ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
MEHMET MAZAK
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İstanbul’un Deniz Hamalları: Mavnalar
10.08.2009 10:46

İstanbul’un fethiyle denizcilik kültürümüze giren ve sırtında yük taşıyan hamallar misali limanlarda gemilerden ağır yükleri boşaltıp, yüklemesi neticesinde deniz hamalları olarak adlandırdığımız mavnalar, sözlüklerde şöyle belirtilmektedir: Mavna, maûne; yük taşıyan büyük kayık. Mavna; yelkenle ve kürek­le tahrik olunur, güvertesiz, ağır ve büyücek kayık ki, başlıca iskeleden gemi­lere yük naklinde kullanılırdı. Arabî’de erzak nakline mahsus demektir. Başka bir ifadeyle mavna; limanlara yanaşamayan, şamandıralara bağlı olarak yükleme ve boşaltma yapan gemilerle yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesi olmayan tekne demektir. Mavnaların batık gemilerin çıkartılmasında da kullanıldıkları bilinmektedir.

 

Mavna ve mavnacılık mesleğinin ilk olarak Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle başladığı yazılı kaynaklarda belirtilmektedir. İlk mavna türü deniz ulaşım aracı örneklerinin Fatih tarafından yaptırılarak, karadan Haliç’e indirilen gemiler arasında bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Eskiden Türk denizciliğinde kullanılan ve büyük yelkenli olan bir çeşit ticaret gemileri de bu isimle anılırdı. Bu çeşit mavnalarda bir flok yelkeniyle üç köşeli büyük yelken vardı. Ayrıca bunlarda kürek de kullanılırdı. Osmanlı Devleti Donanması’nda, mavna adı altında yüksek bordalı savaş gemileri bulunmaktaydı. Os­manlı Donanması’nda kullanılan mavna ile mezkûr işlerde kullanılan mavna birbirinden farklıdır. Bizim için burada asıl olan, küçük çaplı yük taşımasında kullanı­lan kayık türüdür. Medine-i Üsküdar İskelesi’nde, İstanbul yakasına yük taşı­mak için bekleyen nöbet mavnalarının olduğunu bilmekteyiz. Yine mavnacıların, Osmanlı Devleti’nin imar işlerinde kullanılması için İstanbul’a mavnalarıyla taş çektiğine de, arşiv belgelerinde rastlıyoruz.

 

Mavna ve mavnacılık esnafı

Mavnaların görevleri arasında; tersaneye safra taşımak, selatin camilerinin yapımında taş, kum ve çakıl taşımak, ordunun Anadolu ve Rumeli taraflarında yapacağı seferlerde malzemelerin, ordu güzergahındaki en yakın limana taşınması lojistik hizmetini yerine getirmek bulunmaktadır. Mavnaların yük taşınacak ambarları geniş olduğu için, tekne yapıları büyük ve yanlara biraz yayvandır. Römorkörün arkasına birkaç “mavna” bağlanarak da çekildiği olur. Devamlı su içerisinde kaldıkları için, çürümelerini önlemek maksadıyla ziftlenmişlerdir. Buharlı gemilerin donanmaya girmesinden sonra mavnalar önemlerini kaybetmiştir. 17. yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi; 800 mavnacı neferâtı ol­duğunu belirtir. 1667 yılında İstanbul’da mevcut kayık sayısı 1366’dır. Aynı tarihte mavna sayısı ise, 68’dir. Devlet kontrolünde faaliyette bulunan mavnacıların, lağımcı olarak sefer zamanlarında orduda hizmette bulundukları Evliya Çelebi tarafından belirtilmektedir. Osmanlı’nın son dönemlerinde mavna ve mavnacılık esnafı, halk nezdinde avam tabası olarak görülmesine rağmen, İstanbul gibi önemli bir deniz kenti için gemi ve vapurlardan eşya naklinin ehemmiyeti göz önüne alındığında gayet gerekli bir meslek grubu olarak karşımıza çıkar. İstanbul Limanı’nda mavnacılık mesleğini yerine getirenlerin karşılığı olarak, diğer dünya ülkelerinde buna muadil değişik yük boşaltma araçları bulunmaktadır.

 

Karadenizli mavnacı esnafı

Mavnacı esnafının sayısı yüzyılın başında dört bin civarındaydı. Bunlar genellikle Karadenizli olup İnebolu, Abana, Küre, Nigerze, İlişi, Örenye nahiyelerinden İstanbul’a gelerek mavnacı olarak çalışmışlardır. Ayrıca Karesi ve Alaplı nahiyeleri ve küçük bir kısmı da Trabzon vilayetindendir. Mavnacılar kethüdaya bağlı olarak çalışırlardı. Mavnacılıkta lonca sistemi hakim olup, hiyerarşik yapıya çok önem verilirdi. İstanbul ve çevresindeki limanlara dışarıdan gelen gemilerin yüklerini boşaltma ve limandaki gemileri yükleme görevi tamamen mavnacıların kontrolünde yerine getirilirdi. Mavnacı esnafı için Yağkapanı, Unkapanı, Hatapkapu, Sebzehane, Eminönü, Kuruçeşme, Hasköy ve Üsküdar olmak üzere sekiz adet iskele vardı ve ihtiyaca göre bazı iskelelerde nöbet mavnaları bulundurulurdu. Mavnacı esnafı arasında rekabet ve kargaşayı önlemek üzere serbest çalışmadan ziyade nöbet sistemi uygulanmıştır.

 

1912 yılına kadar mavnacı esnafı kethüdalık ile lonca sistemine göre idare edilirken, 1912 yılında çıkrarılan Esnaf Cemiyetleri Talimatnamesi ile kethüdalık kaldırılarak, lonca sistemi yerine cemiyet ve meclis idare sistemi getirilmiştir. Bundan sonra cemiyet sistemi ile idare edilmiş, bu idarenin üst kontrolü de belediyeye verilmiştir.

 

Kaynaklar:

1-Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1980
2-Şemseddin Sami,Kâmûs-ı Türkî, İstanbul 1989

3-Anonim, Bizde Mavnalar ve Mavnacılık Mazisi Hali  İstikbali, İstanbul Umum Mavna ve Salapuryacı Esnafı Cemiyeti Neşri, İstanbul 1923

4- BOA, İst. Ah. 7, 213, h. 647, Fî evâsıt-ı M sene 1179 (30 Haziran-9 Temmuz 1765).

5- BOA, MD. 79, s. 161, h. 400

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN