• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C

Kişi başı milli gelir tam olarak bir iktisadi refah göstergesi değildir

HARUN ŞİŞMANYAZICI

“Akrabaların göçler ile şehre gelmesi ile ‘Bu görünmeyen kırsal kesim refah katkısı’ şehirde yaşayanlar için azalmakta, sosyal sıkıntıların törpüleyicisi olan bu sosyal dayanışma sistemi giderek ülkemizde önemini kaybetmektedir. Oysa bu ulusal refaha katkısı bakımından çok önemli bir olgu olup, sadece bizim gibi aile yapıları güçlü ülkelerde görülmektedir”.

I-GİRİŞ

Bilindiği üzere aşağıda tanımı yapılacak olan “Kişi Başı Milli Gelir” ülkelerin iktisadi refahlarının mukayesesi bakımından bir kriter olarak kullanılmaktadır. Ancak bu sağlıklı bir kriter değildir. Tıpkı ekonomik büyüme rakamlarının bir ülkenin gelişmişliğini ortaya koyamayacağı gibi, kişi başı milli gelir de bir iktisadi refah göstergesi olamaz. Yılda %12 büyüyen ve büyümesi çok hızlı olan bir ekonomi aynı zamanda gelişiyor demek değildir. Büyüme kantite, elişme ise kalite ile alakalı bir husustur. İktisaden büyüme en basit tanımı ile bir ülkenin vatandaşlarının bir yıl içerisinde ürettikleri mal ve hizmetlerin toplam parasal değerindeki artışı ifade eder. Gelişme ise, bunun nasıl bölüşüldüğü ve toplumun sahip olduğu haklar, yaşam kalitesi ve niteliğindeki olumlu değişim ile ilgilidir. Burada adil bir bölüşüm var mıdır, hukukun üstünlüğü ne düzeydedir, toplumunun sağlık düzeyi ve sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanı ve bunun kalitesi ne durumdadır? İnsan hakları ve demokrasi açısından durum nedir? Fikir özgürlüğü, eğitimin kalitesi ve düzeyi, kültürel ve sanatsal faaliyetler, şehircilik anlayışı, geçmişin kültürel değerlerine, arkeolojik eserlere atfedilen önem, araştırma ve gelişme açısından ve çevre hassasiyeti bakımından durum nedir? Fırsat eşitliği ne düzeydedir? Tüm bu hususlardaki iyileşme ve ilerleme bir ülkenin gelişmişliğini ortaya koyar. Gelişme olmadan sadece büyümek ve bu büyüyen iktisadi değerin kağıt üstünde nüfusa bölünmesi, bulunan milli gelir o ülkede hakça ve adil bir bölüşüm yoksa, büyüme doğayı ve şehirlerin kültürel ve tarihi dokusunu yok etme pahasına yapılıyorsa ya da toplumun sağlığını tehdit ederek, yaşam kalitesini düşürerek gerçekleşiyorsa bir anlam ifade etmeyecektir.

Gelişme tanımı ve önemi “Toplum İçin Önemli Olan İktisadi Büyümeden Ziyade Gelişmedir” başlıklı yazımda 2011 yılında aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir.

“Hocam Prof. Dr. Erdoğan Alkin, ‘Kalkınma İçin Yalnızca Ekonomik Büyüme Yetmez’ adlı yazısında; yerleşik kurumların yardımı ve katkısı olmadan sırf ‘Milli Geliri’ artırarak kalkınmanın mümkün olmayacağını belirtmekte ve  Uzak Doğu’da başarılı büyüme performansı gösteren ülkelere kalkınmış demenin mümkün olmayacağını ileri sürmektedir. Alkin; Güney Kore, Çin ve hatta bir ölçüde Japonya’nın parlak ekonomi başarılarına rağmen bilinen anlamı ile kalkınmış sayılamayacaklarını iddia etmekte ve meseleye farklı bir yönden yaklaşarak bu ülkelerin önemli demokrasi, insan hakları ve kültür sorunlarının olduğunu vurgulamaktadır.

Bir anlamda gelişme ile aynı anlama gelmek üzere kullanılan kalkınma; bir ekonomide halkın değer yargıları, dünya görüşü, tüketim ve davranış kalıplarında, üretim modellerinde değişmeleri içeren toplumsal ve kurumsal dönüşüme yol açan büyüme olarak tanımlanmaktadır. Günümüz iktisatçılarının tanımlamalarına göre en basit ifadesi ile gelişme; bir ülke ya da bölge halkının iktisadi refahındaki ve yaşam koşullarındaki iyileşme ve refah seviyesindeki artıştır. Bazı gelişmiş ülkelerin gelişme sorunu yoktur, onların sorunu büyümedir. Bazı gelişme yolundaki ülkelerin sorunu ise, büyümeden ziyade gelişmedir. Ancak büyüme olmadan gelişme olmazken, gelişme olmadan büyüme olabilmektedir. Fakat bu hususta tam bir ittifak yoktur. Büyüme kişi başı gelir ya da GSYİH’daki dönemsel artıştır. Bir ülkenin mal ve hizmet üretimindeki ve kişi başı gelirindeki sürdürülebilir artmadır. Gelişme ise bir ülke halkının sosyo-ekonomik yapısındaki olumlu değişmedir. GNP (Gayrisafi Ulusal gelir) içinde tarımın payının azalması, sanayinin payının artması, tarımda çalışan iş gücünün sanayide ya da hizmet sektöründe çalışanlar lehine azalması, bankacılık ve hizmet sektöründeki gelişmelerdir.

Hint ekonomist Amartye Kumar Sen; gelişmeyi yoksulluğun, sistematik sosyal adaletsizliğin ve dengesizliğin, hükümetlerin bastırıcı engelleyici ve toleranssız davranışlarındaki azalma olarak tanımlar. Toplumun yaşam şartlarında bir iyileşme varsa gelişmeden söz edebiliriz. Yaşam şartlarında iyileşme ise, refah düzeylerinde artma, sağlık, eğitim imkanlarında gelişme, çevre koşulları, sosyal adalet ve özgürlüklerdeki iyileşmedir. Fridman’a göre ise gelişme; yeniliklere bağlı yapısal değişmedir. Büyüme bir sistemin yapısında değişme olmadan bir veya daha fazla ölçüde genişlemedir. Gelişme ise, sosyal sistemde değişikliklere neden olan yenilikçi ilerlemedir.

Prof. Dudley; gelişmeyi büyüyen bir ekonomide yoksulluğun, ekonomik ve sosyal eşitsizliğin, işsizliğin azalması olarak tanımlamaktadır. Prof. Michael Todaro ise; gelişmeyi ekonomik ve sosyal tercihlerin genişletilmesi ve korkuların azaltılması, yoksulluğun azalması, kaynakların adil dağılımı ile yaşam standartlarının yükseltilmesi, bireyin kendi kendine olan güven ve saygısının artması, sağlık imkanlarının geliştirilmesi olarak belirlemektedir.

(Economics for Development)

Yukarıda, büyümenin tek başına gelişme olmaksızın gerçekleştirilmesinin bir anlam ifade etmediği vurgulanmıştır. Aynı şekilde kişi başı milli gelir de, refah mukayesesi bakımından tam olarak bir anlam ifade etmediği gibi, bunun doğru hesaplanması da her zaman mümkün olmamaktadır. Kaldı ki; hem manipüle edilebilmekte, hem de farklı hesaplama yöntemleri ile farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu yazımızda tüm bu hususlar çok fazla detaya girmeden açıklanmaya çalışılmıştır.

Not: Makale dört bölümden oluşmaktadır.

Bu yazı toplam 800 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004-2017 Vira Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 555 994 95 75