550 kişiden fazla sektör temsilcisinin katıldığı toplantıya önceki dönem İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan ve şu anda İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı olan Tamer Kıran’da katıldı ve destek verdi.
İMEAK DTO Başkan Adayı Recep Düzgit’in “Sektör Buluşması Toplantısında” ilk konuşmayı İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran yaptı. Başkan Tamer Kıran, iki dönem boyunca birlikte çalıştığı ve şu anda DTO Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Recep Düzgit’e destek verirken; 8,5 yıllık yönetim kurulu başkanlığı dönemini ve Odanın geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Tamer Kıran, seçim sürecinin yalnızca bir görev değişikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, odada oluşturulan kurumsal yapının ve çalışma kültürünün geleceğe taşınmasının önemine dikkat çekti.
“Önemli Olan Kişiler Değil, Kurumların Devamlılığıdır”
Tamer Kıran konuşmasına “Bugün buraya katılarak bir mesaj verdiğinizin hepiniz bilincindesiniz. Bu sebeple hakikaten hepiniz sağ olun. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan bir kez daha mutlu ve memnun olduğumu söyleyerek sözlerime başlıyorum. Aslında son dönemlerde yaptığım bütün konuşmaların çok büyük bir bölümünde, sekiz yılı aşan sürede Yönetim Kurulu Başkanlığı dönemimizin muhasebesini kısaca sizlerle paylaştım. Neden yaptığımızı, hangi yatırımları başardığımızı, hangi projeleri hayata geçirdiğimizi ve hangi zor dönemlerden hep birlikte geçtiğimizi tek tek anlatmaya çalıştık. Bugün bunların tamamını yeniden tekrarlamayacağım” diyerek başladı.
İçinde bulunulan seçim sürecinin Oda açısından yalnızca bir görev değişikliği olmadığına, aynı zamanda bugüne kadar oluşturulan kurumsal birikimin nasıl geleceğe taşınacağının da önemli olduğu bir dönem olduğuna inandığını belirten Tamer Kıran; 2018 yılında yönetim kurulu başkanlığı görevine talip olurken bu görevin bir makamdan ibaret olmadığını biliyorduk. O günden itibaren de hep bu anlayışla hareket etmeye çalıştık. Bunun kişilerden bağımsız olarak güçlü olması gerektiğine inandım. Makamların kimseye ait olmadığını, asıl olanın görev süremiz boyunca kuruma ne kattığımız ve bizden sonra nasıl bir yapı bıraktığımız olduğunu düşündüm. Bu nedenle de iki dönem boyunca büyük bir onurla yürüttüğüm yönetim kurulu başkanlığı görevine önümüzdeki dönem yeniden aday olmama kararı aldım. Tabii ki bu kararı almak benim için kolay olmadı. Çünkü bu odanın benim hayatımda çok özel bir yeri var. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu kararımın kurumsallık ve sürdürülebilirlik anlayışımızla uyumlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü önemli olan kişiler değil, kurumların devamlılığıdır” şeklinde konuştu.
Tamer Kıran’dan Destek: “Kurumsal Hafızanın Geleceğe Taşınması Önemli
Tamer Kıran, görev süresi boyunca Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak Recep Düzgit ile yakın bir çalışma yürüttüklerini ifade etti ve şunları söyledi: “Geçtiğimiz sekiz buçuk yıl boyunca çok farklı şartlarla karşı karşıya kaldık ancak hiçbir zaman odamızın temel yaklaşımını değiştirmedik. Üyelerimizin yanında olmak, sorunlarını dinlemek, ilgili kurumlarla çözüm aramak ve sonuç alıncaya kadar takip etmek. Tabii bütün bu işleri yaparken tek başıma da değil. Yönetim kurulumuzla, meclisimizle, meslek komitelerimizle, şubelerimizle, temsilciliklerimizle ve odamızın fedakâr çalışanlarıyla bu işlerimizi yürüttük. Bu süreçte özellikle bir ismi burada ayrıca anmak istiyorum.
İki dönem boyunca yönetim kurulu başkan yardımcım olarak görev yapan Recep Düzgit kardeşim ile sekiz yılı aşkın süre boyunca çok yakın bir çalışma içerisinde olduk. Birlikte sadece başarılı olduğumuz dönemleri değil, sektörümüzün zorlandığı zamanları, pandemide, depremde, savaşların ve bölgesel güvenlik sorunlarının deniz ticaretimizi etkilediği süreçlerde aynı masada oturduk. Sorunları birlikte değerlendirdik. Çözüm yollarını birlikte aradık. Bir yönetim kurulu başkan yardımcısının görevi yalnızca toplantılara katılmak değildir. Sorumluluk almaktır. İhtiyaç olduğunda yükü paylaşmaktır. Ben sekiz yılı aşkın süre içerisinde Recep Düzgit kardeşimden böyle bir yakın çalışma gördüm.”
“Kurumsal Hafızanın Korunması Gerekiyor”
Kıran, önümüzdeki dönemde deniz ticaretinin önemli bir değişim sürecinden geçeceğini belirterek, odanın güçlü kurumsal yapısını koruması gerektiğini söyledi ve şöyle devam etti:
“Elbette önümüzdeki dönemde odamızın karşı karşıya olduğu meseleler daha az değil. Dünya değişiyor. Deniz ticareti değişiyor. Teknoloji, yeşil dönüşüm, alternatif yakıtlar, yapay zekâ sektörümüzün geleceğini şekillendiriyor. Bunun yanında jeopolitik gelişmeler, deniz güvenliği, rekabet koşulları, uluslararası düzenlemeler sektörümüz açısından çok yeni sorumluluklar ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla odamızın güçlü kurumsal yapısını koruyarak bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Benim için bugün önemli olan da tam olarak budur. Sekiz yıl boyunca oluşturduğumuz kurumsal hafızanın korunması, istişare kültürünün devam etmesi, merkez ve şubelerimiz arasındaki güçlü iletişimin sürdürülmesi ve odamızın önümüzdeki dönemlerde üyelerinin ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir kurum olarak yoluna devam etmesi. Recep Düzgit’in de iki dönem boyunca içinde bulunduğu bu yönetim anlayışını ve çalışma kültürünü yakından tanıdığına şahidim. Ancak elbette odamızın geleceğine ilişkin nihai karar her zaman olduğu gibi siz üyelerimizin iradesiyle şekillenecek.”
Tamer Kıran, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini bırakacağını ancak oda çatısı altında hizmet etmeye devam edeceğini vurguladı. Meclis Başkanlığına aday olduğunu Antalya’da açıkladığını belirten ve yineleyen Kıran; “Ben bugün burada sizlere kendi düşüncemi ve bugüne kadar birlikte yürüttüğümüz çalışma sürecine ilişkin değerlendirmelerimi aktarıyorum. Sekiz buçuk yılın sonunda geriye dönüp baktığımda benim için en büyük kazanım yalnızca gerçekleştirdiğimiz işler veya tamamladığımız projeler değildir. Asıl kazanımın odamızın kurumsal kapasitesinin güçlenmesi, mali yapısının sağlamlaşması, merkez ve şubelerimiz arasındaki bağın kuvvetlenmesi ve birlikte çalışma kültürümüzün gelişmesi olduğunu düşünüyorum. Yönetim kurulu başkanlığı görevini bırakıyorum. Ama bu camiadan ayrılmıyorum. Önümüzdeki dönemde odamızın Meclis Başkanlığına aday olduğumu daha önce de açıklamıştım. Üyelerimizin ve meclisimizin takdiriyle bu görevi üstlenmem halinde yönetim kurulu başkanlığı döneminde edindiğim tecrübeyi ve kurumsal hafızayı meclisimizin çalışmalarına katkı sağlamak için kullanmaya devam edeceğim. Yani benim için bir dönem sona ererken odamıza hizmet etme iradem sona ermiyor. Tam tersine farklı bir sorumlulukla devam edeceğim” şeklinde konuştu. Tamer Kıran, seçimlerin karşılıklı saygı ve demokratik anlayış içerisinde tamamlanması temennisinde bulundu ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Değerli dostlar, sekiz yıl boyunca çok şey yaşadık. Kolay zamanlarımız oldu, zor zamanlarımız oldu. Ama bütün bu yılların sonunda benim için değişmeyen bir tek şey var. Bu odayla ve tüm camiayla olan bağım. Bugün burada bulunmamın en önemli sebebi de bu. İnanıyorum ki Deniz Ticaret Odası, 44 yılı aşkın köklü geçmişi, güçlü kurumsal yapısı, meclisi, meslek komiteleri, şubeleri, temsilcilikleri ve on binlerce üyemizden aldığı güçle gelecekte de Türk denizciliğinin en önemli kurumlarından biri olmaya devam edecek. Seçimlerin odamızın kültürüne yakışan bir olgunluk, karşılıklı saygı ve demokratik anlayış içerisinde tamamlanacağına inanıyorum. Bu süreçte arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu camianın inşallah içinde olacağım. Nerede görev yaparsam yapayım elimden geldiğince katkı sunmaya, tecrübemi paylaşmaya ve tüm denizciliğe hizmet etmeye devam edeceğim.”
Recep Düzgit: “İşini İyi Bil, Sözünde Dur, Denizi Ciddiye Al”
Tamer Kıran’dan sonra İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Adayı Recep Düzgit kürsüye gelerek konuşmasını yaptı. Düzgit sözlerine; “Sözlerimin başında, Mavi Vatan’ın ufkunu bize çizen ve ‘Denizciliği Türk’ün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. Odamızın önceliklerini ve gelecek döneme ilişkin hedeflerimizi paylaşma vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bugün burada bir Deniz Ticaret Odası’ndan söz edebiliyorsak, bunu geçmişte bu Odanın kurulması için mücadele veren sektör büyüklerimize; Odada bizler için hizmet veren, alın teri döken, emek harcayan çalışanlarımıza, komite üyelerimize, meclis üyelerimize, meclis başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize ve başkanlarımıza borçluyuz. Hepsini saygıyla anıyor, içlerinden ahirete irtihal edenlere rahmet diliyorum” diyerek başladı ve herkese hoş geldiniz dedi.
Recep Düzgit, denizcilik mesleğinin temel prensiplerini kendi hayatından örneklerle anlatmaya başlamadan, babasının kendisine örnek aldığı önemli bir sözü ile konuşmasına başladı: “İşini iyi bil. Sözünde dur. Denizi ciddiye al.”
DTO başkan adayı Recep Düzgit sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim için bu sözün sözler içerisinde ayrı bir yeri var. 15 yaşımda İstanbul Boğazı’nda seyir halindeki gemilere bir saatten az sürede VHF ile bildirilen kumanyaları hazırlarken bu düsturun asıl anlamını kavradım. O günden beri hayatımın her alanında bu ilkeyi yaşatmaya gayret ettim; kendi evlatlarıma da bu bilinci aşılamayı görev bildim. Çünkü denizcilik mesleğinde bir kişinin işini ihmal etmesinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu, küçük büyük ayrımı olmaksızın, önemsiz ve ihmal edilebilir iş olmadığını daha o yıllarda tecrübe ettim. Binlerce DWT’lik gemilerin, milyonlarca dolarlık yükle birkaç yüz dolarlık kumanya olmadan yollarına devam edemediğine, üç beş bin dolarlık bir yedek parça ikmalinin aksamasının deniz ortasında nasıl sonuçlar doğurduğuna şahit oldum. İşte bu üç sözün, aslında yalnızca bir meslek ahlakını değil, denizciliğin bütününü anlamak için bir anahtar olduğunu zamanla daha iyi kavradım. Çünkü denizde başarı, tek bir kişinin gayretiyle değil; birbirine güvenen insanların, sağlam bir düzenin ve güçlü bir denizcilik kültürünün birlikte işlemesiyle mümkün oluyor”.
“Bir Gemi Yalnızca Kaptanıyla ve Mürettebatıyla Yol Almaz”
Konuşmasında sevgili dostlarım diye başladığı bölümde Düzgit şunları söyledi: “Bir gemi yalnızca kaptanıyla ve mürettebatıyla yol almaz. Onun arkasında limanı, tersanesi, tedarikçisi, yetişmiş insanı, bilgisi ve kuşaktan kuşağa taşınan denizcilik birikimi vardır. Bu nedenle denizcilik güçlü bir altyapı gerektirir. Bir tarafta denizciliğin maddi altyapısı olan geminin yanaşacağı, bakımının yapılacağı, yükünün indirileceği, malzemesinin depolanacağı yerler varken diğer tarafta ise denizciliğin binlerce yıllık geleneği, kendine özgü terminolojisi, tecrübesi, mevzuat bilgisi ve bu bilgiyi taşıyan insanı bulunmaktadır. Bu altyapı, birbiriyle iç içe geçmiş maddi imkânlardan ve gayri maddi birikimden oluşur”.
Bu birikimin içinde büyüdüğünü vurgulayan Recep Düzgit, “Gemilerle tanışmam 1970’li yıllara, babamın Büyükdere’deki işyerine dayanır. Yüzlerce değil, binlerce gemiye çıktım. Demirde ve seyir hâlinde ikmal yaptım; hatta bunları bizzat taşıdım, ülkeye giriş çıkış gümrük ve polis kontrollerini gerçekleştirdim. Sonra yıllar içerisinde gemi acenteliği, sigorta acenteliği, armatörlük, gemi inşa, tersane, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, liman işletmeciliği… Bunların yöneticiliğini yaptım, yapıyorum. Kısacası ben bu sektörün içinde büyüdüm, geliştim; ekmeğimi buradan kazandım” dedi.
Deniz Ticaret Odası ile ilk ciddi tanışmasının 1994’te Türk Boğazları Tüzüğü çalışmalarıyla olduğunu söyleyen Düzgit; 1995’ten bu yana 31 yıldır kesintisiz Meclis üyesi olduğunu son sekiz yıldır da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını belirtti. Recep Düzgit sözlerine şöyle devam etti: “Size önemli bir belgeden bahsedeceğim. Tarihi 25 Mart 1999; Odamızın Yönetim Kurulu kararıyla bana yazılmış bir takdir yazısı. Konusu, Türk Boğazlarından geçen gemilerimizin transiti bozmadan personel değiştirebilmesi. Yıllar süren bir uğraştı; dört yıl uğraştık, Sayıştay’da savunma bile verdik; sonunda oldu. Neticesinde Yönetim Kurulu teşekkür etmiş. O gün 33 yaşındaydım. İmza, o günkü Başkanımız Cengiz Kaptanoğlu’nun. Bunu övünmek için anlatmıyorum. Bu Odada iş, sabırla ve birlikte olur; bazen bir dosyayı yıllarca takip edersiniz ama peşini bırakmazsanız bir gün mutlaka olur. Bu değişiklikle 27 yıldır ülkemiz döviz kazanıyor, birçok iş kolu oluştu, Türk gemi adamlarımız haricinde yılda yaklaşık 30.000 yabancı gemi adamı değişimi İstanbul’da gerçekleşiyor”.
Recep Düzgit; “Meslek odaları tarih boyunca hep kardeşlikle anılmıştır. Bizim geleneğimizde ahilik, kelime anlamıyla kardeşlik demektir. Bu kardeşlik birliği zamanla yasal bir zemine, bu yasal zemin de kamu niteliği taşıyan bir kuruma dönüşmüştür. Bugün Deniz Ticaret Odası, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur; ama kökündeki kardeşlik hiç kaybolmadı. Bizler iki bin yıllık devlet geleneğine ve bin yıllık denizcilik kültürüne sahip bir milletiz. Denizciler ve Deniz Ticaret Odası olarak bu birikimin hem sahibi hem de onu yaşatan bir parçasıyız. Dolayısıyla devlet bir taraf, biz başka bir tarafmışız gibi bir durum söz konusu değildir. Bizim menfaatimiz başkasının menfaatine zarar vermez; fayda sağlar. Denizcinin hukuku ile ülkenin menfaati aynı yöne bakar” dedi.
Düzgit sözlerine şöyle devam etti: “Kamu kurumu niteliğinde olmak şu demektir: Denizciliği ilgilendiren bir mesele kamunun önüne geldiğinde, bu mesleğin içinden gelen bilgi de o masada olmalıdır. Çünkü bir kararın gemide, limanda, tersanede ve işletmede nasıl bir karşılığı olacağını; ülkemize ne kazandıracağını ya da neye mal olacağını, bu mesleği yapanlar bilir. Bu yetkinin bize yüklediği sorumluluk açıktır; Mesleğin maddi ve gayri maddi altyapısını güçlendirmek, üyemizin bugün karşılaştığı güçlüğe çözüm aramak ve yarının ihtiyacını bugünden görmek; görmekle kalmayıp tedbirini de bugünden almak. Böylece yalnız üyemizin işini kolaylaştırmakla kalmaz, denizciliğin ülkemize sağladığı gücü de büyütürüz”.
Odanın gücünü, üyelere hizmet edecek yatırımlara ve denizciliğin geleceğine yönelttiklerini belirten Recep Düzgit; “Şubelerimize kazandırdığımız binalar ve eğitim kurumlarımıza sağladığımız destek bunun somut örnekleridir. Perşembe günü Meclis’te kararını aldığımız üzere Karadeniz Ereğli şubemize de muhteşem bir hizmet binası kazandırıyoruz dolayısıyla kendi mülkiyetimizde olan şube, temsilcilik binaları toplamda yediye çıkmış oluyor. Bunları ve daha fazlasını Tamer Başkanım da anlattı; çok çalıştık, çok önemli hizmetler verdik. Ne mutlu bize ki yaptığımız ziyaretlerde bu hizmetler sizlerden takdir görüyor; teşekkür ederiz. Fakat bu yatırımları ayakta tutan, onlara gerçek değerini veren asıl güç yetişmiş insandır” şeklinde konuştu.
Sanayiciden tüccara, farklı iş kollarında görüştükleri dostların hemen hepsinin nitelikli eleman bulamamaktan yakındığını ifade eden Düzgit; “Bakınız, belki de Türkiye’de denizcilik bu tablonun tek istisnasıdır. Çünkü biz kendi insanımızı yetiştirmek için yıllardır sorumluluk alıyoruz. Bugün gözbebeğimiz Piri Reis Üniversitemiz varsa, bunu en başta kuruluşuna öncülük eden Metin Kalkavan Başkanımıza ve o günden bugüne emek veren herkese borçluyuz; hepsine teşekkür ediyorum” dedi.
“Güçlü Öz Kaynak Övünç Değildir; Sözünün Arkasında Durabilen Oda Demektir”
Recep Düzgit şöyle devam etti: “Vakfımız, okullarımız ve Piri Reis Üniversitemizle kaptanını, makinecisini ve deniz hukukçusunu yetiştirecek bir eğitim zemini kurduk. Bu, hepimizin gurur duyacağı bir birikimdir. Piri Reis Üniversitemizin öğrenci sayısı 2018’de 3.836 iken bugün 7.237; bu yıla kadar 7.334 mezun verdik. İşte tüm bu işler kaynak gerektirir. Kaynak ise mali disiplinle, doğru planlamayla ve emeğe saygıyla birikir. ‘Hepimizin Odası’ anlayışıyla görevi devraldığımızdan bu yana Odamızın varlıkları 17,5 milyon dolardan 40 milyon dolara, bütçemiz ise 24 milyon dolardan 36,5 milyon dolara yükseldi. Şunu özellikle söylemek isterim: Bu kaynağı kasada dursun diye biriktirmedik. Bu güçle şubelerimize binalar kazandırdık, eğitim kurumlarımıza desteğimizi kesintisiz devam ettirdik. Güçlü öz kaynak övünç değildir; sözünün arkasında durabilen Oda demektir”.
Bu Odanın bir günde kurulmadığını belirten Recep Düzgit; “Bugüne kadar bu Odaya emek vermiş bütün başkanlarımıza, yönetimlerimize, meclislerimize teşekkür ediyorum. Onların bu cesur ve kararlı adımları olmasaydı, bugün bunları konuşuyor olamazdık. Biz bu emaneti aldık; daha da ileri taşıyoruz. Bulunduğumuz çağ bir nevi dijitalleşme ve yapay zekâ çağıdır. Teknoloji geliştirme, otomasyon ve dijitalleşme çalışmalarını, özellikle Piri Reis Üniversitemizin imkânlarını da kullanarak rahatlıkla yürütebilecek kaynağa ve altyapıya artık sahibiz” dedi.
Meslektaşlarına seslendiği bölümde Recep Düzgit şöyle devam etti: “Son günlerde sıkça gündeme getirilen bir konu var: Deniz Ticaret Odası’nın denizcilik mevzuatına ‘müdahalesi’. İdareler mevzuat hazırlar, Oda’dan görüş sorar; veririz. Çünkü bir hüküm kâğıt üzerinde küçük görünür; sahada seferi, maliyeti ve rekabet gücünü doğrudan etkiler. Bizim işimiz, düzenlemenin gemide, limanda ve işletmede doğuracağı sonucu doğru anlatmaktır. İdare, görüşümüzü sorar ama takdiri kendisi yapar. Bizler sektör için sorun yarattığını gördüğümüz düzenlemelerin de düzeltilmesi için objektif olarak her zaman mücadele ettik ve edeceğiz”.
“Bu Oda Ne Yaptığını Bilir: Telaş Yok Tedbir Var”
Bunun nasıl işlediğini Recep Düzgit örneklerle ifade etti: “Gemilerde bakımı olacak can salı, dinamo vs. ve tüplerin doluma gitmesi gümrüklerde her zaman sorun yaratıyordu; beyanname tescili, ayrı teminat gerekiyordu. İdare ile beraber oturduk, tartıştık ve DİR ve Global Teminat Mektubu sistemi kapsamında Sözlü Beyan mevzuatı düzenlendi. Odamız gümrük bölge müdürlükleriyle protokol imzaladı ve üyeleri adına toplu teminat verdi. Bugün üyemiz Sözlü Beyanla kolayca işini görüyor; gemi beklemiyor. Devlet kuralını korudu, üyemizin işi kolaylaştı. Devletimizle uyum içerisinde birlikte çalışmanın güzel bir örneğidir. İkinci bir örnek verirsek; madeni yağ ve akaryakıt ikmalcilerimiz bilir; kolcu memuru uygulaması ikmalleri kilitlemişti. Gümrükler Genel Müdürlüğümüze başvurduk; Ankara’dan kalkıp bizzat yakıt ikmal aşamalarını yerinde gördüler. Üç ay sonra genelge çıktı, sektör rahatladı. Son bir örnek daha vereyim: Türkiye’de tüm Limanlarda tek kart uygulamasının hayata geçmesi için altı yıldır uğraşıyoruz; Haydarpaşa Limanı’nda pilot uygulama başladı. Takibimizle tüm limanlarımızda uygulamaya yakında geçilecek ve sektörümüze önemli bir kolaylık sağlanacaktır. Devletimiz de üyelerimiz de Odamızdan her koşulda, her platformda üyemizin hakkını korumasını bekler. Bizim devletimizle ortak sorumluluğumuz Türkiye denizciliğini güçlendirmektir. Bu Oda ne yaptığını bilir: Süreci bilir, muhatabını bilir, usulü bilir. Telaş yok, tedbir var. Yaklaşık sekiz yıl önce Tamer Başkan öncülüğünde bu anlayışla yola çıkarken bir sözümüz vardı: Odanın kapısı her üyeye açık kalacak. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Son sekiz yılda Odamızın kapısını ve iletişim kanallarını üyelerimize her zaman açık tuttuk”.
“Şartların değişmesi istikameti değil, tedbirleri değiştirir”
“Üyemizin meselesini Odanın meselesi saymak imkânı, farklı üyelerimizin her birini aynı dikkatle görebilmeyi de gerektirir” diyen Düzgit sözlerine şöyle devam etti: “Odanın kurumsal gücü ise en çok, kaynaklara erişemeyen üyemizin yanında değer kazanır. Bizim hassasiyetimiz, Odanın desteğine daha çok ihtiyaç duyan bu meslektaşlarımızdır; onların hukukunun korunmasıdır. Az önce anlattığım toplu teminat tam da bunun örneğidir: Küçük işletmemizin tek başına taşıyamayacağı yükü Odamızın kurumsal gücü taşıdı. Bu örnek, önümüzdeki dönemin daha büyük maliyetlerine nasıl yaklaşacağımızı da gösteriyor. Şimdi önümüzde bu hassasiyeti daha geniş ölçekte göstereceğimiz bir dönem var: yeşil dönüşüm”.
Recep Düzgit; “Denizi korumak, çevreyi korumak, doğayı tahrip etmemek bizim için tartışmaya açık bir konu değildir. Deniz bizim hayatımızdır; onu koruyacağız. Fakat çevrenin bahane edilip haksız bir rekabet unsuruna dönüştürülmesine seyirci kalmayız; Oda olarak gerekli tedbirleri alırız. Ne çevreyi korumaktan vazgeçeriz ne de üyelerimizin bu şartların altında ezilmesine göz yumarız. Çevre şartlarına uyum; yeni teknik düzenlemeleri, yatırımları ve ciddi maliyetleri beraberinde getiriyor. Bu faturayı, denizi yıllarca asıl kirletenlerle birlikte ödememiz isteniyor. Bunu tek başımıza değiştiremeyiz; ama o faturayı bize çıkaranların bayraktarlığını da yapmayız. Bizim işimiz bellidir: Uyum maliyetini en aza indirmek ve üyemizi bu süreçte doğacak yüklere ve sorunlara karşı korumak. Bunu bir “vizyon” olarak görmüyoruz. Bizim için bu bir tedbir meselesidir. Şartların değişmesi istikameti değil, tedbirleri değiştirir”.
15 gün sonra Oda seçimleri olduğunu vurgulayan Recep Düzgit; çok çalışacaklarının altını çizdi. Düzgit; “Çünkü önümüzde yapılacak işlerimiz var, sektörümüzün beklentileri var. Bunların bazılarını başaracağız; belki bazıları hemen olmayacak, ama biz olması için mücadele edeceğiz. Sizleri dinledik; dinlemeye devam edeceğiz. Bu yola çıkarken bir yönetim taahhüdümüz vardı; bugün de aynıdır, yarın da aynı kalacaktır. Denizciliğin bütün meslek kollarında gelişmesi ve ticaret hacminin artırılması için mesleki, ticari ve toplumsal kalkınmayı destekleyecek çalışmalar yapmak; üyelerimizin hukukunu ulusal ve uluslararası her zeminde korumak. Bu, İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın ve yönetiminin ortak davasıdır ve öyle kalacaktır” dedi.
Düzgit sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin ödediği aidatlarla ve oluşturdukları iş hacmiyle üretilen Oda kaynaklarını, üyelerimiz ve ülkemiz için zenginliğe dönüştürecek teknik, mesleki, hukuki ve sektörel yeterliğe ulaşmak ve yüksek nitelikli hizmeti kalıcı kılmak. Bu, Odamızın önümüzdeki dönemdeki en önemli görevidir. Üyelerimizle ve işleri denizde kesişen bütün paydaşlarımızla ortak menfaatlerimiz doğrultusunda çalışmak ve denizcilik geleneğinin gerektirdiği iş ahlakından taviz vermemek esastır. Bilgiyle, beceriyle ve hepsinin üstünde basiretle hareket ederiz. Yönetimde proje disiplininden ve kurumsal hafızadan asla taviz vermeyiz. Bu Odada hiçbir iş projeye dökülmeden; gerekçesi, amacı ve bütçesi belli olmadan yapılmaz. Bu ilke Odamıza on milyonlarca dolarlık tasarruf ve kaynak kazandırdı. Bunu koruyacağız”.
DTO Başkan Adayı Recep Düzgit hedeflerinin bir kısmını da şöyle sıraladı:
Ulaşılabilir bir Oda. Sekiz yıl önce de bunu söyledik; şimdi dijitalleşme ve yapay zekâ modelleriyle çok daha hızlı ulaşılabilir bir Oda olacağız. Odanın iletişim kanalları tüm üyelerimize istisnasız açık olmaya devam edecek; bu kanalların bilinirliğini artıracağız.
Hesap veren ve hesap sorabilen bir Oda. Bilançolarımız, faaliyet raporlarımız bugün herkesin önündedir. Kaynağı sağlayan, kaynağın nereye harcandığını görme hakkına sahiptir.
Bütçesini stratejisine harcayan bir Oda. Belirli bir stratejik plan çerçevesinde yürüyoruz; bütçemiz komite çalışmalarını esas alacak, şubelerimiz ürettikleri kaynak üzerinde daha fazla söz sahibi olacak. Şubelerimiz bizim kan damarlarımızdır; Türkiye’de şubesi olan başka bir Oda yok. Şubelerimizle tavan yapan çalışma düzeyimizi muhafaza ederken yetkinliklerini de artıracağız.
“Tedbir, Ekip ve Takip”
Aynı anlayışla önümüzdeki dönemde sektörümüz için yapacaklarımızı da açıkça paylaşayım:
- Denizcilikten elde edilen döviz gelirlerinin kamuoyunda bilinirliğinin artırılması ve tonaj vergisi kanununun yasalaşması için büyük çaba göstereceğiz.
- Türk bayraklı gemilerin daha avantajlı tarifelerden yararlanması için mücadele edeceğiz.
- 1967’den kalan Deniz İş Kanunu’nun günümüz ihtiyaçlarına ve çalışma barışına uygun hâle gelmesi için çalışacağız.
- Denizcilikte finansmana erişim bir ayrıcalık değil, ihtisas talebidir; mutlaka bir kamu bankasının içinde Denizcilik İhtisas Bölümü kurulması ve denizciliğe özel kredi imkânlarının temini programımızdadır.
- Odamızda 48 meslek komitesi var; bu komitelerimizi bugünden çok daha etkin, dinamik bir çalışma düzenine geçireceğiz.
- Denizci sivil toplum kuruluşlarımızla yakın iş birliğimiz artarak devam edecek; ihtiyaç duyulan, uygun bulunan projelerde beraber çalışacağız.
- Uluslararası denizcilik hukukunda tecrübeli uzmanlarla Mevzuat Geliştirme ve Hukuk Birimi’ni kuracak, sektörün talebi hâlinde hakemlik müessesesini hayata geçireceğiz.
- Yalova tersanelerinin kuruluşundan beri o işin içindeyim; tersanelerimizin, yan sanayicilerimizin, hizmet sağlayıcılarımızın sorunlarına vâkıfım. Burada bir teşekkürü borç bilirim: 49 yıllık işletme hakkı sürelerinin temininde Murat Kıran Başkanın emeği çok büyüktür.
- Yılda ortalama kırk bin geminin geçtiği Türk Boğazlarında gemilerle temas noktalarını, buralardaki tedarik imkânlarını geliştirmek ilgi alanımızda olmaya devam edecek.
- Ülkemiz dış ticaretinin ana damarları olan limanlarımızın ihtiyaçları ve gelişmesi devletimizle koordineli olarak sürdürülecek.
- Eximbank’ın sektörümüze sağlayacağı imkânları geliştirmek için çalışacağız.
- Savunma sanayiinde deniz platformlarının imalatının gerek ülkemiz ihtiyaçları için gerekse de gururla tüm dünyaya ihracatının gelişmesinde üstümüze düşen sorumlulukları yerine getireceğiz.
- Yat imalatı için dünya sıralamasında hak ettikleri sıralamaya yakışır yeni bir alan tahsisinin hayata geçirilmesi görevimizdir.
- Koster filomuz da dâhil olmak üzere filomuzun yenilenmesi amacıyla uygulanabilir destek ve finans modellerinin geliştirilmesi için çalışacağız.
- Her yıl İstanbul’da küresel bir denizcilik buluşması için imkânlar yaratacağız.
- Uygulanabilir yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gelişmelerinin takipçisi olacağız.
İki önemli projemizi özellikle söylüyorum:
• Denizcilik eğitimi veren bütün kurumlarımıza desteklerimiz artarak sürerken gözbebeğimiz Piri Reis Üniversitemize denizci evlatlarımız için modern bir yurt binası.
• Mevcut binamızı koruyarak, üye hizmetlerini, eğitim ve istişare alanlarını bir arada barındıran sektörümüzün 2050 ihtiyaçlarını karşılayacak modern bir Deniz Ticaret Odası Merkez Yerleşkesi.
Bunlar vaat değil, sektörün ihtiyacıdır. Usulümüz bellidir:
“İşimizi İyi Bileceğiz, Sözümüzde Duracağız, Denizi Ciddiye Almaya Devam Edeceğiz”
Recep Düzgit sözlerini şöyle noktaladı: “Bu anlayışla bütün meslektaşlarımı, mesleki haklarımıza ve yıllar içinde elde ettiğimiz ortak kazanımlara sahip çıkmaya davet ediyorum. İnanıyorum ki sizlerin güveni ve desteğiyle, benim Yönetim Kurulu Başkanlığımda ve Tamer Kıran’ın da Meclis Başkanlığında Odamızı Türk denizciliğinin sözünü daha güçlü duyuran, etki alanı daha geniş bir kurum hâline birlikte taşıyacağız. Üyelerinin güveninden güç alan Odamız, bu iradeyle yoluna devam edecek. Vardiya değişir, rota korunur. Viya Böyle!