ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Denize Tarifsiz Bir Sevgim Var
22 Mayıs 2010 / 11:07
Genç oyuncu Sinem Kobal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizi sizin beyaz ellerinize bırakıyoruz.

Beyaz mavidir denizin rengi. Çünkü beyaz kirlilikten uzaktır. İşte bu sebepten hem mavi, hem de beyazdır o enginlerin ıslak teni. Ona kara çalanlara inat, binlerce kirlilik savaşçısı vardır, başucunda nöbet tutan. Onca ısrara, onca hainliğe rağmen, solmayacak bu denizler. Bir fener gibi hep aydınlık, hep bembeyaz kalacak. Bizimle aynı görüşte olan genç ve ünlü oyuncu Sinem Kobal, kirlilik savaşçılarının daha çok artması için, çocukları ve genç nüfusu işaret ediyor. Ona göre eğer geleceğimiz dediğimiz bu nesli bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler yapılırsa, denizlerimiz kurtulabilir. Onun umudunun herkese ışık olmasını diliyoruz ve genç oyuncu Sinem Kobal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizi sizin beyaz ellerinize bırakıyoruz.

 

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Dört yaşında Yıldız Alper Bale Okulu’na başlayıp, bale eğitimime sekiz yıl devam ettim ve Royal Akademi’den diplomamı aldım. İSTEK Vakfı Özel Acıbadem Lisesi’ni 2001 yılında bitirdim. Ortaokulda öğrenci iken, okul basketbol takımıyla İstanbul birinciliği, sonra voleybol takımıyla ikincilik ve step birinciliği kazandım. Latin dansı ve Aikido sporuna devam ettim. Haldun Dormen’le Dadı dizisinde tanıştım ve tiyatro eğitimi almaya başladım. Müzikal ve tiyatro deneyimlerim oyunculuğumu geliştirmemde çok faydalı oldu. Şu an Beykent Üniversitesi Gösteri ve Sahne Sanatları Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Halen Meltem Cumbul’un ‘Eric Morris Metodu’ diye bilinen bir yöntemle oyunculuk dersi alarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Benim için öğrenmenin sonu yok.

 

Peki, sizi oyuncu olmaya iten neydi?

Bale yaparken, ilk sahneye çıktığım andan itibaren oyuncu olmaya karar verdim. 13 yaşında Dadı dizisine başladım ve Haldun Dormen’le tanıştım. Dizideki tüm oyuncuların katkısı çok büyük oldu bana, ciddiyetle işime önem vermeyi ve disiplini elden bırakmadan oyunculuğumu geliştirmeyi öğrendim.

 

Birçok sinema filminde rol aldınız. Sizce bu şans mı, yoksa yetenek mi?

Her iki faktör elbette önemli, ancak sadece şans olsaydı bu zamana gelemezdim. Sorumluluklarımın farkındayım ve işime önem veriyorum. Çok çalışıyorum, çünkü oyunculuk benim için gündemde kalmak ya da popüler olmak için bir araç değil. Eğitimimi tamamlayana kadar eteğimdeki taşları yavaş yavaş döküyorum.

 

Selena çocukların çok sevdiği bir dizi haline geldi. Çocuk hayranlarınızla buluştuğunuzda nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Çocukların sevgisi muhteşem, onlar asla unutmuyorlar. Ve benimle birlikte büyüyen bir hayran kitlem var. Çocuklar çok doğal tepkiler veriyor; içten ve samimi. Onların dünyasına erişebilmek bana çok büyük bir mutluluk veriyor. Çocukları çok seviyorum ve onlar da bunu anlıyor. Çünkü çocuklar yapay olanı ayırt edebiliyor.

 

En son “Romantik Komedi” adında bir sinema filminde oynadınız. Biraz filmden ve oynadığınız rolden bahseder misiniz?

Aslında senaryoyu okuduğumda yüzümde bir gülümseme vardı ve ben de kendimi iyi hissettim. Yaşam şartları çok ağır, insanlar pek çok sorunla stres altında koşturmakta. Biraz olsun insanları güldürüp, keyifli zaman geçirtmemize olanak sağlayacak bir senaryoydu. Sonuçta hangi koşulda olursa olsun, kadın ve erkeklerin yaşadığı hisler değişmiyor. Herkesi ortak noktada birleştiren yaşadığımız duygulardır ve senaryoda bu çok net bir şekilde veriliyor. Hem de sıcak ve samimi bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Filmde oynadığım Didem, çok neşeli bir karakter ve arkadaşlarına çok bağlı. Yaşadığı duygusal olaylar metropolitan şehirde insanların ilişkilerine de ayna tutuyor.

 

Şimdi denizlere geçelim. Denizi sever misiniz, deniz sizin için ne demektir?

Denize karşı büyük bir tutkum var. Deniz, yunus ve balinalar benim için çok anlam ifade eder. Tarifsiz bir sevgim var.

 

Sporla aranızın çok iyi olduğunu söylediniz. Peki, su sporlarıyla aranız nasıl?

Yüzmeyi çok seviyorum ve iyi bir yüzücüyüm, saatlerce yüzebilirim. Dalış kursları aldım ve aynı şekilde dalmayı da çok seviyorum. Ancak yoğun çalışma tempomdan vakit bulmak zor oluyor.

 

Denizlerimiz birçok nedenden dolayı her gün biraz daha fazla kirleniyor. Sizin görüşünüz nedir?

Denizlerimizde canlı yaşamının sayıca ve türce giderek azalması; kentsel, endüstriyel ve tarımsal atıklardan kaynaklanan deniz kirliliğinin artması, kıyısal yapılaşmanın büyümesi ve aşırı avlanmanın önemli sonucudur. Deniz kenarlarında kurulan yerleşim merkezlerinin altyapı eksikliği, kaçak yapılaşma ve atıkların denizlerimize boşaltılması su yaşamını her an kirletmeye devam ediyor. Yerel ve merkezi yönetimler yeterince çözüm üretemiyor diye düşünüyorum. Arıtma sistemlerinin geliştirilmesi ve çoğaltılması, ayrıca cezaların arttırılması ve uygulanması da önemli ki caydırıcı olsun. İnsanoğlu doğanın dengesini bozmaya devam ediyor, bu çok üzücü ne yazık ki.

 

Bir tekneniz olsun ister miydiniz?

İleride bir tekneye sahip olmayı istiyorum, çünkü tekne yaşamı başlıca bir kültür. Ancak henüz yeterince bilgim yok bu alanda. Profesyonel anlamda eğitim almayı çok isterim. Bunun için de, fırsat yaratacağım zamanlara bırakıyorum bu isteğimi.

 

Biz milletçe denize biraz uzağız. Sizce denizi sevdirmek ve deniz kültürünü yaygınlaştırmak için neler yapılmalı?

Aslında coğrafi olarak denizlere sahip bir ülke olmamıza rağmen, yeterince deniz kültürüne sahip bir millet değiliz. Çocukları ve genç nüfusu bu anlamda bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler ve okullarda bu alanda tanıtım ve bilgilendirme amaçlı oturumlar yapılmalı, geziler ve kurslar düzenlenmeli. Su yaşamdır ve geleceğimiz için çok önemli unsurdur. Kirlenen denizlerimizi korumalı, bu kirliliği engellemek için hem bireysel, hem de toplumsal olarak elimizden geleni yapmalıyız. Ayrıca gelecek nesillerimize su sporlarını ve denizi sevdirip, onların deniz kültürü edinmelerine yardımcı olmalıyız. Okullara yönelik faaliyetler aracılığıyla deniz kültürünü tanıtmak için kampanyalar, festivaller düzenlenebilir. Tıpkı sizin düzenlediğiniz Uluslararası Deniz Kültürü Festivali gibi. Bence böylesi etkinlikler daha sık yapılmalı.

 

Son olarak dergimizle ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Bence çok güzel bir dergi. Sanırım bu alanda fazla yayın yok. Daha çok kitlelere ulaşılmalı. Deniz kültürünün yaygınlaşmasına da vesile olduğunuzu görüyorum. Çok önemli konulara ışık tutup, denizler hakkında bilgi ve kültür sunmaya dikkat etmişsiniz. Herkese ulaşabilmenizi ve başarılarınızın devamını diliyorum. Benim için gerçekten çok keyifli bir röportaj oldu.

 

Vira Dergisi

Röportajlar Kategorisindeki Diğer Haberler
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN