1. YAZARLAR

  2. DOÇ. DR. UĞUR ÖZGÖKER

  3. Kıbrıs’ta Türk Kültürel Varlığı Ve Türk Kimliğinin Yaşatılması
DOÇ. DR. UĞUR ÖZGÖKER

DOÇ. DR. UĞUR ÖZGÖKER

Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs’ta Türk Kültürel Varlığı Ve Türk Kimliğinin Yaşatılması

A+A-
 Kıbrıs’ta Türk kültürünün varlığı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Doğu Türkistan (Sincan) veya Sibirya gibi bölgelerdeki gibi 3000 yıllık kadim ve köklü bir tarihe dayanmamaktadır. Türk varlığının Kıbrıs’a yerleşmesi ancak Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu padişah II. Selim (Sarı Selim) zamanında Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa’nın talimatıyla Lala Mustafa Paşa komutasındaki Türk birliklerince 1570’de Limasol’dan başlayan çıkartma ve 1571’de Gazi Mağusa’da tamamlanan kuşatma sonucu askeri zaferin kazanılması ile başlamıştır.

 

Yani Kıbrıs’taki Türk kültürü ve kimliği ancak 400 yıllık bir geçmişe sahiptir. Kıbrıs Türklerinin kökeni adayı fetheden Osmanlı ordusundan geri dönmeyip kalan 30 bin kadar Osmanlı askeri, Konya (Karaman), Taşeli, Kayseri, Beyşehir, Akşehir, Niğde, Aksaray, Ürgüp gibi İç Anadolu’dan adaya getirilip yerleştirilen Türk ailelerinden oluşmaktadır. Bir kısım Hıristiyan’da Müslüman olup Türkleşmişlerdir. Bu kadar yakın bir tarihe rağmen Kıbrıs fethedildikten sonra hızla Türkleşmiştir. Kıbrıs Evkaf İdaresi  (Vakıflar Genel Müdürlüğü) Osmanlı vakıflarının ve Türk mallarının kayıtlarını fevkalade iyi tutmuş, vakıflar sayesinde birçok cami, okul, sağlık ocağı, sosyal tesis, aşevi inşa edilip fakir Türklere ücretsiz veya çok ucuz barınma, beslenme, sağlık ve eğitim hizmetleri sunulmuştur. Çok yakın zamanda da Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Kıbrıs’ın en büyük camiini inşa etmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı Kıbrıs’ta Yunus Emre Kültür Merkezi’ni faaliyete geçirmiştir.

 

Tarih boyunca Kıbrıs adası bütün stratejik yolların kavşağında bulunduğu için birçok medeniyet tarafından işgal edilip, yönetilmiştir. O zaman Zerdüşt ya da Mecusi olan yani ateşe tapan Persler yani bugünkü Şii İranlarının ataları, sonra o zamanlar Pagan olan Romalılar, sonra Ortodoks Hıristiyan Bizanslılar, sonra Sünni Müslüman Araplar, sonra Haçlı seferlerine katılıp Kudüs’ü fethetmeye giden İngiliz Haçlı orduları, koyu Katolik Tapınak Şövalyeleri, Fransız kökenli Latin Katolik Lüzinyanlılar, İtalyan kökenli Latin Katolik Venedikliler, 1571’ den itibaren Sünni Müslüman Türkler, 93 Harbinden sonra (1878) Anglo-Saxon Protestan (Angilikan) İngilizler adaya hakim olup kendi din/mezhep, dil ve diğer kültürel değerlerini yerleştirmişlerdir. 1960 yılında Türk ve Rumların ortaklığında bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş, kağıt üzerinde kalan ve uygulanmayan anayasaya göre Türklerin, Rumların ve İngilizlerin dini ve kültürel özelliklerinin korunacağı ve yaşatılacağı ifade edilmesine rağmen Kıbrıslı Rumlar 1963 yılında Kıbrıs anayasası ve uluslararası garanti ve ittifak anlaşmalarının Türklere verdiği hakları tanımayacaklarını bildirerek Türkleri katletmeye başlamışlardır. Bunun üzerine Kıbrıslı Türkler 1964’te Otonom Türk Yönetimi, 1975’ te KTFD (Kıbrıs Türk Federe Devleti) ve 1983’te KKTC’yi (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) kurarak kendi can ve mallarını Rumlardan korumuşlar, özgürce İslamiyet inancına göre ibadetlerini yapmaya, Türkçe eğitim yapmaya ve Türk kimliğini adanın kuzeyinde yerleştirmeye ve yaşatmaya devam etmişlerdir.

 

Adaya ikinci bir Türk nüfus göçü 1974 Kıbrıs Barış Harekatından sonra olmuş, başta Hatay olmak üzere, Adana, Kahraman Maraş, Trabzon gibi vilayetlerden 1975’te adaya 45 bin kadar Türk yerleştirilmiştir. Ancak uzun süreler değişik kültürlerle birlikte yaşayan ve değişik kültürel değerlerden etkilenen eski Kıbrıslı Türklerle yeni Kıbrıslı Türkler arasında kültürel çatışmalar yaşanmış, yerleşik Kıbrıslı Türkler Anadolu’dan yeni gelen göçmenleri gayrı medeni bularak “Karasakal” diye hakaretvari bir ifadeyle adlandırmaya başlamışlar, Türkiye’den sonradan göçmen gidenler ise Kıbrıslı Türkleri tembel, Türkiye’nin beslemesi ve asalak olarak adlandırmaya başlamışlardır. Bu ayrımcılığa ve kültürel farklılıklara derhal bir son verilmelidir.

Günümüzde Kıbrıs’ta yaşayan etnik grupları şöyle sınıflayabiliriz:

Rum Ortodoks Hıristiyan

Türk Sünni Müslüman

Ermeni Ortodoks ( Gregoryen ) Hıristiyan

Ermeni Katolik  ( Kilikya Ermenisi /  Tarsus- Mersin –Adana ) Hıristiyan

Marunit yani Arap Katolik Hıristiyan.

İngiliz Protestan/Anglikan Hıristiyanlar.

 

Rum, Ermeni ve Marunitler Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde adanın güneyinde; Türk ve bir kısım İngilizler KKTC’de adanın kuzeyinde yaşamaktadırlar. KKTC’ de ayrıca Marunitlerin toplu yaşadıkları bir köyü, Dip Karpaz’ da da Rumların yaşadığı bir Rum köyü vardır. Diğer İngilizler Agratur ve Dikelya adlarındaki egemen İngiliz Üslerinde mukimdirler. Bir de hem Rum hem Türk toplumunun ortak olarak birlikte yaşadığı adanın ortasında Pile köyü bulunmaktadır.

 

Rum Ortodoks toplumunda din ve din adamlarının yani Rum Ortodoks Kilisesinin siyasetteki rolü çok önemliyken, Türk toplumunda maalesef Müslümanlığın kültürel değer oluşumunda ve uluslararası ilişkilerde rolü yok denecek kadar azdır. Rumlarda din o kadar önemlidir ki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk ve bize göre son Cumhurbaşkanı Makarios hem Cumhurbaşkanı olarak siyasi lider, hem de Rum Ortodoks Kilisesinin Başpiskopos’u olarak dini lider kimliğini birlikte sürdürmüştü.

 

KKTC’yi maalesef Türkiye haricinde hiçbir Türk Cumhuriyeti ve Müslüman ülke tanımadığı için uluslararası izolasyonlar altında ezilen Kıbrıslı Türkler uluslararası arenada tanınmayan devletlerinin getirdiği dezavantajlardan kurtulmak ve AB üyeliğinin getireceği ekonomik avantajlarndan yararlanmak için; Kıbrıslı Rumlar’ da KKTC’de kalan mülklerini ve KKTC’nin Maraş ve Güzelyurt gibi bir kısım değerli topraklarını geri almak amacıyla Kıbrıs adasında mevcut iki bağımsız devleti birleştirmek için toplumlararası görüşmeleri sürdürmektedirler. GKRY uluslararası platformda Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındığı ve AB’nin tam üyesi olduğu için iki toplum arasında oluşturulacak yeni Federal Kıbrıs Cumhuriyeti de AB üyesi olacaktır. Zaten halen adanın tamamı AB toprağı sayılırken, adanın kuzeyinde yani KKTC’de AB Müktesebatı askıya alınmış durumdadır. Birleşmeden sonra KKTC’de de AB müktesebatı uygulanacağı için serbest dolaşım ve yerleşme prensibi gereği birçok Yunanlı ve AB üyesi Hıristiyan adanın kuzeyine yerleşebilecek, bugün Kıbrıs ile Türkiye arasında sadece TC ve KKTC kimlik kartı ile Kıbrıslı ve Türkiyeli Türkler serbest dolaşabilirken anlaşmadan sonra Türkler adaya sadece Şengen vizesi ile gidebileceklerdir.  Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumu arasında kültürel, siyasi, ekonomik ve ticari ilişkiler kopma noktasına gelecektir. Hele 1975’ten sonra adaya yerleşen Türklerin Türkiye’ye geri gönderilmesi ile Kıbrıs’taki Türk nüfusu tamamen azınlık durumuna düşecektir. Eğer Türkiye AB’ ye tam üye olmadan Birleşik veya Federal Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur ve yeni anayasaya serbest dolaşımı kısıtlamayla ilgili özel kısıtlayıcı hükümler (Delegasyonlar) konulmazsa 100 sene önce Girit’te olduğu gibi 10-15 sene içinde Kıbrıs’ta Türk ve Müslüman kimliği yok olur. Türk tarafı adına Müzakereleri yürütenlerin bu konuya çok dikkat etmeleri ve kesinlikle taviz vermemeleri gerekmektedir.

 

Doç. Dr. Uğur ÖZGÖKER www.ugurozgoker.com

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

KIBRIS KÜLTÜR VE EĞİTİM DERNEĞİ Genel Başkanı

TÜRK-KUZEY KIBRIS TÜRK TİCARET ODASI Kurucu Başkanı

KIBRIS AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ Mütevelli Heyet Üyesi

Bu yazı toplam 1588 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.