




Boğaziçi Köprüsü'nden geçerken, ışıklandırma sistemini kurmak için en tepelere tırmanan çalışanları görmüşsünüzdür; zaten geçen hafta tüm yazılı basına haber olmuş, tehlikeli pozlar vermişlerdi. Kendilerine endüstriyel dağcı diyen bu metropol cambazlarını daha yakından tanımak, bu tehlikeli işe nasıl soyunduklarını öğrenmek üzere Tour-K Extreme Sports & Endüstriyel Dağcılık şirketinin kurucuları Melih Köse ve Kadir Sağlam ile buluştuk. Türkiye'nin her bölgesi için hizmet veren ekip, kimi zaman çok katlı plazalarda temizlik, bakım ya da onarım kimi zaman da köprülerde üzerinde ışık sistemleri, yenileme çalışmaları yapabiliyorlar. Karayollarının etrafına tel gerip, barajlara set ören, çeşitli yüksekliklere tabela asabilen, plazaların iletişim kablolarını döşeyenler yine onlar... Dağcılık, kaya tırmanışı, dalış ve yamaç paraşütünün yanı sıra Uzakdoğu sporlarıyla da ilgililer.
Melih Köse, Erzurum Atatürk Üniversitesi Fizik Bölümü, Kadir Sağlam ise Karadeniz Teknik Üniversitesi Beden Eğitimi'nden mezun. Üniversiteden bu yana doğa sporları alanında eğitim veren ikili, bir şirket kurmaya karar veriyor. Endüstri alanlarında ortaya çıkan ihtiyaçtan ötürü ulaşılamayan yerlerin temizliği gibi iş teklifleri almaları, kurdukları işin çerçevesini genişletmelerine vesile oluyor. Onların Türkiye'deki adı 'endüstriyel dağcı' olsa da uluslararası alanda bu işi yapanlara 'iple erişim teknisyeni' deniyor. Kendilerine gelen işler arasında bir gökdelenin cam temizliğinden tutun da cep telefonlarının vericilerinin onarımına, baraj kapaklarının değişmesine kadar farklı hizmetler olabiliyor. En bilindik örnekler ise Anadolu Ateşi grubunun sahne kurulumu ve Troya'nın sahne işleriyle uçma efekti sağlanması, Gülben Ergen'in konseri, sahne ve dekor işleri ve tabii ki Boğaziçi Köprüsü'nün ışıklandırılması...
Yüksekte olmak dondurma yemek kadar zevkli
İngilizler'in kurmuş olduğu IRATA isimli kuruma bağlı çalışmaları ise her türlü tehlikeyi sıfıra indiriyor. Çünkü kurum bünyesinde çok sıkı güvenlik eğitimi alıyorlar. 'Yüksekte yapılan işler tehlikeli gibi gözükse de güvenlik sağlandığında risk sıfıra iniyor' diyen Kadir Sağlam, kendi deyimiyle üniversite yıllarında sıradanlıkla dolu hayatına renk katmak için başlamış doğa sporlarına. Bu tutku öyle büyümüş ki, mesleği haline gelmiş. Bunge jumping, yamaç paraşütü, tekvando, karate, bisiklet, dağcılık, dalgıçlık, karada ve denizde can kurtarma gibi aklınıza ne gelirse yapıyor. Üstelik eğitimli olarak ve eğitmen olarak! Aynı zamanda sanayi dalgıcı olduğunu da eklemek gerekir. O kendisini masa başı işi yaparken düşünemiyor. Her gün bilgisayar başında zaman geçirmek asla ona göre değil.
'İple bağlasalar durmayacağım bir şey' derken bunun da karakterinden kaynaklandığını düşünüyor. Farklı yerlerde olmayı ve adrenalin yaşamayı sevdiği için yaptığı işi de şöyle tanımlıyor Sağlam; 'Hayattaki belki de en tehlikeli şeyleri yapıyoruz. Ama bu bir tutku. Ben yükseklerde çalışırken inanılmaz haz alıyorum. Kızlar çikolata yemeği sever ya benim için de yüksekte olmak dondurma yemek gibi. Bizim için yaşam bu. Ailemiz elbette endişeleniyor Ama doğal olarak artık alıştılar. Bir hafta boyunca gözümü aynı şehirde açarsam bir problem vardır. İnsan doğanın tadını bir defa aldığında apartmanların içine hapsolamıyor. Bana bugün bir villa mı çadırda yaşam mı deseler hiç düşünmeden çadırı seçerim.'
Sana dün Çamlıca'dan baktım aziz İstanbul!
Köprüye 10 kişilik bir ekip ile çıktıklarını söyleyen Melih Köse ise Uzakdoğu sporları, bisiklet, dağcılık, yamaç paraşütü, dağcılık konularında uzman. Köprüde çalışmanın, o manzaraya bakmanın muhteşem bir his olduğunu söylüyor.
Küçükken bisikletle Kaz Dağları'na çıktığını anlatan Köse, 'Bu bir yaşam biçimi. Dağcılık ile endüstriyel dağcılığı karıştıranlar oluyor oysa teknikleri çok farklı. Dağcı olabilirsiniz ama yükseklik korkunuz varsa köprüye çıkmanız hayati tehlike doğurabilir. Dolayısıyla ne yapıp ne yapamayacağınızı bilmeniz gerekir' diyor.
Boğaziçi Köprüsü'nde çalışmaya başlamadan önce fotoğraf ve video çekimi yapan ikili, daha sonra iki günlük bir seminer ile ekipteki diğer arkadaşlarını bilgilendirmişler. Hangi malzemeleri kullanmaları gerektiğini, nasıl çalışacaklarını belirlemişler. Bir ayda da köprüyü ışıklandırmışlar. Yaptıkları işte en önemli iki etkenin fiziksel güç ve ruh sağlığı olduğunu söyleyen Köse, 'Yaptığın işe uzaktan bakmak acayip bir mutluluk. Çamlıca'da çay içip gece köprüyü izlemek müthiş bir keyif' diyor.
Birlikte çalıştıkları ekip projeye göre değişiyor. Ama eğitim verdikleri kişileri de eklediklerinde sayıları 60'ı bulabiliyor. Ekip, beslenmesine dikkat ediyor. Tatillerini üç günden az yapmıyorlar! Çünkü bir gün dinlenildiğinde ikinci gün yorgun kalktıklarını söylüyorlar. Bu nedenle üç ya da dört gün içerisinde işe motivasyon, düzenli uyku, beslenme ile enerjilerini toparlamaları gerekiyor.
Türkiye'nin her yerinde çalışabilen ekip, sadece yağmurlu havalarda zorlanıyor.
Akşam



















