![]() KEMAL BATTAL |




Türkiye’de yeniden yapılandırılan bakanlıkları ve bu yapılandırmanın denizcilik sektörüne yansımasını kaleme alan Kemal Battal, yeni dönemin denizcilik sektöründe pek çok fırsat yaratacağını dile getiriyor. “Bakanlıkların; Avrupa Birliği, bilim, teknoloji, çevre, şehircilik, ekonomi, kalkınma kavramlarına dayalı yeniden yapılandırılması Türkiye’nin, sektörlere rekabet gücü kazandırarak kalkınmayı ve büyümeyi hedeflediğini göstermektedir. 2023 hedefleri de bunu gerektirmektedir.” diyen Battal, başarının anahtarını şu şekilde özetliyor; “Yeni dönemde denizcilik sektörü yeni yapılanmanın yaratacağı fırsatları faydaya çevirme odaklı bir strateji izlemeli ve buna yönelik tedbirler almalıdır. Başarının anahtarı ilgili bakanlıklarla yakın, kurumsal, kalıcı ve sürekli ilişki ve işbirliğidir.”
6223 sayılı Kanunla Hükümet’e verilen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisine dayanarak çıkarılan 643 sayılı KHK ile bakanlıklar kısmen yeniden yapılandırılmış, bu kapsamda bazı bakanlıklar lağvedilmiş, bazıları birleştirilmiş ve bazılarında da köklü kuruluş değişiklikleri yapılmıştır. 643 sayılı KHK ile ayrıca, bakan yardımcısı gibi bazı yeni kadrolar ihdas edilmiş ve bakanlıklardaki yeniden yapılandırmayı düzenleyen 633-642 sayılı KHK’lerin uygulanma esasları belirlenmiştir.
643 sayılı KHK ile düzenlenen yeniden yapılanma çok sayıda bakanlıkta görev, yetki ve kuruluş değişikliği getirmekle birlikte bunlardan yeni kurulan veya yapısı değişen bakanlıklar olan; Avrupa Birliği Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı denizciliğimizi direkt veya dolaylı olarak etkileyecek gözüküyor. İlk bakışta,bakanlıklarda yeniden yapılanmanın hedef ve amaçlarına paralel olarak tüm sektörlerde olduğu gibi denizcilik sektöründe de yeni yapının olumlu sonuçlar yaratacağı izlenimi edinilmekle birlikte konunun detaylı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği açık.
Avrupa Birliği Bakanlığı
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanmasına yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek amacıyla yeni kurulan Avrupa Birliği Bakanlığı, aslında mevcut Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin, bağlı olduğu Devlet Bakanlığı ile birleştirilerek, yetki ve kadro anlamında güçlendirmesi suretiyle oluşturulmuş. Daha önce katılım sürecini koordine etmede yetersiz olduğu yönünde tenkitlere maruz kalan AB Genel Sekreterliği’nin yetki ve kadro açısından güçlendirilerek bakanlık adı altında yeniden yapılandırılması ve bakanlığa daha iddialı görev ve hedefler verilmesi Türkiye’nin AB katılım sürecinde ihtiyaç duyduğu taze kuvvet ve yeni heyecanı yaratacaktır.
Avrupa Birliği Bakanlığı, politik nedenlerle katılım süreci askıya alınan fasıllardan biri olan ve deniz taşımacılığını da içeren taşımacılık faslında politik sorunların aşılarak müzakerelere yeniden başlanmasına da ciddi katkılarda bulunacaktır. Bunun ötesinde müktesebat açısından üst seviye uyum sağlamış olan denizcilik sektörümüzün uyum sağlanmış müktesebatın daha etkin uygulanmasında ihtiyaç duyacağı teknik ve uygulama kapasitesini artırmak için gerekli kaynakların karşılanmasında AB fonlarından daha fazla yararlanmasını kolaylaştıracağı açıktır. Bu konuda denizcilik sektörü de AB fonlarının sadece kamunun yararlanacağı fonlar olarak algılamaktan vazgeçip en azından özel sektörün ihtiyaçlarını projeye dönüştürerek Avrupa Birliği Bakanlığı’nın kapısını çalar hale gelmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği Bakanlığı, destek verdiğimiz ve yönlendirdiğimiz ölçüde denizcilik sektörüne faydalar sağlamaya hazır bir güç olacaktır.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın mevcut yapısı büyük ölçüde korunmuş olmakla birlikte isminde ve yapısında yapılan değişiklikler; bilim ve teknolojiyi ön plana çıkarma, ülkemizin en büyük eksikliklerinden biri olan bilim ve teknolojiyi sanayinin hizmetine sunma, Ar-Ge ile sanayinin rekabet gücünü artırma hedeflerine yöneliktir. Nitekim Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 635 sayılı KHK ile bakanlığa buna yönelik görev ve sorumluluklar verilmiştir. 635 sayılı KHK’nin lafzından bakanlığın, bu görevleri yerine getirecek ve belirlenen hedeflere ulaşacak bir altyapıya sahip olacağı ve gerekli yetkilerle donatılacağı anlaşılmaktadır.
Başta Uzakdoğu ülkeleri ve komşuları olmak üzere büyük ölçüde uluslararası rekabet içerisinde olan denizcilik sektörü rekabet gücünü artırmak zorundadır. Devlet desteği niteliğindeki kamu kaynaklarının kıt olduğu Türkiye’de sektörlerin rekabet gücünün artırılmasında en önemli faktör Ar-Ge ve teknolojidir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sektörlere bu yönde destek vermesi ve fırsatlar sunması bugüne kadar Ar-Ge kaynaklarının TÜBİTAK tarafından veya TÜBİTAK eliyle kullanılmasının olumsuzluklarını ortadan kaldıracak, Ar-Ge projelerinin sanayiye aktarılma oranlarını yükseltecektir. Denizcilik sektörü bu yeni durumdan yararlanabildiği ölçüde rekabet gücünü artırarak ülke ekonomisine daha fazla katma değer ve daha fazla istihdam yaratabilecektir.
Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın bazı bağlı birimlerinin diğer bakanlıklara verilerek Çevre ve Orman Bakanlığı ile birleştirilmesi suretiyle Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı oluşturulmuştur. Bu birleşmenin temelinde, bugüne kadar iki bakanlığın koordinasyon ve işbirliği oluşturarak çevrenin koruma-kullanma dengesini sağlayamamaları yatmaktadır. Ülkemizde bu denge büyük oranda koruma yönünde ağırlık kazanmış, bu durum ülkenin ihtiyaç duyduğu yatırımların gerçekleşememesi sonucunu doğurmuş, yatırım ve iş ortamı zorlaşmıştır. Batılı ülkelerde uygulanan çevrenin kullanılarak en iyi korunacağı prensibi göz ardı edilmiştir.
Bu iki bakanlığın birleştirilmesinin yanı sıra İmar Kanunu ve Kıyı Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler yapılması ve Biyolojik Çeşitlilik Kanunu çıkarılması hazırlıkları da dikkate alındığında siyasi iradenin mevcut çevre koruma statülerini ve bunların ilan ve yönetimine ilişkin karar mekanizmalarını değiştirmek suretiyle koruma ve kullanma dengesini sağlamada ve bu suretle yatırımların önünü açmada kararlı olduğu görülmektedir.
Başta deniz çevresinin korunması olmak üzere mevcut yatırım ve faaliyetlerde çevre baskısını kısmen hisseden denizcilik sektörünün 2023 hedeflerini gerçekleştirmede bunu giderek artan ağırlıkta hissedeceği açıktır. Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı’nın yeni yapısı ve 636 sayılı KHK ile kendisine verilen hedef ve görevler koruma-kullanma dengesinin kurularak çevrenin kullanılarak korunmasına ortam oluşturacağı yönündeki umutları artırmaktadır. Böyle bir ortamda iyi bir kıyı ve deniz alanları planlaması ile denizcilik sektörünün 2023 hedeflerine ulaşmada ihtiyaç duyacağı alan oluşturulabilecektir.
Ekonomi Bakanlığı
637 sayılı KHK ile kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenen Ekonomi Bakanlığı mevcut Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bakanlığa dönüştürülmesi ile oluşmuş görüntüsü vermektedir. Bakanlık altında teşkilatlanmanın yaratacağı yeni altyapı, yetki ve heyecan başta denizcilik sektörü olmak üzere tüm sektörlere ekonomik politikalar, dış ticaret, teşvik, uluslararası standartlar boyutlarında yeni ufuklar açacaktır.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
639 sayılı KHK ile kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeni yapısında denizcilik sektörünü ilgilendiren en önemli konu bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmuş olmasıdır. Bugüne kadar daire başkanlığı seviyesinde bir yapı ile yürütülen balıkçılık ve su ürünleri konusuna hak ettiği önem verilmemiş ve bunun sonucu olarak balık stoklarımız ve buna bağlı olarak balıkçılık sektörümüz yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Balıkçılık ve su ürünleri konusu ile balıkçı gemilerinin emniyeti ve gemiadamlarının eğitimi boyutlarında ilgili olan denizcilik sektörünün su ürünleri istihsali konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı genel müdürlük seviyesinde güçlü bir yapı ile koordinasyon ve işbirliği içinde olması şüphesiz ülke yararına sonuçlar yaratacaktır.
Sonuç
Bakanlıklarda yeniden yapılanma denizcilik sektörü için yukarıda belirtilen fırsatlar yaratacaktır. Ancak, bu fırsatları faydaya çevirebilmek önemlidir. Bugüne kadar sektörün kamu tarafında Denizcilik Müsteşarlığı merkezli denizcilik politikaları belirlenmeye ve uygulanmaya çalışılmıştır. 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede yeterli yetki ve görev bulunmasına rağmen uygulamada diğer kurum ve kuruluşlarla yetki çatışması nedeniyle ağırlıklı olarak deniz emniyetinin sağlanması görev ve sorumluluklarını üstlenmiş durumda olan Denizcilik Müsteşarlığı yeni dönemde merkez olma fonksiyonunu ne kadar sürdürebilecektir. Bakanlıkların; Avrupa Birliği, bilim, teknoloji, çevre, şehircilik, ekonomi, kalkınma kavramlarına dayalı yeniden yapılandırılması Türkiye’nin sektörlere rekabet gücü kazandırarak kalkınmayı ve büyümeyi hedeflediğini göstermektedir. 2023 hedefleri de bunu gerektirmektedir.
Yeni dönemde denizcilik sektörü yeni yapılanmanın yaratacağı fırsatları faydaya çevirme odaklı bir strateji izlemeli ve buna yönelik tedbirler almalıdır. Başarının anahtarı ilgili bakanlıklarla yakın, kurumsal, kalıcı ve sürekli ilişki ve işbirliğidir. Bu kapsamda kamu tarafında Denizcilik Müsteşarlığı ve özel sektör tarafında denizcilik sektörünü temsil eden kamu meslek kuruluşları yapılanmalarını buna uygun hale getirecek tedbirler almalıdır. Ayrıca; denizcilik sektörünün kamu ve özel sektör olarak bir araya geldiği tek platform olan Türkiye Denizcilik Meclisi bu yönde fonksiyonlar üstlenmelidir. Yeni dönemde denizcilik sektörünün tüm paydaşlarına düşen görev ve sorumluluklar var.
Kemal BATTAL
DTO AB Danışmanı
Sitemiz Anadolu Ajansı üyesidir.
Yayın İlkeleri | Künye | Sitene Ekle | RSS
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
Haber Deniz Çevre IMO Deniz Kültürü Yat Tekne Türk Boğazları Limanlar Gemi İnşa Deniz Ticareti





















