ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
![]() EMRAH YAMAN |




Özel Hassas Deniz Alanları (Partıcularly Sensıtıve Sea Areas, Pssa)
02 Temmuz 2008 14:48
İMO?nun Deniz Çevresini Koruma Komitesi (MEPC), Özel Hassas Deniz Alanları (PSSA) konusundaki çalışmalarına 1978 Tanker Güvenliği ve Kirlilik Önleme Uluslar arası Konferansı?nda alınan kararlar neticesinde başlamıştır. Bu mefhumun 1986?dan 1991?e kadar tartışılması, 1991 yılında Özel Alanların Tespiti ve Özel Hassas Deniz Alanlarının Tanımlanmasına dair Yönergenin, A.720 (17) no?lu Genel Kurul ilke kararının kabulüyle sonuçlanmıştır. Bu belgede yer alan usuller, 1999 yılında A.885(21), 2002 yılında A.927(22) ve nihayet 2005 yılında A.982(24) Genel Kurul ilke kararlarıyla hem güncellenmiş hem de basitleştirilmiştir. PSSA, ekolojik, sosyo-ekonomik, veya bilimsel saiklerden ötürü korunmaya muhtaç ve uluslar arası denizcilik faaliyetlerinden kaynaklanabilecek olumsuzluklara açık deniz alanlarıdır. Bir alanın PSSA olarak tanımlanabilmesi için yönergelerde yer alan kriterlerden birini mutlaka karşılaması gerekmektedir. Ancak söz konusu alana dair biyolojik çeşitliliğin muhafazası, sürdürülebilir balıkçılık, sürdürülebilir turizm veya bütünleşmiş sahil yönetimi hususlarında kaygılar varsa, PSSA muhtemelen en uygun koruma mekanizması olmayacaktır. Bu şartlar altında Deniz Koruma Alanları uygun bir koruma mekanizma olarak işlev görebilir. Benzer şekilde eğer tehdit ulusal sefer yapan bir gemiden geliyorsa, ulusal mevzuatı kullanmak daha uygun olacaktır. Yönergeler amacı ilk olarak üye devletlere PSSA?ların belirlenmesi ve başvuru belgelerinin tevdi konularında rehber olmaktır. İkincisi, ilgili bilimsel, teknik, ekonomik ve çevresel bilgiler temelinde gerekli tüm çıkarların gözetilip gözetilmediğini belirlemek ve son olarak ta bu tür başvuruların IMO tarafından değerlendirmeye alınmasını sağlamaktır.PSSA?ların belirlenmesinde ve ilave koruma tedbirlerinin alınmasında tek yetkili uluslar arası yapı IMO?dur. Üye bir devlet tarafından PSSA?nın belirlenmesi ve ilave koruma tedbirlerini için yapılacak başvurular şu hususları ihtiva edebilmelidir:-Halihazırda mevcut bir belgede yer alan herhangi bir tedbiri; veya-Halihazırda mevcut olmayan ancak genel kabul görmüş ve IMO?nun yetki alanı dahilindeki herhangi bir tedbiri; veya-Karasularında öngörülen herhangi bir tedbiri veya Uluslar arası Deniz Hukuku Sözleşmesi?nin (UNCLOS) 211. madde 6. fıkrasına ilişkin bir tedbiri.Yönergeler, deniz çevresinin korunması hususunda biri MARPOL sözleşmesinde düzenlenen Özel Alanları diğeri ise herhangi bir IMO sözleşmesinde düzenlenmemiş Özel Hassas Deniz Alanlarını ele alan iki farklı kavramı ihtiva eder. Peki devletler, Özel Alanlar konusunda MARPOL, veya Özel Seyrüsefer Tedbirleri konusunda SOLAS ve COLREG gibi IMO sözleşmeleri varken neden PSSA?lar için bu kadar ısrarlıdırlar?Özel Alanlar kapalı ve yarı kapalı denizlerde veya birçok devletin deniz alanını kapsayan alanlarda petrol tahliyesine sınırlamalar getirmek üzere planlanmışken, PSSA?lar herhangi bir deniz alanını kapsayabilmektedir. Yönergeler özellikle hangi deniz alanlarının PSSA kapsamına gireceğini belirtmemişlerdir. Buradan karasularının, münhasır ekonomik biölgelerin ve hatta uluslar arası sefere açık boğazların bile PSSA kapsamına girebileceği anlaşılmaktadır.Özel Alanlarının tayini için oşinografik, ekolojik şartların ve gemi trafiğinin durumu gibi koşullarlın karşılanması gerekiyorken, PSSA?lar için yönergelerdeki kriterlerden sadece birinin karşılanması yeterli olabilmektedir. Bunlar ekolojik; sosyal, kültürel ve ekonomik; veya bilimsel çalışmalara dair kriterlerdir. Uluslar arası denizcilik faaliyetlerinden doğabilecek tehlikelere karşı savunmasız olabilmeleri PSSA?ların bir diğer özelliğidir. Açıktır ki, Özel Alanların tayini PSSA?lardan daha sıkı kurallara tabidir.Devletler Özel Alanlar?da sadece MARPOL 73/78 ışığında deniz çevresinin kirlenmesinin önlenmesi için koruyucu tedbirler alabilmektedirler. MARPOL Ek I (Petrol), Ek II (Zehirli Sıvı Maddeler), Ek IV (Pis Su) ve Ek V (Katı Atık), özel alanlarda uygulanabilecek boşaltım standartlarını göstermektedir. Yani PSSA?lar için sözleşmelerde yer almayan koruyucu tedbirler alınabilirken, özel alanlar mevcut belgelere ihtiyaç duymaktadır. Benzer değerlendirmeler SOLAS ve COLREG sözleşmelerinde kabul edilen Özel Seyrüsefer Tedbirleri için de söz konusudur. Bu da bize eğer bir devlet, mevcut belgelerdeki standartlardan daha yüksek seviyede tedbirler ortaya koyabiliyorsa, söz konusu alan için PSSA başvurusunun önünün açılabileceğini göstermektedir. Karasularında, kıyı devleti gemilerin zararsız geçişine halel getirmemek şartıyla yabancı bayraklı gemilerden kaynaklanan kirliliği önleme hususunda kurallar getirebilmektedir. Münhasır ekonomik bölgede de kıyı devleti kirlilik önlemede bazı ayrıcalıklara sahiptir. Bu ayrıcalık genellikle mecburi kılavuzluk hizmetini ihtiva etmemektedir. 1990 yılında IMO, mecburi kılavuzluk hizmetinin birtakım cezai müeyyidelerle desteklendiği bir sistem kuracak şekilde Avustralya?nın Büyük Set Resifi?ni PSSA olarak belirledi. Avustralya Hükümeti; IMO?nun bu kararını esas alarak 1 Ekim 1991?de Büyük Set Resifi?nin kuzey bölümünde yer alan yaklaşık 360 deniz mili (Yaklaşık 665 Kilometre) uzunluğundaki bir koridorda; büyük set resifi ile Avustralya Sahili arasında kalan iç rotada zorunlu kılavuzluk ilan etmiştir. Zorunlu kılavuzluk; 70 metre üzerindeki bütün gemiler ile boyu ne olursa olsun yüklü petrol tankerleri, sıvılaştırılmış gaz taşıyıcıları ve kimyasal madde taşıyıcıları için geçerlidir. Ancak bu tür sınırlayıcı tedbirlerin uluslar arası seyrüseferi olumsuz bir şekilde etkileyebileceği IMO?nun muhtelif komitelerinde tartışılmakta ve söz konusu tedbirlerin yeter derecede sarih olmadığı ve daha fazla araştırmaya muhtaç oldukları görülmektedir.Bir alanın PSSA olarak tanımlanabilmesi için öneri sahibi devlet tarafından titiz bir çalışma yapılmalı ve bu alan, yönergelerdeki kıstaslardan en az birini karşılamalıdır. Bunlar, teklik, bağımlılık, farklılık, verimlilik, doğallık, bütünsellik ve tehlikelere maruz kalabilme gibi hususları içeren ekoloji kriteri; ekonomik yarar, rekreasyon ve insani bağımlılık terimleriyle açıklanabilecek sosyo-ekonomik ve kültürel kriteri ve nihayet araştırma-inceleme çalışmaları, eğitim ve tarihi değerler gibi hususları içeren bilimsellik kriterleridir.PSSA?lar için en önemli sorun PSSA?nın hukuki zemine oturtulması olmuştur. PSSA?yı korumak için uygulanabilecek muhtelif tedbirleri yasal dayanakları IMO antlaşmalarında bulunmaktadır. Sorun esas olarak antlaşmalarda yer almayan tedbirler söz konusu olduğunda tezahür etmektedir. Bu bağlamda PSSA?nın kurulması için tek yasal zemin devletler üzerinde bağlayıcılığı olmayan yönergeler olmaktadır. Avustralya?nın ulusal kurallarının devletler açısından bağlayıcılığı ise, işbu kuralların onaylanmasının ve tavsiyesinin MEPC?de oybirliği ile kabul edilmiş olmasıdır. Yani Büyük Set Resifi için alınan kurallar bir uluslar arası sözleşmeden ziyade uluslar arası toplumun kabulü neticesinde olmuştur.PSSA?nın UNCLOS çerçevesinde yasal bir zemine sahip olup olmadığı da sorulabilir.Madde 194(5), taraf devletlerin nadir ve hassas ekosistemleri korumaları konusunda gerekli önlemleri almalarını isterken, Kısım IX kapalı ve yarı kapalı deniz alanlarının tanımını yaparak devletleri işbirliği konusunda çalışmaya davet eder. Öte yandan 211(6). Madde PSSA?nın uluslar arası bir kavram olarak gelişimine katkı sağlayabilmektedir. Buna rağmen, söz konusu madde sosyal, kültürel ve ekonomi kriterlerine veya bilimsellik kriterine atıfta bulunmamakta sadece oşinografik ve ekolojik hususları ihtiva etmektedir. Bu yüzden madde 211(6) MARPOL bünyesindeki Özel Alanlarla daha alakalıdır. Üstelik sadece kirlilik önlemeye dair hükümler içeren madde seyrüsefer güvenliği ve deniz trafiğinin regülasyonu konularına girmemektedir. Açıktır ki, PSSA?ların yasal bir zemine oturmaları için 211(6). Maddenin daha çok açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.PSSA yönergeleri tehlikelere maruz kalabilecek deniz alanlarını korumak için geliştirilmiştir. Herhangi bir deniz alanının PSSA şeklinde belirlenmesi alanın korunabilmesi hususunda son derece elzemdir. Ancak bu sayının kontrolsüz bir şekilde artma olasılığının, PSSA?ların özel önemlerini ve değerlerini kaybetmekle sonuçlanabileceği de unutulmamalıdır.Öte yandan kıyı devletinin ve bayrak devletinin hak ve sorumlulukları sarih değildir. Bu yüzden PSSA?ları bir uluslar arası hukuk kavramı statüsüne sokabilecek bağlayıcı belgelerin kabulü yönergelerden daha etkili olabilir. Bununla birlikte bazı devletler de herhangi bir sözleşmenin kabulü yerine yönergeleri geliştirmeyi yeğlemektedirler. Yönergeler bağlayıcı olmasa ve sadece ahlaki bir güce sahip olsalar bile pratik bir değer taşımaktadırlar. Uluslar arası aktivitelerin yürütülmesinde bağlayıcı olmayan IMO belgelerini IMO?nun sözleşmelerinden daha etkili kılan işte bu pratik değerdir. Genel kabul görmüş ve gönüllü bir şekilde uygulanan yönergeler onaylanmayan veya uygulanmayan veya sadece birkaç devletçe onaylanıp uygulanan bir antlaşmadan muhtemelen daha olumlu ve önemli sonuçlar doğuracaktır.Erhan Yaman/Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü Uzman Yardımcısı
YORUMLAR
Bu yazıya ilk yorumu siz ekleyin.
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
E-BÜLTEN
Copyright © 2006 - 2009 virahaber.com
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı
saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















