- 27 derece... Yazıyla yazmak gerekirse, ?eksi yirmiyedi derece?...İki yılı aşkın bir süredir, her hafta bu köşede sizlerle buluşup gündemdeki konuları paylaşıyoruz veya çeşitli konular hakkında ?öngörü?lerde bulunuyoruz.Ancak, ne yazık ki geçtiğimiz hafta, ilk defa olarak sizlerle bu köşede buluşamadık.İşte, bunun nedeni ?- 27 derece?!Evet, evet. Yanlış okumadınız. Geçtiğimiz hafta, dondurucu soğuk yüzünden burada olamadık.Hafta sonu Kars'a; Sarıkamış'a gitmiştik. Amacımız Sarıkamış Şehitleri?ni anmak için özel bir program hazırlamaktı. CNNTÜRK'te yayınlanacak bu program için tarihçileri, araştırmacıları; kısacası, konunun uzmanlarını Sarıkamış'ta, olayın geçtiği yerde, biraraya getirecek ve bu konuyu etraflı bir şeklide konuşacaktık. ?Karlara Gömülen Tarih: Sarıkamış? adlı bu özel program için dersimizi çalışıp, ön araştırmalarımızı yaptık. Ancak, yıllarını bu konuyu araştırmaya harcamış uzmanların neler diyeceğini de merak ediyorduk. Programda merak ettiğimiz konuları gündeme getirecek; bu konuda iyice bilgilenecek ve ondan sonra da tarihimizin bu çok önemli olayını sizlerle paylaşacaktık.Program, Cuma akşamı çekecek, ?Sarıkamış Dramı?nı en taze bilgiler ve yorumlarla sizlere aktarmış olacaktık.Ama, evdeki hesap çarşıya uymadı.O gün, Kars'ta yaşanan kar fırtınası yüzünden Kars havaalanı kapandı. Konuklar Erzurum'a uçmak zorunda kaldılar. Oradan da karayoluyla Sarıkamış'a vardıklarında gece saat 11'e yaklaşmıştı.Biz de derhal program çekimlerine geçtik. Plana göre, önce dışarda; karların arasında açılışı yapacak ve 93 yıl önce orada donarak şehit olan onbinlerce askerimizin içinde bulundukları zorlukları bizzat seyircilerimize göstermeye; hissettirmeye çalışacaktık.Ve yaptık. Ancak, dışarda çekim yaparken saatimdeki termometreye baktığımda gözlerime inanamadım. Termometre ? 27 dereceyi gösteriyordu. Bu müthiş bir soğuk demekti. Kameraların, ışıkların ve mikrofonların kurulması çok zor oldu. Orada hepimiz; bütün ekip resmen donma tehlikesi atlattık. Soğuğun insanı nasıl yaktığını ve sonra da uyuşturduğunu hepimiz birebir yaşadık. Bir savaş muhabiri olarak, şimdiye kadar pekçok tehlikeli yerde riskli yayınlar yapmak zorunda kaldım. Ancak, ekip olarak belki de ilk defa hiçbir şekilde karşı koyamayacağımız bir güçle; doğayla karşı karşıyaydık. Bu dondurucu soğukta değil hareket etmek konuşmak bile imkansızdı. Parmaklarınız anında uyuşuyor. İnsan, bir cümleye başlıyor; ama, gerisini getirmekte zorlanıyordu. O yüzden, karların üzerindeki çekimler çok zor geçti ve çok vakit aldı.Ardından, konuklarla konuşup programın tamamını bitirdiğimizdeyse saat sabaha karşı 1:30'u bulmuştu.?- 27 derece? yüzünden geçen hafta sizlerle buluşamadık.Oysa, sizlere 1914'teki Osmanlı-Rus Savaşı'nın belki de en hüzünlü hikayesi olan ?Sarıkamış Dramı?nı anlatmak istiyordum. Hatalı planlar, yanlış değerlendirmeler ve çok daha yanlış kararlar yüzünden onbinlerce askerin nasıl olup ta Allahuekber Dağları'nda donarak öldüğünü ortaya koymaya çalışacaktım. Olmadı.22 Aralık 1914 ile 5 Ocak 1915 arasında, onbinlerce genç asker, Ruslara karşı sonuna kadar savaşma isteğiyle doluyken ve kahramanca da savaşırken, komutanlarının hırsları ve yanlış kararları yüzünden belki de yenemeyecekleri tek düşmana; doğaya; kara, soğuğa teslim oldular. O dönemde, orada savaşan, Osmanlı'nın Üçüncü Ordusu'nun emirlerini Osmanlı Genel Kurmay'ının da başında olan Enver Paşa veriyordu. Aklıselim komutanların, ?bu hava şartlarında bu askerler, bu eksik malzemeyle Ruslara karşı savaşamazlar?, uyarılarını görmezden gelip dondurucu kış ortasında taaruz emrini verdi ve bunda da ısrar etti.Enver Paşa, vatan hani miydi? Kesinlikle hayır. Hatta birara kendisi de cephenin en önünde bizzat düşmana karşı savaşan bu adam sadece tecrübesiz, aklıyla hareket edemeyen, cesareti sağduyusunun önüne geçmiş bir komutandı. O kadar.Bu açıdan bakıldığında, Sarıkamış bir lider için hesapsız risk almanın ne kadar hatalı olduğunu gösteren bir ibret abidesi olarak tarihimizdeki yerini almıştır.Dondurucu soğuğa rağmen, kendilerine verilen emirlere sonuna kadar itaat edip bile bile karın; ölümü içine giden o gencecik Anadolu çocuklarını bu vesileyle birkez daha rahmetle ve sevgiyle anmak gerekiyor.Üzerinde yaşadığımız bu vatanda, bir tesadüf eseri bulunmadığımızı ve bu topraklarda huzur içinde yaşıyorsak bunun o inançlı, vatanperver şehitler sayesinde olduğunu bizlere hatırlattıkları için...
http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.