ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
TAHSİN CEYLAN
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Bir Tutam Maviye Uzandığınız Yer: Keldağ
14 Ağustos 2008 17:36
Süveyş Kanalı?ndan geçerek Akdeniz?e giriş yapan denizel canlıların Türkiye denizlerine ilk ulaşım noktasıdır Keldağ. Süveyş Kanalı?nın 1869 yılında açılması, birbirinden tamamen farklı yapılara sahip iki değişik zoocoğrafik alan olan subtropikal Akdeniz ve tropikal Kızıldeniz?in birleşmesine ve dolayısıyla çeşitli organizmaların (algler, çiçekli deniz bitkileri, planktonik canlılar, süngerler, halkalı solucanlar, yumuşakçalar, eklem bacaklılar, tunikatlar, balıklar vb.) karşılıklı göçlerine neden olmuştur. Bir anlamda insanoğlu istemsiz olarak pek çok denizel canlı türünün doğal yaşama alanlarından farklı alanlara göç etmesinden sorumludur. Birçok bilim adamı egzotik bu göç ile ilgili olarak zamanında, ?kazanılması güç bir kumar? olarak bahsetmiştir. Kimin kazandığını gözlemlemek ve belgelemek için sualtından Keldağ?a bakmak lazım. Göçmen tür kavramı Süveyş Kanalı?nın açılmasından sonra her zamankinden daha fazla telaffuz edilmeye başlandı ve kanal inşa edilirken, kimse Akdeniz?in biyolojik senaryosunun altüst olacağını tahmin edemedi. İnsanoğlunun günümüzde Süveyş Kanalı gibi bir inşaat harikasıyla karşılaştırma yapabileceği çok az başarı vardır. Süveyş Kanalı ve göç baskısıEski medeniyetlerin beşiği olan Mısır?da, Süveyş Kanalı endüstriyel devrimin ilk teknik mucizesi olarak 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Akdeniz?i Kızıldeniz ile birleştirme planları önce Firavunlar, 1798 yılında da Napoleon Bonaperte?nin düşüncelerinde yer almış, hesaplama hataları varsayılarak düşünceler pratiğe geçirilmemiştir. 1854 yılında ise, Kahire konsolosu olan ünlü kanal yapımcısı mühendis Ferdinand de Lesseps, dönemin Mısır hükümeti ile anlaşarak kanalın yapımı için ilk adımı atmıştır. 1859 yılında başlayan ve 1.5 milyon işçinin çalıştığı kanal, 1869 yılında ulaşıma açılmıştır. Kanalla birlikte Akdeniz?e göç eden canlılara Ferdinand de Lesseps?den dolayı ?Lessepsian Göçmenler? adı verilmiştir. Kızıldeniz türlerinin Akdeniz?e geçişleri 1869 yılında Süveyş Kanalı?nın açılmasıyla birlikte başlamıştır. Kızıldeniz?in su seviyesinin Akdeniz?e göre 1.2 m. daha yüksek olması Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz?den Akdeniz?e doğru sürekli bir akış sağlamaktadır. Bunun yanı sıra, 130 senedir Kızıldeniz?den Akdeniz?e geçen sularla yıkanan kanalın tuz konsantrasyonu giderek azalmakta, bu nedenle her geçen yıl daha fazla türün kanala adapte olup Akdeniz?e geçebileceği düşünülmektedir. Gelecekte bir gün kanalın tuz konsantrasyonu Kızıldeniz ile aynı olduğunda, göç baskısının daha da artacağı bilim adamlarınca ifade edilmektedir.Akdeniz ekosistemi değişiyor mu?Akdeniz?e geçen Kızıldeniz türlerinin büyük çoğunluğu İndo-Pasifik?te geniş bir yayılım alanına sahiptir. Bu da, bu türlerin çok değişik ortamlara kolayca uyum sağlayabildiklerini göstermektedir. Besin açısından fakir olduğundan, barındırdığı tür sayısı da az olan Akdeniz ekolojisi çok hassas dengeler üzerine kurulu iken, dışarıdan gelen bu türler, uyum sağlamadaki yetenekleri dolayısıyla yerel türlerden üstün hale gelmekte ve çok kısa bir sürede popülasyon patlaması yaşanmaktadır. Bugüne kadar herhangi bir Kızıldeniz türünün bir Akdeniz türünü yok ettiğine dair bir bulgu yer almamaktadır. Ancak Doğu Akdeniz?de avcılığı yapılan türlerin yıllara göre kompozisyonu incelendiğinde Kızıldeniz kökenli türlerin her geçen yıl biraz daha baskın hale geldiği görülmektedir. Bu veriler, yabancı istilasının çok uzun vadede Akdeniz ekosisteminin yapısını tamamen değiştirebileceğini göstermektedir. Derin maviyi kucaklayan Keldağ?a selam olsunSüveyş Kanalı ve Cebelitarık Boğazı?ndan geçen canlılar, egzotik türler olarak ifade edilmektedir. Her egzotik tür, istilacı ya da yayılmacı olarak düşünülmemelidir. Egzotik türlerden çok az bir kısmının istilacı olduğu bilinmektedir. Bugüne kadar Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz?e 400 - 500 civarında türün geçiş sağladığı ifade edilmektedir. Geçiş sağlayan türler arasında balık faunasının 60 civarında olduğu bilim adamlarımızca belirtilmektedir. Dalışlarımızda tüm gözlemlerimiz, egzotik türlerin belgelenmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bütün bunların yanı sıra, dalışlarımız sırasında gördüğümüz Roma Dönemi?ne ait zeytinyağı ve şarap amforaları, denizin ve tarihin derinliklerini bir arada yaşatıyor bize. Tarih ve doğanın sarmal dokusu içinde dalmak inanılmaz çağrışımlar yaratır insanda. Derin mavi, sevginin berrak kabarcıklar arasında solunmasına kucak açmıştır bir kez daha. Gün doğusundan Asi Nehri?ni yalayarak denize uzanan rüzgarlar ise ıslık çalmıştır mavideki sevdalı yüreklere. Ve bin yılların mirası, zamanın yok ediciliğine karşın varlığını sürdürebilmenin gururunu taşımaktadır bugün. Bir tutam Nergis kokusudur; Keldağ?dan bugünlere uzanan. Kalemin kitabın kar etmediği yüreklere yazılanlar çok, kağıda dökülebilenler ise kifayetsizdir Keldağ?ı anlatmaya. Ve bizden de selam olsun derin maviyi kucaklayan Keldağ?a. Bin yıllar öncesinden kayalara görkemli yürek haykırışlarını alın terleriyle kazıyanlara selam olsun. Yazdığınız mektupları aldık, okuyup, öğrenme sırası şimdi bizde. Biz de yarınlara dilerim ki okunası yazıtlar bırakabiliriz. Soluksuz dalıp soluklandığınız yerSıra dışı ve bir o kadar heyecan verici dalışlarımızın ardından, ertesi gün Çevlik?te bulunan Seleucia De Pieria Antik Kenti kalıntıları ile dünyanın ilk tüneli olan Titus Tüneli?ni görmeye gidiyoruz. MÖ 305 yılında Seleucus Krallığı?nın başkenti olarak düşünülen kent, savunma zorluğu nedeniyle bir liman şehri olmuştur. Bu bölgedeki en etkileyici yapı ise bir mühendislik harikası olarak kabul edilen Titus Tüneli?dir. Tamamının uzunluğu 1380 m. olan bu tünel, Roma Dönemi?nde Musa Dağı?ndan gelen sel sularının limanı ve aşağı şehri tehdit etmesine karşı yapılmıştır. Yapımına imparator Vespesianus döneminde başlanmış ve komutan Titus emrinde çalışan Musevi köleler tarafından tamamlanmıştır. Tünelin doğu kısmında 30m. genişliğinde 10-15 m derinliğinde, kaya mezarlarının iki sütunlu kutsal bölümü (Beşikli Kilise) ve mezar odalarının yer aldığı Beşikli Mağara ise oldukça etkileyici. Hataylı Şair M. Turan Yarar?ın ifadesiyle; ?Şair deriz, ummana soluksuz dalana?? Keldağ soluksuz dalıp soluklandığınız yerdir. Mavide kalın?
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN