“İSTANBULMAKS PROJESİ, SEYİR GÜVENLİĞİNE YÖNELİK YENİ GEMİ İNŞA DİZAYNI PROJESİDİR”

M.DENİZ VANK

“İstanbul ve Çanakkale boğazları ile çevresinde yaşayanların can ve mal güvenlikleri sağlanmak isteniyor ise yıllık 100 milyon dolar mertebesinde olan kılavuzluk ve römorkaj gelirlerinden vazgeçilmesi ve bu hizmetlerin geçişleri tehlikeli olarak değerlendirilen gemilere ücretsiz verilmesi gerekir. İstanbulmaks projesi, esas itibariyle seyir güvenliğine yönelik bir yeni gemi inşa dizaynı projesidir.”
 

 

7 Nisan günü İstanbul Boğazı’nda meydana gelen kaza vesilesi ile son günlerde sıkça gündeme getirilen Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin "güncellenmesi" talepleri Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı, Sevgili Kpt. Saim Oğuzülgen’in ortaya attığı İstanbulmaks proje önerisiyle önümüzdeki günlerde yeni bir boyut kazanacağa benziyor.

 

Bilindiği gibi, Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin atıfta bulunulan ikinci maddesi, ticaret gemilerinin bayrağı ve yükü ne olursa olsun, barış zamanında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın geçişini öngörmektedir.

 

İmzalandığı tarihteki gemi tonajları ile yük cinslerinin bugünkü gemi tonajları ve yük cinsleri ile mukayese edilemeyecek olmasına karşın boğazlarımızdan geçiş yapacak gemilere, yukarıda özetlenen sarih hüküm dikkate alındığında, hangi dayanakla tonaj veya boyut kısıtlaması getirilebileceğini anlamak mümkün olmadığı gibi, çoğu zaman havuzlu sistemlerde itme ve çekme olarak gerçekleştirilen kanal geçişlerinin de örnek teşkil etmesi kabul edilemez.

 

İstanbulmaks projesi belki Kanal İstanbul için geçerli olabilir, ki bu da anılan projenin genel olarak İstanbul Boğazı’nın dev ham petrol tankerlerinin geçişlerinde doğabilecek tehlikelerden korunması olarak kamuoyuna açıklanan gerekçesi ile bağdaşmamaktadır. Zira sözü edilen dev tankerlerin tonaj ve boyutları İstanbulmaks projesi ile öngörülen tonaj ve boyutun çok üzerindedir.

 

Özellikle unutulmamalı ve de bilinmelidir ki, Montreux Boğazlar Sözleşmesi, akdedildiği tarihte genç Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada tanınması ve ulusal egemenliğinin tescili anlamına geldiği gibi, ihtiva ettiği hükümler dikkate alındığında, sadece boğazlarımızdan geçiş rejimini düzenleyen bir uluslararası belge değil ve fakat aynı zamanda başta Türkiye olmak üzere Karadeniz sahildarı ülkelerin güvenliklerini de ön planda tutan ve de en azından bu niteliği itibarıyla bugün için değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir neden bulunmayan çok önemli bir uluslararası sözleşmedir.

 

Sayın Oğuzülgen’in sektör içi her toplantıda ısrarla gündeme getirdiği İstanbulmaks projesi, esas itibariyle seyir güvenliğine yönelik bir yeni gemi inşa dizaynı olup bir gemi inşaatının en uygun koşullarda 1.5-2 yıl sürdüğü, buna karşılık her gün boğazlarımızdan onlarca geminin geçtiği düşünülecek olur ise meydana gelebilecek gemi kökenli kazalar için önleyici bir proje olarak düşünülmesi biraz zorlamadır. İlaveten inşa maliyeti nedeniyle de ne denli rağbet göreceği ancak ilk örneklerinin dünya denizlerinde dolaşması sonrası ortaya çıkabilecektir.

 

 

İstanbul ve Çanakkale boğazları ile çevresinde yaşayanların can ve mal güvenlikleri sağlanmak isteniyor ise yapılacak işlerden bir tanesi, hiç şüphesiz Anayasa’mızda yer alan sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, yıllık 100 milyon dolar mertebesinde olan kılavuzluk ve römorkaj gelirlerinden vazgeçilerek geçişleri tehlikeli olarak değerlendirilen gemilere bu hizmetlerin ücretsiz verilmesidir.

 

M. Deniz Vank

Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması eski Genel Müdürü

Ankara Ü. Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi