Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul’dan Samsun’a

Osman Öndeş

ÜÇÜNCÜ MAKALE- 16 MAYIS 1919 TARİHİ İLE BAŞLAR

Samsun’a Giden Yol

16 Mayıs 1919 Cuma günkü gazeteler, siyasi ölçü ve tercihleri içinde İzmir’in işgalini, İtilaf sansürünün tanıdığı standara göre veriyorlardı. Bazıları siyah çerçevelerle, bazıları beklenen neticeyi bildirircesine, bilhassa Rum ve Ermenice çıkanlar zafer başlıklarıyla sayfalarına taşımışlardı..

Olaylar böyle bir hızla devam ederken, Mustafa Kemal de son hazırlıkları tamamlamaktadır. Mustafa Kemal Paşa başka ziyaretlerde de bulunmalıydı. Harbiye Nazırı’nı,  Sadrıazam’ı, Dahiliye Nazırı’nı arar. Hiçbiri makamında değildir. Toplantı halinde olduklarını öğrenir. Sadaret bekleme salonuna alırlar. Mustafa Kemal Paşa’nın geldiğini duyan bazı nazırların da heyecanla salona geldiklerini görerek biraz şaşırırlar.

Mustafa Kemal Paşa’nın sözleriyle devam edelim; “Bâb-ı âli’dekiler İzmir’in işgalinin şaşkınlığı içindeydiler. Kendilerine bu işgallerin devamının beklenmesini hatırlatmakla yetindim. Dünkü ve bugünkü kabulünde Padişah endişa içindeydi. Benim oralarda alacağım önlemlere karşılıklı  mukavelelerle engel olacağımdan emin olduğunu söyledi.”

Sonra Refet Paşa’ya dönerek sorar:  “Rauf’a vapurun batırılacağı söylentisi üzerinde görüşlerini sordun mu?”

Refet’e verdiğim cevabı ona da tekrarladım; “Kaptanı çağıralım da rota ve öteki hususları beraberce kararlaştıralım.” dedi. İsmail Hakkı Kaptan geldi ve konuları teker teker ele aldık. Vapur Kızkulesi açıklarında (Sarayburnu - Sirkeci arası) idi. Ordu Müfettişi kadrosu, daha evvel vapurda toplanacak, daha sonra Mustafa Kemal, Refet ve yaverler Bahriye Nezareti’nin tahsis edeceği motorla gemiye çıkacaklardı.

Bandırma Vapuru Hazırlanıyor

Kaptan İsmail Hakkı kumandasında Samsun seferine çıkmak üzere Bandırma Vapuru’nun ikmali yapılır ve Sarayburnu’na yakın  bir şamandırada beklemeye başlar.

Mustafa Kemal Paşa şöyle anlatır; “Karargâhımızdan olanlar belirlenen saatte rıhtımda toplanmış olacaklardı. Otomobil kapımın önünde idi. Evdeki vedaları bitirmiştim. Tam o sırada gelen bir dostum aldığı bir habere göre, benim ya hareketime müsaade edilmeyeceğini, yahut vapurun Karadeniz’de batırılacağını söyledi. Yıldırımla vurulmuşa döndüm. Daha sonra vaktiyle uzun müddet yanımda çalışan bir kurmay subay da gelerek, maiyetinde çalıştığı Damad’dan ayni şeyleri öğrendiğini bildirdi. Bir an yalnız kaldım ve düşündüm. Bu dakikada düşmanların  elinde idim. Bana her istediklerini yapamazlar mıydı? Beynimden bir şimşek geçti. Tutabilirler, sürebilirler, fakat öldürmek! Bunun için beni Karadeniz’in coşkun dalgaları arasında yakalamak lazımdır..

...Hemen karar verdim, otomobile atlayarak Galata rıhtımına geldim. Baktım ki, rıhtıma yanaşmış olacağını sandığım vapur uzaklardadır. Sandallarla vapura gittik.

… Yirmi yedi yıllık ihtiyar kaptan demir aldırmaya başladı.. Ben kaptan köşkünde idim. Subay ve askerler dışarı çıktılar. Hareket ettik.”

Osmanlı Donanması harp gemileri gibi, ticaret gemileri de Amiral Calthorpe’un tebliği  (Emirleri) doğrultusunda Haliç’te bağlandılar. Kaynak: IWM- Imperial War Museum Arşivi. Fotoğraf: W.J.Burnell.(Imperial War Ministry Resmî fotoğrafçısı).

Gemi Süvarisi İsmail Hakkı Kaptan halatın şamandıradan fora edilmesini takiben gemiye yol verdi. Bandırma Vapuru’nda; gemi mürettebatı 23 kişiydi. Mustafa Kemal Paşa ile kurmay heyeti 25 kişiydi. Çavuş, onbaşı, neferlerden oluşan 23 erat listesi ile birlikte gemide 71 kişi vardı!

Bu kapasitedeki bir vapur için bu son derece büyük bir rakamdır. Kesinlikle çok meşakkatli bir yolculuk yapılmıştır. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Bandırma vapuruyla üç günlük zor ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Samsun’a götürmeyi başaran Kaptan İsmail Hakkı’nın,Ulus Gazetesi’nde yer alan anılarında Milli Mücadele’nin ateşini yakan bu yolculuğu hayli özet bir şekilde anlatmıştır;12

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a varmasından 28 yıl sonra Ulus gazetesi birinci sayfasından başlayarak “O’nun nice sabırlar yüklü iç dünyasını “Milletinin bütün acıları Onun yüreğinde toplanmıştı” diye adlandırmıştır.

Ulus Gazetesi’nde  yazı şöyledir; “19 Mayıs 1919, garip bir tesadüfle üç 19’u yanyana getiren gün, Türk milletinin kalbinde unutulmaz bir tarih olarak daima nakşedilmiş kalacaktır.

19 Mayıs 1919 günü, büyük ve şerefli bir milletin, asırlardan beri daima makus gitmekte olan talihini değiştirecek, Türk’e kendi büyüklüğüne lâyık yeni bir mukadderat yaratacak olan üst adam, tarihi ve heybetli misyonuna başlamak üzere Samsun’da karaya iniyordu. Yoksul bırakılmış mazlum milletin sayısız harplar ve yolsuzluklardan arta kalmış herşey gibi, küçük ve fersude bir tekne, Bandırma gemisi, bu büyük ve şanlı yolculuğu koynunda barındırarak dünya değer hamulesi ile günlerce Karadeniz’in kendi boyundan aşkın dalgaları ile çarpışmıştı.

Artık her şeyin kaybedildiğine inanıldığı bir sırada milletinin asalet ve cesaretinden kuvvet alarak, bütün dünyayı hayrete düşürecek muazzam bir tasavvuru dimağında taşıyan büyük adamla, onun şerefli seyahatine vasıta olan bu küçük gemi ne aşikar bir çelişki idi. Fakat, daha nice mücadele yılları türlü tezadlarla dolu geçecek ve bu tezadların içinden kurtuluş güneşi doğacaktı. Yedi mil süratle ve ufacık teknesi ile Karadeniz’in dalgaları ile boy ölçüşen bu gemi adeta kurtarıcının memleketin mütevazı imkanları ile giriştiği büyük ve çetin mücadeleyi sembolize ediyordu, denilebilir. Bu küçük gemi, erişebileceği en büyük şerefe kavuşarak, bir millet yaratacak ve bir vatan kuracak olan dahi adamı tam zamanında vatan toprağının en müsait parçasına çıkarmak suretiyle tarihi vazifesini gördükten sonra, ömrünü tamamladı. Bugün ayni ismi taşıyan gemide plakasından başka onunla ayni olan bir tarafı yoktur. Fakat bu tarihi seyahati idare etmiş olan kaptanın kim olduğunu hiç düşündünüz mü? Biz, bu şerefe erişmiş olan mesut adamı aradık ve bulduk. İdarenin en eski kaptanlarından olan Kayserili İsmail Hakkı Durusu, bu seyahatin intibalarını gazetemiz için yazarak bize göndermiştir. Sözü, Kaptan İsmail Hakkı (Durusu) ya bırakıyoruz; “1919 tarihinde Bandırma vapuru ile Atatürk’ü İstanbul’dan alıp Samsun’a götürdüğümüz seferde gerek hareketimizden evvel, gerekse yolda şahidi olduğum ahvalden hatırıma gelenleri aşağıya yazdım; Hareketimizden birgün evvel Paşa beni İdareden Harbiye’de dairesine çağırtmıştı. Gittim ve kabul buyuruldum. Sureti hareketimize dair bir takım istizahta  (açıklayacı bilgi istemek)  bulundular. Lâzımgelen cevapları verdim. Ertesi gün öğle üzeri hareket edileceğini ve ol vechile geminin hazır bulundurulmasını emir buyurdular. Filhakika o gün zevalde gemiyi teşrif ettiler. Kontrol heyeti geldi. Hemen hareket edebileceğimizi söylediler. Derhal hareket ettik. Boğaz’dan çıkarken müthiş bir fırtınanın icrayı hükmetmekte olduğunu gördük. Ne kadar şiddetli fırtına olursa olsun yolumuza devama karar vermiştik. Böylece yolumuza devam ettik. Maiyetlerindeki zevatı bittabi deniz tutuyor ve herkes birer birer kamaralarına yatıyordu. Mamafih Paşa kıç taraftaki köşkte bir köşeye dayanmış oturmakta ve kendilerinde fıtrî bir haslet olan harik-ülbeşer metânetikalbiyelerinin (Kalp sağlamlığının) âsarı olarak bilâ fütur (Aldırmaksızın) ve daimi bir tefekkür (düşünce/düşünme) içerisinde bulunmakta idiler.

Son süratimiz olan yedi mil ile Karadeniz’in bîaman (Aman vermeyen) dalgaları arasında yuvarlana yuvarlana İnebolu ve Sinop’a uğrayarak bin türlü müşkülat içerisinde birgün şafak vakti Samsun’a vardık. Paşa bu iskeleye çıktılar. Ondan sonra vukua gelen halatı bittabi kendileri daha iyi bilirler. 19 seneden sonra o mesut seferimizi bu kadar hatırlayabildim.”

12 Aralık 1891 gecesi Erdek’te kayalıklara bindirmiş olan Kymi   (Bandırma). (Fotoğraf 16 Aralık 1891 tarihlidir) @ Osman Öndeş arşivi.

16 Mayıs 1919

Ve Bandırma Vapuru

 Birçok makalede  ve hatta yakın yıllarda neşredilmiş “Nutuk” bağlantılı bir eserde Bandırma Vapuru diye yer alan gemi resmi “Bandırma Vapuru” değildir!

. Clyde Built Ships arşivindeki kaydında belirtildiği üzere; Bandırma Vapuru’nun inşa adı “Trocadero” dur!

.1878 yılında McIntyre & Co.  Paisley  Phoneix Works kızaklarında 21 Kızak Numarası ile inşa edilmiş  Yük /Yolcu gemisidir.

. O yıllarda Gemi Sicil kayıtlarında Tipi (Cargo  Ship / Yük Gemisi) yazılıdır. Ancak, yük gemileri ayni zamanda yolcu taşımakta ve yük / yolcu seferleri yapmaktadır.

. Tescil Numarası: 79625, bayrağı  İngiliz’dir. Temmuz 1878’de denize indirilmiştir.

. 328 grt. , 1921 nrt. olup, Tam boy: 150.1 ft., Genişlik: 22.4 ft., Derinlik: 11.4 ft.’dir.

. Ana  buhar makinesi Glasgow’da kurulu Hutson & Corbett imâlatıdır. 2 genişlemeli (20 & 35 x 24 inç), tek pervaneli olup, azami 60 hp.(Beygir Gücü) güç üretmektedir.

. Geminin ilk armatörü Londra’da kurulu Dansey & Robinson olup, gemi 14 Ağustos 1878 tarihinde Londra Limanı’na tescil olunmuştur.

. Geminin ilk süvarisi Kaptan J.Young’dır. 1880’de Londra merkezli W.H. Sollas firmasına satılmıştır. 

. 1885  Armatör H. Psicha satın almış ve “Kymi” adını vermiş, Yunan gemi siciline kaydettirmiştir. Kymi, Osmanlı karasularında/ Marmara’da yük/ yolcu seferlerinde çalıştırılmıştır!

. 1888’de  E. Arvaniti satın almış ve Yunan bayrağına tescil edilmiş olmasına rağmen  yine Marmara iskeleleri uğraklı seferlerine devam etmiştir. Kymi, Erdek dahil olmak üzere Marmara iskeleleri arasında yolcu ve yük taşımacılığı yaparken 12 Aralık 1891’de Erdek’te kayalıklara bindirmiştir. 

. Kaptan Andreadis, Kymi’yi kayalıklarda olduğu şekilde satın almış ve  kayalıklardan kurtardıktan sonra, Haliç’te büyük onarımını yaptırmıştır. Sefere hazır olduğunda yine Yunan bayrağına tescil edilmiş olarak (Yani Osmanlı karasularında ve iskeleleri arasında Yunan bayraklı olarak) Kymi adıyla  seferlerine devam etmiştir.

. 1892  İstanbul’lu G. Dandelos & P. Dandelos kardeşler satın almış ve “Panderma” adını vermişlerdir.  Panderma Yunan bayrağındaki seferlerine devam etmiştir.

. 1893’de İstanbul’da Rama P. Derasmo satın almış ve adını değiştirmemiştir.

. 1894’de  Idare-i Mahsusa satın almış ve “Bandırma” adını vermiştir. 1910’de  Osmanli Seyr-i Sefain İdaresi’ne devredilmiştir.

. Bandırma Vapuru hiç batmamıştır. Oysa Bandırma vapuru konusunda tebliğ verenler arasında bile  Bandrma’yı  üç defa bile batırıp çıkanlar olmuştur!

. Bandırma vapuruna Ağustos 1915 tarihinde Marmara’da İngiliz Denizaltısı E14 tarafından atılan torpido isabet etmemiştir.

. 16 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa ve maiyetindekilerle birlikte Samsun’a hareket etmiş ve 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a varmıştır.

.  1923’de Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi’ne devredilmiştir.

. 1925 yılında “Müze Gemi olarak restore edilerek korunması gerekirken” hurdaya çıkarılmış ve Hüseyin İlhami tarafından Balat Haliç’te sökülmüştür.

İnanılması imkansız 

Asıl mesleği çocuk doktoru olan Dr.Fethi Tevetoğlu  ve Şevket Süreyya  Aydemir’in  ilgili anlatımlarında  “Pusulası da biraz bozuk..” diye bir ifade geçer.. Bu ifade birçok yayında tekrarlanmaya devam etmiştir. Bir miyar pusula, yani miknatisi pusula, vetetler arasında ayarlaması yapılarak kullanılır. “Miyar pusula biraz bozuk, az bozuk, çok bozuk” lâfı, ancak başıbozuk bir ifadedir!

 Bir geminin miyar pusulası bozuk ise, yani ayarlaması yapılmamış ise, o gemi ancak çok zorunlu hallerde, ancak ve ancak hava koşulları iyi ise, kıyı seyri yapabilir. Hava kötü ise, gece ise seyir yapamaz!

Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919 ikindi saatlerinden başlayarak 19 Mayıs 1919 sabahına kadar gündüz ve gece seyri yapmıştır!

16 Mayıs 1919 hazırlıkları

Mustafa Kemal Paşa’yı ve maiyetindekileri Samsun’a götüren Bandırma Vapuru Mürettebat listesi Kaptan İsmail Hakkı’nın şahsi dosyasında yer almaktadır. Devlet Denizyolları İdaresi Umum Arşiv Dairesi’nde mevcut “Mülga Seyr-i Sefain İdaresi Maaş Kayıt Defteri”ndeki belgeden aynen çıkartılan mürettebat listesindeki Bandırma vapuru personeli 25 değil, 23’dür. Devlet Denizyolları İdaresi Muamelât ve Muhaberat Dairesi’nin 12 Mayıs 1960 Tarih ve 1/226-878 Muhaberat Müdürlüğü Umumi Arşiv Sayılı yazısıyla Personel ve sosyal İşler Müdürlüğü’nün 4 Mayıs 1960 Tarih ve 20/6289 Sayılı derkanerına şu cevabî yazı gönderilmiştir; “Aziz Atatürk’ü 15 Mayıs 1919 ‘da İstanbul’dan alarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkaran tarihî Bandırma Vapuru Süvarisi İsmail Hakkı Kaptan’ın biyografisi, bir resmi, ve merhumun ailesinin adresi ile o tarihteki sefere iştirak eden mürettebatın isimleriyle vazifeleri Arşiv kayıtlarımızdan tespit edilmiş ve iki nüsha tanzim olunan kayıt örnekleri iki dosya halinde Neşriyat Müdürlüğü’nün bu husustaki 2 Mayıs 1960 Tarih ve 6/954 Sayılı yazısı ile birlikte ilişik olarak gönderilmiştir. Bilgilerinizi rica ederim. Muamelât ve Muhaberat Müdürü Yardımcısı.”

Devlet Denizyolları İdaresi Umumi Arşiv Dairesi’ndeki, “Aziz Atatürk’ü 15 Mayıs 1919’da İstanbul’dan alarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkaran tarihî Bandırma Vapuru’nun personel listesidir ” başlıklı ve 10 Mayıs 1960 tarihli Umumi Arşive ait mürettebat listesi şöyledir;

1.Süvari : Kayserili Ahmet oğlu İsmail Hakkı

2.İkinci kaptan : Üsküdarlı Tahsin

3.Kâtip : İsmail

4.Lostromo : Hasan Reis

5.Serdümen : Göreleli Şükrü oğlu Temel

6.Serdümen : Ali oğlu Basri

7.Ambarcı : Silivrili Hasan oğlu Ahmet

8.Ambarcı : Rizeli Süleyman oğlu Maksut

9.Tayfa : Süleyman oğlu Cemil

10.Tayfa : Hüseyin oğlu Rahmi

11.Tayfa : Mesut oğlu Temel

12.1.ci Kamarot : Muharrem oğlu Hacı Tevfik

13.2.ci Kamarot : İbrahim oğlu Mehmet

14.Kamarot Yamağı : Mustafa oğlu Halit

15.Aşçı : Osman oğlu Hacı Hamdi

16.Serçarkçı : Ağa oğlu Hacı Süleyman (Çarkçı Başı Mehmet Ağa Oğlu Hacı Kadir Süleyman-Gür soyadını almıştır)

17.İkinci makinist : Deraliyeli Emin

18.Ateşçi : Koyulhisarlı Yusuf oğlu Halil

19.Ateşçi : Rizeli Arif oğlu Mansur

20.Kömürcü : Hasan oğlu Mehmed

21.Kömürcü : Mehmed Ali oğlu Ömer Faik

22.Vinççi : İsmail Hakkı

23.Vinççi : Ali oğlu Galip

Belge: 10 Mayıs 1960- Umum Arşiv Servisi / İmza

Karaköy’de bir zamanlar var olan TDİ Kültür ve Sanat Merkezi’nden görünüm. Özelleştirme sonrası dağıtılmıştır. Sağda Mustafa Kemal Paşa portresi altında yeralan tablo  Bandırma vapru değildir. Salih imzalı bu tablo yakıştırma Bandırma Vapurudur. Yerdeki dümen dolabı simidi Bandırma Vapuru’na ait diye yazılı olmasına rağmen TDİ Envanter’inde başka bir vapuru ait olarak  kayıtlıdır! Sorumlular   herhangibir gemi dümen dolabı simidini “Bandırma Vapuru’nun dümen dolabı simidi” diye sergilemişlerdir.

Bandırma Vapuru sanılan  yağlıboya tablo

Bandırma Vapuru’na ait Ressam Salih imzalı yağlıboya tablo Karaköy’deki TDİ (Türkiye Denizcilik İşletmeleri) Özel Müzesi envanterinde idi. T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar Ve Müzeler Genel Müdürlüğü “Türkiye Denizcilik İşletmeleri Özel Müzesi” adıyla bu müzedeki eserlerin envanterini hazırlamış ve hazırlanan defter “23–7–1983 gün ve 18113 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu” ve buna dayalı olarak hazırlanan 22–1–1984 gün ve 18239 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik” gereğince bastırılmıştır.

Müzenin Adresi ; “Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü, Rıhtım Caddesi Merkez Han No: 4, 34425 Karaköy / Beyoğlu – İstanbul” idi. Vakıa teşhir edilen  tablodaki Bandırma Vapuru, hayali ve Bandırma Vapuru ile alâkası olmayan bir gemidir. Ne yazıktır ki, konuyu doğru bilmeyenler tarafından bu tablo dahi Bandırma Vapuru olarak eserlerde yer almıştır!

Adı Denizcilik Kültür ve Sanat Merkezi olsa da, aslında “Devlet Deniz Ticareti Denizcilik Müzesi”ne ait demirbaşta kayıtlı olan 926 eser TDİ’nin özelleştirilmesi sırasında muhtelif kurumlara devredilmiş ve deniz ticareti kavramındaki Türkiye’nin ilk denizcilik müzesi yok olmuştur.

Bandırma Vapuru konulu Firuz Aşkın İmzalı Yağlıboya  tablodaki gemi “Gelibolu” vapurudur.

Bu tablo “Bandırma Vapuru” olarak İstanbul Deniz Müzesi’nde sergilenmektedir. Ancak, Firuz Aşkın imzalı bu tablodaki vapur  Bandırma Vapuru değil, Gelibolu vapurudur.. Anlaşılan, sanatçı Bandırma Vapuru yanılgısı yaratan Gelibolu Vapuru’nun yağlıboya tablosunu yapmıştır.Firuz Aşkın web sitesinde bu tablonun “Gelibolu Vapuru” olduğu yazılıdır.

Gelibolu Vapuru Bandırma Vapuru benzerliği

Ne zaman ve hangi yazar “Gelibolu” vapurunu Bandırma vapuru zannederek kullandıysa, bu hata çığ gibi başka makalelere ve hatta eserlere kadar sirayet etmiştir. Oysa bu  iki vapur ayrı zamanlarda, (1867-1873) ayrı tersanelerde inşa edilmişlerdir. Dikkatle inceleyenler ve haliyle denizcilik mesleğinden olanlar bu iki geminin farklı endazelere sahip olduğunu hemen göreceklerdir. Sadece akıbetleri ayni olmuştur; Her iki gemi de Balat- Haliç’te Hüseyin İlhami (Söker) tarafından sökülmüştür!

Mustafa Kemal Paşa Bandırma Vapuruna nasıl geçti.

Hatalı algılamalardan biri de; Mustafa Kemal Paşa’nın Bandırma Vapuruna nasıl geçtiğidir; Muhtelif metinlerde, Bandırma’nın Kız Kulesi önlerinde olduğu yazılıdır. Bu ifade Mustafa Kemal Paşa’nın anlatımından yapılan tekrarlamadır. Falih Rıfkı Atay da bulunduğu semtten Harem - Salacak taraflarına doğru bakınca “Kız Kulesi önleri” diye yanılgılı bir ifade kullanmıştır. Mustafa Kemal Paşa, tüm bu heyecanlı telaş içersinde, ister Galata’daki rıhtımdan, ister bindiği sandaldan veya çıktığı gemiden bakarak “Kız Kulesi karşısında idi” sözünü kullansın, bu ifadesi doğrudur. Ancak, o saatlerde Bandırma Vapuru stim üstündedir ve Sarayburnu - Sirkeci arasındadır.

 Metinlerde “Demirli bulunmaktadır” denilmektedir. Nereden bakarsanız, bulunduğu mevkiyi ancak “Kız Kulesi karşısında” diye izah edebilirsiniz. Bu, Bandırma Vapurunun gerçek anlamda Kız Kulesi’nin karşısında olduğunu göstermez. Böyle bir mevkiye denizcilik kavramında zaten demirleme yapılamaz! Bunlar bütünüyle olamayacak hatalı algılamalardır. Bandırma Vapuru İngiliz liman ekibinin evrakları incelemesinden hemen sonra İstanbul’daki bu tehlikeli bölgeden Samsun’a doğru yola çıkabilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Beşiktaş’tan motorla gemiye geçtiğine dair hayali yazılar vardır; Bunlar dikkatsizce, bilgisizce yapılmış yakıştırmalardır. Mustafa Kemal Paşa; “Yirmi yedi yıllık ihtiyar kaptan demir aldırmaya başladı” ifadesini kullandığından Kaptan İsmail Hakkı “İhtiyar” zannedilmiştir. Bu ifade yirmi yedi yıllık deneyimli kaptan olarak algılanmalıdır.

Bandırma Vapurunun Süvarisi Kaptan İsmail Hakkı 1873/74 (Mezar taşında 1870 yazılıdır) doğumludur. Yani Mustafa Kemal Paşa’dan 8-10 yaş büyüktür. Samsun’a hareket edileceği günlerde 45- 46 yaşındadır. Bu tarihten sonra 26 sene daha yaşamıştır! İsmail Hakkı Kaptan, 1891-1919 yılları arasında 21 ticaret gemisinde muhtelif kademelerden gelerek süvarilik yapmış çok deneyimli bir denizcidir. Mesleki birikimine ait  ayrıntılar Şahsi Dosyası’ndaki kayıtlarda yer almaktadır.

 16 Mayıs 1919 tarihi “Kurtuluş’a bir adım”dır.  Bu  safhada Mustafa Kemal Paşa Yaveri Cevat Abbas vasıtasıyla Bahriye Nazırı Avni Paşa’nın yardımını sağlamıştır. Karadeniz seferinin tüm hazırlıkları Bahriye Nazırı Avni Paşa sayesinde yaptırılmıştır.

 Karadeniz seyahati için “Bandırma” Vapurunun seçilmiş olması önemli bir karardır. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun seyahati için Bahriye Nazırı Avni Paşa’ya  mevcut bağlamış gemilerden  en uygun olanın Bandırma Vapuru olduğunu öneren muhakkak bu gemiler hakkında bilgisi olan bir denizci şahsiyet olmalıdır. Avni Paşa bu yönlendirme ile  geminin süvarisinden, çarkçısına ve sair mürettebatına kadar hazırlanmasını sağlattığı gibi, Tersâne-i Âmire depolarından kömür ve yağlama yağı ikmali yapılmasını, İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’ndan aldığı müsaade sayesinde tamamlatmıştır.Bu husus şu gerçeği açıklamaktadır; Bandırma Vapuru için Bahriye Nazırı vasıtasıyla Müttefiklerarası Kömür Komisyonu’ndan İstanbul - Samsun - İstanbul seferine yetecek şekilde kömür tahsisi talebi yapılmış ve Bandırma Vapuru Kasımpaşa’daki Tersane-i Âmire kömür Deposu’ndan yüklenen mavnalardan kömür yüklemesi yapabilmiştir. Müttefiklerarası Kömür Komisyonu, İstanbul’a gönderilecek olan kömürün dengeli bir şekilde dağıtımını yapmakla tek yetkili idi. 

 Kumanya ikmali Mustafa Kemal Paşa maiyetindeki 25 zabit ve sair asker ile, gemi mürettebatına 4 güne yakın seyahat esas alınarak yine Bahriye Nazırı Avni Paşa talimatıyla temin edilmiştir. Kuşkusuz yolcuların, geminin son derece yetersiz kalan iskan ve uyuma alanları dikkate alınarak, puşide, yatak, hamak ihtiyaçları da ayni doğrultuda sağlanmıştır.

İlk  adı Kymi olarak başlarsak, Bandırma Vapuru hep Marmara Denizi iskeleleri arasında yolcu / yük seferleri yapardı. İlkkez Süvarisi İsmail Hakkı Kaptan’ın komutasında nadirattan 16 - 19 Mayıs sabahına kadar Karadeniz’de fırtınalarla karşılaşmadan seyrederek Samsun’a ulaşmış ve İstanbul’a avdet etmiştir. Bandırma vapuru, neyse ki, seyri süresince sisle veya sağanak yağmurla karşılaşmamıştır! Gündüz kıyı seyri yaptığı bilinmektedir.

Ve Nihayet

Geldikleri Gibi Gitmektedirler

Geldikleri gibi gidiyorlar…..Sir General Charles Harington bukez İşgal Orduları Komutanı olarak tüm birlikleriyle  İstanbul’dan  ayrılmak üzere Selahattin Adil Paşa ile Dolmabahçe’de . Tarih 2 Ekim 1923..

Geldikleri gibi gidiyorlar..

General Charles Harington İstanbul’u geldikleri gibi gitmek üzere terk etmeye çok az zaman kaldığını görmüştür! İstanbul Askerî Asayiş Kumandanı Selahattin Adil Paşa’yı ziyaret eder. Bu ziyaretinde barışın Türkiye’ye refah ve mutluluk getirmesini temenni eder. Türk ve İngiliz orduları arasında eski dostluğun yeniden kurulacağına inandığını belirtir ve İtilaf Kuvvetleri’nin İstanbul’dan en kısa zamanda ayrılmaları adına yardımcı olmalarını rica eder. Ayrıca arkalarında binlerce askerin naaşını bıraktıklarını ve onların hatıralarına saygı gösterileceğinden emin olduğunu söyler. Artık bunca zalimce işgal ettikleri aziz vatanımızdan yüzleri asık ayrılmaktadırlar.

Mustafa Kemal Paşa’nın “Geldikleri gibi giderler” dediği tarihten o yana  bu ulusun, canı bahasına kahramanlıklarla dolu dört yılı geçmiştir. Herşeye rağmen Türkiye yeniden sönmez bir meşale gibi parlayacaktır.