Bir Başka Bahara

Yazar: SEDAT ALTUNAY

Sosyal ve siyaset bilimciler yoksullukla, demokrasi arasındaki ilişkileri merakla izlemişler ve onlar için; <> görüşünü her alanda dile getirmişlerdir.İşsizliğin büyük oranda arttığı ülkemizde eğer aile fertlerine yeni iş olanakları ve gelir sağlayamadığımız takdirde yoksulluk artacak, toplumsal huzursuzluk her alanda kendini gösterecektir. Ülke olarak Milli birlikten, insana saygıdan, toplumsal huzurdan bahsetmek istiyorsak, Türkiye?nin her bölgesinin kalkınan, gelişen ve daha iyi günlerin geleceği umudunu taşıyan yurttaşlarımıza bunu göstermemiz ve inandırmamız gerekir.Bu ise ister yabancı, isterde kendi insanımız olan iş adamlarının önünü açmak ve döviz getiren, istihdam yaratan yatırımlara engel çıkarmadan öncelik tanımakla mümkündür.Bu yatırımların başında da bacasız sanayi dediğimiz turizm yatırımları gelmelidir. Görünen tablo hiçte iç açıcı değildir. Yatırıma yapılan engellerden birisi daha geçen ay işadamlarının karşısına çıkmış durumdadır.Dünyanın en büyük tarihi ve turistik metropollerinden birisi olan İstanbul?a yapılması programlanan KRUVAZİYER Yat Limanı inşaatlarından birisi daha Danıştay?dan vize alamadı ve umutlar bir başka bahara kaldı.Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Kazlıçeşme Deniz Turizm Tesisleri ve Kruvaziyer Yat Limanı yapılması amacıyla daha önce onaylanan ve idare Mahkemesince durdurulan nazım ve uygulama imar planlarına yapılan itirazı ret ederek Kurvaziyer Liman yapımına dur dedi.Bu yapımına teşebbüs edilen ancak yapılamayan üçüncü limanda böylece gerçekleşmemiş oluyor.Birinci teşebbüs halen çok sınırlı ve Türkiye?ye ve de İstanbul?a yakışmayan bakımsız, yılda en az bin kurvaziyer gemiye hizmet vermesi beklenilen ancak yolculara doğrudan hizmet götüren terminallerin yetersizliği ve çağ dışı görüntüsüne sahip Galata Limanı?dır. Daha önce yapılan ve iptal edilen liman ihalesi ile bu bölgenin tarihi yapıları korunarak, bölge ticari konumdan çıkarılıp turizm ve eğlence ağırlıklı, dünyanın en büyük V.I.P hedef kitleli zengin kurvaziyer yolcularına hizmet verecek bir liman olması düşüncesinden hareket edildi, ancak gerçekleşemedi. Gündüzleri hırdavat malzemeleri satan, geceleri de tinercilerin ve karanlık ortamda, karanlık insanların boy gösterdiği bir alan olarak turizmin hizmetindedir. Türkiye?nin Deniz yolu ile gelen yolcuların ve turistlerin giriş kapısı olan binaların ve terminallerin verdiği olumsuz imaj kolay kolay turistlerin hafızalardan silinemeyecek kadar kötüdür.İkinci teşebbüs ise bütün dünyanın kabul ettiği ve uluslar arası bir şöhrete sahip beş altın çıpalı Ataköy Marina?ya ilave bir mendirek ile yapılması düşünülen Kurvaziyer Yolcu Limanı hala anlaşılamayan gerekçelerle hükümetçe reddedilmiştir. Bu reddedilme nedeniyle, liman beklentisi içinde olan ve İstanbul?u başlangıç ve bitiş limanı yapmak isteyen dünyanın en büyük Kurvaziyer yolcu şirketleri büyük bir umutsuzluğa kapılmışlar ve projelerini başka ülkelere çevirmişlerdir.Üçüncü teşebbüs ise Kazlıçeşme'de yapılması düşünülen ve 2006 yılında devletçe ihaleye çıkarılarak bir yatırımcı kuruluşa verilen bu ihalede son kararla böylece engellenmiş oldu.Hiç şüphemiz yok ki Yüce Mahkemenin verdiği bu kararı tenkit etmek hakkını kendimizde görmüyoruz. Ancak devletin hazırladığı ve şartlarını daha önce açıkladığı bir ihalenin ortadan kaldırılması maddi ve manevi kayıpların dışında İstanbul için ve Türk Turizmi için çok büyük bir gelir kaybı olduğu gibi devlet ciddiyetine yakışmadığı düşüncesindeyim.Bu gelişmeler karşısında bazen kendi kendime soruyor ve bir türlü cevabını tam bulamadığım ve <> sorusunu sizlerle paylaşmak istiyorum.Kurvaziyer Yat Limanının getirileri ve ülke ekonomisine yapacağı katkıları bilmeyen bürokraside mi? Daha çok rant sağlamak için plan sınırlarını zorlayan karada ve denizde daha çok yapılaşma isteyen yatırımcıda mı? Yoksa bu Kruvaziyer konusunu yeterince anlatamayan veya savunamayan şirketlerin profesyonel üst yöneticilerinde mi? Neresinden bakarsanız bakın olan ülkeye oluyor. Atı alan komşu ülkeler Üsküdar?ı geçip gidiyorlar. Bizler ise bir araya gelip bir konsensüs sağlayamıyoruz.2008 yılında cari açığın 50 Milyar $ olacağını söyleyen hükümetin tek alternatifinin 20 Milyar $ olan turizm girdilerinin çok önemli bulduğumuz ve yaz-kış turist getirecek Kurvaziyer Gemiler sayesinde artacağını ve cari açığa doğrudan katkı sağlayacağını bilmemiz gerekir.Şüphesiz Danıştay Dava Daireleri ele aldığı bu davayı geniş açıdan incelemiştir. Gönül isterdi ki bu kararda konuyu hukuk mantığı açısının da ötesinde Kurvaziyer Limanın toplumsal yararı düşünerek incelemesini ve kararını ona göre vermesi daha gerçekçi olur düşüncesindeyim.Devletin artık yapması gereken tek bir yol kalmıştır. Oda bu tür yatırımların projelerini kendisinin yapması ve bu projeye göre ihaleye çıkarak ihaleyi kazanan yatırımcıya hiçbir kurum ve kuruluştan izin almadan ihale şartlarına göre kazmayı vurarak işletmeye açmasıdır. Bugünkü uygulama ise aynen şöyledir:Bugünkü şartlar altında kendinizi bir yatırımcı kabul ediniz, öz sermayenizi veya kredi ile Türkiye?de bir yat ve kruvaziyer limanı inşa etmek ve Türk Turizminin hizmetine açmak istiyorsunuz. Bunun için <> hükümleri doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruyorsunuz. Bu yönetmeliğe göre;1.Kültür ve Turizm Bakanlığı yatırımı yapacağınız alanda size imar planlarınızı hazırlayıp getirmeniz için <<ÖN İZİN>> verecektir. 2.Bu <<ön izin>> süresi bir yıl ile sınırlıdır. Bu bir yıllık ön izin için yatırım yapacağınız kara ve deniz alanları için Milli Emlak Genel Müdürlüğünce yatırım yapacağınız o ilin defterdarlığınca bir değer tespiti yapılacak ve bu değer tespiti tutarının %10 u bir yıllık ön izin için kira olarak ödeyeceksiniz. Eğer bir yıllık ön izin süresinde işlemlerinizi tekrarlayamazsanız, tekrar süreyi bir yıl daha uzatacaksınız ve %10 luk oranı tekrar ödeyeceksiniz. 3.Bu ön izin sürelerince size tahsis edilen kara ve deniz alanları için hazırlayacağınız imar planları için 11 resmi kuruluştan en az 3 ila 5 yıl sürecek maceralı bir izin alma zorluğu yaşayacaksınız. 4.İzinleri alıp imar planının onanmasından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca imar planı onama sınırları içersinde kalan KARA, DOLGU ALANI, MENDİREK, YAT BAĞLAMA İSKELELERİ ile MENDİREKLER arasında kalan DENİZALANI bir bütün olarak şirketiniz adına <> olacaktır. 5.Kesin tahsis işleminden sonra bulunduğunuz ilin defterdarlığına giderek Milli Emlak Müdürlüğünün talimatları doğrultusunda; a.Tapu kayıtları olan karar alanları için <<İRTİFAK HAKKI SÖZLEŞMESİ>> imzalayacaksınız.b.Tapuya kayıt edilmeyen dolgu ve deniz alanları içinde <> her yıl artan oranda ödemeye başlayacaksınız. 6.Yatırımları yaptınız ve tesisi işletmeye açtınız. Yılık cironuzun %1 oranında tekrar maliyeye her yıl ödeme yapacaksınız. 7.Kullandığınız deniz alanları için Yat Limanı kapasitesi kaç yat konaklamaya göre planlanmışsa, (örneğin 1100 yat) bunu; a.Bir yat için tespit edilmiş yatırım edeli olan 63.430 YTLb.Yat Limanı Kapasitesi 1100c.Binde 3 oranında değer %03 çarpımı ile ortaya çıkacak rakamı her yıl deniz kullanım alanı için ödeyeceksiniz. (63.773 x 1100 kapasite x %03) = 2.093.190.- YTL 8.Henüz ön izin esnasında ödediğinizin yanında, kesin tahsisle birlikte ödenen <> ile alınan deniz alanlarına bir de yat kapasitesine göre ilave ödeme yaparak, çifte ödeme yapmış olacaksınız. 9.Normal olarak gelir vergisini de ödeyeceksiniz.Devlet yatırımcıdan;-Tahsis ettiği kara alanından irtifak hakkı-Tahsis ettiği deniz alanından iki defa olmak üzere yat kapasitesine göre ve deniz kullanım alanına göre ödeme-İşletmeye açıldığında her yıl cironun %1 oranında bir bedel-Ve gelir vergisi, kurumlar vergisi v.s. Mahalli yönetimlerle, yerel belediyelerin istekleri de bunların üstüne krema olacaktır. Siz bir yatırımcı olun ve bir yat limanı yapmaya cesaret edin bakalım. Sedat Altunay

http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.