Hasretin Bitme Arifesi
11 Ocak 2008 12:43
Haftalardır bahçeme bakıyorum; hüzünle.Yaz boyu bir tütsü gibi güzelim kokular yayan ıhlamur nasıl boynunu büktü.Çimenler sarardı.Toprakta, derin çatlaklar oluştu.Susamış, çatlamış dudaklar gibi açıldı toprak...Güller kurudu.Yapraklar kızarıyor, hala yağmurdan eser yok.Metruk bahçede, çöle bırakılmış bir saksı görüntüsü...Öylesine kurak...Su içerken utanıyor insan... * * * Yasak biliyoruz; ama dayanamayıp su veriyoruz geceleri. Kimseler görmeden...İçtiği suyu paylaşası geliyor insanın; bir evin terki gibi zor, kuraklığa yenilmesini izlemek bir bahçenin... Asrımızın en paha biçilmez madeni su... Verdiğimiz kadarı diriltmeye yetmiyor bitkilerimizi; serinletiyor sadece... Sabah güneş yeniden kavuruyor, benzeri görülmemiş bir öfkeyle...Kuru dallar, hasretle bekliyor her ekimde çıkagelen bereketli yağmurları...Ama yok... * * * Sonra dün gece aniden...Bir müjdeli haber gibi geldi Mary Poppins rüzgarı...Ilıktı.Toza bulanmıştı; toprak kokuyordu.Çatlamış derisinden tutup yerden kaldırdı toprağı...Zafer haberi taşıyan bir ulak gibi gezdirdi bahçe içinde...Serindi.Hasretin bitme arifesi...Bir vuslat öncesi...Yelde bir güz kokusu... * * * Nazlı bulutlar sökün etti ardından...Önce belli belirsiz bir serpinti indi, derken kararsız sulu sepkene döndü. Çiğlendi derisi toprağın; otun, ağacın gövdesi serinledi. Göğe açılmış avuçlar, kabul olmuş dualara şükretti.Yağmur, nazlı nazlı çiseledi ve hızını artırıp sağanağa çevirdi.Sonra dellendi, coştu; nicedir beklendiğini bilirmişçesine toprağın koynuna koştu.Buluştu toprakla su...Bir bebek müjdesi gibi, bir mahkum tahliyesi gibi, bayram ikramiyesi gibi geldi rahmet...İçti sararmış çimenler, boynunu bükmüş ıhlamur, kurumuş güller. Birer birer...Göl oldu yarıkları toprağın...Çatlamış dudaklara su yürüdü.Lüzumundan fazla konaklamış, kızgın bir konuk gibi uğurladık güneşi.Gece yarısı rahmeti, sildi götürdü kasvetini susuz yazın.Arındık bereketinde...Yıkandık.