• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C

Son 2 aydaki iç ve dış politikada köklü değişimlerin sonuçları

DOÇ. DR. UĞUR ÖZGÖKER

Uluslararası İlişkiler Profesörü ve teorisyen gelenekten gelen;  “Stratejik Derinlik” kuramının kurucusu Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU’ nun Başbakanlıktan ayrılıp, yerine icraatçı gelenekten gelen, Belediyeci, “Üst Düzey” özel sektör yöneticisi, işadamı ve Cumhuriyet tarihinin gelmiş-geçmiş en başarılı Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM’ ın Başbakan olmasıyla Türk Dış Politikasında ( TDP ) uluslararası konjonktürün de etkisiyle çok ani bir değişim yaşanmıştır.  2016 Mayıs-Haziran aylarında iç ve dış politikada yaşanan bu köklü, temelden değişikliklere satır başları ile değinmekte fayda görüyorum.

İç Politikada, daha 6 ay önce yapılan Genel Seçimlerde % 49,5 oy olarak çok büyük bir siyasi zafer kazanan Ahmet DAVUTOĞLU Hoca 6 ay sonra Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından görevden alınarak, yerine Binali YILDIRIM Başbakanlığa atanmıştır. Daha sonra uzun senelerdir sürekli tartışma ve demagoji konusu yapılan “Milletvekillerinin Dokunulmazlıkları” kaldırılmış ve başta HDP’ li milletvekilleri olmak üzere bazı milletvekilleri Cumhuriyet Savcıları tarafından ifade vermeye davet edilmişlerdir. Son olarak TBMM İç Tüzüğü değiştirilip muhalefetin susturulması çalışmaları başlatılmış ve Cumhurbaşkanı tarafından ülkemizde sığınmacı olarak bulunan 3 milyon Suriyeli’ ye vatandaşlık verilmesi önerisinin Temmuz başında ortaya atılmasıyla Türk iç politikası büyük bir kaos içine girmiştir. MHP lideri Devlet Bahçeli hemen hemen hiçbir partili ve ülkücü tarafından sevilmemesine ve istenmemesine rağmen bazı gizli servislerin örtülü, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve AKP’ nin ise açık desteği ile gerçekleşen bir “dizi” hukuk hilesi sayesinde yapıştığı koltuğunu bırakmamaktadır. Böylece yapılan anketlerde MHP’ nin oy yüzdesi % 4 lerin altına düşmüştür. MHP’ nin zoraki lideri; hasta, yaşlı ve muhakeme yeteneğini neredeyse tamamen kaybetmiş gibi gözüken Dr. Devlet Bahçeli;  ajan olarak görev yaptığı  “gizli servisler” tarafından kendisine verilen vazife ve misyonun gereğini bilhakkın yerine getirmekte ve daha önce Ülkü Ocaklarını bitirdiği gibi şimdi de MHP’ yi önce ilk seçimde baraj altında bırakacak sonra da tamamen kapatacak bir siyaseti “başarıyla” (!!!!!!!!) yürütmektedir. Bu durum ise hem etkili bir muhalefetin bulunmaması ve hem de vatandaşlığa alınacak 3 milyon Suriyeli’ nin oy kullanabilmeleriyle iktidar partisinin elini kuvvetlendirerek önce Anayasanın değiştirilmesini ve Başkanlık Sistemine geçişi sonra da izleyen en az 3 genel seçimden 450’ ye yakın milletvekiliyle tek başına iktidar olarak çıkmasını sağlayacaktır.

Bu 2 aylık dönemde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politikada ise hem TDP hem de Dünyada çok daha keskin dönüşler; köklü ve kalıcı yapısal değişimler ve paradigma değişiklikleri olmuştur. TDP’ da Uluslararası konjonktürde Kıbrıs Barış Harekatının yapıldığı 1974’ den beri yaklaşık 40 senedir TDP’ nı kilitleyen “Kıbrıs Sorunu” konusunda Türkiye’yi sıkıştıracak; hareket kabiliyetini daha da daraltacak bir gelişme olmuştur. Mayıs ayında GKRY’ de yapılan milletvekili genel seçimlerinde aşırı sağın yükselmesi; ırkçı ve Türk düşmanı parti olan Yunanistan’ daki ırkçı Altın şafak partisinin Kıbrıs kolu olarak kurulmuş olan ELAM’ ın siyasi tarihinde ilk kez  % 3,6 olan seçim barajını % 3,7 ile aşarak GKRY Parlamentosuna 2 milletvekili sokmayı başarmasıyla sonuçlanmıştır. Ayrıca seçimlerde Kıbrıs’ lı Türklerle anlaşma yanlısı Liberal DİSİ ve Sosyalist-Komünist AKEL gibi siyasi partiler oy kaybederken, anlaşma karşıtı partilerin oyları artmıştır.  40 senedir TDP’ nın bir numaralı sorunu olan Kıbrıs meselesinde bu olumsuz gelişme yaşanırken;   1973 de ABD’ nin California Eyaletinde Los Angeles Başkonsolosumuzun ve Muavinin bir ermeni teröristçe öldürülmesiyle başlayan ve 40 seneyi aşan bir süredir TDP’ nın diğer en önemli sorunlarından biri haline gelen “Ermeni Meselesi” nde de yine Türkiye aleyhine bir gelişme olmuştur.    Federal Almanya Meclisi Haziran ayı başında Ermeni soykırımı tasarısını da neredeyse oy birliği ile kabul etmiştir. Birer hafta arayla ard arda cereyan eden bu iki olayı birlikte değerlendirirsek Türk Dış Politikasının gittikçe köşeye sıkıştırılmaya başladığını mütalaa ediyoruz. Yine Haziran ayında AB Komisyonu Başkanının Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde 1 Temmuz 2016 da başlaması gereken “Vize Muafiyeti” ve Türk vatandaşlarının “AB’ de Serbest Dolaşımı”’ nın, Türkiye’ nin diğer kriterleri yerine getirmeden başlamayacağı yönündeki beyanı ve buna karşılık Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın vize muafiyeti AB tarafından uygulamaya konulmazsa Geri Kabul Anlaşması’nın TBMM’ den geçemeyeceği resti, bu resti de AB’ nin görerek geri adım atmaması üzerine Türkiye’ nin AB ile GB (Gümrük Birliği) dahil bütün ilişkileri askıya alabileceğini beyan etmesi TDP’ da Türkiye’ yi köşeye sıkıştıran 3. bir olumsuz gelişme olmuştur.

Dış Politikada Türkiye’ yi doğrudan ilgilendiren ve çok olumsuz olarak etkileyen Mayıs-Haziran 2016 aylarında meydana gelen bu gelişmelerin dışında; TDP’ sını dolaylı, Dünya çapında Küresel Politikayı ve Bölgesel bazda AB’ yi doğrudan etkileyen çok önemli bir gelişme daha yaşanmıştır. 1950 “Shumann Deklarasyonu” kapsamında 1951 yılında Paris Antlaşmasıyla kurulan AKÇT ve 1957 Roma Antlaşmalarıyla kurulan AET ve EURATOM’ un birleşmesiyle oluşmuş AB’ den tarihi boyunca İLK KEZ bir devlet çıkmaya karar vermiştir. Haziran ayı sonunda İngiliz vatandaşları yapılan referandumda bütün tahminlerin aksine % 52 lik bir çoğunlukla İngiltere’ nin AB’ den çıkması yönünde oy kullanmışlardır. BREXIT ( British Exit ) olarak adlandırılan bu olay AB’ de bir ŞOK yaratmış, Dünyada ise büyük bir ilgi ve şüphe uyandırmıştır. Henüz çok yeni bir olay olduğu için “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk”  ( Pax-Britanica ) olarak 2. Dünya Savaşı’ nın sonuna kadar Dünyayı 300 sene idare etmiş olan “Süper Güç” İngiltere’ nin AB’ den çıkmasının sonuçları ve Türkiye’ ye muhtemel menfi veya müspet etkileri henüz hesaplanamamaktadır. Ancak İngiltere’de Başbakan ve Muhafazakar Parti’ nin Başkanı değişmiş ve İngiltere’ nin AB’ de kalması taraftarı David CAMERON’ un referandum sonuçları üzerine istifa etmesiyle; hem Partinin hem de İngiliz Hükümeti’ nin başına Margaret THATCHER ’ dan sonra “Yeni”  bir “kadife eldivenli Demir Leydi ” olarak nitelenen eski İçişleri Bakanı Theresa MAY gelmiştir. 

Türkiye’ yi içte ve özellikle dış politikada çok sıkıştıran son iki aydaki bu gelişmelere karşı Binali YILDIRIM Başbakanlığındaki Yeni Türk Hükümeti TDP’ ndaki sıkışıklığı gidermek ve daralmayı açmak için Dış Politikada son 4 senedir izlenen politikadan 180 derece “çark” ederek yeni açılımlar yapmıştır. Haziran ayında yapılan ve bir kısmı Temmuz 2016’ ya sarkan bu açılımların bir kısım olumlu sonuçları da derhal alınmıştır. TDP’ de “Eksen Değişikliği” 3 ana eksende olmuştur. Öncelikle Geçen senenin sonunda Hatay’ da Rus uçağının uluslararası angajman kuralları çerçevesinde Türk füzeleri tarafından düşürülmesi ile Rusya’nın Türkiye’ye Rus turistlerin gitmesini yasaklaması ve Türkiye’den yaş sebze ve meyve ithalatını durdurması sonucu Türk turizmi milyarlarca dolar zarar etmiştir.  Antalya, Fethiye gibi tatil yörelerinde çoğu turistik tesis müşteri yokluğundan sezonu açamamışlardır. Irak ve Suriye ile de yıllardır süren problemler nedeniyle ihracatımızın bu ülkelere durma noktasına gelmesinden sonra Rusya’ da Türk mallarının Rusya’ ya ihracatına ambargo uygulayınca dış ticaretimiz muazzam şekilde olumsuz etkilenmişti. Haziran ayında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN uçağın düşürülmesiyle ilgili Rusya lideri PUTİN’ e bir mektup yazarak özür dileyince Rusya 1 hafta içinde ambargoyu kaldırmış, uzun Şeker Bayramının da etkisiyle yüz binlerce Rus turist ile yerli turist turistik bölgelere hücum etmişler ve tatil beldelerinde %100 lük doluluk oranına ulaşılmıştır. Rusya ile birkaç ay içinde başta doğalgaz olmak üzere enerji, nükleer santral yapımı, turizm, ticaretin serbestleştirilmesi, karşılıklı yatırımların teşviki konularda yeni birçok ekonomik ve ticari işbirliği anlaşması yapılması beklenmektedir. TDP’ da Rusya’ya yönelik yeni politikanın olumlu sonuçlarını 2016 yılı sonuna kadar almaya devam edeceğimiz düşüncesindeyim.

TDP’ da 180 derece dönüşle eski politikamızdan çark ettiğimiz ve yeni bir işbirliği politikası başlattığımız diğer bir ülke İsrail’ dir.  2010 yılında İsrail ablukası altında ezilen Gazze’ ye ekonomik yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı ve 10 Türk’ ün İsrail askerlerince öldürülmesi üzerine siyasi ilişkilerimizin en alt düzeye indirildiği, Büyükelçimizin geri çağrıldığı, Ankara’ daki Büyükelçilerinin geri yollandığı İsrail ile 6 senedir durma noktasında olan siyasi, ekonomik ve ticari ilişkiler Haziran ayında yeniden başlamıştır. Böylece gerek Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinde İsrail-ABD ortaklı, sahipleri Yahudi olan NOBEL ENERGY şirketinin çıkardığı Doğal Gazın; gerekse İsrail münhasır ekonomik bölgesinde çıkacak doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ ya ulaşması mümkün olacaktır. Böylece hem Avrupa’ nın en az 50 yıllık enerji ihtiyacının sürekli, ucuz ve kesintisiz şekilde tedariki garanti altına alınmış olacak, hem de Türkiye, Kıbrıs ve İsrail için 100 milyarlarca dolarlık sürekli bir gelir kaynağı sağlanmış olacaktır.

TDP’ daki son değişim ve köklü dönüşüm Türkiye-Mısır ilişkilerinde gerçekleştirilme yolundadır. 2013 yılında Müslüman Kardeşler Cemiyeti (İHVAN)’nin desteği ile Cumhurbaşkanı seçilen köktendinci Muhammed MURSİ’ nin, Mısır Genelkurmay Başkanı laik (seküler) düzen taraftarı General Abdülfettah el SİSİ tarafından askeri darbeyle devrilmesi üzerine Mısır’ la askıya alınan siyasi, ticari ve ekonomik ilişkiler sonucu ortaya çıkan dış ticaretimizdeki 20 milyar dolarlık kaybımızın; 3 yıl sonra Başbakan Binali YILDIRIM tarafından Temmuz başında “Mısır’la yeniden ekonomik ve ticari ilişkilere başlayabiliriz” beyanatı üzerine bir yada iki yıl içinde telafi edileceğini tahmin ediyoruz. Temmuz ayı içerisinde de Sayın Başbakanımız Binali YILDIRIM “Suriye ile ilişkilerimizi de geliştirmeliyiz” ifadesinde bulunarak Suriye politikamızda da yakın gelecekte köklü bir değişim olacağının ilk sinyalini vermiştir.  

Binali Yıldırım Hükümetinin Türk Dış Politikasında yaptığı 180 derecelik keskin dönüşün ve köklü değişimin, Türkiye ekonomisi, dış ticareti ve siyasetindeki çok olumlu sonuçlarının ve somut getirilerinin büyük bölümünün yıl sonuna kadar gerçekleşeceği ve tüm bu değişikliklerin ardından, Türkiye’ nin uluslararası platformda yeniden önemli bir “paydaş-aktör” haline geleceği ümidini taşımaktayız.  

Bu yazı toplam 1147 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004-2017 Vira Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 555 994 95 75