ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
MİTHAT BEREKET
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Toprağı konuşturan adam
27 Kasım 2007 13:29
?Dost dost diye nicesine sarıldım.Benim sâdık yârim kara topraktır.Beyhude dolandım, boşa yoruldum.Benim sâdık yârim kara topraktır?,demiş, Aşık Veysel ve sonra da devam etmiş:?Nice güzellere bağlandım kaldım.Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum.Her türlü isteğim topraktan aldım.Benim sâdık yârim kara topraktır.Koyun verdi, kuzu verdi süt verdi.Yemek verdi, ekmek verdi et verdi.Kazma ile döğmeyince kıt verdi.Benim sâdık yârim kara topraktır?.Gerçek bir filozof olan ünlü ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu, bu dizeleriyle ve tabii bir dinleyenin bir daha unutamadığı ?Kara Toprak? türküsüyle aslında insanoğlunun toprağa olan vefa borcunu anlatır?O?nun türküsü, toprağa; kara toprağa yazılmış bir ?methiye?; bir ?teşekkür?dür aslında.. Kendi adına vefa borcunun ödenmesidir? ?Kara Toprak?, toprağın bizim için neler yaptığını dile getirir?Peki, ama hiç düşündünüz mü?? İnsanoğlu toprağa bunları söylüyor.. Tamam? Ama acaba, toprağın dili olsaydı ve o da bize birşeyler söylemek isteseydi, neler söylerdi?.. Tam da bugünlerde, GAP?ın; yani, Güneydoğu Anadolu Projesi?nin yıllar sonra beklenen başarıyı sağlayamadığı konuşulurken? Fırat Nehri?nin Harran Ovası?na akıtılmasını ve Türkiye?nin en verimli ovasının daha da verimli hale getirilmesini bekleyen köylüler, su gelmesie rağmen tuzlanan ve çoraklaşan topraklarla karşı karşıya kalmışken.. Bu durumda, ?acaba biz nerede hata yaptık?, diye kara kara düşünürken, ?kara toprak? dile gelseydi acaba bize neler söylerdi?İşte, bu işi yıllardır Türkiye topraklarının daha iyi ve daha etkin kullanılması için uğraşan bir insan yapmış.. Aşık Veysel gibi toprağa aşık olan ve .bu konuda projeler gerçekleştiren; kendi cebinden belgeseller hazırlatıp insanları eğitmeye çalışan çok değerli bir işadamı? Nihat Gökyiğit? TEMA Vakfı?nın Mütevelli Heyeti Başkanı olan Nihat Gökyiğit oturmuş bizim için toprağı konuşturmuş.. ?Kara Toprak? ya da Nihat Bey?in kullandığı tabiriyle ?Toprak Ana? dile gelince bakın neler söylüyor:?Beni yeşile hasret kılarken, sizin de aşa , işe, suya, mutluluğa hasret kaldığınızı niye anlayamadınız?Benim aşınıp taşınmam, size hayır mı getirdi? Tarım alanlarınız, meralarınız verimsizleşti, göçleriniz hızlandı, biyolojik zenginliğiniz elden gitti, afetler şiddetlendi, barajlarınız erken doldu. Sularınıza sahip çıkamadınız. Seller benim canımı yakarken size de ıstırap vermedi mi? En çok ağırıma giden, sellerden sonra canlı cansız kayıplarınızdan yanar yakılırken, bir kul çıkıp da beni aklına getirmedi. Benim de canlı olduğum, geri gelmeyeceğim hiç umursanmadı. Daha kar kalkarken üzerime sürdüğünüz hayvanların, size mera, bana örtü olmaya çalışan yavru otları tahrip etmesi ve beni çiğneyerek sıkıştırması var ya! Çektiğim acı için?sizi affetmem?, demek geliyor içimden, ama ?ana yüreğ?i, diyemiyorum. Köklerin açıkta kalmasının aç ve açıkta kalmanız demek olduğunu hadi anlamadınız ; ben size ne yaptım ki, beni tutunduğum bu köklerden ayırdınız. Buna rağmen yağışın, rüzgarın önünde direndim ve sizin için şehit oldum. Denizler, barajlar, göllerdeki mezarlara gömüldüm. Çok gücüme gidiyor, arkamdan bir kul çıkıp da yaş dökmedi, sizde hiç merhamet yok mu? ?Beni yanlış kullanmada, yanlış işlemede yarış ettiniz. Siz ilaç almadan önce doktora gidip tahlil yaptırmayı biliyorsunuz. Ben de canlı değil miyim? Benim aşırı ve yanlış gübreyle zehirlenmemi önlemek için toprak tahlili yaptırmak neden aklınıza gelmiyor? ? İşlenmez hale soktuğunuz en verimli en sulak yerlerimin deprem ve sel bakımından en tehlikeli araziler olduğunu hiç umursamadan yollar yaptınız, sanayi tesisleri ve yerleşim alanları kurdunuz. Koynumda muhafaza ettiğim yeraltı değerlerini, pek içimden gelmiyor ama, hadi çıkarın alın diyelim. Ancak yeşilimi tahrip etmeye, beni dünya harbinden çıkmış gibi terk etmeye ne hakkınız var? Benden hep aldınız , helal olsun, ama hiçbir şey geri vermediniz. Yoksul düştüm. Hayvanlara ürünlerimi yedirdiniz, onlara da afiyet olsun, ama dışkılarını olsun geri vermediniz, tezek dediniz yaktınız?.Yorgun düştüm, direncim, takatım azaldı. Sizden yorganımı geri istiyorum. Meşelerimi geri verin! Hep siz istediniz, ben verdim. Ben de sizden şimdi iki şey istiyorum: beni yeşile hasret bırakmayın, beni doğru işleyin, ve ne olur saygı gösterecek bir yer arıyorsanız beni de hatırlayın! Diyeceksiniz ki «Tanrı 'ya sığınırken koynuna giren biz değil miyiz? Bu saygı değil de nedir?» Ben de diyorum ki, bana zarar veremeyecek hale gelmeden saygı gösterin. Siz katlanarak çoğalırken, ben azalıyorum. Ben anayım, size «Yatacak yeriniz yok» diyemiyorum. Ama korkarım, ağzımdan yel alsın, yatacak toprak bulamayacaksınız!
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
Gemi inşa sanayimiz 2012 yılını nasıl geçirecek?
E-BÜLTEN