ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
KEMAL BATTAL
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
2009 AB İlerleme Raporu Yayımlandı
16.12.2009 14:08

Ekim 2008 ile Ekim 2009 arasında Türkiye’nin AB sürecinde yaptığı ilerlemeleri değerlendiren AB İlerleme Raporu, planladığı gibi 14 Ekim 2009 tarihinde yayımlanmıştır. Rapor, AB Komisyonu tarafından konsey ve parlamentonun Türkiye’nin AB süreci hakkında düzenli olarak bilgilendirilmesi amacıyla yıllık olarak hazırlanmaktadır. Bu yıl raporun on ikincisi yayımlanmıştır. Komisyon bu raporlarda, rapor dönemindeki gelişmeleri vurgulamanın yanı sıra, AB müktesebatına uyum ve idari kapasitenin geliştirilmesi ile ilgili olarak genel ve fasıllar bazında gelinen noktayı ve ileriye dönük beklentilerini de ifade etmektedir. Türkiye’nin AB sürecine yönelik AB bakış açısını yansıtması bakımından raporda yer alan hususlara Türkiye tarafından önem verilmektedir. Raporun içeriğindeki beklentiler; AB fonlarının kullanılacağı projeleri yönlendirmekte, ilgili kamu kuruluşlarının önceliklerini belirlemektedir. Yapılan planlamalarda, raporda eksiklik ve uyumsuzluk olarak planlanan hususların giderilmesi özellikle dikkate alınmaktadır.

           

İç gelişmeler AB sürecinde hızımızı yavaşlattı

2009 AB İlerleme Raporu genel olarak son bir yılda Türkiye’nin AB sürecinde kaydettiği ilerlemelerin tanıtımından ziyade, AB müktesebat ve uygulamalarına uyum ve müktesebatı uygulamak için gerekli uygulama kapasitesinin mevcut durumunu değerlendiren, uyumsuzluk ve yetersizlikleri tenkit eden ve ağırlıklı olarak geleceğe yönelik beklentiler ifade eden bir metin olarak hazırlanmıştır. Bunun Türkiye açısından bazı nedenleri vardır. Son bir yıllık dönemde Türkiye’de Kıbrıs’ta müzakereler, Ergenekon Davası, yargı reformu, Doğan Holding, Deniz Feneri olayları gibi kamuoyunun ilgi odağı olmuş sıra dışı gelişmeler yaşanmıştır. Bu faaliyetler AB katılım sürecini hem kamuoyu, hem bürokrasi, hem de siyasi irade açısından gündemden düşürmüş ve uyumu yavaşlatmıştır. Buna paralel olarak, AB katılım sürecinde yapılması gereken veya AB’nin Türkiye’den yapmasını beklediği reformlar yapılamamıştır.

           

2009 AB İlerleme Raporunu denizciliğimiz açısından incelediğimizde, tablo önceki yıllardan farklıdır. İlerleme raporlarında denizcilik alanındaki gelişmeler ve övgüler bu defa yerini ağırlıklı olarak yapılmayanların ve beklentilerin belirtildiği ifadelere bırakmıştır. Daha önceki yıllarda denizciliğimizdeki AB heyecanının ve uyum gayretinin sonucu olarak deniz emniyeti alanındaki AB müktesebatına uyumda gelişmeler olduğu ifadesi ile başlayan deniz taşımacılığı bölümünde komisyon, çok sınırlı gelişme olduğu vurgusu ile son bir yılda AB müktesebatına uyum amacıyla yürürlüğe giren ulusal mevzuatı listelemiştir. Bu çerçevede iki yönetmeliğin ismine de yer vermiştir. Dönem içerisinde, Uluslararası Denizcilik Örgütünün (IMO) seyir veri kayıt cihazlarıyla (VDR) ilgili koşullarının yerine getirilmesi amacıyla, Ro-Ro yolcu gemileri hakkındaki mevzuatta değişiklik yapılmış ve “Gemi Adamları Yönetmeliği” STCW Sözleşmesi hükümlerine paralel olarak geliştirilmiştir. Son yıllarda yayınlanan tüm ilerleme raporlarında olduğu gibi deniz emniyeti konusundaki çerçeve kanunun kabul edilmemesi “yıllardır süren görüşmelere rağmen” ifadeleri kullanılarak sert bir şekilde eleştirilmiş ve dönem içerisinde AB müktesebatına uyum yönünde ciddi bir gelişme olmadığı vurgulanmıştır.

           

Denizcilik alanında da sinyaller iyi değil

Komisyon, ilerleme raporunda gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi amacıyla kurumsal kapasitenin ve acil müdahale kapasitesinin artırılmasına yönelik hazırlıkların henüz başlamadığını ifade ederek, bu konularda teknik kapasitenin artırılması gerektiğini ima etmiştir. Bir cümleye sığdırılan bu beklenti sadece petrol kirliliğine müdahale değil, aynı zamanda gemilerden illegal boşaltmalar ve operasyonel kirlilik kapsamında gemi atıklarının alınmasını da kapsamaktadır. Bu konularda Türkiye bugüne kadar mevzuat altyapısını henüz tamamlayabilmiş, uygulama kapasitesinin geliştirilmesi için çeşitli masa başı hazırlıkları yapabilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın gemi kaynaklı kirlenmenin önlenmesinde teknik kapasitenin geliştirilmesi yönünde projeler bazında ciddi hazırlık içerisinde olduğu bilinmektedir. İlerleme raporunda yer alan gemi adamlarının eğitim ve mesleki eğitimine yönelik teknik kapasitenin yetersiz olduğu tespiti, geliştirmemiz gereken diğer bir hassasiyetimizi oluşturmaktadır. Diğer alanlarda raporda eksiklik veya beklenti yer almaması bu konularda kapasitemizin yeterli olduğu anlamına gelmemektedir. 2008 yılında kabul edilen ulusal planda yer alan proje teklifleri, AB müktesebatına uyum sağlanmış ulusal mevzuatın etkin uygulanması için gerekli kapasitenin geliştirilmesi amaçlarına yönelik olarak hazırlanmıştır. Denizciliğimizin teknik kapasite ihtiyacı bunların da üzerindedir. Komisyon; SOLAS-78, SOLAS-88 ve Marpol’ün III. ve IV. eklerine ilişkin yönetmelikler hazırlanmasını ve Türk gemilerinin Paris MoU limanlarında alıkonulma oranının azalmasını ve Türkiye’nin beyaz listeye geçmesini bazı ilerlemeler olarak nitelemiştir.  

           

Bazı noktalarda tehditler var

İlerleme raporunda geçmiş yıllardan farklı olarak deniz ulaştırması alanında piyasaya giriş konusu geniş çerçevede ele alınmıştır. Komisyon, piyasaya giriş ve gemi tesciline ilişkin kuralların AB müktesebatıyla uyumlu olmadığı, kombine taşımacılık, uydu seyri ve devlet yardımları konusunda gelişme kaydedilmediği tespitinde bulunmuştur. İlerleme raporunda tenkitler daha ileri seviyeye götürülerek, bazı noktalarda tehditlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde kayıtlı olan ya da son uğradığı liman Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde olan gemiler ve uçaklar tarafından taşınan malların serbest dolaşımına yönelik kısıtlamalar yürürlükte kaldığı sürece, Türkiye’nin bu fasla ilişkin AB müktesebatını tam olarak uygulama konumunda olmayacağı vurgulanarak denizciliğin de büyük oranda yer aldığı bu “Taşımacılık politikası” faslında müzakerelerin başlatılmayacağı ima edilmiştir.

           

Denizciliğimiz, Türkiye’nin AB sürecinde genel isteksizliğinden ve durağanlığından etkilenmeden yoluna devam etmelidir. Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi; denizciliğin evrensel karakteri nedeniyle, AB müktesebat ve uygulamalarına uyum ve buna yönelik kapasitenin geliştirilmesi amacıyla yapılan hemen tüm faaliyetler, denizcilikle ilgili uluslararası sözleşmelerden ve IMO kural ve tavsiyelerinden kaynaklanan yükümlülüklerimizin etkin uygulanması yönünde fayda sağlamaktadır. Küresel ekonomik kriz içerisinde olmamız ve ulusal kaynakların sınırlı oluşu, denizciliğimizin uygulama kapasitesini geliştirmede AB fonlarından daha fazla yararlanma gereğini ortaya çıkarmıştır. AB fonlarının projelere tahsisini yöneten karar mekanizmalarının denizciliğimize sempati duyması önemli bir avantajdır.  

 

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN