ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
![]() TAHSİN CEYLAN |




Deli Dalgalarıyla Sinop
09 Eylül 2008 13:15
?Dışarda deli dalgalar Gelip duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül, aldırma?Sabahattin Ali yukarıdaki şiirini Sinop Cezaevi?nde yatarken yazmıştır. Tarihi Sinop Cezaevi?nin, 1214 yılında kenti işgal eden Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus tarafından, ana kalenin kuzeyden güneye inen dik bir surla kesilmesiyle oluştuğu anlatılır. Selçuklu ve Osmanlı döneminde tersane olarak kullanılan iç kalede, zamanın en vasıflı savaş gemileri inşa edilmiştir. 1882 yılında, Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa zamanında hükümetten alınan tahsisatla iç kale cezaevine dönüştürülür. Hapishanede Sebahattin Ali?nin yanı sıra Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Refi Cevat, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı), Burhan Felek, Kerim Korcan ve Zekeriya Sertel gibi birçok ünlü şair, düşünür ve yazarın yattığı kayıtlardan bilinir. 1979 yılında çıkan isyanda ateşe verilen cezaevi, 1999 yılından beri Kültür Bakanlığı?na bağlı bir müzedir.Konuksever (Kara)denizBir iç deniz özelliğinde olan ve Yunan mitolojisinde ?Pontos eukseinos? (Konuksever deniz) olarak anılan Karadeniz; İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi?ne, Kerç Boğazı ile Azak Denizi?ne bağlanır. Bir zamanlar Hazar Denizi?yle de bağlantılı olan Karadeniz, tektonik hareketlerle bu denizden ayrılmıştır. Günümüzde, Akdeniz?e bağlı bir iç deniz olup, en uç nokta olarak kabul edilir. Ortalama derinliği 1200 metre olup, en derin yeri orta kısmında 2245 metre olarak bulunmuştur. Karadeniz?in kıta sahanlığı, Türkiye ve Kırım kıyılarında çok dar olduğu halde (sadece birkaç bölgede 30 km), Bulgaristan, Romanya ve Azak Denizi?nde 40 km?yi geçer. Bu sahaların derinliği ise genel olarak 100 metreyi geçmez. Karadeniz sularında sıcaklığın mevsimsel ve bölgesel farkları belirgindir. Örneğin; kış mevsiminde yüzey suları sıcaklığı Türkiye sahillerinde 7oC civarında iken, Rusya sahillerinde 1oC?dir. Ortalama mevsimsel değişimler ise 7-26oC arasındadır. Karadeniz?de sıcaklık derinliğe bağlı olarak hızla düşer. Yüzey sularında ortalama 16oC iken, 40-70 metrelerde 7oC?ye iner; bundan sonra da aşağı yukarı sabit kalır. Karadeniz?de tuzluluk genelde düşük olup, orta bölgelerde %0.18 ile en yüksek seviyesine ulaşır. Ancak sahile doğru özellikle akarsuların döküldüğü bölgelerde tuzluluk azalır. Örneğin Yeşilırmak ve Kızılırmak?ın boşaldığı bölgelerde tuzluluk %0.15 civarındadır. Karadeniz?de tuzluluğun derinlere bağlı değişimleri de önemlidir. Düşük tuzluluğa sahip yüzey sularının ( %0.18 ) kalınlığı 75 metre kadardır. Bunu takiben 100 metrede %0.19-0.20, 500 metrede % 0.22 ve 1000 metrede %0.23 değerine ulaşır.Besleyici elementleri bolKaradeniz?in yüzey sularında çözünmüş halde bulunan yıllık ortalama O2 miktarı 6-7.5 ppm (mg/lt) arasında değişir. Aslında Karadeniz, O2?nin ve dikey sirkülasyonunun olmadığı en büyük deniz sistemidir. 100-150 metre derinlikler arasında O2 aniden ortadan kalkmaya başlar. 150 metreden sonra ise yer yer O2 miktarı sıfıra düşer. Buna karşılık H2S (hidrojen sülfür) miktarı artmaya başlar. Deniz tabanına inen ölü organizma ve bitki materyallerinin mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla O2?nin tamamı tüketilir. O2?siz ortamda da başka mikroorganizmalar, parçalanmayı sülfatı (SO4) kullanarak gerçekleştirirler. Sonuçta toksik H2S oluşur ve 100-150 m?nin altında birikir. Karadeniz, besleyici elementler açısından Türkiye?nin en zengin denizidir. Hatta Atlantik Okyanusu?ndan bile zengindir. Zira bu denize yağmur ve akarsularla yüksek oranda besleyici elementler taşınır. Karadeniz yüzey akıntıları, tüm Karadeniz sahillerini dolaşan büyük bir akıntı sistemi ile bu akıntı sistemine bağlı olup elips şeklinde hareket ederek Karadeniz?in merkezi bölgelerini etkileyen akıntılar olmak üzere iki ayrı akıntı sisteminden oluşur. Karadeniz?deki gelgit hareketleri 5-10 cm civarındadır. Bu nedenle Karadeniz?de gelgit bulunmadığı kabul edilir.Karadeniz?in faunasıKaradeniz faunası orijin bakımından üç ana gruba ayrılır:1.Sarmatik formlar (Huso huso, Acipenser nudiventris, Acipenser güldenstaedti gibi Mersin balığı türleri)2.Tropikal ? Subtropikal formlar (Akdeniz ve Atlanto meditternnanen) 3.Yarı geçicilerSıcaklık ve tuzluluğun düşük olması yanında Karadeniz?de 150-200 metreden sonra H2S?in bulunması bazı formların Karadeniz?e geçişlerini kısıtlar. Bu yüzden Karadeniz, diğer denizlerimize nazaran daha fakirdir. Karadeniz balık faunasının %75?i Akdeniz kökenlidir. Balıkların bir kısmı devamlı Karadeniz?de kalırken, bir kısmı ise beslenme ve üreme amacıyla Akdeniz ile Karadeniz arasında göç eder. Devamlı kalanlara şu türler örnek verilebilir:-Mesogobius batrachocephalus (Kayabalığı)-Neogobius melanostomus (Benekli kayabalığı)-Belone belone (Zargana)-Mullus barbatus (Barbun)-Merluccius merluccius (Bakalyaro)-Squalus acanthias (Mahmuzlu camgöz)Göç eden türlere ise,-Xiphias gladius (Kılıçbalığı)-Pomatomus saltarix (Lüfer)-Scomber scomber (Uskumru)-Sarda sarda (Palamut) örnek verilebilir.Sıcaklık ve tuzluluğun en uygun koşullarda bulunması nedeni ile midye (Mytilus galloprovincialis) ve salyangoz (Rapana venosa) gibi yumuşakçalara da sadece Karadeniz?de yoğun olarak rastlanır. Yapılan çalışmalarda en geniş midye stoklarının Sinop ve Samsun civarında bulunduğu gözlemlenmiştir. Buralarda bilhassa 30-50 metrelerde daha zengin stokları gözlemek mümkündür. Muhtemelen midyeye en uygun ekolojik koşullar da bu derinliklerde yer alır.1853 Sinop BaskınıMÖ 7. yüzyılda Miletoslular tarafından bir ticaret kolonisi olarak kurulan Sinop?un ismini, Amazon kraliçesi Sinope?den aldığı söylenir. Mitolojiye göre ise kente adını veren, Yunan tanrısı Asopos?un kızlarından Sinope?dir. Kırım ile Anadolu arasındaki deniz ticaretinde önemli yeri bulunan kent, bir süre Pontus Krallığı?nın merkezi olmuş, gemicilik ve askerlik açısından da önem taşımıştır. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu?nu tehdit eden gelişmeler, 19. yüzyılda da sürer. Kırım Savaşı?nın başlamasına neden olan 30 Kasım 1853 Sinop Baskını, Osmanlı devletine zor anlar yaşatır. Boğazlara inme arzusu ile planlanan Sinop Baskını, Osmanlı tarihinin en acı facialarındandır. Mısır meselesinin çözülememesi, Rusya?nın Osmanlı Devleti?nin içişlerine karışmak istemesi ve uzlaşmaya yanaşmaması nedeniyle, 4 Ekim 1853?te Rusya?ya harp ilan edilir. Savaşta Amasra ile İnceburun arasında karakol görevi yapan ve hafif teknelerden kurulan Osmanlı filosu, 16 Kasım 1853?te Sinop limanına, kıyı boyunca yarım ay şeklinde 15 metrede demirler. Bu hattı her iki uçta 14 ve 19 librelik gülleler atan küçük toplarla donatılmış tabyalar korumaktadır. Bugün Sinop kıyılarından bu tabyaları görmek mümkündür. Sinop Baskını?nda savaşan Osmanlı filosu; fırkateyn olarak Nesim-i Zafer, Avnillah, Kaid-i Zafer, Navk-i Ahri, Fazlullah, Dimyat, ağır fırkateyn olarak Nizamiye-1, korvet olarak Feyz-i Mabut, vapur olarak Taif, Eregli ve Pervaz-ı Bahri?den oluşmaktaydı. Filonun görevi; Kafkas Ordusu?nu asker ve mühimmat bakımından destekleyen gemilerin emniyetini ve sahillerin korunmasını sağlamaktı. Erkan-ı Harbiye Reisi Ahmet Paşa?nın emrine göre Osmanlı filosu, gerekirse Rus donanması ile savaşa girebilecek, ama Rusların üstünlüğü sezilirse savaştan kaçınılacaktı. 30 Kasım sabahı keşişleme rüzgârı nedeniyle sulu kar yağışı yatay görüşü azaltmıştı. Hava şartları lehlerine gelişen Ruslar, iki kol halinde limana girdiler. İki Rus kalyonu Avnillah ile Nizamiye fırkateynlerinin 500-600 metre uzağına demirlediler. Diğer beşi de Osmanlı filosunun öbür gemileri karşısında yerlerini aldılar. Osmanlı filosu, yoğun sis nedeniyle geç farkettiği gemilere ateş açarak onları hasara uğrattıysa da yenildi. Nesim-i Zafer ve Avnillah fırkateynleri dışında Osmanlı filosu yanarak kıyıya sürüklendi ya da battı. Rus donanması zaferin anısı olarak, Nesim-i Zafer fırkateynini götürmek istedi. Fakat bordası dağılan, güverte ve top ambarları çöken fırkateyni çekemeyip batırdılar. Bu büyük deniz faciasını yaşayan fırkateyn hâlâ Sinop açıklarındadır.Sinop?ta dalış heyecanıSualtı batıkları ve canlı çeşitliliği ile zenginliği ve farklılığı bir arada bulunduran Sinop?ta dalmak fikri bile heyecanlandırıyor insanı. Bölgedeki tek dalış merkezi sevgili dostum Yaşar Tarakçı?nın idaresinde faaliyet gösteren Beluga Dive Center. Beluga, beyaz balina anlamına geliyor. Hatırlarsınız, yıllar önce bölgeye gelen beyaz balina Karadenizlilerin gönlünü fethetmişti. Diyojen?le başlayan yazımı yine onun ifadeleri ile sonlandırıyorum: ?En doğru yapılan iş doğaya uygun olarak yapılandır. En mutlu insan da doğaya uygun olarak yaşayandır?. Selam olsun?
YORUMLAR
Bu yazıya ilk yorumu siz ekleyin.
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
E-BÜLTEN
Copyright © 2006 - 2009 virahaber.com
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı
saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















