ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
KEMAL BATTAL
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kyoto Sonrası AB’nin Pozisyonu Şekilleniyor
10.08.2009 10:48

1997 yılında Japonya’nın Kyoto Kenti’nde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi Üçüncü Taraflar Konferansı’nda kabul edilen ve 2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto Protokolü, sanayileşmiş ülkelerin sera gazı emisyon oranlarını 2008-2012 periyodunda 1990 yılındaki miktarların yüzde beş altına indirmelerini öngörmektedir. Protokolün hedeflerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği ve bu hedeflerle sağlanan sera gazı emisyonu azaltımının iklim değişikliğine muhtemel etkileri tartışılırken, bugünlerde protokole taraf ülkeler, 2012 sonrası için Kyoto Protokolü’nün revizyonu çalışmalarına yoğunlaşmıştır. Bu kapsamda hazırlanan teklifler aynı zamanda protokolün de sekreterya hizmetlerini yürüten BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryası’na ulaşmaya ve tartışılmaya başlamıştır. Kyoto Protokolü’nün yeterliliği ve başarısı noktasındaki endişeler, sanayileşen ülkelere muhtemel olumsuz etkileri, ABD ve Avustralya gibi atmosferi en çok kirleten ülkelerin henüz protokole taraf olmamaları, taraf olan ülkelerin hedefleri gerçekleştirmede titiz davranmamaları gibi sorunlar, dikkatleri Kyoto sonrasına ve protokolde 2012 sonrası dönemde uygulanacak kuralların belirlenmesi amacıyla yapılacak değişikliklere çevirmiştir.

 

Kyoto Protokolü’nde deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazlarının azaltılması konusu protokolün genel hedeflerinden ayrı olarak değerlendirilmiş, bu konuda Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne ve protokolün taraflarına gemilerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması veya sınırlandırılması görevi verilmiştir. Bugüne kadar Uluslararası Denizcilik Örgütü platformunda yapılan çalışmalarla belirlenen ve bir kısmı MARPOL Sözleşmesi’ne ithal edilen uluslararası kuralların deniz ulaştırmasında uygulanması suretiyle gemi kaynaklı sera gazı emisyonları sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Protokolün revizyonu çalışmalarında taraf ülkelerden, deniz ulaştırmasından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasında protokole taahhütler konulması yönündeki teklifler 2012 sonrası için protokolün revizyonu çalışmalarını denizcilik camiası bakımından da önemli hale getirmiştir.

 

Deniz ulaştırması ile ilgili AB teklifleri

Kyoto Protokolü’nün revizyonu kapsamında yapılan tekliflerden şüphesiz en önemlisi, AB tarafından yapılan tekliftir. Protokolün taraflar toplantısına, protokole taraf olmaması nedeniyle ABD’nin katılmaması AB’yi yönlendirici pozisyona taşımaktadır. AB teklifleri; Avrupa Topluluğu’nu temsilen dönem başkanı Çek Cumhuriyeti tarafından 28 Nisan 2009 tarihinde sekreteryaya bir mektup ile bildirilmiştir.  

           

AB tekliflerinin temel prensibi; deniz ve hava ulaştırması sektörleri de dahil, ekonominin tüm sektörlerinin büyük ve hızla artan sera gazı emisyonu kaynaklarının sınırlandırılmasına katkı sağlamalarıdır. Bu sektörler için emisyon azaltma hedefleri 2011 yılında onaylanmak üzere 2010 yılının sonuna kadar IMO ve ICAO platformunda yapılacak çalışmalarla belirlenmeli ve diğer yükümlülükler netleştirilmelidir. AB uygun maliyetli piyasa temelli emisyon azaltma araçlarını da kabul etmektedir. AB’nin tekliflerine göre; taraflar Montreal Protokolü ile kontrol edilmeyen hava ve deniz araçlarının yakıtlarından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması hedeflerine ulaşmak için gerekli adımları atmalıdırlar. Bahse konu küresel azaltma hedefleri için henüz somut ve rakamsal bir teklif sunulmamakla birlikte, yükümlülük periyodunda iki aşamalı hedef öngörülmektedir. Mevcut ve potansiyel esnek mekanizmaların hedeflere ulaşmaya katkıda bulunacağı değerlendirmesi yapılmaktadır. Tekliflerde ayrıca; Uluslararası Denizcilik Örgütü öncülüğünde 2011 yılında imzalanacak şekilde deniz ulaştırmasında rekabetin yaratacağı sapmaları ve karbon salınımlarını önleyen çalışmalar yapılarak, uluslararası hedeflere ulaşılabileceği değerlendirmesi yapılmaktadır.

 

Kyoto sonrası durum

AB’nin; protokole yaptığı çok sayıda ve kapsamlı tekliflerin ortak özelliği, yıl ve rakam içeren bölümlerin içi boş kutucuklar halinde verilmiş olmasıdır. Ayrıca, yükümlülük doğuran hükümlere yönelik tekliflerde de somut ifadeler kullanılmaktan kaçınılmıştır. Bu durum, 2012 sonrası için AB’nin de temkinli ve bu aşamalarda somut hedefler öngörmekten kaçınan bir tavır içerisinde olduğunu göstermektedir. Uluslararası Denizcilik Örgütü platformunda yapılan çalışmalarda da üye ülkeler arasında önemli noktalarda bir uzlaşma, hatta eğilim oluşmaması protokolün BM platformunda yapılacak çalışmalarla şekilleneceğini göstermektedir. Mevcut Kyoto Protokolü metninin üç yıllık bir çalışma sonucunda belirlendiği dikkate alınırsa, benzer bir sürecin revize çalışmalarında da yaşanacağı değerlendirilebilir.

 

AB, deniz ulaştırmasından kaynaklanan sera gazlarının azaltılmasında Kyoto Protokolü’nün mevcut halinde benimsenen sektörel yaklaşımın korunmasında titizlik göstermekle birlikte mevcut durumdan farklı olarak 2012 sonrasında sektörel hedeflerin belirlenmesi ve ulaşılmaya çalışılması yönünde tutum sergilemiştir. Sektörel yaklaşımda uygulama platformu gene Uluslararası Denizcilik Örgütü olacaktır. Ayrıca; AB tekliflerinde emisyon ticareti gibi araçların gemi kaynaklı sera gazlarının azaltılmasında önemli faydalar sağlayacağının altı çizilmektedir. Altı henüz doldurulmamış olan bu iki yeni yaklaşım Kyoto sonrası için önemli mesajlar vermektedir.

 

Türkiye’nin pozisyonu

Protokole henüz taraf olan ve daha önce Protokolün Ek II’sinden çıkarılarak 2012’ye kadar yükümlülükleri azaltılan Türkiye, Kyoto sonrası dönem için oldukça tedirgindir. Sanayileşme ihtiyacının yaratacağı emisyon artışı ile Kyoto Sözleşmesi’nin revizyonu ile ortaya çıkacak ulusal yükümlülükler arasında sıkışacaktır. Deniz ulaştırmasının sektörel bazda ele alınması ulusal seviyede bir yükümlülük ortaya çıkarmayacak olmakla birlikte, Uluslararası Denizcilik Örgütü platformunda oluşturulan detay kurallara Türk ticaret filosunun tabi olacağı muhakkaktır. Bunun maliyetini ve diğer külfetlerini, protokolün revizyonu sonucu belirlenecek hedefler ortaya koyacaktır. Türkiye, protokole taraf ülke olarak BM platformunda yapılan teknik revize çalışmalarına aktif katılmalı ve ulusal menfaatlerini gerçekleştirecek teklifler sunmalıdır.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN