![]() TAHSİN CEYLAN |




Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri, birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerine bağlıdır. Bu ilişkilerin oluşturduğu hassas denge, bizim yeryüzünde hayat olarak tanımladığımız kavramın ta kendisidir. Denizel canlılar arasında da sürekli, kompleks ilişkiler söz konusudur. Bu ilişkileri daha iyi anlamak için, ilişkinin sonuçlarını göz önüne alarak birkaç grup oluşturabiliriz.
Organizmalar arası ilişki türleri
Bir organizma, aktiviteleri sayesinde kendine yarar sağlarken diğer bir canlıya zarar verebilir. Böyle ilişkilerde yarar sağlayan taraf (beslenen) avcı ya da parazit, zarara uğrayan taraf ise av ya da konaktır. Bu tür ilişkiler av-avcı veya konak-parazit ilişkileri adı altında toplanır. Avcı (predatör) aynı zamanda besinlerini canlı olarak arayan serbest hayvanlara verilen isimdir. Parazit formlar ise, diğer bir organizmaya bağlı olarak onun zararına gelişirler. Serbest olarak yaşantıları ya hiç yok ya da sınırlı bir zaman içindedir. Bazı predatörler birçok hayvanı besin olarak alabildikleri halde, bazıları belli hayvanlarla beslenirler. Bu duruma örnek olarak pek çok balık türünü yakalayarak yiyen köpekbalıkları ile sadece birkaç tür hayvansal plankton (zooplankton) ile beslenen Sardalya balıkları gösterilebilir. Diğer bir ilişki çeşidi her iki organizmanın da birbirine zarar verdiği durumları kapsar. Her iki canlı da aynı kaynakları kullanıyorsa ve bu kaynaklar her ikisinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar büyük değilse, rekabet ilişkisi kaçınılmazdır ve organizmalar da rakiptirler. Bu rekabet aynı türün bireyleri arasında olabildiği gibi, farklı türlere ait bireyler arasında da gözlemlenebilir. Tek tarafın zarar gördüğü diğerinin hiç etkilenmediği durumlar ise, Amensalizm olarak adlandırılır. Son olarak simbiyoz (beraber yaşamak anlamına gelir) her iki tarafın da yarar sağladığı ya da tek tarafın yarar sağlarken diğerinin etkilenmediği durumlarını kapsar.
Birlikten güç doğar
Derin maviliklerin gezginleri, deniz şakayığı (Sea anemone) ile palyaço balığı (Amphiprion cinsi-clown fish) arasındaki ilişkiye birçok defa tanıklık etmişlerdir. Mutualizmin (Bir ya da daha fazla mikroorganizmanın her biri yarar görecek şekilde ortak yaşaması) denizlerdeki en yaygın örneklerinden biri olması nedeniyle incelenmeye değer bir ilişki olduğunu sanıyorum Palyaço balığı renklerinin parlaklığı sayesinde bu ismi hak etmiştir. Bu balık kelimenin tam anlamıyla hayatını anemonunkiyle birleştirmiştir ve onsuz yaşayamaz. Palyaço balığının anemonun tentakülleri arasında gezinebilmesinde elbet bir bit yeniği vardır. Balık özel bir mukus salgısı sayesinde anemonun tentaküllerinin zehrinden etkilenmez ve avcılardan uzak, güvenli bir şekilde yaşamını sürdürür. Ancak uzun süren gözlemlerden sonra, anemonundan belli bir süre uzakta kalan palyaço balığının zehre karşı bağışıklığını yitirdiği ve geri dönüşünde eskiden güven içinde gezindiği tentaküllerin artık pek de güvenilir olmadığını anladığı (hayatı pahasına) anlaşılmıştır. Bu tür ortak yaşam şekli zorunlu simbiyozis olarak adlandırılır. Çünkü palyaço balığının yaşaması direkt olarak anemon ile olan ilişkisine bağlıdır. Peki, bu ilişkide anemonun kazancı ne olacak diye soracak olursanız, işin o kısmı biraz tartışmalı. Size birbirine birazcık zıt gibi görünen, değişik kaynaklardan aldığım düşünceleri iletiyorum:
* Palyaço balığı avını, anemonun tentakülleri arasında gezinirken yer ve etrafa saçılan ufak besin partikülleri de anemonun karnını doyurmasını sağlar.
* Palyaço balığı anemonun üzerindeki artıkları temizler, yani görevi anemonu temiz tutmaktır.
* bazı bilim insanları da palyaço balığının, anemonun besininden kopan parçalarla beslendiğini ileri sürerler. zira anemonlar hareket edememelerine karşın doymak bilmez avcılardır. İlk başlarda anemonun palyaço balığına hem koruma, hem besin sağlamasına karşın, hiçbir yarar görmediği sanılarak bu ilişki kommensalizm (birlikte yaşayan türlerden sadece tek birinin yarar sağladığı bir ilişki) türü bir etkileşim olarak nitelendirilmiş. Fakat daha sonraki gözlemlerin ışığında palyaço balığının o kadar da hep banacı olmadığı anlaşılmış. Burada devreye anemonların en yaygın düşmanı kelebek balıkları giriyor. Tahmin edin bakalım anemonları bu beladan kim koruyor. Evet, soytarı ismini taktığımız balık aslında bir kahraman. Palyaço balığı, melek balığını anemondan uzak tutarak bu ilişkinin de diğer iki görüşte olduğu gibi mutualizm sınırları içerisinde olduğunu kanıtlıyor.
Uzun yıllar sadece TV’de gösterilen belgesellerden hayranlıkla izlediğim palyaço balığı-anemon ilişkisini 1995 yılında Kızıldeniz Safaga’ya yaptığımız dalış sırasında ilk defa görebilme şansım olmuştu. Dalışımın büyük bölümünü denizel yaşamın beni kıskandırabilen bu gizemli ilişkisini gözlemlemekle geçirmiştim. Mütevazı ve anlaşılır bir yaşamdı. Palyaço anemonu, anemon palyaçoyu besliyordu, ama daha da önemlisi palyaçonun anemonun kolları arasındaki görülmeye değer coşkulu mutluluğuydu. Denizin ruhunda yaşamınızı bir kulübede sonsuza dek yaşayabilmeyi hayal edebilmek ve isteyebilmek gibi bir şeydir bu.
İşte biyolojinin harikulade dünyasının beni cezbeden bir diğer yönü: Çeşitlilik. Gördüğünüz gibi gözlemler sonucu bir sürü değişik görüş ortaya çıkabiliyor ve bunların karşılıklı tartışılması - birbirimize karşı sevgi ve saygıyı ihmal etmeden tabii ki - her geçen gün hayatı biraz daha iyi tanımamızı sağlıyor. Eee, kendi kararınızı vermek için daha ne duruyorsunuz? Sizce de tüpünüzdeki birkaç atmosfer havayı kendi gözlemlerinizi yapıp, kendi hipotezinizi kurmak için harcamaya değmez mi? Palyaço balıkları ile ilgili diğer ilginç bir özellik ise, bu balıklarda gözlemlenen erkekten dişiye cinsiyet değiştirme durumudur. Genellikle büyük bir deniz anemonu, bir çifti büyük, diğerleri küçük olan bir palyaço balığı ailesine evsahipliği yapar. Bu aile içerisinde çok katı bir hiyerarşi vardır. En büyük ve en baskın olan birey dişidir ve ölümü durumunda en büyük erişkin erkek cinsiyet değiştirerek onun yerini alır. Bu arada daha ufak olan erkek birey ise, hızlı bir şekilde erişkinliğe ulaşarak üreme faaliyetlerinin devamını sağlar.
Anemonlar ile mutualistik ilişki içerisinde olan yalnız palyaço balıkları değildir. Lapin balıkları, kaya balıkları, Papaz balıkları ailesine ait bazı bireyler ve hatta hatta Scaridae (Papağan balığı) ailesine ait bireyler de aynı tür etkileşimde bulunurlar. Tek fark, palyaço balığı dışındakilerin yalnızca yaşamlarının genç evresinde anemonlarla beraber yaşamalarıdır. Balıklar dışında birçok kabuklunun da anemon ile ortak yaşam sürdürdüğü gözlemlerimiz ve kayıtlarımız arasında yer almaktadır.
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















