• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 7 °C

Hal maziye benzer

YAŞAR ÖZER
İbn Haldun’un benzersiz eseri Mukaddime'de çok sıklıkla kullandığı bir sözdür: "Suyun suya benzediğinden çok hal maziye benzer."

Tunuslu düşünürü inceleyen Marksistler, "hal-mazi" tespiti ve buna benzer tespitlerden yola çıkarak Marx’ın diyalektik materyalizmi ile İbn Haldun’un felsefesi arasında bir bağ kurarlar. İki büyük devin; inandıkları şey, bulundukları coğrafya ve yaşadıkları zaman birbirinden çok farklı olsa da böyle bir bağın söz konusu olduğu birçok düşünür tarafından dile getirilmiştir. Kaldı ki İbn Haldun sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilmekte, Marx ise kendi felsefesini en başta iktisadi temeller üzerine kurmaktadır.

Peki, ne anlama gelir "Suyun suya benzemesinden çok halin maziye benzemesi"?

Yani "sözcüklerin yerine kaba kuvvet kullanılabilse de kelimeler kudretini hep koruyacaktır". Mondego yine yenilecektir Monte Kristo Kontu’na; çünkü kontun azminden ziyade geçmişidir Mondego'yu alt eden. Sonra "Büyük Umutlar"ı olan Philip'ler büyümeye devam edecektir sessiz sedasız. Philip'ler Estella'ları sevecek, Estella'lardan geçecek ve bu yolda yürürken kendilerini bulmaya devam edecektir; yine ve yeniden.

Unutmamak gerekir; tagallübü düstur edinenin akıbeti zahirdir. Masaya yumruk vurulabilir, sesler ayyuka çıkabilir ama son sözü yine kelime söyler, söylemiştir de... Olemp’e rağmen, Nemesis’e rağmen ve bütün mağrurlara inat.

Cemil Meriç'in kelimesi

Olemp ve Nemesis deyince, Cemil Meriç'i anmadan olmaz. Bu Ülke adlı eserinin "Kelime"yi anlattığı bölümünde şöyle diyordu büyük mütefekkir:

Bir adam meçhule tırmanıyordu. Sisyphe'e benziyordu uzaktan. Bir adam meçhule tırmanıyordu topraktan. Arkası uçurum, yanları duvar. Kaç sabah güneşle selamlaştılar, kaç akşam yıldızlar feneri oldu, bilmiyor.

Koro: Olemp’e yalnız gidilmez. Kervanla çıkılır yola. Bin çıkılır, bir varılır; bir çıkıp bir varılmaz. Olemp’e yalnız gidilmez.

Ve adam tırmanıyordu. Musa’nın gözünü kamaştıran nur, kavurdu gözbebeklerini.

Koro: Kayaya çaktılar Promete’yi, Homer’i karanlığa gömdüler, Tanrılara yaklaşan, Nemesis’in gazabına uğrar.

Nemesis, Nemesis! Yıldırımlar gibi ulu çınarlara musallat Tanrıça... Ben ne Olemp’in sırlarını faşeden yarı-Tanrıydım, ne erguvanlar içinde doğan bir prens. Ama mademki parmakların bana kadar uzandı, mademki beni de hışmına layık gördün, seni utandırmayacağım. Ya ölüm boğacak şarkılarımı, ya elimden aldığın dünyadan daha muhteşemini yaratacağım.

Ve meçhule tırmanan adam kelime oldu.

Zahir olan akıbet

İşte o yüzden iyi okumalı insan maziyi. Promete’yi kayaya çaktılar, Homer’i karanlığa gömdüler diye vazgeçmemeli tırmanmaktan; Cemil Meriç’in de dediği gibi. "Zahir olan akıbet"i öfkesiyle yaratmamak için hakim olmalı kudretine. Aklından çıkarmamalı; suyun 100 dereceye ulaştığında buhara dönüşüp biçim değiştirdiğini. Bu kural hiç değişmez çünkü; asla değişmeyen ve tarihe damga vuran bütün büyük kaideler gibi.

Mademki İbn Haldun'la başladık, onun gibi bitirelim: "Hakim ve kadir olan yalnızca Allah'tır." Onun dışındakiler ise zaman zaman mühim olsa da, su biçim değiştirdiği anda sadece teferruattır.
Bu yazı toplam 1208 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004-2017 Vira Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 555 994 95 75