ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
![]() KEMAL BATTAL |




Tehlikeli madde taşımacılığı mevzuat ve uygulamalarımız
16 Haziran 2007 18:01
Can emniyeti açısından önemi ve deniz suyuna karıştığında deniz ekosistemine verdiği zararlar nedeniyle petrol ve diğer zararlı maddelerin deniz yoluyla taşınması, evrensel ve ulusal seviyelerde özellikle dikkate alınan bir konudur. Deniz emniyeti ve gemi kaynaklı kirlenmenin önlenmesi konusundaki evrensel kuralların büyük çoğunluğu, bu konuyu düzenlemek amacıyla geliştirilmiştir. AB dosyamızın diğer bir makalesinde Uwe Kraft, tehlikeli maddelerin deniz yoluyla taşınmasında AB müktesebat ve uygulamalarını anlattı. Biz de ulusal mevzuat ve uygulamalarımızı inceleyerek; ?Neredeyiz??, ?Eksiklerimiz nelerdir??, ?Bunları nasıl tamamlamamız gerekir??, ?AB müktesebatına uyum için ne yapmalıyız?? gibi sorulara açıklık getirmeye çalışacağız. Uwe Kraft?ın da belirttiği gibi; deniz yoluyla tehlikeli madde taşımacılığına ilişkin uluslararası kurallar, SOLAS (Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi), MARPOL (Deniz Çevresinin Gemi Kaynaklı Kirlenmeye Karşı Korunması İçin Uluslararası Sözleşme), CSC (Konteyner Emniyeti Hakkında Uluslararası Sözleşme) gibi IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü) sözleşmeleri ile düzenlenmekle birlikte, bu sözleşmelerin ilgili hükümleri ?Kod? adı verilen belgelerle detaylandırılmıştır. AB müktesebatında ise, deniz yoluyla tehlikeli madde taşımacılığına ilişkin özel kurallar belirlenmesi yerine uluslararası kurallar benimsenmiş, etkin uygulanması ve bildirimler konusunda bazı kurallar konulmuştur. Mevcut mevzuat ve uygulamalarımız oldukça zayıfUlusal mevzuatımızda konu, 1952 tarihli ?Tehlikeli eşyanın ticaret gemileri ile taşınması hakkında tüzük? ile düzenlenmiştir. Ancak günümüzde bu tüzük, SOLAS Bölüm VII gereği, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren zorunlu hale getirilen, deniz yoluyla tehlikeli madde taşımacılığını düzenleyen IMDG Kod?un ulusal uygulamasındaki ihtiyaçları karşılamaktan oldukça uzaktır. Ayrıca, IMDG Kod gibi tüzükten sonra hazırlanan denizde tehlikeli yük taşımacılığına ilişkin diğer bazı kodların uygulanması için ulusal mevzuat bulunmamaktadır. Anayasamıza göre, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde sayılmakla birlikte, bunların ulusal seviyede uygulanmasında yetki, görev ve sorumluluklar ile usul ve esasların belirlenmesi için mutlaka bir ulusal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Kaldı ki; SOLAS, MARPOL gibi, Türkiye?nin ilk metnine taraf olduğu sözleşmelerin, sözleşmede öngörülen bazı uluslararası organlar tarafından sessizlik sürecine tabi olarak değiştirilmiş versiyonlarının Türkiye?de geçerliliği tartışılmaktadır. Bu çerçevede, SOLAS değişiklikleri ile mecburi hale getirilen IMDG Kod?un da Türkiye?de geçerliliği konusunda tereddüt mevcuttur. Petrol ve diğer zararlı maddeleri taşıyan Türk limanlarına gelen veya Türk karasularından zararsız geçiş yapan gemilerle ilgili bazı bildirim yükümlülükleri, ?5312 sayılı deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun? ve uygulama yönetmeliğinde düzenlenmiş olmakla birlikte, acil müdahale amaçları için yapılan bu bildirimler ihtiyacı tam karşılamamaktadır. Mevzuatımızdaki eksiklikler ve yetersizlikler, normal olarak uygulamalarımıza da yansımaktadır. Halen Denizcilik Müsteşarlığı bünyesinde yürütülen ?Liman ve Kıyı Alanlarında Deniz Emniyetinin Geliştirilmesi Eşleşme Projesi? çerçevesinde bazı limanlarda yapılan incelemelerde, IMDG Kod ve tehlikeli yük taşımacılığı ile ilgili diğer IMO kodlarının uygulanmasında önemli eksiklikler olduğu, denetim ve kontrolden sorumlu makamların dahi henüz tespit edilmediği, bildirim yükümlülüklerinin ulusal mevzuatta açık düzenlenmemesi nedeniyle yeterli uygulanmadığı tespit edilmiştir. Konteyner taşımacılığında da sorunlar varUygulanması zorunlu olan IMDG Kod?un önemli hükümlerinden biri de, tehlikeli maddelerin taşınacakları konteynerlerin ?Konteyner Emniyeti İçin Uluslararası Sözleşme (CSC)?ye uyumlu olması mecburiyetidir. Yani bu konteynerlerin yapımı, dizaynı, standartları, testleri, belgelendirilmeleri ve markalanmaları CSC?ye göre yapılacaktır. Türkiye, henüz CSC?ye taraf değildir. Bu nedenle uygulamalar CSC?ye uyumlu olsa dahi, bunun uluslararası seviyede izahı mümkün değildir. Kaldı ki, ülkemizde özellikle limanlarda konteynerler içerisindeki tehlikeli maddelerin istifi, paketlenmesi, işaretlenmesi gibi uygulamaları kontrol etme yetkisini denizcilik otoritesine veren bir mevzuat yoktur ve uygulama da yoktur. Bu eksiklikler, konteyner güvenliği konusunda tüm dünyadaki titizlik nedeniyle Türkiye?den gelecek konteyner taşıyan gemilerin, özellikle batılı ülkelerin limanlarına alınmaması veya özel uygulamalara tabi tutulması noktalarında yeni sorunlar yaratabilir. Yapılması gerekenler ve denizcilik sektörümüze yansımalarıYukarıda değindiğim sorunlar, ülkemizde tehlikeli maddelerin deniz yoluyla taşınması konusunda aşağıdaki tedbirlerin derhal alınmasını gerektirmektedir;- SOLAS ve MARPOL gibi sözleşmelerde, ülkelerin onayına tabi olmayan değişiklik prosedürlerine göre yapılmış değişikliklerin Türkiye?deki hukuki statüsü netleştirilmeli ve bu çerçevede IMDG Kod?un zorunlu bir uluslararası belge olduğuna açıklık getirilmelidir. - CSC?ye derhal taraf olunmalı ve gerekleri yerine getirilmelidir. - Tehlikeli yük taşımacılığında, ulaştırma modları arasında koordinasyon ve yetki karmaşasını önleyecek hükümler ilgili mevzuata konulmalı ve uygulanmalıdır.- 1952 tarihli ?tehlikeli eşyanın ticaret gemileri ile taşınması hakkında tüzük? yürürlükten kaldırılarak yerine, liman uygulamaları da dahil tehlikeli maddelerin deniz yoluyla taşınmasına ilişkin kapsamlı bir yönetmelik hazırlanmalıdır. Bu yönetmelik; IMDG Kod?un yanısıra Türkiye?nin taraf olduğu tüm uluslararası sözleşme ve belgelerde yer alan yükümlülüklerin ulusal uygulamalarını da içermelidir. - Çıkarılacak yönetmeliğe hukuki temel oluşturacak, yetkili makamları belirtecek ve yönetmelik hükümleri ile ilgili suç ve cezaları belirleyecek hükümler, birincil mevzuata ithal edilmelidir. Bu mevzuat, henüz taslak halinde olan Deniz Emniyeti Kanunu olabilir. Denizcilik Müsteşarlığı bünyesinde yürütülen ?Liman ve Kıyı Alanlarında Deniz Emniyetinin Geliştirilmesi Eşleşme Projesi?nin ana konularından biri de, tehlikeli madde taşımacılığı konusunda AB müktesebat ve uygulamalarına uyumdur. Bu proje, tehlikeli maddelerin deniz yoluyla taşınması konusundaki tüm eksikliklerimizin tamamlanması için bir fırsattır. Tabii ki, bu tür projelerde sadece eksiklikler tespit edilir ve tamamlanması için tavsiyelerde bulunulur. Eksikliklerimizi tamamlama görevi bizimdir. Tehlikeli maddelerin deniz yoluyla taşınması konusunda mevzuat ve uygulama eksikliklerimizin tamamlanması liman başkanlıklarına, liman işletici kuruluşlara, gemi sahiplerine ve kaptanlara bazı yükümlülükler getirecektir. Çevre, emniyet ve güvenlik için bu külfetlere katlanılması gerektiğini düşünüyorum.
YORUMLAR
Bu yazıya ilk yorumu siz ekleyin.
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
E-BÜLTEN
Copyright © 2006 - 2009 virahaber.com
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı
saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















