ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
TAHSİN CEYLAN
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Adrasan Koyu’nda Derinleri Paylaşmak
16.02.2009 10:19

Tanrılarca paylaşıldığı söylenen dağların hemen ortasında yer alan Adrasan Koyu, henüz tahrip edilmemiş güzelliklere sahip ender yörelerimizden biridir. Su üstü güzelliklerinin yanı sıra sualtı fauna ve florası da oldukça zengin olan bu koy, biz sualtı fotoğrafçıları için geniş açı ve yakın çekim görüntülemeler açısından da son derece caziptir. Bu cazibe noktasını Sevgili Rıza ve Bedri Ağam ile görüntülemeye ve yaşamın paylaşımına ortak olmaya gidiyoruz Adrasan’a.

 

Paylaşımın yarattığı mutluluk

Mediha&Holger’in sahip olduğu “Diving Center Adrasan Dalış Merkezi” hemen kıyıda yer aldığı için tekne ulaşımı ve malzemelerin transferi de son derece kolay yapılabiliyor. Kıyı habitatı, eğitim amaçlı dalışlar ile gece dalışları açısından son derece uygun olan bölgede, dalışların yapıldığı “Fisheye Teknesi” yaklaşık 10 kişilik bir kapasiteye sahip. Bölgedeki konaklama yerleri, doğayı tahrip etmeden yapılandırılmış otel, motel ve pansiyonlardan oluşuyor. Doğa ile barışık, gürültüden uzak bir tatil için son derece uygun olan bu yörede, çevre bilincinin gelişmesinde dalış merkezinin payı çok büyük. Çevredeki balıkçılar “Bugün Hacivat kayalıklarında fok gördük” dediklerinde, kayda değer bir şey görmenin yarattığı mutluluğu gözlerinden okuyabiliyorsunuz. Ekosistemdeki diğer canlılara saygının henüz yok olmadığını görmek sevindirici. Paylaşım adil olmamakla birlikte, yine de kısmi olarak mevcut. Nerede olduğunuz gibi, neyi kimlerle paylaştığınız da son derece önemli. Paylaşmak insanoğlunun yaradılışından bugüne anlamlı bir söylem olma özelliğini hep korumuştur. Sevginizi paylaşmak, kendinizi paylaşmak, varlığıyla anlam kazandığınız ve yarattığınız her değeri paylaşmak, paylaşmak, paylaşmak... Tıpkı yaşamak gibidir paylaşmak. Ancak söylemi kolay olsa da pratiği oldukça güçtür. Teori, özgün yazılımı ile ifadesini her zaman pratikte özgünleştiremiyor. İlkel toplumlardan başlayarak günümüze kadar gelen tarihsel süreçte, belli özgün oluşumlar dışında, mülkiyet ya da sahip olma anlayışı göreceli olarak egemen olmuştur. Paylaşımın yarattığı o muhteşem mutluluğu yaşamayı engelleyen, en önemli kavramların başında da yine mülkiyet duygusu gelmektedir.

 

Bir tutam sunumluk görüntü

Sualtı belki de paylaşımı en fazla gerektiren bir spor dalı olmasına karşın, “ben”lik sorunlarıyla bir türlü bu birliktelik gerçekleşemiyor. Dileriz ki bu alanda katalizör görevi üstlenen kişi ve kuruluşların çabası devam eder ve birlikteliğe doğru yol alırız. Ancak görünen odur ki bu özlem, ülkemiz insan psikolojisi açısından neredeyse imkansız. Yine de dileklerimiz devam etsin, kim bilir?.. Çağırışlarımız ise, hep aynı ve yaşadıkça dilerim ki asla değişmez, bir tutam sunumluk görüntüdür özeti, kalıcı değerlere uzanan ve coşku veren yüreklere. Gün gelecek ne paylaşmaya, ne de paylaşacak bir şeyler yaratmaya zamanımız olacak. Gün gelecek paylaşmaya can attığımız ama paylaşamadığımız değerler, buruk bir veda ile devleşecek yüreklerimizde. Sevgini paylaş, kendini paylaş, bilgini paylaş diyoruz. Bu konuda şükranla andığımız J. Y. Cousteau’nun özgün anlatımıyla şu söylemini bir kez daha hatırlayalım istiyorum: “Zevk satın alabileceğiniz bir şeydir. Ama neşeyi satın alamazsınız... Eğer kendiniz için bir şey alırsanız, bundan keyif duyarsınız, size zevk verir. Ancak neşelendirmeyebilir. Bu bencilce bir tatmindir. Neşe paylaşmaktan gelir. Yaşamaktan neşe ve mutluluk çıkarmak için birkaç yol vardır. Birincisi elinizde olanı paylaşmaktır ki, bu sevginin göstergesidir. Bir diğer yol sevginin kendisidir. Bu sadece elindekini değil, kendini paylaşmaktır. Başka biri de evren ile ilgili bilgini çoğaltmaktan geçer. Bilgi insanı büyütür ona yeni bakış açıları kazandırır ve ona sahip olan kişilere neşe ve mutluluk kaynağı olur.

Başkalarını düşünmek için kendinizi unuttuğunuz her an neşeli ve huzurlu bir hayat tarzına ulaşırsınız…”

 

Yaşıyorsak ve kendimizi bu evrenin ve de ekosistemin bir parçası olarak algılayabiliyorsak; var oluşumuza esas mutlak bir amacımız ve o hedefe yönelmiş çabalarımız bulunmalıdır. Şairin dediği gibi; “Bir tılsımı olmalıdır hayatın, vazgeçilmez bir öfke gibi”. O tılsımı ve günlük devinim içinde değişkenliğe uğramayan o muhteşem gücü her zaman yüreğimde hissetmeye çalışıyorum. Deklanşöre her zaman olduğu gibi yüreğimle uzanıyorum. Teşvik edici tek faktörün ise, insanın yüreğinde hissettiği gerçek olduğuna inanıyorum. Dostum bana “davranışlarının başkaları tarafından yönlendirilmesine asla izin verme” demişti. Sanırım her onurlu istem; davranış sürekliliğinin sağlanmasına saygı duyar. O saygıdır ki sevgi ile bezenmiş sonsuz dostluğa kucak açar ve o korunması gereken tek değer olarak kalır. “Bırakın hayat kendi akışı ile aksın, duygularınızı yok etmek için uğraşmayın, bazen geride başka bir şey kalmaz”. Yüreğinizdeki ses doğru davranışlarınızı belirlemeye yetecektir. Bugün mavinin bütün tonlarını olanca saydamlığı ile görebiliyorsam, bunu anlatmaya ve aktarmaya çalışmalıyım geleceğe.

 

Sürprizlerle dolu gece dalışı

Bölgedeki dalış noktaları arasında mağaralar önemli bir yer tutuyor. Geniş açı görüntüleme açısından ışığın mavi sulardaki huzmeli dansını gözlemlemek ve görüntülemek oldukça cazip. Denizel kirliliği hemen hemen hiç gözlemlemedik. Bu sevindirici bir durum, ancak büyük bir sorumsuzlukla Pırsalı Adası’nın güneyine bırakılan bir ağ, neredeyse 200 metrekarelik bir alanda dibe bağımlı (bentik) yaşamı resmen katletmiştir. Ülkemiz denizlerinde yok olma tehlikesi altında lahoz (Epinephelus alexandrinus) ve orfoz balıklarını (Epinephelus guaza) nadiren görebiliyoruz. Hacivat dalış noktasında sürü halindeki papaz balıkları (Chromis chromis) geniş açı görüntü almama adeta renk katıyorlar. Gece görmeye alıştığımız karidesleri, burada gündüz de gözlemlemek mümkün. Bu arada Holger, en güzel mağaralardan birine kendi adını vermiş bile. Işığın, Holger Mağarası’ndaki huzmeleri muhteşem. Gündüz dalış yaptığımız bir başka noktada ise, Hippocampus hippocampus türü denizatını görüyoruz. Bütün gün Deniz Tanrısı Poseidon’un arabalarını çekmekten yorgun düşen atlar, tek tutunma organları olan kuyruklarını dolayarak dinlenme moduna geçmişlerdi. Mitolojik efsanelere göre, antik çağlardaki balıkçılar dalgalarla kıyıya vuran ölü denizatlarının, deniz tanrısı Poseidon’un arabasını çeken dev aygırların yavrusu olduklarına inanırlarmış. Bu Tanrıdan oldukça çekinen balıkçılar O’nu hoşnut etmek için sürekli denize hediyeler bırakırlarmış. Sualtı habitatına son derece uyumlu olan denizatları hızlı hareket edemediklerinden, avlarını yakalamak ve tehlikelerden korunmak için kamuflaj yeteneklerine güvenirler. Hareket eden canlı besinleri tercih ederler. Üremede taşıyıcılığı erkek üstlenmektedir.

 

Bu noktayı gece dalışı için de mesken tutuyoruz. Gece dalışı ise tamamen sürprizlerle dolu. Dalışın hemen başında gördüğümüz kalamarlardan (Loligu vulgaris) ancak tek kare görüntü alabiliyorum. Kaya aralıklarında gizlenmeye çalışan bir papaz balığının üzerinde gezinen karides beni büyülüyor. Daha ileride ise, fener ışığının etkisiyle hareketsizleşen ve genellikle kayalık, algli zeminlerde (bentik) yaşam sürdüren bir İskaroz-Papağan Balığı’nın (Sparisoma cretense) üzerinde gördüğüm ve görüntülediğim karides benim için gecenin sürprizi oluyor.

Scaridae familyasından olan İskaroz, papağan balığı olarak da adlandırılmaktadır. Akdeniz, Ege ve Marmara denizlerinde dağılım göstermektedir. Çok parlak renklere sahip olan balığın başının biraz ilerisinden başlayan sırt (dorsal) yüzgeci kuyruğa doğru uzanır. Sırt, karın ve anal yüzgeçleri sert ve dikenlidir. Sularımızda yaşayan Iskarozların boyu 20-30 cm. civarındadır. Ağzının papağan gagası şeklinde gelişmiş olmasından dolayı papağan balığı adı verilmiştir. Deniz yosunları ve mercan parçaları ile beslenir. Dişi ve erkeklerin renkleri birbirinden farklıdır. Dişiler renkli erkekler ise tek renk ağırlıklı bir yapıya sahiptirler.

 

Akdeniz’in sıcak güneşine ve kabarcıklarımızı bıraktığımız büyülü maviye veda ederken, bir kez daha minnettarlık duyuyorum muhteşem gözlerin büyüsüne. Selam Olsun…

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN