




30 milyar doların üzerinde bir ciroya sahip olan ve global ekonomik krizde bile büyüyebilen bir sektörün düzenleyici kurumunda görev yapan Dr. Tayfun Acarer her fırsatta denize yakın olmaya çalışan ve denizi çok seven bir İstanbullu. Görevi nedeniyle şimdilerde Ankara’da bulunan Acarer, denizcilik sektörünün son yıllarda geliştiğini ve insanımızın da denize yöneldiğini vurguluyor. Denizlerde büyük fırsatlar olduğunu dile getiren Dr. Tayfun Acarer, hem kendi sektörü, hem de fırsat ve gelişim açısından çok benzettiği denizcilik sektörü ile ilgili düşüncelerini bizlerle paylaştı. Çevresinde denize olan tutkunluğu ile tanınan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr.
Öncelikle okuyucularımıza sizi tanıtmak istiyoruz…
İTÜ Elektronik ve Haberleşme Bölümü mezunuyum. Değişik kurumlarda mühendis ve yönetici olarak görev yaptım. Doktora eğitimimi tamamladığım tarihten itibaren yaklaşık 15 yıldır başta İTÜ ve İÜ olmak üzere, değişik üniversitelerde haberleşme GMDSS, Elektronik Sistemler ve Elektronik Seyir konularında dersler veriyorum. Bu dersler fiziksel olarak çok yorucu, ancak ders vermekten çok mutlu oluyorum. Ders vermenin özellikle düşünce hızının ve diyologların gelişiminde çok olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum. Bu arada gençlerimizin çok kabiliyetli ve hızlı düşündüklerini de özellikle belirtmek istiyorum.
Gerek PTT ve Türk Telekom’daki çalışma alanınız, gerekse doktora teziniz hangi alanlarda idi?
PTT ve Türk Telekom’daki çalışma alanım ile doktora tezim deniz haberleşme ve elektronik seyir sistemleri konusunda uzmanlaşmamda önemli rol oynadı. Bu süreç içinde, özellikle IMO’daki haberleşme, GMDSS ve seyir yardımcıları ile ilgili toplantılarda etkin şekilde görev aldım. Bu konularda yazılmış üç kitabım ve yurt içi ve yurtdışında yayınlanmış 40’dan fazla makalem bulunmaktadır.
Sizi denize olan sevgisiniz ile tanıyoruz. Sizce Türkiye denizden ciddi şekilde yararlanıyor mu?
Denizi çok seviyorum ve her fırsatta denize yakın olmaya çalışıyorum. Ben son yıllara kadar Türkiye’nin denizden çok ciddi şekilde yararlanamadığını düşünüyorum. Ülke olarak denize yönelmemiz son birkaç yıldır arttı ve bunun olumlu etkileri de hemen görülmeye başlandı. Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım ada şeklinde olan ülkemizde, denizlerde büyük fırsatlar var. Bunu iyi değerlendirdiğimiz takdirde ülkemizde birçok şey çok daha olumlu olarak gelişecektir. Bu konuda Sayın Ulaştırma Bakanının çok önemli katkılar sağladığını düşünüyorum.
Özellikle ilgili olduğunuz deniz haberleşmesi ve seyir yardımcısı sistemlerde son dönemlerdeki gelişmeler konusunda fikrininiz nedir?
Türkiye’nin, deniz haberleşme sistemlerinde pek çok ülkeden daha ileri sistemlere sahip olduğunu ve ülkenin bu konuda son dönemlerde çok ciddi şekilde etkinliğinin artığını iddialı bir şekilde söyleyebilirim. Özellikle sahil telsiz istasyonlarındaki sistemler ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’ın da katkılarıyla geliştirilen AIS ve LRIT sistemlerinde, Türkiye dünyada çok önemli bir konuma ulaştı. Ülkemizin dünyada bu sistemleri geliştiren ve kendi yazılımına sahip birkaç ülkeden biri olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye’nin; “Deniz Haberleşme ve Seyir Yardımcıları” ve “Arama Kurtarma Sistemleri”nde temin ettiği bu gelişmelerin olumlu etkileri bugünden görülmeye başlanmıştır. Bu gelişmelerin ilerleyen dönemde ülkemize çok daha fazla olumlu katkı temin edeceği görüşündeyim. Deniz ve denizcilik çok önemli bir gelir kaynağı ve istihdam aracıdır. Bu konuda son dönemlerde toplumsal bilinç gelişti, vatandaşlarımız artık denizlerimizi çok daha iyi koruyor ve kirlenmemesine daha fazla dikkat ediyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanısınız. Biraz da ülkemizdeki bilişim sektörü üzerine konuşabilir miyiz?
Bilgi Teknolojileri ve İletişim sektörünü de, deniz sektörü gibi Türkiye için bir fırsat olarak görüyorum ve kesinlikle çok iyi değerlendirilmesinin gerektiğine inanıyorum. Kısaca ICT dediğimiz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Sektörü son yedi yılda ciro olarak 2,5 kat, mobil abone olarak altı kat büyüdü. Geniş band abone sayısı 2003’de hiç yokken, bugün 7 milyonu aştı. Aynı hızlı artış bilgisayar sayısında ve bilgisayar kullanımında da yaşanıyor. Genç ve dinamik bir nufusa sahip olan Türkiye’de, vatandaşlarımız yeniliği ve yeni sistemleri çok çabuk benimsiyor. Buna en güzel örnek olarak da numara taşınabirliğini ve üçüncü nesil sistemleri örnek gösterebilirim. Numara taşıma uygulamasının başladığı 13 ay gibi kısa bir sürede numarasını başka operatöre taşıyan abone sayısı 11 milyona, hizmetin başladığı beş ayda üçüncü nesil abone sayısı altı milyona ulaşmış durumda. Bunlar, örneği başka ülkede görülmeyen gelişmelerden bir kaçıdır.
İnternet kullanımında da ciddi bir artış olduğunu duyuyoruz…
İnternet kullanıcı sayısı 40 milyona ulaştı. Özellikle son dönemler de yapılan düzenlemelerle işletmeciler, yeni tarife paketlerini sunmaya başladılar. Bu da kullanıcılara özellikle fiyat yönünden büyük avantajlar temin etti ve kullanıcılar bugün eskiye oranla çok daha fazla konuşmaktalar ve mesajlaşmaktalar. Biliyorsunuz, geçtiğimiz aylarda 10. Ulaştırma Şurası düzenlendi. Büyük emek harcanarak yapılan bu Şura’da da kamuoyuna duyurulan iletişim alanındaki bazı hedefleri hatırlatmak istiyorum size. İleri ülkeler arasında rekabet gücüne sahip olmamız için bunlar çok önemli hedefler. Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşümünün sağlanması, Bilişim (bilgi + iletişim) sektörünün 160 milyar dolara ulaşması ve bunun GSYH’deki payının yüzde 8’e çıkarılması başta olmak üzere, Ar-Ge harcamaları için ayrılan payın GSYH’nin yüzde 2.5’i seviyesine çıkarılması, yazılım sektörünün öncelikli alan olarak belirlenmesi ve toplam ihracatta yazılım sektörü payının yüzde 2’ye çıkarılması, geniş bant abone sayısının 2013’te 12 milyona 2023’te 30 milyona, kullanıcı sayısının 72 milyona ulaşması, bilgisayar sahipliğinin 30 milyona, bilgisayar okuryazarlığının yüzde 80’e ulaşması bu önemli hedefler arasında bulunuyor. Ayrıca, Uluslararası bilişim şirketlerinin Ar-Ge merkezlerinden en az birinin Türkiye’de bulunması, mobil terminal cihazları üretimi ve söz konusu cihaz ihracatı cirosunun ithalatı geçmesi ve Türkiye’nin Avrupa’nın çağrı merkezi üssü olması yine heyecan duyarak takip ettiğimiz konulardır. Ülke kaynaklarının verimli kullanılması için, geç kalınmadan yazılım sektöründe sertifikasyon ve standardizasyonun gerçekleştirilmesi için de çalışma başlattık. Sertifikasyon verecek laboratuarların faaliyete geçirilmesi de ülkemizin önemli hedeflerinden biridir.
Peki, bu sektör krizden etkilenen sektörler arasında mı?
Global ekonomik krize rağmen “Bilgi Teknolojileri ve İletişim” sektörü 2009 yılında büyümeye ve istihdam yaratmaya devam etti. Halen 358 adet lisanslı işletmeci mevcut. Bunların bir kısmı, yaptıkları uygulamalarla örnek teşkil eden bilişim alanında dünya çapında büyüklüğe sahip işletmelerdir. Türkiye’de 67 milyon civarında mobil abone var. Bu sayı birçok Avrupa ülkesinin nüfusunun bir kaç katıdır. Türkiye’nin coğrafi yapısının büyüklüğünü ve arazinin engebeli oluşunu da göz önüne alırsak, bizim ülkemizdeki mevcut haberleşme altyapısı, birçok ülkenin kapasitesinden çok daha fazladır. Elektronik Haberleşme Kanunu ile getirilen çok sevindirici bir husus da Ar-Ge’ye yapılacak destek konusunda somut bir adım atılması ile oldu. BTK gelirlerinin yüzde 20’si Ar-Ge’nin desteklenmesi için ayrıldı. 2009 yılında gerçekleştirdiğimiz 3G ihalesinde de işletmecilere yerli üretim yapan şirketlerden donanım ve yazılım tedarikinin yüzde 40’ını yapmaları koşulunu getirdik. Yine aynı ihale şartnamesine, bu işletmecilerin 500’er Ar-Ge personeli istihdamını koyduk. Bunu da sağlamaları için denetleme yapacağımızı bildirdik. Böylece çok önemli somut adımlar atılmış oldu. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü Türkiye’nin lokomotif sektörlerden biri haline geldi ve ilerleyen yıllarda bunun artarak süreceğini ümit ediyorum.
Son olarak dergimiz ile ilgili görüşlerinizi almak istiyoruz…
Vira Dergisi izlediğim kadarıyla tarafsız ve güncel yayınları ile denizcilik sektörünün nabzını çok iyi tutuyor. Türkiye açısından büyük önem taşıyan ve çok ciddi potansiyel ihtiva eden denizcilik sektörünün gelişiminde derginizin de tarafsız ve yapıcı yorumlarla büyük katkı temin edeceği görüşündeyim. Özellikle son dönemlerde, derginin önderliğinde yapılan birçok konferans ve aktivitenin denizcilik sektörüne çok olumlu katkı temin ettiğini ve bu etkinliklerin kesinlikle devam ettirilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.


















