu bölümde, 1988-2003 dönemi için imalat sanayi, tarım ve hayvancılık, madencilik, enerji ve ulaştırma sektörlerinde beşeri sermayenin etkileri incelenmiştir. Cobb Douglas türü üretim fonksiyonuna beşeri sermaye dahil edilerek, bu sektörler için tahmin edilen üretim fonksiyonu  ve olarak tanımlanmıştır. Bu fonksiyonda , , , , , ,  ve  sırasıyla, o sektöre ait GSMH, fiziksel sermaye, beşeri sermaye, çalışan kişi sayısı, eğitim endeksi, fiziksel sermaye esnekliği, etkin işgücü esnekliği ve eğitim sabitini temsil etmektedir.  

 

Sektörler için ulaşılan bulgular şu şekilde özetlenebilir: İmalat sanayi ve enerji sektörlerinde, beşeri sermaye ile etkinleştirilmiş işgücünün, sektör üretimine etkileri anlamlı ve pozitiftir; ancak imalat sektörü ile kıyaslandığında enerji sektöründeki etki daha küçüktür. Bu sektörlerde etkin işgücü büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etki yaratmaktadır. Geriye kalan üç sektörde -tarım ve hayvancılık, madencilik, ulaştırma- beşeri sermaye ile etkinleştirilmiş işgücünün büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. Bu sektörlerdeki büyüme, içsel büyüme modellerinin öngördüğü biçimde açıklanamamaktadır. Bunun nedeni bu sektörlerdeki eğitim seviyesinin düşük olmasıdır. Eğitimdeki gelişmişlik sadece niceliksel değil, niteliksel özelliklere de bağlıdır. Enerji sektörünün, günümüzde giderek önem kazanmaya başlayan bir sektör olduğu düşünüldüğünde, bu sektörde insana yapılan her yatırımın büyümeyi pozitif etkileyeceği beklenmektedir.

 

Sonuç olarak; Türkiye’de sektörlere bilgi yoğunluğu tarafından bakıldığında, incelenen dönemlerde gelişmiş ülkelerdeki eğilimlerden çok farklı bir yapı içerdiği gözlenmektedir. Bilgi ekonomisine geçiş sürecinde hizmet sektörü istihdam oranında artış yaşansa da, Türkiye’de imalat sanayi halen önemini korumaktadır. İmalat sektörleri hizmet sektörlerine göre daha bilgi yoğun durumdadır. Beşeri sermaye tarafından bakıldığında, eğitim ve sağlık yatırımları bir bütünlük içerisinde beşeri sermayenin kalitesini arttırmaktadır. Türkiye ekonomisinde imalat sanayi sektörünün yeri değerlendirildiğinde ise, bu sektörde çalışanların eğitim seviyelerinin yükseltilmesinin ülke büyümesine önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

 

Kaynaklar:

Bilge Eriş, 2008, “Human Capital in Turkey within the Context of Endogenous Growth Models”, Unprinted MA Thesis, Istanbul.

Burcu Düzgün, 2008, “Knowledge Sector Dimension of Turkish Economy”, Unprinted MA Thesis, Istanbul.

 

Prof. Dr. AYSU İNSEL

Marmara Ün. İİBF İng. İktisat Böl.

ainsel@marmara.edu.tr

 

Vira Dergisi

 

 

 

Ekonomi Kategorisindeki Diğer Haberler
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN