![]() KEMAL BATTAL |




“AB Ortak Balıkçılık Politikası” son zamanlarda üye ülkelerden yükselen ciddi eleştirilerle gündemde. Mevcut müktesebat ve uygulamalarda yaşanan sıkıntılar, radikal değişiklikler yapılmasını zorunlu kılıyor. Balık stokları sınır tanımadan
denizlerde dolaştıkları için bu konu Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
Gerek mali kriz, gerekse iklim değişikliği yüzünden sıkıntılı günler yaşayan balıkçılık sektörü, ne yazık ki aşırı avlanmanın da önüne geçememiş durumda. Bu noktada en öncelikli hedef, şüphesiz deniz ekosistemini sağlığına kavuşturmak olacak. Bu noktada Türkiye de, mevzuat uyumu konusunda gerekli teknik çalışmaları yapmak zorunda.
AB Komisyonu, 22 Nisan 2009 tarihinde yayınladığı “AB Ortak Balıkçılık Politikası Reformu” isimli yeşil kitap ile AB ortak balıkçılık politikasının temel esaslarını tartışmaya açtı. Halen uygulanan AB ortak balıkçılık politikasının taraflarına ve üye ülkelere 31 Aralık 2009 tarihine kadar görüşlerini sunmaları için süre verildi. Birçok yönleri ile tenkit edilen mevcut müktesebat ve uygulamalar, yeşil kitaba görüş verilmesi çerçevesinde masaya yatırılacak ve bu görüşler çerçevesinde hazırlanacak beyaz kitap ile AB ortak balıkçılık politikasının geleceği şekillenecek. Yeşil kitap AB Komisyonu’nun bakış açısı ile mevcut AB balıkçılık müktesebatı ve uygulamalarının yetersizliklerini ve uygulamadan doğan aksaklıkları ortaya koyuyor. AB Komisyonu’nun denizcilik ve balıkçılıktan sorumlu Komisyoneri Joe Borg, yeşil kitabın tanıtımı ile ilgili olarak yaptığı konuşmada; başlatılan istişare sürecinin AB ortak balıkçılık politikasında radikal değişikliklerin yapılmasının ilk adımı olduğunu, balıkçıların ve sektörden diğer ilgili tarafların yanı sıra, bilim adamlarının, sivil toplumun ve konu ile ilgili vatandaşların görüş ve düşüncelerini sunmalarının önemli olduğunu vurguladı. Borg ayrıca; yeşil kitapta tartışmaya açılan hususların mevcut politikaların temel esasları olduğunu ve yeşil kitabın AB’de modern, basit ve sürdürülebilir balıkçılık yönetimi için sistem kurulmasına bir fırsat olduğunu vurgulayarak, radikal değişikliklerin olabileceği mesajını verdi.
Niçin AB ortak balıkçılık politikasında reforma ihtiyaç duyuluyor?
Şüphesiz hemen her sektörde olduğu gibi son dönemde dünyanın yaşadığı mali kriz, balıkçılık sektörünü de etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. AB ortak balıkçılık politikasında yapılacak reformlar krizin etkilerini azaltmayı ve bir süreçte ortadan kaldırmayı sağlayacak tedbirleri içerecektir. Reform ihtiyacının diğer bir gerekçesi de iklim değişikliğidir. Mevcut AB balıkçılık mevzuat ve uygulamaları, iklim değişikliğinin yavaşlatılması yönünde küresel seviyede alınması gereken tedbirler temelinde incelenecektir.
Küresel mali kriz ve iklim değişikliği gerekçelerinin ötesinde, mevcut AB ortak balıkçılık politikasının başarılı olmadığı, politikanın amaçlarına ulaşmadığı, sonuçlarının tatmin edici olmadığı yönünde son dönemde ciddi eleştiriler yapılmaktadır. AB ortak balıkçılık politikası, temel amaçlarından biri olan aşırı avlanmayı önleyememiştir. AB denizlerinde, balık stokları hızla azalmaktadır. Aşırı avlanmaya rağmen balıkçılık sektörü ve ilgili mesleklerin kârlılıkları oldukça düşmüştür. Aşırı avlanmanın AB balık piyasasının ihtiyaçlarını karşılayacağı düşünülse de, gerçekte canlı kaynakların piyasaya arzı yetersiz kalmıştır. Mevcut AB ortak balıkçılık politikasının temel amaçlarından birinin aşırı yakalama kapasitesinin azaltılması ve dengelenmesi olmasına rağmen, AB üyesi ülkelerin balıkçılık filoları olması gerekenden fazladır. AB balıkçılık sektörünün dış baskılara karşı esnekliğinin oldukça düşük olması mevcut önemli bir hassasiyettir. Mevcut politika gereği her şeyin kontrol altına alınması gayretleri, sektör ve ilgili kamu kuruluşları açısından karmaşık ve pahalı bir uygulama yaratmıştır. Bu önemli gerekçeler, AB ortak balıkçılık politikasını radikal reformlar yapılması amacıyla masaya yatırılmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.
Hangi reformlar yapılmalıdır?
Belirlenecek yeni politika ile ulaşılması gereken en önemli ve öncelikli hedef, şüphesiz deniz ekosistemini sağlığına kavuşturmaktır. Bugüne kadar aşırı avlanma balık stoklarını azaltmış, deniz ekosisteminin dengesini bozmuş ve sürdürülebilirlik prensibini ortadan kaldırmıştır. İstihdamı azaltmadan ve kıyı toplumlarının yaşam şartlarını bozmadan daha etkin bir balıkçılık sektörü nasıl oluşturulabilir? Bu çerçevede yakalama kapasitesi nasıl azaltılabilir? Bu sorulara bulunacak cevaplara göre mevcut politika değiştirilmelidir. Diğer bir hedef; kârlı ve ekonomik açıdan bağımsız bir balıkçılık sektörü yaratılmasıdır. Ekonomik kaygılar sektörü aşırı avlanmaya itmekte, bu durum ciddi sorunlara yol açmaktadır. Sürdürülebilir balıkçılık ve balık yetiştiriciliğinin ürünleri, Avrupa halkının ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Deniz ürünlerinin insanın temel gıdalarından biri olması ve özellikle Avrupa’da kişi başına düşen balık tüketiminin oldukça yüksek olması ürün arzını ön plana çıkarmaktadır.
Karar mekanizmasının ağır işlemesi ve mevcut AB ortak balıkçılık politikasında yönlendirici prensiplerin zayıf oluşu, başarısızlığın önemli nedenlerinden biridir. Politika değişiklikleri kapsamında, kararların uzun vadeli hedefler temel alınarak verilmesi, buna yönelik olarak daha açık hedefler hiyerarşisi belirlenmesi önemlidir. Mevcut politikanın “her şeyin kontrol altında tutulması” prensibine alternatif olarak; kendi kendine yönetimin teşvik edilmesi, sonuç endeksli yönetim, sektörün deneyimlerinden faydalanılması, taraflar ve bilim çevreleri arasında daha iyi diyalog gibi tedbirler düşünülebilir. AB ortak balıkçılık politikası ve uygulamalarından beklentilerin başında, “kıyı alanlarının ekonomik ve sosyal yönden gelişmesine katkı” gelmektedir. Mevcut politika bu noktada oldukça yetersiz kalmıştır. Bu politikada yapılacak radikal değişiklikler, bu önemli sorunu çözecek nitelikte olmalıdır. Balıkçılık konusunda dış ilişkiler AB’nin çıkarlarının korunmasını sağlayarak işbirliği yapılan üçüncü ülkelerin gelişmesini amaçlamalıdır. Ayrıca, AB ortak balıkçılık politikasında yapılacak radikal değişikliklerin daha basit ve daha düşük maliyetli bir uygulama yaratması da önemli bir beklentidir.
Mevcut AB ortak balıkçılık politikasını oluşturan alt politikalar olan; pazar politikası, koruma politikası, dış balıkçılık ilişkileri politikası ve yapısal politikalar bugüne kadarki uygulamalarda birbirinden bağımsız olarak ele alınmış ve uygulanmıştır. Bu politikalar bütünleştirilerek uygulanmalıdır. Bunun ötesinde AB ortak balıkçılık politikası; AB bütünleştirilmiş denizcilik politikası, AB deniz stratejisi, bölgesel gelişme politikaları ve üçüncü ülkelerde faaliyet politikaları ile birlikte değerlendirilmelidir. Yukarıda üzerinde durduğumuz beklentilere nasıl ulaşılabilir? Bu soruya şüphesiz istişare sürecinde tarafların görüşleri ile cevap bulunacaktır.
Sonuç ve değerlendirme
Balık stokları; sınır tanımayan, ülkelerin deniz alanları arasında kontrolsüz geçiş yapabilen canlı kaynaklardır. Ülkelerin balıkçılık politikaları ve uygulamaları aynı denize sahildar olan diğer ülkeleri de etkilemektedir. Bu durum, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de komşumuz olması nedeniyle AB’nin ortak balıkçılık politikasını Türkiye için önemli hale getirmektedir. Bunun ötesinde; AB ortak balıkçılık politikası ve müktesebatına AB’ye katılım sürecinde Türkiye’nin uyum sağlaması gerekmektedir. AB balıkçılık müktesebatı Türkiye’nin uyum ve uygulama sorunu olan bir alandır. Uyum amacıyla icra edilmiş olan AB Eşleşme Projesinin 2005 yılında sonuçlanmasına rağmen, bugüne kadar mevzuat uyumu anlamında kayda değer bir gelişme olmamıştır. Yeşil kitap ile açılan istişare süreci, uyum sorunlarını azaltma yönünde Türkiye için bir fırsattır. İlgili kamu kuruluşlarımızın koordinatörlüğünde, sektörün de katkıları ile kapsamlı teknik çalışmalar yapılarak ilgili AB organlarına görüşler bildirilmelidir.
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















