




Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım 10. Uluslararası Ulaştırma Şurası'nda hedeflerinin Türkiye’nin geleceği ve altyapısı adına önemli kararların alınması olduğunu söyledi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım basın mensuplarına verdiği iftar yemeğinde önemli açıklamalarda bulundu.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Anadolu Hisarı’ndaki sosyal tesislerinde verilen iftar yemeğine sektörel yayınların gösterdiği ilgiyi ulusal basının göstermemesi gözlerden kaçmadı.
Yemeğe Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Salih Orakçı, Prof. Dr. Metin Yerebakan, Müsteşar Habip Soluk, strateji başkanı Kenan Bozgey'in yanı sıra gazete ve internet medyasının temsilcileri katıldı.

Fikirler özgürce tartışılsın istiyoruz
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım iftar yemeğinden sonra yaptığı konuşmasında 10. Uluslararası Ulaştırma Şurası hakkında bilgeler verdi. Şuranın 27 Eylül–01 Ekim tarihleri arasında Sütlüce Kongre Merkezi’nde yapılacağını belirten Yıldırım, şuradan beklentilerinin cumhuriyetin yüzüncü kuruluş yıl dönümünde ulaşımda ve iletişimdeki Türkiye’nin vizyonunu belirlemek, 2023 yılının hedeflerini gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde enine boyuna görüşmek, çıkan sonuç itibariyle gereken projelerinin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. Akademisyenler, yabancı konuklar, sivil toplum örgütü temsilcileriyle birlikte çok geniş bir katılım hedeflediklerini belirten Bakan Yıldırım, şurada iletişim ve ulaşım ile ilgili her konunun özgürce tartışılmasını ve görüşülmesini istediklerini aktardı. Yıldırım, hedeflerinin görüşmeler sonrasında Türkiye’nin geleceği ve altyapısı adına bir sonuç üretilmesi olduğunu aktardı.
Bu yılların birikimidir
İstanbul’da yaşanan sel felaketinin üzücü olduğunu dile getiren Yıldırım, sel felaketinden hemen sonra sınırlı bilgilerle kısa bir değerlendirme yaptığını hatırlatarak, “Bu bir sonuçtur, bunu el birliği ile yaptık. Kamu yöneticilerinin ve vatandaşlarının burada taksiratı var. Bu birden bire olmuş bir şey de değil. Yılların birikimidir ve bu bölgeyle de sınırlı değildir. Gelecekte Türkiye’nin her bölgesinde böyle olaylar yaşayabiliriz. Bu, yaşadığımız coğrafyaya gösterdiğimiz saygının bir ölçüdür. Doğaya ne kadar saygı gösteriyorsak, doğa da bize o kadar müsemma gösteriyor. Aksi halde bize cevabını veriyor” dedi.

Bu olayları siyasi malzeme yapmamalıyız
İcra makamında olmanın çok zor olduğunu ifade eden Yıldırım, bu nedenle her şeyi konuşma şanslarının, şikayet etme şanslarının olmadığını belirterek, “Doğa olayları ön görülemeyen ve sonuçları da hemen ortaya çıkan bir iştir. Gelişmiş ülkelerde olmuyor diye konuşmalar duyuyoruz. Bu tip doğa olayları Almanya’da, Amerika’da oldu ve bunların hepsinin farklı nedenleri var. Bu olayların olması bizim kontrolümüzde değil. Ancak bu olaylardan sonra yaşananları siyasi malzeme yapmadan gerekli dersleri almamız lazım. Bu olaylardan üç beş gün sonra bu olayları unutursak, olmamış gibi davranırsak yine üzücü olaylarla karşılaşmamız kaçınılmaz olur” şeklinde konuştu.
Ağırlık merkezi demiryolları olacak
Konuşmasının ardından basın mensupları ve davetlilerin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım sorulan bir soru üzerine şurada ulaşımla ilgili öngörüleri, öncelikleri ve hedefleri belirlemek istediklerini aktardı. Bakanlık olarak yaptıkları projelerin değerlendirileceğini söyleyen Bakan Yıldırım, global bir maliyet hesabı yaptıklarını ancak bunun uygulanmaya yönelik bir maliyet olarak ele alınmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Bütün sektör artı bilişim sektörüyle beraber 200 milyar dolar civarında bir maliyet belirlediklerini söyleyen Yıldırım, kamu-özel sektör ortaklığı, yap-işlet-devret projeleri ve diğer alternatifler dahil olmak üzere planlama yaptıklarını dile getirdi. Bu yapı içerisinde şuranın ağırlık merkezinin demiryolları üzerine kurmayı düşündüklerini kaydeden Yıldırım, önerilerinin demiryolu ağırlıklı Türkiye olduğunu, 2023 vizyonu demiryolları altyapısının işletmeciliğinin, verimliliğinin, hizmet kalitesinin geliştirilmesini düşündüklerini belirtti ve bunun yanı sıra diğer sektörlerde gerekli projelerle önceliklerle konuşulup görüşüleceğinin altını çizdi. 2003 yılından önce demiryolları malzemelerinin büyük çoğunluğunun ithal edildiğine değine Yıldırım, bu malzemeler arasında raylarında olduğunu, ancak Karabük’te yapılması için teşvik verdiklerini ve bu teşvikle beraber yurtdışına da 70–80 milyon euroluk sipariş alındığını dile getirdi.

Demiryolu ağını geliştirmek için birçok projeye imza atıldığına değinen Yıldırım, General Elektrik ile Eskişehir Tülomsaş fabrikasının 20 yıllık bir sözleşmeye imza attığını ve bunun yeni nesil lokomotiflerin Eskişehir’de üretilmesine ön ayak olacağını ifade etti. Yıldırım ayrıca Avrupa, Balkanlar, Kuzey Avrupa, Rusya, Ukrayna, Kafkaslar ve Ortadoğu’da pazarlama sorumluluğunun da bu fabrikada olacağını belirtti.
“Demiryolu fabrikalarının Sivas’ta, Eskişehir’de, Sakarya’da olduğu ve bunların sadece tamir, bakım işlerini yaparlardı” diyen Yıldırım, yatırımlarla beraber hepsinin ihracat yapmaya başladığına değindi. Yapılan çalışmalarla birlikte 50–60 yıldır yenilenmeyen vagonların yenilendiğini vurgulayan Yıldırım, fiilen
Zorunlu olarak vazgeçtik
Körfez Köprüsü ile ilgili bir soru üzerine Ulaştırma Bakanlığı’nın da bu yolda demiryolunu kullanılmasının düşünüldüğünü söyleyen Yıldırım, firmalardan olumsuz görüşler geldiğini dile getirerek, “Köprünün 3 bin metre açıklığı var. Dünyada açıklığı en büyük ikinci köprü oluyor. Demiryolu ilavesinin teknik zorlukları olduğunu ve aynı zamanda da eğer demiryolu ilave edilecekse bunun hiçbir suretle yap-işlet-devret yapılmaması gibi görüşler geldi. Biz demiryolu kısmından safi nazar ettik. Zorunlu olarak vazgeçtik” şeklinde konuştu.
Aynı konseptle gitmeyeceğiz
Karadeniz sahil yolu ile ilgili bir soru üzerine de Bakan Yıldırım, “Bir siyasetçi olarak zor olduğunu biliyordum. Ancak bunu bir görev bildim. Çünkü doğanın bir bekâreti var. Bu kaybolduğu zaman işletme süresince yaptığınız yatırımı açık tutmak için kat ve kat fazlasını sarf etmeniz lazım,. Daha yolun başındayız. Bunun çok ciddi bir bedeli olacak. Ama proje vazgeçilemeyecek bir noktadaydı, bizde tamamladık. Sinop’tan sonrası tekrar değerlendiriliyor. Yani aynı konseptle gitmeyeceğiz. Olabildiğince güneye çekmeye gayret ediyoruz. Bunun çalışmalarını şuanda sürdürüyoruz” dedi.
Güneyin ve Kuzeyin birbiriyle buluşturulması gerekiyor
Türkiye’nin ulaşım ağına bakıldığında vadilerin doğudan batıya doğru oluştuğu, dolayısıyla ulaşım koridorlarının da doğu batı arasında geliştiğini ifade eden Ulaştırma Bakanı, “Türkiye’nin kuzeyi ve güneyinin birbiriyle buluşturulması gerektiğine vurgu yaptı. Yıldırım “Kuzey güney koridorlarını geliştirmediğimiz sürece bizim deniz taşımacılığını geliştirme şansımızda sınırlı olacaktır. Eğer sahil boyunca yol yaparsanız denizyolu taşımacılığının karayolu taşımacılıyla rekabet etme şansı asla ve asla mümkün değil. Çünkü aradaki hız farkında dolayı karayolu daha esnek, daha cazip olan bir yol haline geliyor. Karayolu stratejimiz de Türkiye’yi Kuzey-Güney istikametinde en az beş koridor olacak şekilde açmak” şeklinde ifade etti.

Ortak akıl her zaman mümkündür”
Sorulan bir soru üzerine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım “Üçüncü köprü Başbakanın, Ulaştırma Bakanının ve Belediye Başkanının helikopterle dolaşıp belirleyeceği güzergah ile sınırlı değil. Bunun evveliyatı 1993 yılına gidiyor. Devlet Planlama Teşkilatı bunu 1993 yılında yatırıma koymuştur. Bunun için 6 güzergahta çalışma yapılmış, değerlendirilmiş ve cazip olandan olmayana göre bir sıralama yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda öngörülen güzergahların helikopterle başbakana gösterilmek istenmiştir. Bu çalışmalar dahilinde başbakan bu geziyi yapacaktı. Bunu düzeltmekte fayda var. Ortak akıl her zaman mümkündür. Hiç kimse bu güzel İstanbul’un, ülkemizin güzel bölgelerinin yok olmasını istemez. İhtiyaçlar bir tarafta ve hassasiyetler bir tarafta ve bunların dengesinin iyi kurulması gerekiyor” şeklinde bir değerlendirmede bulundu.
Vatandaş istiyor, yapacağız
Siyasetçi yaklaşımını da eleştiren Bakan Yıldırım, siyasetçinin düşüncesinin “vatandaş istiyor, yapacağız” olduğuna söyleyerek, bunun geçerli olmadığını, vatandaşın dere yatağını imara açılmasını istediğini ve siyasetçinin de burayı imara açtığına savundu. Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti:
“Karar verici vatandaş bunu istiyor diye bunu yapamaz. Orada vatandaşa rağmen yapılmaması gerekiyor. Çevreyle ilgili hassasiyetlerimiz var. Bu hassasiyetlerin giderilebilecekse, tedbirleri alınacaksa ve trafikte İstanbul’un önemli bir sorunuysa burada çözüm üretmek tabiî ki uygulayıcıların görevidir. Uzmanlarıyla görüşerek, konuşarak, ortak akılla doğru olanı yapmak bizim görevimizdir”
Bu hafifletici neden olamaz
İstanbul’da yaşanan sel felaketi için hükümetin genel bir değerlendirme yapacağını ve bu konunun dikkatli bir şekilde ele alınacağını söyleyen Yıldırm, tır garajı ile ilgil yapılan açıklamalarda “Bu tırların kriz nedeniyle sigortaları yoktu. Ayrıca tırlardaki yüklerin bir kısmı da kayıt dışıydı” şeklindeki açıklamaları kastederek, “Şimdi böyle bir yaklaşımı bizim kabul etmemiz mümkün değil. Bu hiçbir zaman bir mazeret olamaz. Bir hafifletici neden olamaz. Mağduriyetin desteklenmesi haklı bir gerekçe olamaz. Bütün bunlara rağmen mevzuat neyi gerektiriyorsa değerlendirmemizi yapacağız. Devlet böyle günlerde vatandaşın yanında olacak ve gereken şeyler yapılacak” dedi.
Denizyolları için en önemli teşvikin kullanılan yakıttaki ÖTV’nin kaldırılması olduğunu hatırlatan Ulaştırma Bakanı, bunun kısa vadede faydasını Marmara Havzası’nda gördüklerini aktardı. Marmara’nın birçok bölgesinde denizyolu ile vasıta geçişlerini olduğunu altını çizen Yıldırım, araç taşımacığının 5 milyondan 8 milyona, yolcu taşımacılığının da 72 milyondan 108 milyona çıktığını söyledi.
Denizcilikte kimsenin mazereti kalmadı
“Evrensel Hizmet Kanunu” adında yeni bir kanun çıkardıklarını hatırlatan Bakan Yıldırım, bu kanunla birlikte bilişim projelerine ağırlık verildiğini söyleyerek, “Okullarda internet sınıfları, internet erişim bölgeleri yapıyoruz. Ama bu kanun içine bir madde koyduk ve bu madde ile birlikte ulaşımı sadece denizyolu ile yapılan adalara da Evrensel Hizmet desteği veriyoruz. Mesela Bozcaada ve Gökçeada’ya şuanda çalışan gemiler taşıdığı yolcu başına bizden destek alıyor. Eğer gemi alınması gerekiyorsa bu alımı Evrensel Hizmet fonundan ödüyoruz. Biz denizciliğin gelişmesi anlamında alınması gereken bütün önlemleri aldık, bundan sonra bütün iş artık müteşebbislerin. Denizcilerimiz şuanda ister yük ister yolcu taşımacılığı yapsınlar mutlaka para kazanırlar. Ama 2003–2008 yılları arasında denizcilik sektörü çok para kazandığı için, çok geliştiği için kimse bunu düşünmedi. Tersanecilik, yatçılık, uluslararası taşımacılık derken kimse yeni bir iş kurmayı aklına getirmedi. Kriz nedeniyle bunu şimdi düşünenler var. Denizciliğimizi olumsuz hale getiren diğer ulaşım yollarıyla ilgili yaşanan entegrasyon sorundur. 2007 yılı itibariyle ulaşımda bu entegrasyon belirli ölçüde sağladık Yani denizcilikte çok şey yapıldı ve kimsenin mazereti kalmadı”



Virahaber


















