Mojib Latif, iklim değişikliğinde özellikle okyanusların önemine dikkat çekiyor ve konu ile ilgili Mithat Bereket’e şunları anlatıyor:
Mojib Latif: Burada okyanuslar çok önemli. Dünyanın 3’te 2’si okyanuslarla kaplıdır. Okyanuslardaki soğuma 1000 metre derinlikten itibaren başlar, 5000 metreye kadar gider. İklimi asıl etkileyen de, işte bu dipteki sulardır. Çünkü okyanuslarda akıntılar vardır. Buna göre belirli bir zaman sürecinde bu sular yüzeye çıkar ve iklimi etkiler. Kaldı ki, bu akıntılar düzenli değildir. Zaman içinde, atmosferle etkileşim içinde değişiyorlar. Bu değişimler döngüsel akıntılar; yani bir dönem sıcak, bir dönem soğuk oluyor. Bizim saptamalarımıza göre bu akıntılar şu anda soğuk döneme girmiş durumda. Yani, dünyadaki okyanusların büyük bölümünde sıcaklıklar düşecek, bu da küresel ısınmayı dengeleyecek. Küresel ısınma ortadan kalkmayacak, ama okyanuslardaki soğuma küresel ısınmayı telafi edecek ve önümüzdeki on yıl içinde sıcaklıklar büyük olasılıkla daha fazla artmayacak ve hatta belki de biraz düşecek. Bu arada, şu noktanın da altını çizmemiz lazım; iklim değişikliği klasik anlamda küresel bir yapıya sahip değil. Yani, her zaman bölgesel farklılıklar var. Örneğin, küresel ısınma kutba yakın bölgelerde, tropik bölgelerde olduğundan daha güçlü. Aynı şekilde karadaki ısınma, denizlere kıyasla daha güçlü. Yani bu tür tipik farklılıklar var. Okyanus akıntıları da iklimde ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya farklılık gösteren değişikliklere yol açıyor. Bu nedenle, her yerde, her ülkede aynı olayların yaşanmasını bekleyemeyiz. Her zaman bölgesel farklılıklar olacaktır. Küresel ısınmadan bahsederken dünyayı bir bütün olarak ele almanız ve dünyanın ortalama sıcaklığını ölçmeniz gerekir.
Mithat Bereket: Bu iç dalgalanmaları, örneğin bu son soğuma eğilimini nasıl ölçüyorsunuz? Okyanus sularının sıcaklıklarını ölçmek için bir yöntem, bir sistem var mı?
Mojib Latif: Prensipte, önümüzdeki on-yirmi yıl için bir tahminde bulunabilmek için okyanustan veriler almamız gerekir. Ama bu verileri sadece okyanus yüzeyinden değil, daha derinlerden, 500 metre, 1000 metre derinden almalıyız. Ne yazık ki elimizde bu derinliklerden alınmış veriler yok. Şu anda elimizdeki son 50 yıla, 100 yıla ait veriler, hep okyanusun yüzeyinden ölçülmüş sıcaklık değerleri. Düzenli olarak, okyanus-aşırı yolculuk yapan gemilerle toplanmış veriler. Ama son yıllarda bağımsız ve yüzer cihazlarla topladığımız veriler de yavaş yavaş artıyor. Bu cihazlar gemilerden bırakılıyor ve okyanusun derinlerine dalarak, burada ölçümler yapıyor. Yaklaşık iki hafta sonra da yüzeye çıkıp, topladıkları verileri uydular aracılığıyla dünya çapındaki iletişim ağına gönderiyorlar. Geçmişte elimizde fazla veri yoktu, ama artık daha fazla veri toplayabiliyoruz. Ve bu sayede kısa vadeli tahminler yapabiliyoruz. Bu kısa vadeli tahminleri yeni yeni yapabilmemizin nedeni de bu. Çünkü geçmişte bu tahminleri yapacak veriye sahip değildik.
Mithat Bereket: Peki, sizce bu soğuk dönemden sera gazlarının yol açtığı zararı telafi etmek, küresel ısınmanın neden olduğu zararları düzeltmek için yararlanamaz mıyız?
Mojib Latif: Bakın küresel ısınmadaki bu duraklamanın, küresel ısınmanın geleceğine yönelik herhangi bir etki oluşturacağını bekleyemeyiz. Yani, küresel ısınma devam ediyor. Okyanuslardaki bu değişimler sadece küresel ısınmayı görünmez kılıyor. Bu ısınmada bir duraklama oluşturuyor. Ama bu iç dalgalanmalar sona erdiğinde, küresel ısınmanın etkisi tekrar hissedilir hale gelecek. Sıcaklık tekrar artışa geçecek ve bu kez bu artış son 50-100 yıldan çok daha hızlı olacak. Ama haklısınız bir şeyler yapacaksak, şimdi harekete geçmemiz gerek. Bunu şu anda, bu kritik süreçte başarmamız lazım. Tüm ülkelerin sera gazı salınımını azaltmak için bağlayıcı bir anlaşmaya imza atması şart.
Mithat Bereket: Bu durumda görüyorum ki, sizin teoriniz medyada farklı; hatta yanlış anlaşıldı ve kamuoyuna da yanlış yansıtıldı. “Bak havalar soğuyormuş. Demek ki, küresel ısınma diye bizi aldatmışlar”, diyenler oldu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mojib Latif: Kendi deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla iklim bilimini medyaya anlatmak çok, hem de çok zor. Küresel ısınma, termometrelerimizin her geçen yıl yeni rekor sıcaklıklara ulaşılacağı anlamına gelmiyor. Küresel ısınma; uzun vadeli bir ısınma eğilimi demek, sıcaklık artışları bazen çok fazla, bazen çok az olabilir, hatta bazen soğuma da yaşanabilir. Bunu halka anlatmak için sanırım daha fazla çaba sarf etmeliyiz. İnsanlar ancak bu şekilde iklimin ne olduğunu, iklim değişkenliğinin ne olduğunu, doğal değişkenliğin ne olduğunu, birkaç soğuk kış mevsiminin küresel ısınmanın bittiği anlamına gelmediğini anlayabilirler.
Jet akımları büyük sıcaklık değişimleri yaratıyor
Almanya’nın ünlü Max-Planck Meteoroloji Enstitüsü uzmanları da, soğuklar konusunda Mojib Latif’ten farklı düşünmüyor. Ancak, 1975’den beri faaliyette olan bu enstitünün önde gelen uzmanlarında biri olan Jochem Marotzke, yaşanan soğuklar konusunda biraz daha farklı bir açıklama getiriyor:
Jochem Marotzke: Profesör Mojib Latif son derece haklı. Şu anda Avrupa soğuk bir kış geçiriyor. 2000’lerin başından itibaren son 10 yıl, ölçümler başladığından bu yana yaşadığımız en sıcak 10 yıldı. Ama bu on yıl içinde sıcaklıklar pek değişmedi. Bu nedenle gerçekten de küresel ısınma bir duraklama dönemine girdi ve sıcaklıklar artmadı. Öte yandan, bu sıcaklıklar dünyanın farklı bölgelerinde ve farklı ülkelerinde değişimler gösteriyor. Bu farkların büyük bölümü jet akımına bağlı. Jet akımı, kışın hava durumunu belirleyen en önemli unsurdur. Bu, atmosferdeki çok güçlü bir hava akımı ve çok yüksekte seyrediyor. Batıdan doğuya ya da kuzeyden güneye hareket ediyor ve sıcaklıkların çok hızlı bir şekilde düşmesine ya da kısa mesafeler arasında büyük sıcaklık farklılıkları oluşmasına yol açıyor. En büyük sıcaklık değişimleri, bu jet akımlarının bulunduğu yerlerde oluyor. Bu jet akımı sürekli hareket halinde, sürekli dolaşıyor. Kuzeye, güneye doğru hareket ediyor. Şu anda Avrupa üzerindeki jet akımı güneye kıyasla çok daha alçakta, yeryüzüne daha yakın. Bu yüzden hava Avrupa’da daha soğuk. Ama mesela burada hava çok soğukken Grönland ve Spitzberg tam tersine daha sıcak oluyor. Bunun temel sebebi, jet akımının atmosferdeki hareketi. Bu nedenle birbirine çok yakın bölgelerde bile çok büyük sıcaklık farkları görülebiliyor.
Mithat Bereket: Bu jet akımının izlediği belli bir yol var mı? Belli mevsimlerde belli hareketler yapıyor mu? Yani, bir sonraki hareketi öngörülebiliyor mu?
Jochem Marotzke: Evet kuzey yarımkürede kış yaşanırken, güneye iniyor. Yani, kuzey kutbundan ekvatora doğru hareket ediyor, bu nedenle hava soğuyor ve yazın da kutba yaklaşıyor. Mevsimsel olarak böyle bir hareketi var. Ama bu mevsimsel hareket sırasında tam olarak nereye gideceği, ancak iki hafta önceden tahmin edilebiliyor. Hava tahminlerinin iki haftayla sınırlı olmasının sebebi de, bu jet akımının hareketini en fazla iki hafta önceden tahmin edebilmemiz. Jet akımlarının hareketi düzensiz, ancak iki hafta sonrasını görebiliyoruz. Bunun ötesinde matematiksel olarak ifade edersek; tam bir kaos var, öngörülmesi mümkün değil.
Mithat Bereket: Yani bu durum, doğayla ilgili tahminler yürütmenin hala çok zor olduğunu; doğanın çok karmaşık ve öngörülemez olduğunu mu gösteriyor?
Jochem Marotzke: Aynen öyle. Sıcaklıkların neden böyle durağan bir döneme girdiğini net olarak bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var ki, bu doğal bir dalgalanma. İklim, bu tür öngörülemeyen doğal değişimler gösterebiliyor. Bazen bu doğal değişimler insanın yol açtığı küresel ısınmanın tersine etkiler doğuruyor, bazen de küresel ısınmaya paralel gidiyor. Son on yıl doğal dalgalanmaların küresel ısınmaya ters işlediği bir on yıldı. Bu nedenle de sıcaklıklar dengede kaldı.
Mithat Bereket: Peki, sizce bu dalgalanma; bu soğuma ne kadar sürecek, ya da beklenenden daha uzun sürebilir mi?
Jochem Marotzke: Uzun sürmesi muhtemel. Ancak ne olursa olsun, er ya da geç küresel ısınma bu dalgalanmaya baskın çıkacaktır. Ama bizim bu soğuma döneminin ne kadar süreceğine dair çalışmalarımız henüz çok erken bir safhada. Şimdilik sadece önümüzdeki 10 yıl için tahmin yapabiliyoruz. Bu yüzden sıcaklıkların tekrar ne zaman yükselişe geçeceğini net olarak söyleyemiyoruz. Bütün bu belirsizliklere rağmen gelecekle ilgili doğru tahminler yapabilmek için de gelişmiş bilgisayarlardan; yani, süper bilgisayarlardan yararlanıyoruz.
http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.