ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
![]() MEHMET MAZAK |




Üsküdar?dan Göksu?ya Bir Kayık Gider İken?
06 Mayıs 2008 19:26
Eğer bir sabah Üsküdar İskelesi?nde ilk seferine çıkmaya çalışan kayıkçıyı görürsen, bu kayıkçının gözüyle Üsküdar?a bakmalısın. Bu saatte Üsküdar, sabah sisinin vişneçürüğü rengini alan perdesi arkasındadır ve henüz uyanmamıştır. Fakat güneşin ilk ışıkları sabahın sis örtüsünü deldiği zaman, minarelerden ezan sesleri yükselmeye başlar ve Üsküdar, sabah güneşinin yumuşaklığı ve rehaveti içinde yavaş yavaş uyanır. Sabah nemi, tozları yere gömmüştür, nefes almak kolaydır ve insanlar yaşam sevinciyle sokakları doldurmaya başlar. O an, Üsküdar?ı örten mavi gökyüzü, her maviden daha mavidir. Hanımiğnesi kayığıÜsküdar İskelesi sabahın erken saatlerinde sessiz ve sakin olur; Piyade kayığından türemiş ?Hanım İğnesi Kayığı?, iskelede ince örtüsü altında ince belli bir cariye gibi dalgalar tarafından sallanıp dururdu. İnce beyaz bir kumaş, açık mavi yastıklar üzerinden gerdirilerek kayığın gümüş kenarlıklarına tutturulmuş olarak görülürdü. Günün ilerleyen saatlerinde Üsküdar, yükselen neşe ve eğlence alevlerinin kapladığı ve zümrüt rengini alan gökyüzünün aydınlattığı bir masal şehri gibidir. Anadolu yakasının, tarihi çok eskilere dayanan naif semti, Perslerin diliyle ?Altın Şehir?, şefkatli kollarıyla kervanlara kucak açan, Asya?nın Avrupa?ya geçişteki son durağı, Osmanlı elinde mamur olmuş yaşanılası belde. Leylak kokulu bu yaşanılası beldenin halkı, tatil günlerinde mesire yerlerine kayıklarıyla giderlerdi. Özellikle Göksu mesiresi, tatil günlerinde Üsküdarlı beylerin ve hanımefendilerin akınına uğrardı. Kayıklara binen hanımlar ve beyler sahil şeridinden Göksu?ya doğru yola çıkarken, hanımlar şemsiyelerini açarlar, bu da Boğaz?ın mavi sularında gökkuşağı gibi bir görüntü oluştururdu. Bu görüntüleri, rengârenk şemsiyeler açıldığında suyun renklerle dansına, ebru sanatının Boğaz sularına uygulanışı olarak da belirtebiliriz.Hanımlar ve kayıklarÜsküdar Göksu arasında kayıklarla yapılan yolculuklarda ne tür davranışlar sergilenirdi? Bunları belirtmekte fayda var. İstanbul hanımefendilerinin gözünde kayıklar; karada yazılı ve yazısız kanunla eli ayağı bağlanan hanımların, su üzerindeki özgürlüğü, esaretten kurtarıcılarıdır. Uzun ve dar kayıklarda, hafif kürekleri iki hamlede çeken ve daima beyazlar giyen kürekçilerin yanı sıra, bir veya en fazla üç kişi bulunurdu. Kayıklarda İstanbul?un gölgeli sokaklarında görülen siyah sessiz hanım siluetlerini göremezsiniz. O siyah ve sessiz hanım siluetlerinin yerini kayıklarda, ipekli açık renk elbiseleriyle, alınlarına ve yanaklarına değen ipek yaşmaklarıyla, gözlerinin üstüne düşen pırıl pırıl payetleriyle ve saçlarına tutturdukları altın sarısı iplikten çiçekleriyle, etekli rengârenk şemsiyeleri altındaki örtüsüz yüzleriyle gülümseyen hanımefendiler bulunur. Ama onlara hiçbir zaman erkekler ulaşamaz. Çünkü erkekler ile onları, suyun derinliği ayırmaktadır. Kayığa binen hanım müşterilerine karşı kayıkçı bazen derin bir sevgi ve muhabbet duyar, hanım müşteri de bazı zamanlarda kayıkçıya ilgisiz kalmazdı. Ancak Boğaziçi?nin incelmiş medeniyet eseri olan bu dar Piyade Kayığı?nda bu iki insan, birbirlerine bir adım dahi yaklaşmadan, birbirlerine dokunmadan ancak ve ancak birbirlerinin gözlerine bakabilirlerdi. Kayıkçıya ilgi duyan hanımefendi, her şeye rağmen, gençlik ve tazeliğini çalan kalın siyahlıklar içinde feraceli biçimde sessizce ve birazda içini saran huzursuzlukla kayığa binmeyi göze alabilirdi. Genç ve atletik vücutlu kayıkçı, havadar ve bembeyaz giysileriyle, parıldayan masmavi dalgaların rengine öylesine uyardı ki; hanımefendi, bu yakışıklı kayıkçının karşısında oturmaktan sevinç duyar, içi içine sığmazdı. Göksu Deresi ve kayıklarÜsküdar?dan kalkan bir kayık, yaydan fırlayan ok gibi, suyu yararak ve güneşin sudaki akislerini, raks eden burun kısmında türlü renklere dönüştürerek, önü arkası fark etmeden, gerek ileri ve gerek geriye doğru aynı hızla yol alabilirdi. Gündüzleri suyun üzerinde bir yunus balığı gibi kayıp giderken, geceleri ay ışığı sisinde, küçük koylarda yükselen sessiz sedasız oynaşan dilber şekline bürünürlerdi. Göksu, şimdiye kadar kim bilir kaç genç aşığa mekan olmuştur? Göksu, aşktan sararıp solmuşların doldurduğu kayıkların bir kuğu gibi süzülüp dolaştıkları bir yerdir. Birbirinden güzel kayıklar, iki sıra halinde Göksu Deresi?nde kayıp giderlerdi. Yabancı sefirlerin kocaman kayıklarındaki Avrupalı kadınlar ilginç bir şey düşünmüş ve kayıklarının ön kısmını gül hevenkleriyle süslemişlerdi. Türk hanımefendilerin başlarının üzerinde güneşten korunmaları için zenci halayıkların şemsiye tutmaları bilinen tabloydu. Zenci halayıklar, diğer elçilik kayıklarındaki Avrupalı kadınları ve giyim tarzlarını gördükleri zaman bu kadınların şıklığı ve güzellikleri karşısında donup kalırlar ve şaşkınlıktan şemsiyeyi tutamaz olurlardı. Böyle durumlarda güneş Türk hanımlarının gözlerini kamaştırırdı. Türk hanımefendilerinin bu halini gören Avrupalı kadınlar, renkli feraceleri ve sadece gözlerini açıkta bırakan peçelerinin arkasındaki gizemli güzellikleri onların gözlerinde görmeye çalışırlardı.Göksu?da yeşeren aşklarGöksu?da her renkten kayıkla karşılaşılabilir: Beyaz, sarı, açık gri ve hatta tamamı altınla kaplanmış kayıklar; yeşili, dalga yeşili, mavisi, gökyüzü mavisi kayıklar. Renklerin cümbüşü bu manzarayı, bir grup balık suyun altında yüzerken, türlü renkte kuşlar, suyun üzerinde salına salına dinlenirken tamamlarlardı. İstanbul sokaklarında siyah çarşaf ve feraceleri içerisinde görmeye alıştığımız hanımları Göksu?da, açık renk ipek halıları üzerinde, tül ve krepler arasında görebilirsin. Seçkin Türk ailelerinin genç kızları için buraları, kendilerini gösterebilecekleri, beğenecekleri ve beğenilecekleri yerlerdir. Göksu eğlencelerinde hanımlar ile erkekler arasında efsunlu bir iletişim dili gelişmiştir. Her biri münasip bir manaya gelen, her biri bir sıfat, bir fiil hatta bir cümle olan meyve, çiçek, ot, tüy, taş gibi bir sürü iletişim vasıtaları vardır. Öyle ki, bir demet çiçekle mektup yazılabilir, bir para kesesiyle birçok söz söylenebilir. Bir karanfil, bir kağıt şerit, bir dilim armut, bir kibrit, biraz sırma ve biraz tarçınla karabiber şu manalara gelir: ?seni çoktandır seviyorum, yanıyorum, harap oluyorum, senin aşkınla ölüyorum. Biraz ümit ver, beni reddetme, bir kelimeyle cevap ver.? Ve aşktan söz etmeden karşılıklı olarak böylece bir sürü iletişim kanalları oluşturulmuştu. Bazen sevgisine karşılık bulamayan aşıklar sitem eder, kızar, terk eder; ancak bütün bu davranışlar kelimelerle değil, empatik iletişimle gerçekleştirilirdi. Aşıkların pek zarif olan empatik iletişimine örnekler verecek olursak; bir erkeğin göğsünü hançerle yarıyor gibi yapması:?Aşkının şiddetiyle kalbim parçalanıyor? anlamına gelir. Aşıkın Maşuku hanımefendi buna; ferace önden biraz açılacak şekilde kollarını iki yana salıvererek cevap verirse: ?Sana kucağımı açıyorum? anlamına gelirdi. Bir hanımefendi, küçük fildişi yelpazeyi eldivenli ele vurursa, bunun anlamı: Maalesef bir araya gelmemizi engelleyen bir sürü engel var; eğer, iri bir kırmızı gül tülün arasından gösterilirse, bunun anlamı: Seni çılgınca seviyorum! Eğer, beyaz bir karanfil kayığın altın sarısı kenarından suya sarkarsa, bunun anlamı: Ben saf ve masum bir kızım, seni ölünceye kadar bekleyeceğim, anlamını taşımaktadır. Ama bunları gören bir Avrupalı belki de yoktur, zaten bunlar adetten ziyade gelenek halinde gelişmiş iletişim araçlarıdır. Bu daracık Göksu Deresi?nde kayıklar birbirine değerek yol alır ve burada her şey serbesttir. Dikkat et, kürekçilerin iki üç kürek hamlesi yaparsa, birden bu sihirli dünyanın dışına çıkarsın; Boğaziçi?nin tuzlu taze meltemi, sanki seni bir düşten uyandırırcasına taze taze yüzünü okşar ve serinletir. Feraceler indirilmiş ve sen uzun dar piyade kayıklarını gözden yiterken görürsün.
YORUMLAR
Bu yazıya ilk yorumu siz ekleyin.
Yazarın Diğer Yazıları
VİDEO GALERİ
YAZARLAR
ANKET
E-BÜLTEN
Copyright © 2006 - 2009 virahaber.com
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı
saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















