ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
![]() MEHMET MAZAK |




Boğaziçi Dilberi: Piyadeler (İlk Deniz Taksileri)
02 Haziran 2008 16:31
Motorlu deniz vasıtaları İstanbul ile tanışmadan önce yaşamış, edebiyatımızın ve tarihimizin ölümsüz isimlerinin anılarında, yazılarında ve yabancı seyyahların hatıratlarında saltanat kayıklarının dışında hiçbir kayık türü Piyade kayıkları kadar övgüye layık görülmemiştir. Son zamanlarda Boğaziçi deniz kültürümüzü bilmeyenler İstanbul?un sembol kayık türü olarak farklı isimler öne sürmeye başlamışlardır. Piyade kayığı ile diğer kayık türlerinin kıyası, elmas ile gümüşün kıyası gibidir. Piyade kayığı, Boğaz sularının kültürümüze kazandırdığı ?Kaşıkçı Elması? gibi tarih var oldukça değerini hep koruyacaktır.Narin ve süslü Piyade kayıklarıPiyade, çok narin ve zarif yapılı bir nevi kayık adıdır. Eskiden ekseriyetle İstanbul ve civarında kullanılan bu kayıklar makbul bir tenezzüh vasıtası idi. Piya¬de, kayık adıyla kastedilen, daha doğrusu teknenin İstanbul?da yüzyıllardan sonra bir reform inceliğine varmış en rafine tipini temsil eden deniz binek aracıdır. Suda ok gibi kayan piyadeler, halkın, daha doğrusu zengin ve orta halli halkın, kendi ihtiyacı için yaptırıp kullandığı özel vasıtalardır. Boğaziçi?nin incelmiş sanat anlayışının ruhunu, piyade kayığında görebiliriz. Hızla yol alan piyadeler çok hafif, ince, martı gibi uçan, kuğu gibi süzülen narin ve süslü yaratıklardı. Bizans?ın peremesi, Venedik?in Gondolu nasıl sembol ise; Şehr-i İstanbul?un ve Nehr-i Aziz?in (Boğaziçi) sembol deniz ulaşım vasıtası Piyade kayıklarıdır. Théophile Gautier; Venedik gondolunu, Türk kayığı yanında kaba saba bir sandukaya benzetir. Gondolculara da, Türk kayıkçılarının tersine ?sefil serseriler? gözüyle bakar. ?Dünyanın her köşesinde değişik şekillerde inşa edilmiş deniz vasıtalarındaki güzellik, piyade kayıklarının zarafeti ve inceliği karşısında pek sönük kalacaktır. Denize piyade kayığı kadar yakışan başka bir nakil vasıtası üretilememiştir ve üretilemez? Cabir Vada, Piyadeleri işte böyle tarif ediyor. Piyade Kayığı; Boğaziçi dilberi, suların başına tac ettiği birer nazlı efsane olarak nitelenmektedir. Piyadeler, ağır başlı, vakarlı, incelmiş bir medeniyetin elinden çıkmış bu rüya ve hülya beşikleri, sanki insan hünerinin değil de, Boğaziçi sularına Allah?ın armağan ettiği bir nakil vasıtası idi. Şehr-i İstanbul?da kayıkçılık sanattan ileridir Usta nakkaşlar, yalnız kürek üzerine çalışan kürekçiler, yaldızcılar ve piyadelere en büyülü boyutları veren ustalar ibadullahtır. Şehr-i İstanbul?un piyade kayıklarını günümüz teknolojik imkânlarıyla üretmek ve imal etmek pek mümkün değildir. Bu kayıkları üretmekten ziyade bunları sevk ve idare edebilecek, korunması çok zor olan güzelliklerini devam ettirecek liyakatte hamlacı (kayıkçı) bulmak bugünkü imkânlar nezdinde kolay değildir.Yalı ve iskele piyadeleriPiyade kayıkları iki sınıfa ayrılırlar. Yalılarda kişiye ve aileye has kayıklara yalı piyadesi denir ki; bu günümüzün özel deniz otomobili statüsündedir. İskele piyadesi ise, günümüzün ticari taksisi statüsünde olup, bunlara görmüş oldukları işlev itibariyle ilk deniz taksileri olarak adlandırabiliriz. Piyade kayıkları daha çok gezintilerde kullanılan ve kişilere özel nakil vasıtasıdır. Varlıklı kimseler daha çok piyadelere biner ve kayığın o küçücük bedenine Boğaziçi estetiğini ve nakışlarını işletirlerdi. Boğaziçi?ne özgü ?piyade?ler, Boğaz?ın en zarif, en rafine tekneleriydi. Soylu bir güzellikleri vardı. Boğaziçi'nde bilhassa sularla ışıkların oyun oynadığı mehtaplı bir gecede Boğaz?ın nazlı çiçekleri gibi hareket eden birer gezinti tekneleriydi bunlar. Hele uzak yerlere kısa zamanda ulaşmak için yapılan ve ?zangoç? denen büyük piyadeler, suyun üzerinde ok gibi kayıp giderdi. İki, üç, dört ve beş çifte küreklileri olurdu. Piyadeler en ince yapılı kayıklardır. Uzun ve dardırlar. Abdülhak Şinasi Hisar?a göre düş kurmak ve düşlere dalmak için bunlardan daha uygun beşik yoktur. Bu beşikleri de hilali, bembeyaz gömlekli, ateş, al vişne çürüğü, kahverengi saltalı hamlacılar (birinci kürek), sigoryacılar (ikinci kürek) ve de mangacılar (üçüncü, dördüncü ve beşinci kürek) sallar.Piyadeler tek, iki, üç çifte olarak ıhlamur ağacı kerestesinden imal edilirdi. Denize temas eden kısmına küherba yağı verniği sürülür, küpeştesinin hemen alt tarafındaki boya tahtası bile istenilen renkte 5 ila 8 cm. genişliğinde boyanırdı. Küpeşte ve baş üstü yine küherba yağı ile verniklenirdi. Ihlamur iç astarları tabii haliyle bırakılır ve buralarının gerek kir, gerekse yağmur ve çiğ tesiriyle beneklenmemesi için her gün keler ile silinirdi. Keler; köpek balığının derisinin sert ve zımpara gibi dişli tarafına denir. Keler, kürek topaçları ve palalarının temizlenmesinde de kullanılırdı.Piyade hamlacılarıPiyadelere hanımlar bindiği zaman, muşamba ile kaplı kıç üstünü tamamıyla kapatacak şekilde ve sahibinin maddi durumu nispetinde kılaptan veya sırma işlemeli ve saçaklı, yün veya ipekten üretilmiş bir örtü ile kapatmak adettendi. Bu örtü; kıç üstünün uzunluğunda geometrik bir şekilde, kıç güverteleri gittikçe darlaştığı cihetle, örtünün arka tarafa gelen iki ucu piyadenin sağ ve sol küpeştelerinden denize doğru sarkardı. Rüzgar tesiriyle havalanıp örtünün biçimini bozmaması için bu uçların her birine 800-1000 gram ağırlığında pirinç ve nikelden, hatta gümüşten üretilmiş toplar bağlanırdı. Bu örtü, piyade kayıklarının güzelliklerini bir kat daha arttırırdı. Bu oynak ve tüy gibi kayıkların kenarına serilmiş olan ve hemen suya düşecek duygusunu veren sırma saçaklı al çuha, Boğazın erguvani ve kurşuni renklerini kendine çekerdi. XIX. Yüzyılda İstanbul?da görev yapmış olan Amerikan Elçisi Cox, piyade kayıklarına en uygun yolcuların Türk hanımları olduğu kanısındadır. Ona göre, Türk hanımı ağırbaşlılığıyla oturduğu yerden hiç kıpırdamaz. Kayığın dengesi de onun için hiç bozulmazdı. Piyade hamlacılığı, şimdiki kayıkçılık ve sandalcılığa hiç benzemez. Hamlacı, ilk küreği hangi tavır ve çalımda denize daldırdı ise, gideceği yere kadar aynı tavırda küreğini çekerdi. Boğaziçi sahilinde bulunan bir kimse sahile yaklaşan ve uzaklaşan iki veya üç çifte piyadelerin küreklerine baktığı zaman, yalnız bir çift küreğin hareket ettiğini görür. Diğer kürekler, seyredenin gördüğü kürekle aynı ritmik hareketi yaptığından tek bir kürek gibi görülür. Piyade kayıklarının en hafifleri kayıkçıdan başka sadece iki yolcu için yapılandır. Biraz daha büyükçe olan 4-6 yolcu alabiliyordu. Gövdelerinin hafifliğinden başka, küreklerinin de, çok hassas olan teknede dengeyi sağlayacak şekilde, başlan lobut şeklinde, yani şişmanlaştırılmış olarak yapılması, hayran olunacak bir buluştur. Bu da bi¬ze Osmanlı kayıkçılığının ne kadar ileri safhada olduğunu gösterir. Piyade kayıklarının ince ve narin yapılı olduğu, halkın iyi durumda olanlarının bun¬lardan faydalandığını belirtmiştik. Fakat piyade kayıklarının büyüklerinin de olduğunu, bunlarla İstanbul?un yakın mahallerinden odun taşındığını da gö¬rüyoruz. XVII. yüzyılda insan taşımacılığında kullanılan piyadenin 18. yüz¬yılda başka sahada da kullanılmaya başlandığını görmekteyiz.Osmanlı aklı ve ilminin Boğaziçi?ne armağan ettiği İstanbul?un sembol deniz ulaşım aracı Piyade Kayıkları, maharetli bir sarf elinden çıkmış Kaşıkçı Elması nadideliğinde Boğaziçi Dilberi (alımlı güzel hanım) olarak varlığını sonsuza kadar devam ettirecektir. Kaynak:1-Mehmet Mazak, Eski İstabul?da Deniz Ulaşımı, İDO 1998.2-Salah Birsel, Boğaziçi Şıngır Mıngır, Sel Yay. İstanbul 2005.3-A.Cabir Vada, Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi, Kitabevi, İstanbul 2004.
YORUMLAR
Bu yazıya ilk yorumu siz ekleyin.
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
E-BÜLTEN
Copyright © 2006 - 2009 virahaber.com
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı
saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















