ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
KEMAL BATTAL
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
AB İklim Değişikliği Beyaz Kitabı
15.05.2009 15:38

Küresel ısınmanın getirdiği iklim değişiklikleri, dünyayı ciddi tedbirler alma yönünde tetikliyor. İklim değişiklikleri ile birlikte çeşitli felaket senaryoları da gerçeğe dönüşmeye başladı. Bu noktada AB de harekete geçerek, iklim değişikliğini konu alan “Beyaz Kitabı” yayımladı. Amaç; iklim değişikliğinin ortaya çıkaracağı olumsuz etkilerden toplumun en az şekilde etkilenmesini sağlamak. Çünkü iklim değişikliği sadece doğayı değil; bununla birlikte ekonomiyi, ulaşımı, endüstriyi, kısacası ekosistemin tümünü olumsuz yönde etkileyecek.

AB Komisyonu birkaç yıldır sürdürdüğü çalışmaları tamamlayarak, 1 Nisan 2009 tarihinde iklim değişikliğini konu alan “Beyaz Kitabı” yayımladı. Beyaz Kitap; ağırlıklı olarak iklim değişikliğinin çeşitli açılardan ortaya çıkarması beklenen olumsuz etkilerinden, toplumun daha az etkilenmesini sağlama yönünde alınacak tedbirlerin çerçevesini belirliyor. AB Komisyonu’na göre; iklim değişikliği kara ve deniz sıcaklığını artırmakta, aynı zamanda yağış şekli ve miktarını değiştirmektedir. Bu da, küresel deniz seviyesi yükselmesine, kıyısal erozyona ve açık hava odaklı şiddetli doğal felaketlerin artmasına neden olmaktadır. Değişen su seviyesi, sıcaklık ve yağış; gıda arzını, sağlığı, endüstriyi, ulaşımı ve ekosistemin bütünlüğünü etkilemektedir. İklim değişikliği, bazı bölge ve sektörlerde ciddi olumsuz ekonomik ve sosyal etkilere yol açacaktır. Toplumun bazı kesimlerinin (yaşlılar, engelliler, düşük gelirli aileler) bu durumdan daha çok etkilenmesi beklenmektedir.

İklim değişikliği etkilerini gösterecek

İklim değişikliği iki farklı türde reaksiyon gerektirmektedir. Birincisi sera gazı salınımının azaltılması, ikincisi ise iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkilerine karşı hazırlıklı olma yönünde tedbirler alınarak direncin artırılmasıdır. Sera gazı salınımının azaltılması konusunda AB müktesebatı üzerinde kısa süre önce mutabakat sağlanmıştır. Bu mutabakat kapsamında alınacak tedbirlerle sera gazı salınımı, 2020 yılına kadar 1990 yılı seviyesinin yüzde 20 altına düşecek şekilde azaltılacaktır. Dünyanın İklim Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’nden kaynaklanan bu yükümlülüğü yerine getirmesi durumunda dahi, önümüzdeki 50 yılda iklim değişikliği etkilerini gösterecektir. Bu durumda, iklim değişikliğinin muhtemel etkilerini azaltacak ve toplum üzerindeki etkileri en aza indirecek tedbirlerin alınması, bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Beyaz Kitapta AB’nin iklim değişikliğinin etkilerine karşı hassasiyetlerinin azaltılmasını amaçlayan bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu çerçeve kapsamında belirlenen tedbirler, sadece AB üyesi ülkelerin konu hakkındaki faaliyetlerini tamamlama niteliğinde değil, aynı zamanda başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, diğer ülkelerin ve uluslararası gayretlerin desteklenmesi amaçlıdır. AB, diğer ülkelerle Birleşmiş Milletler platformunda 2012 sonrası için bir iklim değişikliği anlaşması üzerinde çalışmaktadır. Bu anlaşma; hem ülkeler için sera gazı salınımı sınırlarının 2012 sonrası için belirlenmesi, hem de ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı direnç kazanması tedbirlerini içerecektir. Bu yönde taslak metinler hazırlanmıştır. İklim değişikliğinin etkilerinin bölgelere göre değişken ve farklı şiddetlerde ortaya çıkması, tedbirlerin ulusal, bölgesel veya yerel seviyede belirlenmesini ve uygulanmasını gerektirmektedir. Ancak bu tedbirler AB seviyesinde bütünleştirilmiş ve koordine edilmiş bir yaklaşımla desteklenmeli ve güçlendirilmelidir. Ayrıca, iklim değişikliğinin bölgeden bölgeye değişen etkilerine karşı direncin artırılması, AB üyesi ülkeler arasında ciddi bir dayanışma gerektirecektir. Sektörel temelde de dayanışma ve yardımlaşma ihtiyacı, AB’nin müdahalesini ve koordinatörlüğünü kaçınılmaz kılmaktadır. Bu gerekçeler Beyaz Kitabın hazırlanması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

AB iklim değişikliği çerçevesi

AB iklim değişikliği çerçevesi, aşamalı yaklaşımı benimsemiştir. 2009-2012 yılını kapsaması düşünülen birinci aşama, 2013 yılında başlayacak ikinci aşamada uygulanacak kapsamlı bir AB stratejinin hazırlanması için temel çalışmaların yapıldığı dönem olacaktır. Birinci aşamada aşağıdaki dört faaliyete odaklanılacaktır.

·        AB için iklim değişikliğinin etkileri ve sonuçları temelinde, güvenilir bir bilgi altyapısı oluşturulması,

·        AB kilit politika alanlarında hazırlıklı olma faaliyetlerinin bütünleştirilmesi,

·        Hazırlıklı olmanın etkinliğinin sağlanması için politika araçlarının birleşiminin kullanılması (piyasa temelli araçlar, rehberler, kamu-özel sektör işbirliği),

·        Hazırlıklı olmada, uluslararası işbirliğinin sağlanması.

AB Komisyonu’na göre, iklim değişikliğinin etkilerinin ve toplumun hassasiyetlerinin azaltılması çalışmaları uzun ve sürekli bir faaliyet olacaktır. Bu faaliyetler her seviyede paydaşlar arasında yakın koordinasyon ve işbirliği ile hareketi gerektirmektedir. AB, gelecek nesillere sağlıklı ve sürdürülebilir ekonomik temel hazırlamak için gerekli faaliyetlerin icrasına yeterli kaynak sağlayacak ve bu çerçevedeki ulusal ve uluslararası gayretler desteklenecektir.

AB’nin iklim değişikliğinin etkilerini azaltma yönünde burada daha fazla detay veremediğimiz öngörüleri ve planlamaları önümüzdeki dönemde bu konunun gündemin daha üst sıralarına tırmanacağını göstermektedir. Beyaz Kitap’ta dikkat çeken önemli noktalardan biri de, AB’nin iklim değişikliğini kabullenerek etkilerini azaltmayı ve kendi hassasiyetlerini gidermeyi ön plana almış olmasıdır. Sera gazı salınımına neden olan ekonomik faaliyetlerden vazgeçerek, toplumun refahını azaltma yerine enerji verimliliği tedbirleri ile sürdürülebilir bir ortam yaratma hedefinin de Beyaz Kitap’ta vurgulanmış olması, AB’nin bu konudaki ileriye dönük politikaları hakkında bir mesaj olarak algılanmalıdır.

Beyaz Kitap Türkiye için de önemli

Bölgeden bölgeye değişiklik gösteren iklim değişikliğinin Türkiye’yi de etkilemesi kaçınılmazdır. Hatta bu etkiler şimdiden görülmeye başlanmıştır. Ayrıca, küresel ısınma ile deniz seviyesinde ortaya çıkacak yükselmenin etkileri, üç tarafı denizlerle çevrili bir turizm ülkesi olan Türkiye’de daha çok hissedilecektir. Türkiye tek başına sera gazı salınımını tamamen önlese dahi iklim değişikliğini önleyemeyecektir. Bu durumda, AB Komisyonu’nun yayımladığı Beyaz Kitap’ta yer alan politika ve stratejiler ile tedbirler, Türkiye için de bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Paralel gayretlerle Türk toplumu da, iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı hale getirilmeli, bu etkiler azaltılmaya çalışılmalı ve hassasiyetlerimiz ortadan kaldırılmalıdır.

Türkiye’nin kişi başına sera gazı salınımı ve küresel ısınmaya katkısı, sanayileşmiş AB üyesi ülkelerin çok altındadır. Bu özelliği nedeniyle 2012 yılına kadar ülkelerin salınım azaltma yükümlülüğünden muaf tutulmuştur. Ancak, 2012 yılından sonraki süreçte ne ile karşılaşılacağı belli değildir. Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne taraf olması, ulusal seviyede strateji belirleme hakkını ortadan kaldırmıştır. Türkiye’nin sanayileşme ihtiyacı önümüzdeki dönemde sera gazı salınımını da artıracaktır. Bu nedenle, 2012 yılı sonrasında uluslararası yükümlülük üstlenilmemesi yönünde politikalar izlenilmesinin yanı sıra, enerji verimliliği tedbirleri ile uluslararası gayretlere katkı sağlanmalıdır.  

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN