Kıbrıs sorunu ve AB...

Yazar: MİTHAT BEREKET

İki hafta önceki yazımda, Kıbrıs sorunu yüzünden Türkiye?nin önüne çıkarılan engellere değinmiş ve Avrupa Birliği Komisyonu?nun Türkiye hakkındaki İlerleme Raporu?na ve Strateji Belgesi?ne koymadığı; ancak Aralık ayı başında açıklayacağı ?ek tavsiye? kararına dikkat çekmiştim.... 14-15 Aralık?taki Avrupa Birliği Liderler Zirvesi öncesinde verilecek bu tavsiye kararına kadar da dönem başkanı Finlandiya?nın çalışmalara devam edeceğinden bahsetmiş ve yazımın sonunda da şunları yazmıştım: ?Brüksel?deki senaryolara göre, liderler zirvesinden çıkacak olan karar da şimdiden belli... Türkiye?yle müzakerelerde, Kıbrıs sorunuyla ilgili başlıkları askıya almak. Bu, kimilerine göre 3; kimilerine göreyse 8 fasıl?ın -yani chapter?in- askıya alınması anlamına geliyor... Kısacası, denklem basit... 14-15 Aralık zirvesine kadar Türkiye?nin limanları açması sağlanamazsa, o zaman yine AB liderlerinin siyasi çıkarları ön planda olacak ve Türkiye?yle ilgili hoş olmayan kararlar çıkabilecek. Bu oyunu bozmanın tek yolu, bu süre içinde Türkiye?nin akıllı bir diplomasi yürütüp Avrupa Birliği?nin Kıbrıs Rum Yönetimi üzerine baskı koymasını sağlamak. Nasıl mı? Bunun yanıtı da gelecek haftaya..?Aradan geçen iki haftada Finlandiya, ?arabuluculuk? çalışmalarına devam etti. Bu arada, Türkiye Cumhuriyeti?nin Başbakanı da Dışişleri Bakanı da hep aynı şeyleri söylemeye devam ettiler: ?Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki izolasyonlar kaldırılmazsa Türkiye?nin hava ve deniz limanlarını Rum mallarına açması düşünülemez?..Üstelik buna bir de Başbakan Erdoğan?ın, ?Avrupalılar bize verdikleri sözleri tutmalılar. Biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi sıra Avrupa Birliği?nde..?, yolundaki açıklamalarını da eklemek gerekiyor...Ancak, dışarıdan hiçbir şekilde ilerlemiyormuş gibi görünen çalışmalar aslında yavaş yavaş da olsa ilerliyordu. Finlandiya Dışişleri Bakanlığı diplomatları işin sonunda Kıbrıs Rum Kesimi?ne baskı koymak zorunda olduklarını anlamışlardı. Ama, nasıl? Rumlar AB üyesiydi; kararların alındığı masada -yani mutfakta- onlar da vardı ve her kararı etkileyebiliyorlardı...İşte, bu noktada Türkiye?nin neler yapması gerektiği devreye girdi... Ve benim iki hafta önce dikkat çektiğim ve bir sonraki yazımda yazacağımı söylediğim hususlar sınırlı da olsa uygulanmaya başladı. Ama, bugüne kadar yapılanlar Rumların üzerine baskı koymak için hala yeterli değil.. İşte size yapılacaklar listesi:Herşeyden önce Avrupa Birliği pek çok konuda çok yetersiz ve çok yavaş olabilir. Ancak, AB yetkililerinin ve liderlerinin gerçekten iyi olduğu şeylerden biri, sorunlara son dakikada çözümler bulabilmektir.Türkiye, önce Kıbrıs?la ilgili tavrını çok net ortaya koymalı ve bundan da geri adım atmayacağını; hatta atamayacağını herkese duyurmalıdır -ki hükümet bunu yaptı-. Ancak, tavrını net bir şekilde ortaya koyup beklemek de iyi bir politika değil. AB?ye, ?Kardeşim Kıbrıs?ta kalıcı çözüm bulunmadan adanın bir bölümünü üye aldınız. Şimdi, bu yüzden ortaya çıkan sorunları halletmek de sizin sorumluluğunuzdur?, demek kolay. Ama, bu Türkiye açısından vahim sonuçlar doğurabilir.AB Liderleri 14-15 Aralık zirvesinde ya da bundan hemen önce, 11 Aralık?taki AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Türkiye ile müzekerelerin birkaç -ya da daha fazla- ?chapter?ını askıya alma kararı verebilirler. Böyle bir karar, Türkiye açısından sıkıntılı bir durum yaratabilir. Çünkü, askıya alınan ?chapter?ların yeniden açılması için AB üyelerinin oy çoğunluğu gerekebilir. Bu durumda da AB, Rumların, Yunanlıların, Fransızların ve belki de Almanların bastırmasıyla, Türkiye?nin önüne yeni ve daha ağır şartlar koyabilir. Yani, askıya alınan ?chapter?lar için yeni bedeller istenmesi söz konusu olabilir. Bu da müzakerelerin şimdi olduğu yere gelebilmesi için yeni ödünler vermek anlamına gelir.Tabii ki Türkiye sırf bu yüzden Kıbrıs?ta çıkarlarına uymayan tavizler de vermemeli. Ancak, anlatmaya çalıştığımız şu: AB dönem başkanı Finlandiya kendi görev süresi içinde herhangi bir başarısızlık yaşamamak için Türkiye?nin limanlarını açmasını sağlamaya çalışıyor. Önemli olan, burada kendi çıkarlarımızı Finlandiya?nınkilerle buluşturmak. Yani, Kıbrıs?ta karşılıklı bazı adımlar atılmasını sağlamak. İşte, Maraş?ın ilk plandan çıkarılması da bu taktiğin işleyebileceğini gösteriyor? Bunun bir adım sonrasıysa, KKTC?nin herhangi bir limanının dış dünyaya açılmasına karşılık Türkiye?nin de bir limanını Rum mallarına açabileceğini öne sürmek...İşte, hem AB sürecini sekteye uğratmadan hem de durumdan faydalanıp Rumların üzerine baskı uygulamak ancak böylelikle mümkün olacak.Yok, bunlar sağlanamazsa, o zaman herşeyin tıkandığı yerde de sorumluluğun Rum Kesimi?nde olduğunun tüm dünyaya gösterilmesi ve doğru biçimde anlatılması gerekiyor.Bakalım bunların ne kadarı sağlanabilecek... Hepbirlikte bekleyip göreceğiz...

http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.