![]() KEMAL BATTAL |




2007 yılı sonunda yayımlanan “AB Bütünleştirilmiş Denizcilik Politikası”nda, AB’nin gelecekte üzerinde çalışacağı vurgulanan en önemli konulardan biri de “Kıyı ve Deniz Alanı Planlaması” olmuştu. Aradan geçen süre içerisinde AB Komisyonu, kıyı ve deniz alanı planlaması esaslarını şekillendirmek üzere bazı çalışmalar yaptı. Bu çalışmaların ilk adımı olarak 25 Kasım 2008 tarihinde “Deniz Alanı Planlamasının Hukuki Boyutları” dokumanı yayımlandı. Dokuman aynı zamanda konu hakkında AB’nin izleyeceği yol haritası hakkında da mesajlar vermektedir. Deniz ve kıyı alanlarının kullanımında kullanıcı sektörler arasında yaşanan kıyasıya rekabet, AB üyesi ülkeler arasında uygulama farklılıkları ve sahildar ülkelerin denizde yetki kullanmalarında tabi olacakları uluslararası kuralların açık olmayışı, AB Komisyonu’nun deniz alanları planlaması çalışmalarına önem kazandırmaktadır.
“Deniz Alanı Planlamasının Hukuki Boyutları” dokümanı ile şekillenen yol haritasının, deniz ve kıyı alanlarında alan planlamasının geliştirilmesini kolaylaştırması ve bu alanlarda sürdürülebilir bir denizcilik sektörünün büyümesini sağlaması bekleniyor. Deniz alanları planlamasının aynı zamanda kıyıların ve denizlerin kirliliğe karşı korunmasına önemli katkılar sağlaması da diğer bir önemli beklenti. Özellikle son dönemde deniz çevresinin korunması kurallarının, deniz ticaretini engeller duruma gelmesi nedeniyle denizcilik sektörünün şikayetleri giderek artmaktadır. AB kıyı ve deniz alanları planlama politikası, emniyet ve ticaret arasında bozulan bu dengeyi yeniden kurma konusunda bir araç olarak görülüyor. Tabii ki bu politika kıyı ve deniz alanlarında ekonomik ve sosyal faaliyetlerin belli kriterlere göre planlanması suretiyle bu alanların etkin ve korunarak kullanımına yönelik ciddi sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
Kıyı ve deniz alanı planlamasının gerekliliği
Kıyı ve deniz alanlarında deniz ulaştırması, kıyıların kullanımı, limancılık, balıkçılık, deniz kültürü, turizm, deniz tabanı petrol ve maden araştırmaları gibi ekonomik faaliyetlerin son dönemde hızla artması ve denizlerin yenilenebilir enerji üretimi, denizaltı teknolojileri gibi konularda daha fazla kullanılması beklentisi planlı bir kullanımı zorunlu kılmaktadır. Bu planlama, faaliyetlerin birbirleri ile etkileşimini de dikkate alarak yapılmalıdır. Potansiyel kullanım alanlarının giderek azalması bunun önemini bir kez daha artırmaktadır. Elbette artan ekonomik faaliyetlerinin çevresel etkileri konusunda duyulan kaygı, planlama ve kontrolü zorunlu hale getirmiştir.
Kıyı ve deniz alanı planlaması konsepti
Kıyı ve deniz alanı planlaması; kıyı ve deniz alanlarının ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan makul ve etkin kullanımını ve bu maksatla karar mekanizmaları geliştirilmesini hedeflemektedir. Konsept sektörel paydaşlar arasında bir denge yaratacak ve denizlerin ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını sağlayacaktır. Özetle; kıyı ve deniz alanları planlaması konsepti, bir hakem rolü üstlenerek denge sağlayacaktır. Bunun ötesinde konseptin deniz çevresinin korunması gibi bazen sahipsiz kalan ortak çıkarları da koruma gibi bir fonksiyonu olacaktır. Sadece planlama değil, ikinci adımda izleme ve yanlış kullanımlara müdahale de konseptin görevleri arasındadır. Kıyı ve deniz alanları planlaması aslında bir karar değil bir süreçtir. Konsept, bu sürecin yönetilmesinde tarafsız ve güçlü bir yetkidir.
Ortak yaklaşımın faydaları
Kıyı ve deniz alanları planlama konsepti, AB üyesi ülkelerin kendi deniz yetki alanlarındaki yetkilerine müdahaleden ziyade, ortak bir yaklaşım belirlenmesi ve bu yaklaşımın tüm AB kıyılarında ve denizlerinde uygulanmasının izlenmesi sistemidir. Ortak yaklaşım, tüm AB üyesi ülkelere, kıyı ve denizde faaliyet gösteren tüm sektörlere katma değer yaratacaktır. Bunların başında AB denizcilik sektörünün dünyada rekabet edebilirliğinin artması gelmektedir. Denizcilik sektörünün bu noktada ciddi beklentileri vardır. Ortak yaklaşım, sınıraşan işbirliğini teşvik edecektir. Bu işbirliği beraberinde, güç birliğini de getirerek ekonomik faydaya dönüşecektir. Ortak yaklaşımın beklenen diğer bir faydası da, sektörel yaklaşımları koordine etmesi ve koordinasyonsuzluğun maliyetlerini düşürmesidir.
Yol haritası ve müteakip faaliyetler
AB Komisyonu’nun belirlediği yol haritası, kıyı ve deniz alanları planlaması için 10 anahtar prensip belirlenmesini, kıyı ve deniz alanları planlamasının AB üyesi ülkelerde gelişmesinin kolaylaştırılmasını, ulusal seviyede ve Avrupa’da uygulanmasının teşvik edilmesini ve geliştirilmesi için geniş katılımlı bir tartışma başlatılmasını öngörmektedir. Bu maksatla, 2009 yılında bir çalıştay organize edilecek, pilot projeler uygulanacak ve 2009 yılı sonunda AB Komisyonu tarafından bir ilerleme raporu yayımlanacaktır. Kıyı ve deniz alanları planlaması konusu AB’nin, AB bütünleştirilmiş denizcilik politikası içerisinde belirlediği hedef ve faaliyetlerden en öncelikli olarak ele aldığı bir konudur. Öncelik verilmesinin gerekçesi; kıyı ve deniz alanları planlamasının önemi ve diğer bazı faaliyetlerin temelini oluşturmasıdır. 2009 yılı kıyı ve deniz alanları planlaması açısından somut adımların atılacağı ve önemli sonuçların ortaya çıkacağı bir yıl olacaktır.
Türkiye’de kıyı ve deniz alanları planlaması
AB’nin kıyı ve deniz alanları planlaması konusundaki çalışmaları Türkiye için de çeşitli açılardan önem taşımaktadır. Türkiye’yi çevreleyen denizlerde AB’nin ve AB’ye üye ülkelerin deniz alanları planlamasının muhtemel sonuçları ve Türkiye’ye etkileri öncelikle değerlendirilmesi gereken hassas bir konudur. AB, Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’de Türkiye’ye komşudur. AB deniz alanları planlaması uygulamaları şüphesiz Türkiye’nin deniz komşuları ile mevcut deniz yetki alanı sorunlarını gündeme getirme ve hatta yeni sorunlar yaratma tehlikesi taşımaktadır. Bu durum, Türkiye’nin AB’ye aday ülke olmanın verdiği avantajları da kullanarak faaliyetlerin içinde olmasını gerektirmektedir. Teknik açıdan kıyı ve deniz alanları planlaması, Türkiye’nin de şiddetle ihtiyaç duyduğu bir araçtır. Kıyılarımızda plansız yapılaşma ve ekonomik faaliyetlerin münferit menfaatlere göre gelişmesi önemli sorunlarımız arasındadır. Son dönemde kıyı alanları planlaması amacıyla bölgesel veya sektörel çalışmalar başlatılmış olmakla birlikte bu çalışmalar AB’nin kıyı ve deniz alanları planlaması konseptinden oldukça uzaktır. Deniz alanı planlaması henüz dikkate aldığımız bir konsept değildir. AB’nin yol haritası Türkiye tarafından dikkatle izlenerek, muhtemel politik sonuçları ve teknik açıdan Türkiye’de uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















