Dünyanın en hızlı süper bilgisayarları
İlk bakışta sadece birer dolap gibi görünen bu kutuların içinde aslında dünyanın en büyük ve en hızlı bilgisayarlarından biri var. Ve bu dev bilgisayar sadece ve sadece iklim değişikliğini hesaplamak için kullanılıyor. Birbirine bağlı 264 bilgisayardan oluşan bu süper bilgisayarın adı “blizzard”; yani “kar fırtınası”. Bir ay önce hizmete giren bu dev bilgisayar, aynı zamanda dünyanın bilimsel alanda kullanılan en büyük ve en hızlı bilgisayarı durumunda. 20 terabyte; yani yaklaşık 20 bin gigabaytlık bir ön-belleğe sahip olan blizzard, saniyede tamı tamına 158 trilyon hesap yapabiliyor. Yakından bakınca adeta bir canlı gibi görünen blizzard evlerde kullanılan bilgisayarların yaklaşık 20 bin katı bir güce sahip. Süper bilgisayarın toplam ağırlığıysa 35 tonu buluyor. Almanya’nın Eğitim ve Araştırma Bakanlığı’nın finanse ettiği süper bilgisayarın fiyatı 70 milyon dolar ama bilim adamları bu bilgisayarın paha biçilmez olduğunu söylüyor. Bu iklim hesaplama ve araştırma merkezinin uzmanlarından Michael Böttinger, blizzard’ın kullanım alanlarını bakın nasıl anlatıyor:
Michael Böttinger: Bu süper bilgisayarı bildiğimiz pc’lerle karşılaştırmak zor, çünkü sistemdeki her bir bilgisayar çok çok hızlı ve hepsi de birbirine bağlı. Bu bilgisayar sadece iklim araştırmaları için kullanılıyor. Yani, bu süper bilgisayar iklim araştırmacıları için bir laboratuar niteliğinde. Bunu sadece iklim bilimciler kullanabiliyor. Ve tabii bunu model geliştirme, temel araştırma ve “önümüzdeki yüz yıl içinde Almanya’da ya da Türkiye’de ne kadar bir sıcaklık artışı beklemeliyiz?” gibi sorulara yanıt bulmak için uygulamalı-araştırma amaçlı kullanıyorlar. Yani blizzard, atmosferdeki sera gazlarının seviyesini, okyanus sıcaklıklarını, kara sıcaklıkları gibi verileri iklimbilimcilerin yazdığı programlar çerçevesinde analiz ediyor ve atmosferin bu değişkenlere nasıl tepkiler vereceğini hesaplıyor. Hatta bu süper bilgisayar, hortum gibi küçük bir alanda etkili olan doğa olaylarını bile önceden hesaplayabiliyor. Böylesine büyük ve detaylı iklim modellerinin paralel olarak işleyebilmesi için bu bilgisayarlar arasında çok hızlı bir bağlantı var.
Michael Böttinger, buradaki bilgisayarların birbirine nasıl bağlandıklarını göstermek için dolaplardan birinin arka kapağını açıyor. Bütün bu panelleri birbirine bağlayabilmek ve bu süper bilgisayarı ortaya çıkarmak için toplam 50 kilometre uzunluğunda kablo kullanılmış.
Michael Böttinger: İklim simülasyonu için iklim sistemindeki süreçleri ve modellerin sınır koşullarını çok iyi anlamak gerekir. Sınır koşulları derken güneş, dünyanın şekli gibi değişmez koşulları ve atmosferdeki kimyasal bileşimi, mesela karbondioksit, metan gibi sera gazlarının oranını kastediyorum. Tabii yüzyıl sonrasında yapabileceğimiz, insanların gelecekteki sera gazı salınımı üzerine senaryolar kurarak çalışmak. Bu senaryolarla “Ne kadar sera gazı, ne kadar sıcaklık artışına yol açar?” bunu hesaplıyoruz. Ayrıca, bu süper bilgisayar yardımıyla dünyanın dört bir yanından gelen verileri de bir araya getirip analizler yapıyoruz. Bu açıdan bakılınca, merkezimizin bir başka özelliği ortaya çıkıyor. Şu anda iklim değişikliği konusunda dünyanın en geniş arşivine sahibiz diyebilirim.
Gerçekten de Alman iklim hesaplama merkezinin koca bir katı tamamen arşive ayrılmış. Bu arşiv sistemi de en son teknolojiye göre kurulmuş. Bu gördüğünüz dolapların içinde onar bin adet dijital kaset var. Toplam altı dolaptaki kasetlerin toplam hafızasıysa 60 petabyte’ı; yani 60 bin terabyte’ı buluyor. Daha anlaşılır bir şekilde söylersek, burada toplam 13 milyon DVD’nin alabileceği kadar veri saklamak mümkün. Üstelik bilim adamları bu dev arşive uzaktan internet kanalıyla ulaşıp, istedikleri verileri anında alabiliyorlar. Dolapların içindeki bu hassas robot kollar, istenilen bilgileri taşıyan kasetleri bulup çıkarıyor ve bilgiyi yine bilgisayarlar aracılığıyla aktarıyor. Ancak, ilk bakışta tam bir teknoloji harikası gibi görünen bu süper bilgisayarlara temkinli yaklaşan bilim adamları da var. Profesör Mojib Latif, bilgisayarlarla yaratılan iklim modellerinin her zaman gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor.
“Hiçbir model kusursuz değildir”
Mithat Bereket: Bazı İngiliz gazetelerinde sizin gelecek yüz yıl için yapılan sıcaklık tahminlerinin güvenilir bulmadığınızı okuduk. Bu doğru mu? Dünyanın geleceğini tahmin etmeye yönelik bilgisayarlı iklim modelleme çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mojib Latif: Her zaman için belirsizlikler vardır. Hiçbir model kusursuz değildir, hiçbir iklim modeli de kusursuz değildir. En büyük belirsizlik de, insan davranışının gelecekte ne şekil alacağını bilmememizden kaynaklanmaktadır; çünkü iklimin nasıl değişeceği büyük ölçüde bizim atmosfere ne kadar sera gazı salacağımıza bağlı. Söz gelimi Kopenhag Zirvesi karbondioksit salınımı konusunda başarıya ulaşsaydı, önümüzdeki on yıl içinde karbondioksit salınımı şu anki seviyenin çok altına düşürebilecek olsaydı, önümüzdeki yüzyılda sadece bir ya da bir buçuk derecelik bir sıcaklık artışı bekleyebilirdik. Ama son 30-40 yıldır yaptığımızı yapmaya devam edersek, 4-5 derecelik bir sıcaklık artışı yaşabiliriz. Ama bu belirsizlik dışında modellerden kaynaklanan bir belirsizlik de var. Modellerin sorunları, hataları var bu nedenle “Bu artış dört derece mi olacak, en kötü olasılık mı gerçekleşecek, sıcaklık artışı beş derece mi olacak?” bunu net olarak söyleyemeyiz. Ama modelin neden olduğu bu belirsizlik, sera gazı salınımı senaryolarındaki belirsizlikten çok daha az.
Bu noktada önemli bir saptama yapmak gerekiyor. İklim değişikliğini incelemek ve gelecekte neler olacağını öngörmek için sadece süper bilgisayarlar yeterli değil. Burada asıl önemli olan atmosferdeki ve okyanuslardaki hareketleri sürekli izlemek ve bunlarla ilgili doğru, güvenilir bilgiler elde etmek.
Okyanusların önemi
Konuştuğumuz bütün iklimbilimciler, iklim değişikliği ölçümlerinin ya da tahminlerinin doğru biçimde yapılabilmesi için okyanusların önemine dikkat çekiyorlar. Bu yüzden Kiel’deki Leibniz Deniz Araştırmaları Merkezi gibi kurumların sahip olduğu araştırma gemileri çok önemli. Bilim adamaları bu gemiler yardımıyla hem derin okyanus sularının sıcaklığını ölçüyor, hem de bu sularda yaşayan canlıları sürekli gözlüyorlar. Dünyaca ünlü bir oceanolgy uzmanı; yani okyanus-bilimci olan Profesör Mojib Latif’in okyanuslar hakkında yürüttüğü araştırmaların önemli bir bölümü de, denizlerde ve okyanuslardaki canlıların yaşamlarının incelenmesini kapsıyor. Bunun için deniz araştırmaları merkezinin alt katında mini bir akvaryum oluşturulmuş. Burada okyanuslardan, Kuzey Denizi ya da Akdeniz balıklarına kadar farklı canlı türleri üzerinde araştırmalar yapılıyor. Değişen su sıcaklıklarının ve iklim değişikliğinin bu canlılar üzerindeki etkileri inceleniyor. Bazıları nadir bulunan bu balık türlerinin yaşadığı değişimler yakından takip ediliyor. Akvaryumun en çok ilgi gören sakinleri arasında denizatları var. Doğada erkeklerinin hamile kalıp doğum yaptığı tek canlı türü olan denizatları, deniz biyologlarıyla deniz jeologlarının ortaklaşa incelediği türlerden biri durumunda. Akvaryumun dışına taşan havuzlarına sık sık hava almaya çıkan ve Antartika’nın soğuk sularından gelen foklarsa okyanus akıntılarıyla ilgili araştırmaların baş aktörleri arasındalar.
http://www.virahaber.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.