Her üç durumda da devralınan asıl değerlerden biri marka. Ancak marka devri, bedeli ödenip belgesi teslim alınan sıradan bir alışveriş değil. Devir öncesinde yapılmayan bir inceleme, alıcının yüksek bedel ödediği markayı kısa süre sonra kaybetmesiyle sonuçlanabiliyor.
Sicil kaydı ne söylüyor?
İlk kontrol noktası Türk Patent ve Marka Kurumu sicili. Satıcının adıyla ve marka ibaresiyle yapılacak bir marka sorgulama, hem devredilecek kaydı hem de aynı isme benzeyen başka tescilleri ortaya koyuyor. Markanın gerçekten satıcı adına tescilli olup olmadığı, koruma süresinin ne zaman dolacağı, hangi sınıflarda ve hangi mal-hizmetler için tescil edildiği sicilden görülüyor. Sicilde kayıtlı rehin, haciz veya lisans bulunup bulunmadığı da bu aşamada kontrol ediliyor. Satıcının faaliyet gösterdiği alan ile markanın tescil kapsamı örtüşmüyorsa, alıcı aslında korunmayan bir alanı satın almış oluyor.
Devam eden uyuşmazlıklar
Sicil temiz görünse bile marka hakkında devam eden bir hükümsüzlük davası, Kurum nezdinde bekleyen bir iptal talebi ya da üçüncü kişilerin yaptığı itirazlar olabiliyor. Özellikle beş yıldan uzun süredir kullanılmayan markalar, üçüncü kişilerin iptal talebine açık. Alıcının, satıcıdan markanın son beş yıllık kullanımını gösteren fatura ve tanıtım belgelerini istemesi bu nedenle önemli.
Sözleşme ve sicile kayıt
Marka devri yazılı şekilde yapılıyor ve Kurum siciline kaydettiriliyor. Sicile kaydedilmeyen devirler, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemiyor. Sözleşmede markanın hangi sınıflarla devredildiği, satıcının benzer bir markayı yeniden kullanmama taahhüdü, devir öncesi dönemden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sorumluluğun kime ait olduğu açıkça düzenlenmeli.
Birden fazla ortağın kurduğu işletmelerde marka çoğu zaman ortaklardan biri adına tescilli oluyor. Bu durumda devir, yalnızca şirket hisselerinin satın alınmasıyla gerçekleşmiyor; markanın ayrıca devredilmesi gerekiyor. Bu ayrıntı gözden kaçtığında, işletmeyi satın alan taraf markayı kullanmaya devam ederken eski ortak tarafından tecavüz iddiasıyla karşılaşabiliyor.
Devir öncesi incelemenin, Kurum işlemlerini yürütme yetkisi de bulunan bir marka avukatı tarafından yapılması, bu risklerin sözleşme imzalanmadan önce tespit edilmesini ve bedelin gerçek değere göre belirlenmesini sağlıyor.