ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
TAHSİN CEYLAN
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ben Akdeniz Fokuyum. Beni Koruyun!
09 Temmuz 2008 17:43
?... Akşam yıldızı, kıpkızıl batı göğünde kaybolmuş. Adaların kayaları kapkara kesilmiş. Çok tuhaf bir akşammış o. Yani her akşamki gibi değil. Deniz çıldırasıya fosforluymuş. Sandalın pruvasında fosfor parlıyormuş. Kürekler, denizde geniş yakamoz daireleri çiziyormuş. Küreklerden düşen her damla, su değil, ışık damlasıymış. Selim Dede, böylesi fosforu ömründe görmemiş. Hey! Gecenin böylesi, parayla satın alınabilir miymiş hiç? Adanın doğu kısmındaki mağaraya ulaşmış, gece serin olduğu için kayığı demirlemiş, mağaranın ağzındaki kumlara yatıp uykuya varmış. Büyük bir deniz şıpırtısıyla uyanmış. Donuk ışıkta birçok fokun mağaraya girdiğini görmüş. Mağaranın kumlarının üzerine gelince, foklar gövdelerindeki kürk derilerini çıkarmışlar. O kürklerin altında Selim Dede ne görmüş beğenirsiniz? Tıpkı bizim gibi insan değiller miymiş? Erkekleri denizin yanına, dişilerse mağaranın daha işlerine uzanıp uykuya varmışlar. Babamın dedesi -adının Selim Dede olduğunu söyledik a- hiç ses çıkarmamış. Ta, yanı başında uyuyan kızın başucuna bıraktığı kürk derisini yavaşça almış, köşesine getirmiş kumların altına gizlemiş. Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra, birer ikişer denize açılmışlar. Yalnız, Selim Dede'nin derisini çaldığı kız yok mu, o işte derisini ararmış tararmış, bulamayınca da öteki foklara ?onu da beraberlerinde alsınlar diye? yalvarıp yakarmış, ama foklar kulak asmamışlar. Deniz kızı içli içli ağlamaya koyulmuş. Deniz kızı çok güzelmiş, saçları ocakta harıl harıl yanan pırnal aleviymiş, gözleri iki durgun mavi göl, bacakları çift akan gür pınarın sularıymış sanki. Selim Dede tatlı tatlı konuşmuş, onu avutmuş. Selim Dede fok kızı ya da deniz kızını kayığıyla köye (Dangır) götürmüş. Evlenmiş onunla. Kızdan iki nur topu gibi çocuk olmuş. Selim Dede, kızın kürk kaputunu evinin taban tahtalarının altına gizlemiş. Ama eski olduğu için tahta kırılmış. Kadın kaputunu görünce, alıp deniz kıyısına koşmuş. Orada deriyi giyince, yallah denize dalmış. Geceymiş. Selim Dede arkasından koşmuş, ama açılmakta olan kızdan kendisine doğru bir yıldız kayıyor sanmış. Yıldız değil, Selim Dede?nin kızla evlendiği zaman kızın parmağına taktığı gümüş yüzükmüş. Kız hızla uzaklaşmış, uzakta ay ışığında kaybolmuş deniz kızı. Yalnız geceleyin iki kez kıyıya gelmiş. Kıyıda oynayan çocuklarını öpmüş. Çocuklar söylermiş. Selim Dede, babama hep ?Sakın fokları öldürmeyin. Çünkü onlar bizim gibi insanlardır, deniz yoldaşlarımızdır? dermiş. Babam çocukmuş, Selim Dede bunları anlatırken. Dedesi, babama yemin ettirmiş fokları öldürmeyeceğine. Babam dedesinin söylediklerine hep inanırmış?.Bizden daha eski Akdenizli olan Akdeniz Foku?nu anlatmaya, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı?nın 1930?lu yıllara ait balıkçı hikayelerini yazdığı ?Deniz Gurbetçileri? adlı eserinden anlamlı ve beni hep duygulandıran bir alıntı yaparak başlamak istedim.Bu Akdenizliyi ne kadar tanıyoruz ve yaşam hakkına ne kadar saygılıyız?Akdeniz foku (Monachus monachus), yeryüzünde yaşamakta olan en nadir canlı türleri arasında yer almaktadır. Yaşam alanında korunmasıyla ilgili olarak Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) öncülüğünde, dünya ülkelerinin birçoğunda özel koruyucu kanunlar çıkartılmıştır. ?Nesli ileri derecede tehlike altında? olan türler arasında, ilk sıralarda yer almaktadır. Akdeniz Foku?nun bugün bilinen yaşam alanları; Türkiye ve Yunanistan kıyıları, Maderia Adaları, Moritanya ve Batı Sahra kıyılarıdır. En yoğun gözlendiği alan ise Türkiye ve Yunanistan kıyıları olup, bu alanlarda 300-400 bireyin yaşadığı tahmin edilmektedir. Ülkemizde sadece 50 civarında bireyin yaşadığı ifade edilmektedir. Yeryüzündeki tüm popülasyonun ise, 500-550 civarında olduğu sanılmaktadır. Bilim adamlarının büyük bölümü yaşamın denizlerde başladığını, daha sonra bazı türlerin evrimsel değişimlere bağlı olarak karasal hayata geçtiklerini, bazı türlerin ise tekrar denizlere döndükleri konusunda fikir birliği içerisindedirler. Bu canlılar arasında, deniz memelilerinin önemli bir grup oluşturduğu ve Akdeniz Foku?nun da bunlardan biri olduğu belirtilmektedir. Latince adı keşiş ya da yalnız anlamına gelen (Monachus monachus) olan Akdeniz Foku, fok ailesinin en büyük üyelerindendir. Boyları 2-4 metre arasında değişmekte, ağırlıkları ise 400 kilograma kadar ulaşabilmektedir. Toplam ömürleri tam olarak bilinmemekle beraber, 40 yaşını aşan bireylere rastlanmıştır. Akdeniz Foku bir deniz memelisidir. Besinini denizden temin eder ve denizde çiftleşir; ancak doğurmak, dinlenmek, uyumak, yavrularını büyütmek ve güneşlenmek için karaya gereksinim duyar. Bu nedenle kıyısal alanda yayılım gösterirler. Nesillerinin tehdit altında olmalarının en önemli nedeni de, kıyı şeritlerinin insanoğlunun istilasına sürekli maruz kalmasıdır. Artan insan baskısı sonucu günümüzde foklar daha çok, insanların ulaşamadıkları mağaraları yaşam alanı olarak seçmektedirler. Akdeniz Foku?nun kullanabileceği ve içerisinde yavrulayabileceği mağara sayısının sınırlı olması, bu türün üremesini de sınırlamıştır. Bu da, eşlerin çiftleşmek için birbirlerine rastlama olasılığını azaltmış ve türün çoğalma hızını düşüren bir faktör olmuştur. Ekolojik olarak hızla fakirleştiğimizi de düşünürsek denizlerde azalan besin, fokların da kolay besin teminini zorlaştırmaktadır. Yeterli besin bulamaması da, yine bir diğer tehdit unsurudur fok için.Besinlerini denizden sağlarlarAkdeniz Foku iyi bir dalıcı olarak da bilinmektedir. 100 metreden daha sığ derinliklerde avlandığı tahmin edilmektedir. Besin olarak balıklar başta olmak üzere, özellikle dibe bağımlı yaşayan hayvanları tercih eder. Ahtapot, sübye, kalamar gibi kafadan bacaklılar ve hatta böcek, ıstakoz ve yengeç gibi canlılarla da beslendiği bilinmektedir. Balıkçılar, deniz kestanelerini de yediklerine tanık olmuşlardır. Fokların avladıkları balıkları havada sallayarak, iç organlarını temizledikten sonra yedikleri de yapılan gözlemler arasındadır. Zaman zaman balıkçıların ağlarından da besinlerini sağladıkları gözlemlenmiştir. Ağlara zarar vermeleri ise bazen hayatlarına mal olmuştur. Akdeniz Fokları genellikle Ağustos-Kasım ayları arasında doğum yaparlar. Doğum yapacakları mağaraları, korunaklı olmaları açısından daha özenle seçerler. Bebek fok yaklaşık dört ay boyunca annesi tarafından emzirilir. Daha sonra anne fok, yavrusunu yüzme ve beslenme konularında eğitir. Akdeniz fokları dört yaşından sonra üreme yeteneği kazanırlar.Nesli tehdit altında olan canlılar ile ilgili listeye, ülkemizde sürekli ilaveler gerçekleşmektedir. Akdeniz Foku?nun yanı sıra, neredeyse bütün Türkiye?nin tanıdığı deniz kaplumbağası (Caretta caretta), orfoz (Epinephelus marginatus), deniz atları (Hippocampus spp.), mersin balıkları (Acipenser spp.), kılıç balığı (Xiphias gladius), afalina (Tursiops truncatus) ve banyo süngeri (Spongia officinalis) ciddi boyutta yok olma baskısı altındadırlar. İlk bitkilerin denizde oluştuğu, kara bitkilerinin de evrim yoluyla deniz bitkilerinden türediği, bunlardan 60 kadarının tekrar denizlere geri döndüğü bilinmektedir. Deniz eriştesi ya da bilimsel adını deniz tanrısı Poseidon?dan alan Posidonia oceanica da deniz hasretine dayanamayan kara kökenli deniz bitkilerindendir ve bugün onun da nesli tehlike altındadır. Akdeniz foklarını koruyalım?Bugün oluşturulan görüntüler ile geleceğe bir kayıt taşıma? ifadesini, biz sualtı fotoğrafçıları özellikle sıkça kullanıp dururuz. Bu veya aynı temaya eşdeğer kavramları sıkça kullanmamızın nedeni, sanırım hızla yok edilen doğamızdan bir şeyleri salt görüntü olarak kaçırabilmenin telaşı ve tedirginliğidir. Akdeniz Foku, tükenme sınırına ulaştığı için 1968 yılından bu yana uluslararası antlaşmalarla koruma altına alınmıştır. Bu antlaşmalara taraf olan ülkelerden biri de Türkiye?dir (Bern Antlaşması 1979). Ülkemizde Akdeniz Foku?nun korunması ile ilgili en yoğun çalışma Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve TC Çevre Orman Bakanlığı desteği ile AFAG (Akdeniz Foku Araştırma Grubu) tarafından yapılmaktadır. Foça?da başlayan çalışmalar, Mersin sahillerini de içine alarak genişletilmiştir. Ülkemizdeki toplum bilincinin bu alanda artması, Sahil Güvenlik Komutanlığı başta olmak üzere, belediyeler ve diğer kurumların da özverili çalışmalarıyla gerçekleşmiştir. Şimdilik geriye kalan Akdeniz Fokları, mağaralarında biraz daha rahat uyuyabilmektedir. Ve hepimiz için mutlak bir gerçek vardır ki, o da ?Akdeniz Foku?nu korumak, Akdeniz?i korumaktır?.KaynaklarGücü A.Cemal-Akdeniz FoklarıSavaş Yalçın-Akdeniz Foku
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN