ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
TAHSİN CEYLAN
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Hazar’daki Batık Kent II
15.06.2010 16:59

Arkeolojik buluntuların ortaya çıkışı

Göldeki arkeolojik buluntuların ortaya çıkması, tamamen ilginç bir tesadüfe dayanmaktadır. Göl suyundan enerji üreten Bilgin Elektrik A.Ş.’nin göl havzasından aldığı suyu, tekrar göl yerine Keban Barajı’na yönlendirmesi sonucu, su seviyesinde yaklaşık 10 metrelik düşüş meydana gelmiştir. Böylece görüntülediğimiz buluntuların 2-3 metrelik kısımları su üstünden görülebilir hale gelmiştir. Devamında, ülkemizin tek yetkin kuruluşu olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Sualtı Arkeoloğu Yaşar Yıldız’ın başkanlığındaki bir ekip, 15 Haziran 2005 tarihinde gölde inceleme ve tespit çalışmalarında bulunmuşlardır. Tespite yönelik olarak hazırlanan raporun son bölümünde ise; “… Kilise Adası’nın güney ve güney batısında yer alan sualtı kalıntılarının sağlam mimari yapılardan meydana gelmesi, sualtı yerli ve yabancı rehberli dalışlarda herhangi bir zarar görmesi ihtimali bulunmadığından, Elazığ’ın ve Hazar Gölü’nün tanıtımına ve ekonomisine katkıda bulunacağı düşüncesi ile bu alanda yerli ve yabancı dalış turizminin gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır” denilmektedir.

 

Gölde dalış

Dikkatli bir planlamanın akabinde, 1270 rakımlı gölde irtifa dalışlarına başlıyoruz. Müze Müdürü Haydar Kalsen ve yine müze arkeologlarından Meltem Hanım’ın gözetmenliklerinde Elazığ’da görev yapan deniz polisi dalgıçlarla hazırlıkları tamamlıyoruz. Emniyet Amiri Ali Rıza Gültekin’in başkanlığındaki deniz polisi, neredeyse tüm bölgede meydana gelebilecek boğulma ya da sudan çıkarılması gerekenlerle ilgili olaylara müdahale edebilme yetisine sahip, deneyimleri pekişmiş bir ekip olarak Elazığ’da konuşlanmış durumdalar. İki gün olarak planladığımız dalışları 15:30’a kadar sürdürüyoruz. Video kamera ve fotoğraf olarak neredeyse her buluntuyu iki defa kaydediyorum. Çok az düzeyde tahribata maruz kalan buluntuların bugün bile yerleşime uygun olduklarını gözlemliyorum. Üç katlı bir yapının ikinci katına girdiğimde ise, testi türü buluntulara rastlıyorum. Görüntülerken, ruhumun “bir an” kulağıma fısıldadığını duyumsuyorum. Keşkeler, nedenler, niçinler?..

 

Kömürhan Köprüsü’ne dalış

Hazar’da yüzyılların geçmişine dokunabilmemizin akabinde, ikinci gün dalışlarımızın tamamını Kömürhan Köprüsü’ne ayırıyoruz. Sevdiklerimizin üzerinden defalarca geçtikleri ve birçok anılara tanıklık eden sualtındaki Kömürhan Köprüsü’nün şimdi sessiz yaşamını görüntülemek istiyoruz. Selam olsun…

 

Fırat Nehri üzerinde Malatya’yı Elazığ’a bağlayan Kömürhan Köprüsü, Baraj Gölü’nün oluşumundan sonra tamamen sualtında kalmış, yerine ise yeni bir köprü inşa edilmiş. Fırat Ağıtı ile ünlenen eski köprü ile ilgili birçok hikâye anlatılmaktadır. “Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar” ile başlayan ağıtın, daha gün görmemiş bir gelinin Fırat’ın sularına kapılması sonucu yakıldığı ifade edilmektedir. Köprünün Malatya yakasında konuşlanarak dalış hazırlıklarına başlıyoruz. Dip yapısının çok karanlık olacağını varsayarak, yüksek ASA’lı filmler almayı planlamama rağmen, tüm Ankara’da en fazla 400 ASA’lık filmler bulabiliyorum. Ali Rıza ve iki arkadaşımızla birlikte bottan atlayarak yemyeşil sulardan Fırat’ın diplerine doğru süzülmeye başlıyoruz. Görüş düzeyi çok az olan ilk 15 metrelik yüzey sularından sonra, soğuk ve olabildiğince karanlık dip sulara doğru ilerliyoruz. 0-15 metreler aralığında inanılmaz bir balık popülasyonuna tanıklık ediyoruz. Sazan, yılan balığı ve tatlı su levreği ilk görsel tespitlerimizden bazıları. Ve 25 metrede bizi tüm sessizliği ile bekleyen Kömürhan Köprüsü’ndeyiz. İnanılmaz bir sessizlik, anlatılmaz bir gizem, büyülenmemek elde değil. Işıkları kapattığımda Titanik’e dalmış gibi hissettim kendimi. Ancak zaman sınırlı ve dalış planlamasına uymamız gerekiyor. Planlamada olmamasına rağmen, köprüyü karşıdan karşıya geçmeye karar veriyoruz. Bir an duraksıyorum. Şu anda burada bulunmak ve sevdiklerimin de bu gizemi görebilmelerini arzulamak düşüncesi ruhumda keşkeler yaratırken, gözlerimi kapıyorum ve Fırat’ın gözlerimde ağladığını duyumsuyorum zamanın tanıklığında. Evet, bir az’ım var sanki hayatta içimde eksikliğini hissettiren…

 

Video görüntülemelerim için ışıklar yeterli, ancak vizibilite itibariyle köprüyü çift yönlü tümüyle görüntüleyebilmek imkânsız. Korkulukları görüntülemekle başlıyorum. Fotoğraf makinemin pozometresi en düşük 2.8 diyafram açıklığında bile flaşsız olarak algılama yetisi kazandıramıyor bana. Görüntüleme ve zorunlu duraksamalarımızın sonrasında yüzeydeyiz. Gerekli yüzey zamanlamasından sonra bu kez Timuçin ile tekrar aynı derinliklere iniyoruz. Dalışlarımızı tamamladığımızı düşündüğümüzde gelen bir haber bizi karşı kıyıya yönlendiriyor. Bir jeep yaklaşık 100 metreden Fırat’a uçmuş. Araba yuvarlanmadan içindeki kurtulmuş, ancak bize şimdi de bunun çıkartılmasına katkıda bulunmak düşmüştü. Ali Rıza dipte arabayı incelerken, ben de görüntülemekle uğraşıyorum. Arabayı çıkarttıktan sonra kıyıya dönüyoruz ve devamında otele. Uçuş yasağında olduğumdan, uçağa binebilmek için sabahı beklemek zorundayım. Hasret ve özlem kokan dokusuyla Fırat’a ve Hazar’a şimdilik veda ederken, gördüklerimizi tanıtma görevinin sorumluluğu ile bilgisayarın tuşlarına dokunmaya başlıyorum bir kez daha… Selam Olsun…

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN