Bozcaada ve Gökçeada’da Mercan Araştırmaları Yeni Deniz Koruma Alanlarına Zemin Hazırlıyor

Barış Özalp

Ege Adalarımızda yapılan deniz saha çalışmaları, yeni koruma alanlarının oluşturulmasına zemin hazırlıyor. Bozcaada ve Gökçeada’da nesli tehlike altındaki mercan türlerinin ve korallijenlerin yoğun yayılım gösterdiği dağılım alanlarında gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar, ülkemiz denizel biyolojik çeşitliliğine önemli katkılar yaparken aynı zamanda da Türkiye Deniz Koruma Alanları Sistemi’ni geliştirmeyi hedefliyor.

Birleşmiş Milletler Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ve AICHI Hedefleri, okyanus ve denizlerde 2030 yılında %30 deniz koruma alanı planına dair önemli çalışmalar yürütüyor. Önemi yüksek habitat niteliğindeki Akdeniz’de kıyı ülkeleri bu plan çerçevesinde kendi ekosistemlerinde izleme ve koruma çalışmalarının sayısını arttırarak temelde iklim değişimi, kirlilik ve aşırı balıkçılığın sebep olduğu ekosistem bozunumu ve deniz canlı popülasyonlarındaki azalmaları önlemeyi amaçlanıyor. 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden bilim insanları, Bozcaada ve Gökçeada denizel alanlarında bölgeye özgü ekolojik hassasiyetin yükseldiğini belirtti.

Turquoise Coast Environment Fund (TCEF) beşinci döneminde ülke çapında başvurusu alınan 43 proje arasından seçilen ve ilk dörde giren “Bozcaada Mercan Resiflerinin Korunması” projesi ile stratejik önemi yüksek olan Bozcaada’da yaşam ortamı oluşturan nesli tehlike altındaki mercan kolonisel türü Cladocora caespitosa (IUCN-EN 2015), resif alanı çevresindeki etkileşim bölgeleri ve denizel biyoçeşitlilik inceleniyor. Sosyal İklim Derneği (İzmir) tarafından idari koordinatörlüğü yapılan proje çalışması tür korumada farkındalık yükselmesi hedefliyor.

Bozcaada’da mercan resiflerinin korunmasına yönelik bölge özelinde yapılmış üçüncü uluslararası destekli bilimsel deniz araştırması niteliği taşıyan çalışma, stratejik önemi yüksek Bozcaada için özel bir nitelik taşımakta.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi, aynı zamanda projenin yürütücülüğünü yapan deniz biyoloğu Prof. Dr. Barış Özalp, denizel biyoçeşitlilikte kilit önemi olan mercan ve korallijen habitatlara sahip bölgelerin incelenmesinin önemine dikkat çekti ve Ege adalarımız özelinde yapılacak sualtı araştırmalarının stratejik hassasiyetine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.    

Dünya üzerinde birçok denizel ekosistemde (Avustralya, Endonezya, Filipinler, İskoçya), özellikle Akdeniz’de (1230 adet MPA), ülkelerin kıta sahanlığı dahilinde statülü koruma alanları sistemlerinin sayısının arttığı ve bizzat o ülkelerce alan yönetiminin sağlandığını belirten Dr. Özalp, deniz canlısı yaşamsal sürdürülebilirlik-gelecek kuşaklara aktarım ve ortam koruma hedeflerinin güçlendirildiği, mavi ekonominin geliştirilmeye çalışıldığı ve devletlerin daha yüksek söz sahibi olduğu bir konjektürde, denizel biyoçeşitlilikte sıcak nokta alanlarının önemine değiniyor.

 “Bozcaada ve Gökçeada sahip olduğu denizel canlı habitatlarla sıcak nokta karakterindeki bölgeler arasında yer alıyor. İlk olarak TÜBİTAK Mercan Projesi (2016-2018) özelinde yapılan çalışmalarda, nesli tehlike altında olan Akdeniz taş mercanı Cladocora caespitosa’nın resif karakteri gösteren geniş yayılım alanı tespit edilmişti. Bu tür iklimsel araştırmaların odak türü olduğu gibi diğer deniz canlılarına barınma alanı meydana getirmesi bakımından da üst önemde. Kırmızı listede (IUCN-2022, Kersting vd. 2022) sıralanmış olması da hassasiyetini gösteren diğer birincil etken aslında.2022-2023 yılları arasında gerçekleştirilen UNDP-GEF MAVA/Mercan projesi alanların önemini belirginleştirmemizi sağladı. Adalar özelinde biyolojik çeşitliliğin zengin karakterini bu çalışmalarda gözlemledik.

2025 yılında desteklenen TCEF Mercan projemiz temelde mercan-etkileşimli yeni tür keşiflerine, derin zon canlı habitatlarına ve yayılım alanlarına odaklanıyor. Çalışmalar kapsamında bilinçsiz ağ atımı ve çıpa atımı nedeniyle zarar gören mercan kolonilerini in-situ transplantasyonla yeniden canlandırma ve bölge ekolojisinin de iyileştirilmesi hedeflerimiz arasında bulunuyor.    

Adalar ekosisteminde belirlenen alanlar dahilinde yaşam süren ve Akdeniz genelinde hassasiyetle korunan mercan türü Cladocora caespitosa, çevresindeki biyolojik çeşitliliğin de zenginleşmesine katkı sağlıyor. Ekosistem mühendisi türlerden biri olarak bilinen C. caespitosa’nın bu çalışmada, Bozcaada Tuzburnu, Kalınburun-Ayazma, Habbele (Baklataş) ve Ponente kıyılarında oluşturduğu yayılım alanları inceleniyor. Çalışmalarda özellikle yüksek popülasyon sayısıyla dikkat çeken ve resif karakteri gösteren Tuzburnu-İncirliada, Çayır mevkii ve Sıçan ada (Şimal Kayalıkları) bölgelerinin hedef alan olarak dikkat çektiği ve alana özgü fotokuadrat ölçümlerinin gerçekleştirildiğini söyleyebilirim.

Bu bölgelerde aynı zamanda yoğun Posidonia oceanica yayılımı tespit edildiğinden alandaki deniz çayırlarının ve canlı ekosistemin sürdürülebilirliğine hassasiyetle dikkat edilmesi gerekiyor.    

Proje kapsamında mercan etkileşimli derin zon ve habitat özelinde yaşam süren diğer türlerin de gözlemini gerçekleştiriyoruz. Ülkemiz deniz bilimleri önemli bir seviyede yer alsa da çalışmalar kapsamında hala yeni türler keşfedilmektedir. Turquoise Mercan projemiz kapsamında mercanlarla etkileşimli yaşam süren poliket türleri kaydedilmiş olup, bölgeden ilk kez kaydedilen bulgular makale sürecine girme aşamasındadır. Ayrıca, önceki zamanda yapılan TÜBİTAK projelerinde ilk kez gözlemlenen sünger türleri de bu kapsamda yayınlara girmiş olacak.

Proje kapsamında Bozcaada açık sularında (>40 m) korallijen (kalkerli alg temelli canlı fasiyesler) yayılımı ölçüldüğü gibi aynı zamanda da ekosistemde birincil önemde bulunan sünger, dal yapılı mercan (gorgonlar ve diğ.) ve dip substratın temel oluşumunda görev alan bentik omurgasızlara ilişkin gözlemler yapılıyor. Çok bilinmeyen derinsu zonunun da hedef alındığı ve yoğun bilimsel araştırma dalışının yapıldığı proje kapsamında, Babakale açıksu, Ayazma açıksu ve Ponente açıksu (Gökçeada-Bozcaada arası) bölgeleri ile Mavriya (Tavşan adaları) derin zonu da çalışmalarımız dahilinde inceleniyor.

Özellikle Bozcaada ve Gökçeada açık sularında korallijen yayılımı ile ilgili çok az bilgi sahibiyiz ve envanterimiz bu anlamda eksik. Ayrıca, derin zon mercan resif alanlarının da (Savalia savaglia, Dendrophyllia sp., Madrepora sp., Lophelia sp. Corallium sp, ve Antipatharian mercan türleri) keşiflerinin gerçekleşmesi elzem önemde çünkü, kendine özgün sıcak nokta biyoçeşitlilik habitatı oluşturan bu canlı alanlar, bölgelerimiz dahilinde yeni koruma alanlarının oluşturulmasına zemin hazırlayacak.

Gökçeada kıyıları da önemi yüksek deniz alanlarımız arasında ilk sırada. Türkiye’nin ilk deniz parkının da burada olması hassasiyet yükseltici diğer büyük faktör. Stratejik bölge Gökçeada çevresinde önceki yıllarda gerçekleştirdiğimiz ÇOMÜ-BAP mercan projeleri kapsamında çok önemli alanlar ortaya çıkarılmıştır. Birincil korallijen varlığı bu çalışmalarda belgelenmiştir.Turquoise Mercan projesi kapsamında da Bozcaada açık su-ada arası derin zon pilot bölge kapsamında inceleme altındadır. Özellikle bu alanda bilimsel dalışlarda keşfi yapılan Savalia savaglia’nın daha yoğun habitatlarını bulma çabamız devam etmektedir.

Farkındalığı arttırmak zorundayız. Özellikle balıkçılarımızın bilgi eksikliğini gidermek zorundayız. Ege Denizi adalarımızda halen bazı bilinçsiz balıkçılarımız mevcut ve doğrudan mercanlar üzerine ve korallijen alanlara ağ (marya ve diğ.), paragat veya çıpa atımı yapıyorlar. Paragat atımı veya marya atımı, bu gibi deniz dibi ekosistemlerinde ağır tahribatlar yaratmaktadır. Ağ veya oltayı geri çekerken kalsiyum karbonat yapılı bu organizmalara zarar vermekte ve kopmalar-ölümler yaşanmaktadır. Çıpa atımı keza aynı şekilde degredasyonda birincil etkidir.

Bu gibi önemi yüksek Deniz Doğa Alanlarımızın yok olmaması için sualtında saatler harcıyoruz. Ağ atılmaması gereken bölgeleri belirliyor ve acilen koruma altına alınması için emek sarf ediyoruz. Stratejik olarak da ekolojik olarak da önemi yüksek bu habitatların ağ atımı veya çıpa atımı gibi insan etkileri sebebiyle yok olması kabul edilemez.Bilinç arttırmak, bilgisizliği gidermek elzemdir.    

Yenilenmesi mümkün olmayan özel habitatların kaybının deniz ekosistemi için büyük bir zarar olduğu bilinmeli ve bu alanlar yok olduktan sonra restorasyon çalışmalarının hiçbir şekilde doğal ekosistemi geri getirmeyeceği ve alan kaybını arttıracağı ve dolayısıyla bu alanlarda barınma sağlayan diğer deniz canlılarının da azalmasına yol açacağı, tüm profesyonel balıkçılık çevreleri tarafından anlaşılmalıdır.

Mavi büyüme hedeflerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi önem arz ediyor. Deniz canlılarından ilaç eldesi ve kazanımlar, biyoteknoloji alanında son yıllarda oldukça önem kazanmış durumda. Denizin altı sırlarla dolu. Bu canlıların bazıları şu an çağın zor hastalıklarına çözüm arayışında deniz bilimci ve kimyacılar tarafından yakından incelenmekte. Mavi ekonomide de söz sahibi olabilmek için mevcut doğal habitatlarımızı korumak, zarar boyutlarını ortaya çıkarmak ve denizel türlerin sürdürülebilir yaşamlarına katkı sağlamak durumundayız.

Ege adalarımız ve ilişkili bölgeler (Bozcaada-Gökçeada-Babakale) açık su zonu, çok önemli korallijen, mercan ve sünger alanlar barındırmaktadır. Bu alanlardan bazıları yeni projemizde ortaya çıkarılmıştır. Bu bölgeler çevresinde balık ve bentik omurgasız birçok canlının barınma, beslenme ve üreme faaliyetlerini gerçekleştirdiği gözlemlenmiştir. Ege Denizi adalarımızda koruma faaliyetleri öncesinde, sahip olduğumuz diğer koruma alanları çalışmaları incelenmelidir.

Çanakkale Boğazı Dardanos Mercan Resif Koruma Alanı önceki yıllar koruma altına alınan ülkemizin ilk mercan resif ekosistemi niteliğindedir. Bu alana benzer bir koruma yaklaşımını Ege adalarımız özelinde de değerlendirmeli ve stratejik öneme hassasiyetle dikkat etmeliyiz.