ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
KOBİ'lerin katkısı artacak
16 Haziran 2009 / 16:46
Türk Savunma Sanayinde yerli katkı payının artırılmasına yönelik çalışmalar bütün hızıyla sürüyor. Önümüzdeki süreçte bu katkının daha da artırılması hedeflenmektedir. Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ile Türk Savunma Sanayini ve MİLGEM Projesi’nin Tü

Türk Savunma Sanayini dünya devleri arasına sokmayı hedefliyoruz. Öncelikle bu konudaki çalışmalardan bahseder misiniz?

Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonundan ve savunma sanayinin geliştirilmesinden sorumlu kurum olarak Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), TSK’nın sistem ihtiyaçlarının hemen tamamının tedarikinden sorumlu olarak görev yapmaktadır. SSM tarafından yürütülen projelerde; öncelikli alanlarda yurtiçi geliştirme modelleri tercih edilerek Savunma sanayimizin ürün portföyünün zenginleştirilmesi amaçlanmaktadır. Türk pazarı için geliştirmenin maliyet etkin olmadığı durumlarda ortak geliştirme veya konsorsiyumlara ortak olma yolu tercih edilmektedir. Yurtdışından tedarikin zorunlu olduğu durumlarda dahi, ortak üretim ve ofset yoluyla Türk sanayine iş imkanı sağlanmaktadır. İlgili tarafların katılımıyla halen hazırlıkları devam eden Sektör Stratejisi Dokümanı, Alt Sektör Stratejileri, Yan Sanayi Bütünleşme Prosedürü ve Ar-Ge Yol Haritası belgeleriyle sektörde yeni atılımlar sağlanacaktır. Bu çalışmalar sonucunda; sektörde tasarım kültürünün ve altyapısının geliştirilmesi amacıyla tüm sanayinin faydalanabileceği test merkezlerinin oluşturulması,

sektörün ilişkili yan sanayi ile bütünleştirilmesi, yeni Ar-Ge politikalarının ve bu kapsamda mükemmeliyet ağlarının oluşturulması, KOBİ’lere verilecek iş payının güvence altına alınması, ihracatın teşviki için yeni mekanizmaların oluşturulması, 2009 yılında TSK ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının yüzde 45, savunma ürün ve hizmet ihracatının 650 Milyon Dolar seviyesine gelmesi hedeflenmiştir.

 

SSM olarak yerli tasarım ve üretime ağırlık verme kararı aldınız. Denizcilik sektöründe bunu başarabilecek kapasiteye sahip miyiz?

Özellikle MİLGEM, Yeni Tip Karakol Botu, LCT gibi projeler ile denizcilik sektöründe yerli tasarım ve üretime ağırlık verilmesi, sektörde çok önemli kabiliyetlere sahip olunduğunun ve bu kazanımların TF2000 gibi gelecekteki projelerde de kullanılacağının bir göstergesidir.

Türk tersaneciliğinin içinde bulunduğu dönemdeki hızlı gelişimi ve artan dış talep sonucu; yerli gemi inşa yan sanayi de gerek üretim hacmi, gerekse ürün çeşitliliği açısından son yıllarda büyük gelişme göstermiş ve göstermektedir. Savunma Sanayi Müsteşarlığı olarak denizcilik alanında temel görevlerimiz; ülkemizin savunma ve güvenliğine ilişkin gemi, denizaltı ve bot ihtiyaçlarının zamanında ve maliyet etkin bir şekilde karşılanabilmesi, mevcut gemi inşa ile gemi inşa yan sanayimizin savunma ihtiyaçlarımıza cevap verecek şekilde geliştirilmesi, ihracat potansiyeline sahip, yüksek teknoloji ürünü denizaltı, bot ve savaş ve yardımcı gemileri yerli tasarımla inşa edebilecek kabiliyete ulaşabilmesine yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesidir. Son yıllarda özellikle askeri gemi inşa projelerinde bir yoğunluk yaşanmakta olup bunun sebebi; müsteşarlığın günümüze kadar başarı ile getirdiği projeler ve bu kapsamda güven kazanması, donanmamızın yaşlanması ve modernizasyonu, günün gelişen tehditlerine göre uyum sağlanması için yeni sualtı ve su üstü platformlarına ihtiyaç duyulması olarak açıklanabilir. Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının Müsteşarlığımıza duydukları güven daha önceki yıllarda diğer tedarik kurumlarınca ve/veya Kuvvetlerin kendileri tarafından yürütülen projelerin, artık ekseriyetle Müsteşarlığımıza tevdi edildiğini, bu kapsamda daha fazla askeri gemi inşa projelerinin Savunma Sanayimizin katılımına açılabildiği söylenebilir. Ayrıca Müsteşarlığımızın özel amaçlı deniz araçlarının tedarik edilmesinde ciddi bir tecrübe birikimi oluşturduğu, halen ülkemizdeki birçok kurum ve kuruluş tarafından da takdir edilmektedir. Gemi inşa sanayi; döviz ikame eden, yabancı sermayeyi davet eden, beraberinde yan sanayiyi sürükleyen, istihdam sağlayan, ülke savunması nedeniyle “stratejik önem” taşıyan bir ağır sanayi koludur. Müsteşarlık olarak hedeflerimiz; sistem/alt sistem bazında kendini kanıtlamış yurt içi çözümler üretilmesi, kazanılmış kabiliyetlerin devamlılığının tesisi, yatırım tekrarının önlenmesi, yurtiçi karşılanma oranının artırılması, KOBİ’lerin askeri gemi projelerine katılımının artırılması ve ELD maliyet ve zaman etkin çözümlerin sağlanmasıdır.

 

Sizce KOBİ’lerin savunma sanayine katkılarını artırmak için neler yapılmalı?

SSM olarak son dönemde uygulamaya aldığımız yurtiçi geliştirmeye dayalı proje modeli ve artan proje sayısı, yerli yüklenicilerimiz üzerinde kapsam, kalite, zaman ve maliyet kriterlerini dikkate alarak kaynaklarını en etkin şekilde organize etme ve yönetme baskısı oluşturmaktadır. Bu noktada evrensel olarak kabul görmüş proje yönetimi yaklaşımlarının benimsenmesinin büyük yarar sağlayacağını ümit etmekteyiz. Son yıllarda başlatılan ve yerli geliştirme-üretim öngörülen tüm ana sistem projelerinde ana müteahhitlerimiz olan savunma sanayi şirketlerimize, yan sanayi ile birlikte çalışma mecburiyeti getirilmiştir. Böylelikle, savunma sanayimizin bir büyüme trendinde olduğu bu dönemde, ana şirketlerimizin sağlıksız bir kapasite artırımı yerine, kritik teknolojilere ve sistem entegrasyonuna odaklanması temin edilmekte ve ülkemizin genel sanayi altyapısından istifade ile ihtisas alanlarında yan sanayi ile çalışması sağlanmaktadır. Esasen bu yaklaşım savunma sanayinde ileri ülkelerin tamamında bir politika olarak uzun yıllardır uygulanmaktadır. Savunma sanayinin üst düzey kalite gerekleri de, yan sanayimizin gelişimi için itici bir ivme oluşturmaktadır. Dinamik ve esnek yapılarıyla savunma sanayi tedarik zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturan KOBİ’lerin projelerde etkin görev alması; maliyetlerin düşmesine, gecikmelerin önüne geçilmesine, ana yüklenicilerimizde gereksiz kapasite oluşmamasına yardımcı olacaktır. KOBİ’lerin sadece ürün veya hizmet sağlayıcı olarak değil, aynı zamanda “yetenek” sağlayıcı olarak değerlendirilmesi, bu kuruluşların yenilikçi yapılarından azami ölçüde yararlanılmasını sağlayacaktır. KOBİ’ler gerektiğinde sivil sektöre yönelik çalışabildiklerinden savunma pazarındaki dalgalanmalardan da en az şekilde etkileneceklerdir.

 

Bu konuda özellikle üzerinde çalışılan plan ve programlar var mı?

Savunma Sanayine hizmet verme potansiyeli olan KOBİ’lerin Savunma Sanayinde faaliyet gösteren ana sanayiciler ile entegrasyonunun artırılarak, daha çok iş payı alabilmelerinin sağlanmasıyla yurtiçi katma değerin artırılması amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. 5018 Sayılı Kanun kapsamında, “SSM STRATEJİK PLANI 2007- 2011” uygulamaya konulmuştur. Stratejik planın önemli hedefleri arasında, “Savunma sanayinin özgün yurt içi çözümler sunabilecek ve uluslararası alanda rekabet edecek şekilde yapılanması” yer almaktadır. Savunma sanayi alanında ulusal kabiliyetlerin geliştirilmesi, uluslararası pazarda söz sahibi olmanın önemli koşullarından birini teşkil etmektedir. Yıllık 3.5 milyar dolar mertebesindeki savunma sistemi tedarik harcaması ile bir iç pazara sahip ülkemizde, genel olarak, savunma ihtiyaçlarının milli imkanlarla karşılanma oranı 2007 yılı sonu itibariyle yüzde 41,6 olarak belirlenmiştir. Bu oran Müsteşarlığımız stratejik planında 2010 yılı sonuna kadar savunma sistem ihtiyaçlarının yurtiçi karşılanma oranının ortalama yüzde 50’ye çıkarılması hedefine ulaşma inancımızı güçlendirmektedir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için KOBİ’lerimizin etkili olarak savunma projelerinde tedarik zincirinin önemli halkalarından biri olarak yer alması zarureti bulunmaktadır. Bunun yolu ise ana yüklenicilerimizin KOBİ’lere iş payı vermesinden geçmektedir. Bu nedenle, KOBİ’lere sektörel bazda verilecek iş payının belirlenerek, sözleşmeler kapsamında (daha yüksek oranda ve daha spesifik olarak) güvence altına alınması, Müsteşarlığımızın önemli çalışmaları arasındadır. KOBİ’lerimizin mevcut teknolojilerinin kullanım alanlarının, yeterlik durumlarının belirlenmesi, yeteneklerinin ulaşılması amaçlanan teknolojik düzey açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi için tüm tarafların işbirliği ve koordinasyonu elzemdir. Savunma Sanayinin gerektirdiği yüksek kalite ve teknoloji ile KOBİ’lerimizin yapılandırılması ve geliştirilmesi için, Savunma Sanayi Müsteşarlığı olarak mümkün olabilecek her türlü destek ve katkının yapılmasının gerektiğini değerlendirmekteyiz. Bu nedenle, sektörel strateji dokümanının hazırlanması çalışmaları, hedeflerimiz arasında yerini almıştır. Sonuç olarak, yerli sanayimizin alt yapısından azami ölçüde yararlanılması, ileri teknolojili yeni yatırımları yönlendirmek ve teşvik etmek, yabancı teknoloji ile işbirliği ve sermaye katkısı sağlamak, araştırma - geliştirme faaliyetlerini teşvik etmek suretiyle gerekli her türlü silah, araç ve gerecin mümkün olduğunca Türkiye’de üretiminin sağlanması arzu edilmektedir. Bu çerçevede, KOBİ’lerin bilgi teknolojisi alt yapısına süratle erişmeleri, sektöre adım atmalarını sağlayacak desteklerin sağlanması, öncelikle ilk aşamada mevcut imkan ve kabiliyetlerinin yeterli seviyeye erişmeye aday KOBİ’lerin belirlenen kriterlere göre tefrik edilmesi çalışmalarının yaygınlaştırılmasının ve KOBİ’lerimizin bu anlamda teşvik edilmelerinin çok elzem ve önemli olduğu değerlendirilmektedir.

 

MİLGEM Projesi’nin Türkiye için önemini bizimle paylaşır mısınız?

MİLGEM Projesi ile gemi dizaynı, tekne inşası ve sistem entegrasyonunda dışa bağımlılığın azaltılması, askeri tersaneler ile özel sektördeki gemi dizayn ve inşa imkan ve kabiliyetlerinin entegrasyonunun sağlanması ve platformun yanı sıra sistem ve alt sistemlerin millileştirilmesi hedeflenmektedir.  Bu anlamda proje sadece denizcilik sektörü için değil, yaratılan katma değer, istihdam ve edinilen kabiliyetler düşünüldüğünde bütün ülke ekonomisi için çok önemli bir yere sahiptir. Bu hedef doğrultusunda, projenin ilk gemisi olan “HEYBELİADA” için geminin tasarımı, inşası, sistem entegrasyonu, performans sorumluluğu ve bu faaliyetlere ilişkin takvim sorumluluğunun İstanbul Tersanesi Komutanlığı’na, dizayn ve inşa faaliyetleri için gerekli sistem, malzeme ve hizmetlerin tedarik sorumluluğunun ise Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na ait olduğu bir proje modeli oluşturulmuştur. Bu sözleşmeler kapsamında, geminin sonar sistemi, sualtı telefonu, gerçek zamanlı kızılötesi iz yönetim sistemi ve degaussing sistemine ilişkin tasarım, üretim, test ve entegrasyon faaliyetleri ile elektrik, elektronik ve elektromekanik malzemelerin EMI/EMC açısından gerekli modelleme, analiz, uygulama, test, ölçüm ve değerlendirmesi TÜBİTAK tarafından, gemideki tüm sensörlerden gelen bilgileri derleme, silahları tahsis etme ve hedef bilgilerini entegre link sistemi ile diğer platformlara aktarabilme/diğer platformlardan alma kabiliyetine sahip olan MİLGEM Savaş Yönetim Sistemi’ne yönelik tasarım, üretim, geliştirme ve entegrasyon faaliyetleri ise tamamen yerli imkanlarla ASELSAN-HAVELSAN İş Ortaklığı tarafından gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte halihazırda; gemi vasıtası, dümen makinesi, dümen takımı, manevra ve demir ırgatları, ana tablolar, dağıtım ve kontrol panoları, transformatörler, vanalar, tulumbalar, entegre platform kontrol ve izleme sistemi, kıç bot rampa ve kapak donanımı, helikopter hangar kapısı, dizel jeneratör setleri, gemi basınçlı hava sistemi ve balistik koruma levhaları başta olmak üzere dizayn ve inşa faaliyetleri için gerekli birçok sistem ve malzeme de yerli firmalarımız tarafından üretilmekte ve gemi elektrik sistemi dizayn hizmeti, 3-Boyutlu CAD ve CAM dizayn hizmeti, malzeme radar dalgalarını geçirgenlik/yansıtıcılık ölçüm hizmeti, hava emiş ve egzoz devreleri hesapları ve dizayn hizmeti, yapısal analiz ileri mühendislik hizmeti ve yapısal mukavemet ve titreşim lokal analizleri hizmetleri gibi birçok hizmetin yerli firmalarımızdan tedariki de devam etmektedir. Gelinen aşama itibariyle, “HEYBELİADA”da yerli malzeme ve hizmet kullanımı yüzde 59, projede ana ve alt yüklenici olarak görev alan yerli firmalarımızın sayısı ise 40’a ulaşmış olup, donatım ve entegrasyon faaliyetlerine paralel olarak bu sayının artması beklenmektedir. Askeri tersanelerimizdeki mevcut bilgi birikimi ve tecrübenin etkin bir şekilde değerlendirilmesinin yanı sıra yurt içinde uluslararası standartlarda alt sistem ve malzeme imalatının yapılması ve kritik sistemlerde milliliğin sağlanması açısından da öncü olan MİLGEM Projesi’nin başarıyla tamamlanmasını müteakip, farklı askeri gemi platformlarının dizaynına geçilerek, askeri gemi dizaynında edinilen kabiliyetin geliştirilmesi, dost ve müttefik ülkeler için modern platformların inşası ve ihracı yoluyla ülkemize katma değer kazandırılması mümkün olacaktır. Bu itibarla, MİLGEM Projesi’nin ilk gemisi “HEYBELİADA”nın denize inişi, askeri gemi dizayn ve inşası ile sistem ve alt sistem tasarım, üretim ve entegrasyonunda gelinen aşamanın vurgulanması açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Özellikle denizcilik sektöründe yerli katkı payının artırılması için ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Müsteşarlığımız bünyesinde Türk askeri gemi inşa sanayinin geliştirilmesine yönelik olarak yürütülen faaliyetler çerçevesinde; önümüzdeki 10-15 yıllık dönemdeki gemi/bot/denizaltı ihtiyaçları kapsamındaki sistem ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanması ve yurt dışına kaynak akışının azaltılması açısından büyük önem taşıyan askeri gemi inşa yan sanayinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında; Milli Savunma Bakanımız Sayın Vecdi Gönül ile birlikte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı temsilcileri de dahil olmak üzere, üst düzey askeri-sivil bürokratlar ve 300’ü aşkın firma temsilcisinin katılımı ile “Askeri Gemi Projelerine Sanayinin Entegrasyonu Endüstri Günü” düzenlenmiştir. İhtiyaç makamı, tedarik makamı, sanayi, üniversite ve araştırma kurumları arasındaki işbirliği ve koordinasyonun artırılması açısından uygun bir platform sağlayan Endüstri Günü’nde; Müsteşarlığımız projelerinde ana ve alt yüklenici olarak görev alan firmalarımızın kazanım, tecrübe, geleceğe yönelik planlama ve beklentileri katılımcılar ile paylaşılmış, donanmamızın ihtiyacı gemilerin dizaynının yerli olması, inşasının yurt içinde yapılması ve gemilerde yer alan kritik sistemler de dahil olmak üzere gemi inşa ve donatım malzemelerinin azami ölçüde yurt içinden karşılanmasına yönelik olarak gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek faaliyetler hakkında gemi inşa ve gemi inşa yan sanayi bilgilendirilmiş ve önümüzdeki 15-20 yıllık dönemde tedarik edilecek askeri gemiler de dikkate alınarak oluşturulan “Gemi Ürün Kırılımı” açıklanmıştır.

 

Son olarak savunma sanayinde geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk savunma sanayi 2000’li yıllarla birlikte önemli bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu yeni süreçte firmalarımız tasarım kültürünü oturtmaya ve özgün ürünler geliştirmeye yönlendirilmektedir. Halihazırda; savunma sanayi kuruluşlarımızın verimliliğinin düşük, rekabet gücünün zayıf olduğu söylenebilir, ancak oldukça genç bir sektör olan savunma sanayimizin başarısız olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu kapsamda üç alan kritik önem taşımaktadır. İlk olarak; ihracat, sektörün sürdürülebilirliği açısından hayati öneme haizdir. Ülkemizin yıllık modernizasyon harcaması 3,5 milyar dolar seviyesindedir. Bu rakamın çok daha ilerilere taşınması mümkün görülmemektedir. Bu rakam sektörün yurt içi finansmanının sınırlarını belirlemektedir. İhtiyaçların sürekli olmadığı da dikkate alındığında uluslararası pazara açılmak, firmalarımızın gelişimini sürdürmesi açısından bir zorunluluktur. İkinci önemli husus firmalarımızın üretmiş oldukları sistemlerin bakım ve onarımlarını yapmaları sürekli gelir kaynağı olması açısından kritiktir. Buradan hareketle askeri bakım onarım tesislerinin zamanla fabrika seviyesi bakım faaliyetlerini, sistemin üreticisi olan yurtiçi firmalara devretmesi halen kabul görmüş stratejilerdendir. Başarmamız gereken üçüncü nokta ise KOBİ’lerin sektöre entegrasyonunun sağlanması ile verimliliğin ve derinliğin artırılmasıdır.

 

Virahaber

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Röportajlar Kategorisindeki Diğer Haberler
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
200 yıllık tarihi gemi inşa ve bakım havuzlarının bulunduğu Haliç Tersanesi'nin, Osmanlı Denizcilik Tarihi'ni bütün yönleriyle yansıtan bir "Denizcilik Müzesi"'ne dönüştürülmesi gerektiği fikrine katılıyor musunuz?
1
E-BÜLTEN