




Papandreu anlaşmadan memnun
"Güvenlik ağı" olarak nitelenen 22 milyon euro büyüklüğündeki destek planına, Almanya'nın talep ettiği gibi IMF de katkıda bulanacak.
Ancak plan hemen değil, yine Berlin'in istediği gibi son çare olarak, yani Yunanistan'ın uluslararası piyasalardan borç bulamaması durumunda devreye girecek.
Zaten Yunanistan'ın da talep ettiği buydu.
Atina bir süredir AB'den para istemediklerini, sadece gerekmesi durumunda destek vereceklerinin ilan edilmesini talep ediyordu.
Başbakan Papandreu bu iradenin sergilenmesinin, piyasalara güven aşılayarak, ülkesinin daha düşük faizle borçlanmasına yardımcı olacağını vurguluyordu.
Yardımın mekanizması
22 milyar euro büyüklüğündeki yardımın üçte ikisi euro kullanan ülkelerden, geri kalanı ise IMF'den gelecek.
Euro ülkeleri Yunanistan'a tek tek kredi verecek, ancak bunu koordineli bir şekilde yapacak.
Kredilerin serbest bırakılması için "eurozone" ülkelerinin oy birliği gerekecek.
Ayrıca yardım Yunanistan'ın karşılaması beklenen sıkı koşullara bağlanıyor.
Herkes memnun
Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu kararı son derece tatminkar bulduğunu dile getirdi.
Avrupa Konseyi Başkanı Herman von Rompuy anlaşmanın sadece Yunanistan için değil, euro bölgesinin istikrarı için de önemli bir karar olduğunu vurguladı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, anlaşmaya varılmış olmasından büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet bunun "uygulanabilir" bir anlaşma olduğunu söyledi, ancak uygulanmasına gerek kalmayacağına emin olduğunu dile getirdi.
Anlaşmanın uygulanabilmesi için 27 üyeli Avrupa Birliği'nin de onayı gerekiyor.
Ancak birliğin ağır topları Almanya ve Fransa desteklediği için bu konuda bir pürüz yaşanması beklenmiyor.
IMF sahnede
Anlaşmanın en önemli unsurlarından biri IMF'nin de sürece dahil edilmesi.
Yunanistan Başbakanı "Avrupa'dan destek bulamazsak IMF'nin kapısını çalarız" dediğinde bu fikir Avrupa ülkelerinden büyük tepki görmüştü.
IMF'nin Avrupa içi bir meseleye dahil olmasının, Avrupa'nın güvenilirliğine gölge düşüreceği savunulmuştu.
Ancak Alman kamuoyunun "Yunanistan'ın hatalarının faturasını ödeme" konusundaki rahatsızlığı artınca, fikir bizzat Başbakan Angela Merkel tarafından savunulmaya başlandı.





















