Küresel Isınma mı, Küresel Soğuma mı?

Yazar: MİTHAT BEREKET

Fransa, İngiltere, Belçika, Polonya, İspanya, İsviçre, Danimarka ve benim bulunduğum yer, yani Almanya. Özellikle Avrupa’nın kuzeyi bu kış adeta mini bir buz çağı yaşıyor. Sıcaklıklar eksi 22 dereceye kadar düştü. Avrupa’nın en güçlü, refah düzeyi en yüksek ülkelerinde 200’e yakın insan soğuktan öldü. Bu durum karsında pek çok bilimadamı küresel ısınmayı sorgulamaya başladı. Herkesin kafasındaki soruysa aynı: Küresel ısınmanın yerini, şimdi de küresel soğuma mı alıyor?

 

Avrupa, geçtiğimiz aylarda soğuklara teslim oldu. Dondurucu soğukların ilk sinyali, 2009’un sonunda geldi. Yılın bitimine iki hafta kala, İtalya'dan İngiltere'ye, Avusturya’dan İspanya’ya kadar pek çok ülke, vatandaşlarını yaklaşan aşırı soğuklara karşı uyardı. Birkaç gün içinde etkisini gösteren soğuk hava, ilk önce Avrupa’nın ulaşım yollarını vurdu. Paris’te eksi dört dereceye düşen sıcaklığa kar yağışı da eklenince, İngiltere’nin kıta Avrupa’sı ile bağlantısı kesildi. Manş Denizinin altından geçerek İngiltere’yi Fransa’ya bağlayan tünelde altı Eurostar Treni ani sıcaklık değişimi yüzünden bozuldu.  2500 yolcu 15 saat boyunca denizin altındaki tünelde mahsur kaldı.

 

Aslında, bu Avrupalıları bekleyen sorunların sadece başlangıcıydı. Fransa’da sıcaklık eksi 23 derecelik rekor değerlere düşerken, Avrupa’nın dört bir yanından uçak seferlerinin iptal olduğu haberleri gelmeye başladı. Londra’nın iki havalimanı, Almanya’nın en büyük havalimanlarından Dusseldorf International ve Belçika’nın en büyük üç havaalanı kalkışa ve inişe kapandı. Kar fırtınası yüzünden Hollanda’nın diğer Avrupa ülkeleriyle demiryolu bağlantısı kesildi. Ülkedeki bütün büyük şehirlerde otobüs ve tramvay seferleri durduruldu.

 

Hayat felç oldu

Soğuk hava sadece Kuzey Avrupa’da değil, Akdeniz kıyısındaki ülkelerde de hayatı felç etti. Madrid’de termometreler eksi üç dereceyi gösterirken, sıcaklığın eksi 18 dereceye kadar düştüğü İtalya karlar altında kaldı. Başkent Roma’nın iki havaalanı da kapandı. Kar fırtınası yüzünden binlerce kişi yollarda mahsur kaldı. Dondurucu soğukta mahsur kalanları kurtarmak için polisin gücü yetmeyince İtalyan ordusu devreye girdi. Ordu, bu iş için 5600 asker görevlendirdi. Hayatı durma noktasına getiren soğuk hava ve kar fırtınaları devam ederken Avrupa’dan bu kez ölüm haberleri gelmeye başladı. Soğuk hava dalgasının ilk 10 gününde Fransa’da 2, Ukrayna’da 27, Polonya'da 79 kişi donarak öldü. Ölenlerin çoğu, soğuğa sokakta yakalanan evsizlerdi.

 

Avrupa, yeni yıla adeta soğuktan donmuş halde girdi. Ancak, sorunlar bununla bitmedi. 2010’un ilk günlerinde Avrupa’da ilkini mumla aratacak, ikinci bir soğuk hava dalgası başladı. İngiltere’de yoğun tipi ve eksi 16 dereceye kadar düşen sıcaklıklar yüzünden binlerce kişi yollarda, havaalanlarında ve tren istasyonlarında mahsur kaldı. 30 yılın en soğuk kışını yaşayan İngiltere’de belediyelerin tuz stokları bile tükendi. Karla kaplı yolları açmak için Amerika ve İspanya’dan tuz sipariş edildi. Soğuk hava yüzünden futbol maçları dahil, pek çok spor karşılaşması da iptal oldu.

 

Kar yağışı İngiltere’nin ardından güneye inerek Fransa ve Almanya’yı esir aldı. Buralarda da ulaşım tam anlamıyla felç oldu. Avrupa’nın en büyük üçüncü havalimanı olan Frankfurt Havaalanı’nda uçuşlar durdu. Kar yağışının en yoğun olduğu iki gün içinde görevliler kalkış ve iniş pistlerinden tam 414 ton kar temizledi. Ama bu yoğun çalışma bile iptal edilen uçuş sayısının rekor seviyelere ulaşmasına engel olamadı. Karayollarında da durum farksızdı. Eksi 30 dereceyi aşan soğuk ve yoğun kar yağışı yüzünden on binlerce kişi otoyollarda mahsur kaldı. Ülkenin kuzey eyaletlerinde acil durum ilan edildi. Fransa, kardan Almanya kadar etkilenmese de, özellikle hava ulaşımında ciddi sorunlar yaşadı. Ülkede beş havaalanı kapandı. Paris’teki havalimanlarında her dört uçuştan biri iptal edildi. Kuzeyden gelen aşırı soğuklardan İspanya da etkilendi. Termometrelerin sıfırın altına düşmesine pek alışık olmayan başkent Madrid’de bile yollar karla kaplandı. Sıcaklık eksi 11 dereceye kadar düştü. Bu ikinci soğuk hava dalgasıyla birlikte soğuktan ölenlerin sayısı Polonya’da 122’ye, İngiltere’deyse 22’ye yükseldi. Almanya’da dokuz evsiz donarak öldü, İspanya’da üç, İsviçre’de ise 22 kişi çığ altında kalarak hayatını kaybetti.

 

Avrupa’da bunlar olurken, on binlerce kilometre mesafedeki Çin’de de durum farklı eğildi. Son 50 yılın en soğuk kışını yaşayan Çin’de sıcaklık eksi 28 dereceye kadar düştü. Aşırı soğuklarla birlikte elektriğe ve kömüre olan talep de artınca, ülkede ciddi bir enerji sıkıntısı ortaya çıktı. Çin'in büyük kısmına elektrik verilemedi. Ülke genelinde elektrik kısıntısı yapıldı.

 

Kışlar daha soğuk, yazlar daha serin geçecek

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Avrupa’daki bu soğuklar daha ne kadar devam edecek? Küresel ısınmanın yerini bu soğuklar mı alıyor? Avrupa’da bu konuda araştırmalar yapan en önemli bilim adamlarından biri de Almanya’daki Kiel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mojib Latif. Profesör Mojib Latif, sadece Almanya’nın değil, tüm dünyanın en önemli okyanus araştırma merkezlerinden birinin başında. Kiel Üniversitesi’ne bağlı olarak kurulan Leibniz Deniz Bilimleri Enstitüsü özellikle okyanuslardaki hareketleri ve iklim değişikliklerini inceliyor. Bu enstitünün dört araştırma gemisi ve birkaç özel araştırma denizaltısı da bulunuyor. Alman hükümetinden mali destek alan enstitünün Kiel’de bulunması da tesadüf değil. Hamburg’un yaklaşık 90 kilometre kuzeyinde bulunan Kiel, Almanya’nın Baltık Denizi’ne açılan en önemli limanı durumunda. Ama daha da önemlisi, Kiel Kanalı’nın giriş noktası da burada bulunuyor. Baltık Denizi’ni Kuzey Denizi’ne bağlayan insan yapısı bu kanal, dünyanın en yoğun kullanılan su yolu. Bütün bu coğrafi avantajlar yüzünden Almanya’nın en büyük deniz üssü de Kiel’de bulunuyor.

 

İşte, böyle bir yerde bulunan denizbilimleri enstitüsünde, kalabalık bir araştırma ekibini yöneten Profesör Latif, yaptıkları önemli bir araştırmanın sonuçlarını 2008’de yayımladı. Buna göre, dünyamız 10 ya da 20 yıl sürecek bir soğuk döneme girecekti. Kışlar önümüzdeki dönemde daha soğuk; yazlarsa daha serin geçecekti. Aradan geçen bir buçuk yıl Mojib Latif ve ekibini haklı çıkardı. O dönemde gelecekle ilgili öngörüleri pek ciddiye alınmayan Pakistan asıllı bu okyanus bilimci, bir anda dünya medyasının yeni gözdesi durumuna geldi.

 

Mojib Latif konuyla ilgili şunları aktardı: “Dünyanın şu anda uzun vadeli bir ısınma eğilimi içinde olduğunu biliyoruz. Bu, sera gazlarının salınımı ve karbondioksit artışı gibi biz insanların neden olduğu şeylerden kaynaklanıyor. Ama şunu da biliyoruz ki, iklimde doğal değişimler de oluyor. Biz de kapsamlı bir araştırma yaparak 10 yıl içinde meydana gelecek bu doğal iklim değişimlerini tahmin etmeye çalıştık ve bu değişimler sonucu dünyada küresel ısınmayı telafi edecek bir soğuma yaşanacağı sonucuna vardık. Yani önümüzdeki yıllarda dünyada küresel ısınmaya bağlı bir sıcaklık artışı yaşanmayacak ve hatta belki de sıcaklıklar birkaç derece düşecek. Kışlar daha soğuk; yazlarsa saha serin geçecek. Biz buna iç dalgalanma diyoruz. Bu da iklim sisteminin, bu dalgalanmayı kendi kendine ürettiği anlamına geliyor. Bu dalgalanmanın meydana gelmesi için dışarıdan bir kuvvete ihtiyaç yok. Bu tür dalgalanmalar her zaman yaşanır. Mesela geçtiğimiz yüzyıla bakarsanız, genel bir ısınma eğilimi görürsününüz,  ama aynı zamanda bu uzun vadeli sıcaklık artışıyla birleşen, kısa süreli soğuk dönemler de yaşanır. Burada genel eğilimin değişiminden değil; buna eklenen küçük iniş çıkışlardan söz ediyoruz”.

 

Profesör Latif, araştırmaları sonunda ulaştıkları sonucu bize bir grafik yardımıyla anlattı. Buna göre, 1960’dan itibaren yerkürenin ortalama sıcaklığına baktığınızda, ısınmanın giderek arttığını görüyorsunuz. İnsanoğlunun neden olduğu bu ısınma eğilimine göre, 2010 yılına gelindiğinde şayet son soğuk hava dalgası olmasaydı ısının nasıl artacağı burada kırmızı çizgiyle gösteriliyor. Ancak, doğal nedenlerden kaynaklanan ve 2010’dan itibaren devreye giren soğuklar dünyanın sıcaklığını 10 ya da 20 yıl boyunca, belli bir oranda azaltacak. Küresel ısınmanın etkileri belki telafi edilecek. Buzullardaki erime duracak. Fakat bu bir ara süreç olacak. Yeşil çizgilerle gösterilen bu dönem bittiğinde, ısınma yine kaldığı yerden devam ediyor olacak. İşte bu noktada Mojib Latif, iklim değişikliğinde okyanusların önemine dikkat çekiyor.

 

http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.