![]() KEMAL BATTAL |




BM İklim Değişikliği Sözleşmesi 16. Taraflar Toplantısı, küresel bir iklim çerçevesinin oluşturulmasında hedeflere ulaşılması için daha çok uzun ve sorunlu bir yolun bulunduğunu herkese gösterdiyse de, bu toplantı AB’nin gemi kaynaklı sera gazı emisyonları konusundaki politikalarını değiştirmedi. Cancun Anlaşması, emisyonların sınırlandırılması ve azaltılmasında şeffaf bir süreç başlatılması gayretlerini güçlendirirken, AB’ye göre denizcilik sektörü de, gemi kaynaklı sera gazı emisyonların azaltılmasında kendisine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeli. Kemal Battal Cancun Toplantısı’nı ve AB’nin politikalarını masaya yatırdı.
BM İklim Değişikliği Sözleşmesi 16. Taraflar Toplantısı 11 Aralık 2010 tarihinden itibaren iki hafta süre ile Meksika’nın Cancun Şehri’nde yapıldı. Geçtiğimiz yıl Kopenhag’da yapılan 15. Taraflar Toplantısı’nda, Kyoto Protokolü kapsamında 2012 sonrası uygulamaların netleşmesi beklentilerinin ortaya çıkmaması Cancun toplantısından beklentileri artırmıştı. Bu toplantıda da 2012 sonrası için somut kararlar alınmamakla birlikte önümüzdeki yıl yapılacak 17. Taraflar Toplantısı’nda mutabakat oluşması için gerekli altyapının oluşturulduğu söylenebilir.
Gemi kaynaklı hava kirliliği, kara kaynaklı kirliliği geçecek
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin farkında olan AB bugüne kadar sera gazı emisyonlarını azaltmak için BM İklim Değişikliği Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü yükümlülüklerini yerine getirmenin ötesinde küresel gayretlere de önderlik etti. Özellikle deniz ulaştırması da dahil olmak üzere sera gazı emisyonlarının azaltılması yönünde politikalar uygulayan AB’nin Cancun toplantısı sonuçlarına bakışını yansıtmadan önce AB’nin gemi kaynaklı emisyonların azaltılması konusunda politika, mevzuat ve uygulamalarına kısaca göz atmak istiyoruz. 26 Eylül 2006 tarihli belge ile belirlenen AB hava kirliği stratejisi, gemi kaynaklı hava kirliliğine ilişkin politikaların da çerçevesini çizmiştir. AB, gemi kaynaklı hava kirliliğinin 2020 yılında kara kaynaklı hava kirliliğini geçeceği tespitinde bulunarak, AB Komisyonu’ndan aşağıdaki tedbirleri almasını, IMO’nun da yönlendirerek kara kaynaklı hava kirliliği ile gemi kaynaklı hava kirliliği arasında denge kurulmasını talep etmektedir;
• AB limanlarını kullanan gemiler için nitrojenoksit emisyon standartları belirlenmesi,
• Akdeniz’in ve Kuzeydoğu Atlantik Okyanusu’nun MARPOL Sözleşmesi kapsamında Sülfür Emisyon Kontrol Alanı ilan edilmesi,
• Sülfür Emisyon Kontrol Alanlarında ve yolcu gemilerinde kullanılan gemi yakıtlarında kabul edilebilir maksimum sülfür konsantrasyonu oranının yüzde 1,5’dan yüzde 0,5’e indirilmesi,
• Gemilerden sülfüroksit ve nitrojenoksit emisyon vergi ve harç olarak mali yükümlülükler getirilmesi,
• Düşük seviyelerde sülfüroksit ve nitrojenoksit emisyonu olan gemilerin farklı liman ve kanal ücretlerine tabi tutulmasının teşvik edilmesi,
• Gemilerin limanda iken kara enerji kaynaklarını kullanmaya teşvik edilmesi,
• Gemi yakıtları kalitesi hakkında bir AB direktifi hazırlanması.
Yukarıdaki tedbirler AB Komisyonu tarafından IMO’da gündeme getirilerek, MARPOL Ek-VI’ya ithali yönünde çalışmalar yapılmıştır. 31 Mart-4 Nisan 2008 tarihleri arasında yapılan Deniz Çevresinin Korunması Komitesi (MEPC-Marine Environment Protection Committee)’nde MARPOL EK-VI’da gemi kaynaklı emisyonların azaltılması yönünde sınır değerlerin değiştirilmesine yönelik yeni kurallar görüşülmüş, sözleşmeye ithal edilmiş ve yürürlüğe girmiştir.
Cancun Toplantısı’ndaki önemli konular
IMO platformunda ve MARPOL EK-VI’yı yönlendirmek suretiyle gemi kaynaklı kirliliği evrensel seviyede önlemeye çalışan AB, ayrıca istisna olarak bazı tedbirleri kendi müktesebatına kural olarak yansıtmıştır. AB limanlarında gemiler tarafından kara kaynaklı elektrik kullanımının geliştirilmesi hakkında 2006/339/EC sayılı komisyon tavsiyesi, bazı atmosfer kirletici emisyonların ulusal sınırları hakkında 2001/82/EC sayılı direktif, AB karasularında seyreden gemilerde kullanılan yakıtlardaki sülfür konsantrasyonlarının azaltılması ile ilgili 1999/32 sayılı direktif (2005/33/EC sayılı direktif ile değiştirilmiştir.), uçucu organik bileşiklerin emisyonunun kontrolü hakkında 94/63/EC sayılı direktif bunlardan birkaçıdır.
AB, Cancun Toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında gemi kaynaklı hava kirliliğine değinmemekle birlikte, genel olarak toplantıdan somut sonuçlar ortaya çıkmasa dahi toplantı sonucunda imzalanan Cancun Anlaşması’nın aşağıdaki konularda önemli olduğunu vurgulamıştır.
• İlk defa bir Birleşmiş Milletler belgesinde küresel ısınmanın 20 C ile sınırlanması gerektiği yer almış ve 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını sınırlandıracak hedefler belirlenmesi ihtiyacı vurgulanmıştır.
• Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler BM platformunda emisyon azaltım iradelerini açıklamışlar ve buna yönelik somut adımlar atılması sözü vermişlerdir.
• Cancun Anlaşması, emisyonların sınırlandırılması ve azaltılmasında şeffaf bir süreç başlatılması gayretlerini güçlendirmiştir.
• Yeşil İklim Fonu oluşturulması ve gelişmekte olan ülkelerin desteklenmesi hedefleri teyit edilmiştir.
• Cancun Anlaşması iklim değişikliğine adaptasyon eylemleri için bir Cancun Adaptasyon Çerçevesi oluşturmuştur.
• Anlaşma, proje tabanlı yaklaşımın ötesine geçerek yeni bir karbon piyasası mekanizması oluşturulmasının altyapısını hazırlamıştır.
• Ülkeler arasında teknoloji transferi için mekanizmalar oluşturulmuştur.
• Küresel ısınmanın 20 C’ın altında tutulması hedeflerinin revize edilmesi prosedürlerinin altyapısı oluşturulmuştur.
Dünyanın bu konuya sahip çıkması gerekiyor
İklim Değişikliğinden Sorumlu Komisyoner Connie Hedegaard yaptığı konuşmada, AB’nin Cancun’a eylem tabanlı kararlardan oluşan bir paket üretmek ve uluslararası iklim değişikliği müzakerelerini sürdürmek için geldiğini, dünyanın beklentisi ve ihtiyacı olan başarılı sonuçların alınmasında katkı sağladıklarını belirtmiştir. Komisyoner ayrıca; Cancun’daki iki haftalık çalışmaların bu sürecin ne kadar ağır ve zor olduğunu bir kere daha gösterdiğini, hukuken bağlayıcı bir küresel iklim çerçevesinin oluşturulmasında hedeflere ulaşılması için daha çok uzun ve sorunlu bir yolun bulunduğunun herkes tarafından bilinmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sera gazı emisyonlarının sınırlandırılarak veya azaltılarak, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesinde AB’nin titiz politika ve uygulamaları yeterli değildir. Dünya’nın bu konuya sahip çıkması, BM platformunda bağlayıcı anlaşmaların imzalanması ve şeffaf uygulamaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Böyle bir ortamda şüphesiz denizcilik sektörü de, gemi kaynaklı sera gazı emisyonların azaltılmasında kendisine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirecektir.
KEMAL BATTAL
DTO AB Danışmanı
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















