Toplantıda İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, iki dönem boyunca birlikte çalıştığı Recep Düzgit’e destek verirken, 8,5 yıllık yönetim kurulu başkanlığı dönemini ve odanın geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Tamer Kıran, seçim sürecinin yalnızca bir görev değişikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, odada oluşturulan kurumsal yapının ve çalışma kültürünün geleceğe taşınmasının önemine dikkat çekti.
“Önemli Olan Kişiler Değil, Kurumların Devamlılığıdır”
“Bugün buraya katılarak bir mesaj verdiğinizin hepiniz bilincindesiniz. Bu sebeple hakikaten hepiniz sağ olun. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan bir kez daha mutlu ve memnun olduğumu söyleyerek sözlerime başlıyorum. Aslında son dönemlerde yaptığım bütün konuşmaların çok büyük bir bölümünde, sekiz yılı aşan sürede Yönetim Kurulu Başkanlığı dönemimizin muhasebesini kısaca sizlerle paylaştım. Neden yaptığımızı, hangi yatırımları başardığımızı, hangi projeleri hayata geçirdiğimizi ve hangi zor dönemlerden hep birlikte geçtiğimizi tek tek anlatmaya çalıştık.
Bugün bunların tamamını yeniden tekrarlamayacağım.
Ancak içinde bulunduğumuz seçim sürecinin odamız açısından yalnızca bir görev değişikliği olmadığına, aynı zamanda bugüne kadar oluşturduğumuz kurumsal birikimin nasıl geleceğe taşınacağının da önemli olduğu bir dönem olduğuna inanıyorum. 2018 yılında yönetim kurulu başkanlığı görevine talip olurken bu görevin bir makamdan ibaret olmadığını biliyorduk. O günden itibaren de hep bu anlayışla hareket etmeye çalıştık.
Bunun kişilerden bağımsız olarak güçlü olması gerektiğine inandım. Makamların kimseye ait olmadığını, asıl olanın görev süremiz boyunca kuruma ne kattığımız ve bizden sonra nasıl bir yapı bıraktığımız olduğunu düşündüm. Bu nedenle de iki dönem boyunca büyük bir onurla yürüttüğüm yönetim kurulu başkanlığı görevine önümüzdeki dönem yeniden aday olmama kararı aldım. Tabii ki bu kararı almak benim için kolay olmadı. Çünkü bu odanın benim hayatımda çok özel bir yeri var.
Ancak bugün geldiğimiz noktada bu kararımın kurumsallık ve sürdürülebilirlik anlayışımızla uyumlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü önemli olan kişiler değil, kurumların devamlılığıdır.”
“Recep Düzgit’le Sekiz Yılı Aşkın Süre Çok Yakın Çalıştık”
Kıran, görev süresi boyunca yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak Recep Düzgit ile yakın bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.
“Geçtiğimiz sekiz buçuk yıl boyunca çok farklı şartlarla karşı karşıya kaldık ancak hiçbir zaman odamızın temel yaklaşımını değiştirmedik. Üyelerimizin yanında olmak, sorunlarını dinlemek, ilgili kurumlarla çözüm aramak ve sonuç alıncaya kadar takip etmek.
Tabii bütün bu işleri yaparken tek başıma da değil. Yönetim kurulumuzla, meclisimizle, meslek komitelerimizle, şubelerimizle, temsilciliklerimizle ve odamızın fedakâr çalışanlarıyla bu işlerimizi yürüttük. Bu süreçte özellikle bir ismi burada ayrıca anmak istiyorum.
İki dönem boyunca yönetim kurulu başkan yardımcım olarak görev yapan Recep Düzgit kardeşim ile sekiz yılı aşkın süre boyunca çok yakın bir çalışma içerisinde olduk. Birlikte sadece başarılı olduğumuz dönemleri değil, sektörümüzün zorlandığı zamanları, pandemide, depremde, savaşların ve bölgesel güvenlik sorunlarının deniz ticaretimizi etkilediği süreçlerde aynı masada oturduk. Sorunları birlikte değerlendirdik. Çözüm yollarını birlikte aradık. Bir yönetim kurulu başkan yardımcısının görevi yalnızca toplantılara katılmak değildir. Sorumluluk almaktır. İhtiyaç olduğunda yükü paylaşmaktır. Ben sekiz yılı aşkın süre içerisinde Recep Düzgit kardeşimden böyle bir yakın çalışma gördüm.”
“Kurumsal Hafızanın Korunması Gerekiyor”
Kıran, önümüzdeki dönemde deniz ticaretinin önemli bir değişim sürecinden geçeceğini belirterek, odanın güçlü kurumsal yapısını koruması gerektiğini söyledi.
“Elbette önümüzdeki dönemde odamızın karşı karşıya olduğu meseleler daha az değil. Dünya değişiyor. Deniz ticareti değişiyor. Teknoloji, yeşil dönüşüm, alternatif yakıtlar, yapay zekâ sektörümüzün geleceğini şekillendiriyor. Bunun yanında jeopolitik gelişmeler, deniz güvenliği, rekabet koşulları, uluslararası düzenlemeler sektörümüz açısından çok yeni sorumluluklar ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla odamızın güçlü kurumsal yapısını koruyarak bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Benim için bugün önemli olan da tam olarak budur. Sekiz yıl boyunca oluşturduğumuz kurumsal hafızanın korunması, istişare kültürünün devam etmesi, merkez ve şubelerimiz arasındaki güçlü iletişimin sürdürülmesi ve odamızın önümüzdeki dönemlerde üyelerinin ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir kurum olarak yoluna devam etmesi. Recep Düzgit’in de iki dönem boyunca içinde bulunduğu bu yönetim anlayışını ve çalışma kültürünü yakından tanıdığına şahidim. Ancak elbette odamızın geleceğine ilişkin nihai karar her zaman olduğu gibi siz üyelerimizin iradesiyle şekillenecek.”
Tamer Kıran Meclis Başkanlığına Aday
Tamer Kıran, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini bırakacağını ancak oda çatısı altında hizmet etmeye devam edeceğini belirterek Meclis Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.
“Ben bugün burada sizlere kendi düşüncemi ve bugüne kadar birlikte yürüttüğümüz çalışma sürecine ilişkin değerlendirmelerimi aktarıyorum. Sekiz buçuk yılın sonunda geriye dönüp baktığımda benim için en büyük kazanım yalnızca gerçekleştirdiğimiz işler veya tamamladığımız projeler değildir. Asıl kazanımın odamızın kurumsal kapasitesinin güçlenmesi, mali yapısının sağlamlaşması, merkez ve şubelerimiz arasındaki bağın kuvvetlenmesi ve birlikte çalışma kültürümüzün gelişmesi olduğunu düşünüyorum. Yönetim kurulu başkanlığı görevini bırakıyorum. Ama bu camiadan ayrılmıyorum. Önümüzdeki dönemde odamızın Meclis Başkanlığına aday olduğumu daha önce de açıklamıştım. Üyelerimizin ve meclisimizin takdiriyle bu görevi üstlenmem halinde yönetim kurulu başkanlığı döneminde edindiğim tecrübeyi ve kurumsal hafızayı meclisimizin çalışmalarına katkı sağlamak için kullanmaya devam edeceğim. Yani benim için bir dönem sona ererken odamıza hizmet etme iradem sona ermiyor. Tam tersine farklı bir sorumlulukla devam edeceğim.”
Kıran, seçimlerin karşılıklı saygı ve demokratik anlayış içerisinde tamamlanması temennisinde bulundu.
“Değerli dostlar, sekiz yıl boyunca çok şey yaşadık. Kolay zamanlarımız oldu, zor zamanlarımız oldu. Ama bütün bu yılların sonunda benim için değişmeyen bir tek şey var. Bu odayla ve tüm camiayla olan bağım. Bugün burada bulunmamın en önemli sebebi de bu. İnanıyorum ki Deniz Ticaret Odası, 44 yılı aşkın köklü geçmişi, güçlü kurumsal yapısı, meclisi, meslek komiteleri, şubeleri, temsilcilikleri ve on binlerce üyemizden aldığı güçle gelecekte de Türk denizciliğinin en önemli kurumlarından biri olmaya devam edecek. Seçimlerin odamızın kültürüne yakışan bir olgunluk, karşılıklı saygı ve demokratik anlayış içerisinde tamamlanacağına inanıyorum. Bu süreçte arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu camianın inşallah içinde olacağım. Nerede görev yaparsam yapayım elimden geldiğince katkı sunmaya, tecrübemi paylaşmaya ve tüm denizciliğe hizmet etmeye devam edeceğim.”
Recep Düzgit: “Tecrübeyle, Liyakatle Geleceğe Yürüyeceğiz”
Toplantıda konuşan İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Adayı Recep Düzgit ise denizcilik sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, seçim sürecindeki yaklaşımını ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı.
“Dünyayla rekabette ülkemize, sektörümüze, bilgimize, en çok da tecrübemize güveniyoruz. Tecrübeyle, liyakatle geleceğe yürüyeceğiz. Ehliyet ve liyakat denizciliğin süsü değil, ayakta kalma şartıdır. Denizciliğin ilk kuralı temenni değil, tedbirdir. Onun için vardiya değişir, rota konulur.”
“İşini İyi Bil, Sözünde Dur, Denizi Ciddiye Al”
Düzgit, denizcilik mesleğinin temel prensiplerini kendi hayatından örneklerle anlattı.
“İşini iyi bil. Sözünde dur. Denizi ciddiye al.’ Benim için bu sözler içerisinde ayrı bir yeri var.
15 yaşımda İstanbul Boğazı’nda seyir halindeki gemilere bir saatlik sürede VHF ile bildirilen kumanyaları hazırlarken bu düsturun asıl anlamını kavramaya başladım. O günden beri hayatımın her alanında bu ilkeyi yaşatmaya gayret ettim. Kendi evlatlarıma da bu bilinci aşılamaya gayret ettim. Çünkü denizcilik mesleğinde bir kişinin işini ihmal etmesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, küçük-büyük ayrımı olmaksızın önemsiz ve ihmal edilebilir bir iş olmadığını daha o yıllarda tecrübe ettim.
Binlerce ton yük taşıyan, milyonlarca dolarlık ürün taşıyan gemilerin küçük bir kumanya olmadan yollarına devam edemediğini, 3-5 bin dolarlık bir yedek parçanın ikmalinin aksamasının deniz ortasında nasıl sonuçlar doğurduğuna şahit oldum. İşte bu üç sözün aslında yalnızca bir meslek ahlakı değil, denizciliğin bütününü anlamak için bir anahtar olduğunu zamanla daha iyi kavradım. Çünkü denizde başarı tek bir kişinin gayretiyle değil, birbirine güvenen insanların, sağlam bir düzenin ve güçlü bir denizcilik kültürünün birlikte işlemesiyle mümkün olabiliyor.”
“Denizcilik Güçlü Bir Altyapı Gerektirir”
Düzgit, denizcilik sektörünün gemilerden limanlara, tersanelerden tedarikçilere kadar geniş bir ekosistem olduğunu söyledi.
“Sevgili dostlarım, bir gemi yalnızca kaptanıyla denizlerde yol almaz. Arkasında limanı, tersanesi, tedarikçisi, yetişmiş insanı, bilgisi ve kuşaktan kuşağa taşınan denizcilik birikimi vardır. Bu nedenle denizcilik güçlü bir altyapı gerektirir.
Bir tarafta denizciliğin maddi altyapısı olan, geminin yanaşacağı, bakımının yapılacağı, yükünün indirileceği, malzemesinin depolanacağı yerler varken; diğer tarafta ise denizciliğin binlerce yıllık geleneği, kendine özgü terminolojisi, tecrübesi, mevzuat bilgisi ve bu kültürü taşıyan insanı bulunur.
Bu altyapı birbirleriyle iç içe geçmiş maddi imkânlardan ve gayrimaddi birikimden oluşur. Ben bu birikimin içinde büyüdüm. Gemilerle tanışmam 1970’li yıllarda babamın Haliç’teki iş yerine dayanır. Yüzlerce değil, binlerce gemiye çıktım. Demirde ve seyirde ikmal yaptım. Hatta bunları bizzat taşıdım. Sonra yıllar içerisinde gemi acenteliği, sigorta acenteliği, armatörlük, gemi inşaatı, tersane, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri ve liman işletmeciliği alanlarında yöneticilik yaptım, hâlâ yapıyorum. Kısacası ben bu sektörün içinde büyüdüm, geliştim, ekmeğimi buradan kazandım.”
“Bu Odada İş Sabırla ve Birlikle Olur”
Düzgit, Deniz Ticaret Odası ile ilişkisini ve yıllar önce yürüttüğü Türk Boğazları çalışmasını da anlattı.
“Deniz Ticaret Odası’yla ilk ciddi tanışmam 1994’te Türk Boğazları Tüzüğü çalışmasıyla oldu. 1995’ten bu yana, 31 yıldır kesintisiz meclis üyesiyim. Son sekiz yıldır da yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yürüttüm. Size önemli bir belgeden bahsedeceğim. Üstündeki tarih 25 Mart 1999. Odamızın yönetim kurulu kararıyla bana yazılmış bir takdir yazısı. Konusu, Türk Boğazları’ndan geçen gemilerimizin transitini bozmadan personel değiştirebilmesi. Yıllar süren bir uğraştı. Dört yıl uğraştık. Başladığımda 29, bittiğinde 33 yaşındaydım. Sayıştay’da savunma bile verdik. Ama sonunda başardık. Bunu övünmek için anlatmıyorum. Bu odada iş sabırla ve birlikle olur. Bazen bir dosyayı yıllarca takip edersiniz ama peşini bırakmazsanız bir gün mutlaka sonuç alırsınız. Bu değişiklikle 27 yıldır ülkemiz döviz kazanıyor. Birçok iş kolu oluştu. Türk gemi adamlarımız hariç yılda yaklaşık 30 bin yabancı gemi adamı değişim için İstanbul’a geliyor.”
“Denizcinin Hukuku İle Ülkenin Menfaati Aynı Yöne Bakar”
Düzgit, Deniz Ticaret Odası’nın kamu ile sektör arasındaki ilişkide üstlendiği role de değindi.
“Bugün Deniz Ticaret Odası kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Ama kökünde kardeşlik hiçbir zaman kaybolmaz. Bizler 2 bin yıllık devlet geleneğine ve bin yıllık denizcilik kültürüne sahip milletiz. Denizciler ve Deniz Ticaret Odası olarak bu birikimin hem sahibi hem de onu yaşatan bir parçasıyız. Dolayısıyla devlet bir taraf, biz başka bir tarafmışız gibi bir durum söz konusu değildir. Bizim menfaatimiz başkasının menfaatine zarar vermez, fayda sağlar. Denizcinin hukuku ile ülkenin menfaati aynı yöne bakar. Kamu kurumu niteliğinde olmak şu demektir: Denizciliği ilgilendiren bir mesele kanuna geldiğinde bu mesleğin içinden gelen bilgi de olmalıdır.
Çünkü bir kararın gemide, limanda, tersanede ve işletmede nasıl bir karşılığı olacağını, ülkemize ne kazandıracağını ya da neye mal olacağını bu mesleği yapanlar bilir. Bu yetkinin bize yüklediği sorumluluk açıktır. Mesleğin maddi ve gayrimaddi altyapısını güçlendirmek, üyemizin bugün karşılaştığı güçlüğe çözüm aramak ve yarının ihtiyacını bugünden görmek, tahmin etmek ve tedbirini bugünden almak. Böylece yalnız üyelerimizin işini kolaylaştırmakla kalmaz, denizciliğin ülkemize sağladığı gücü de büyütürüz.”
“Güçlü Öz Kaynak Övünç Değildir”
Düzgit, oda yatırımları, Piri Reis Üniversitesi ve mali yapı hakkında da konuştu.
“Odamızın gücünü üyelerimize hizmet edecek yatırımlara ve denizciliğin geleceğine yönelttik. Şubelerimize kazandırdığımız binalar ve eğitim kurumlarımıza sağladığımız destek bunun somut örnekleridir. Son perşembe günü mecliste kararı aldığımız üzere Karadeniz Ereğli Şubemize de bir hizmet binası kazandırıyoruz.
Dolayısıyla kendi mülkiyetimizde olan şube ve temsilcilik binalarının toplamı yediye çıkıyor. Bu yatırımları ayakta tutan, onlara gerçek değerini veren asıl unsur yetişmiş insandır. Bugün göz bebeğimiz Piri Reis Üniversitesi diye bir üniversitemiz varsa bunu en başta kuruluşuna öncülük eden Sayın Metin Kaldaban Başkanımıza ve o günden bugüne emek veren herkese borçluyuz.
Piri Reis Üniversitesi’nin öğrenci sayısı 2018’de 3 bin 830 iken bugün 7 bin 237. Bu yıla kadar 7 bin 334 mezun verdik. İşte tüm bu işler kaynak gerektirir. Kaynak ise mali disiplinle, doğru planlamayla ve emeğe saygıyla birikir. Hepimizin odası anlayışıyla görevimizi aldığımızdan bu yana odamızın varlıkları 17,5 milyon dolardan 40 milyon dolara, bütçemiz ise 24 milyon dolardan 36,5 milyon dolara yükseldi. Şunu özellikle söylemek isterim. Bu kaynağı kasada dursun diye biriktirmedik. Bu güçle şubelerimize binalar kazandırdık, eğitim kurumlarımıza desteğimizi kesintisiz devam ettirdik. Güçlü öz kaynak övünç değildir. Sözünün arkasında duran oda demektir.”
“Devletimizle Uyum İçerisinde Birlikte Çalışıyoruz”
Düzgit, gümrük işlemleri ve yakıt ikmali gibi sektörün günlük operasyonlarını etkileyen konularda yapılan çalışmalardan örnekler verdi.
“Son günlerde sıkça gündeme getirilen bir konu var: Deniz Ticaret Odası’nın denizcilik mevzuatına müdahalesi. İdareler mevzuatı hazırlar, odadan görüş sorar, veririz. Bazen de sormuyorlar. Çünkü bir hüküm kâğıt üzerinde küçük görünür, sahada seferi, maliyeti, rekabet gücünü doğrudan etkiler. Bizim işimiz düzenlemenin gemide, limanda ve işletmede doğuracağı sonucu doğru anlatmaktır. İdare görüşümüzü sorar ama takdiri kendisi yapar. Bizler sektör için sorun yarattığını gördüğümüz düzenlemelerin düzeltilmesi için objektif olarak her zaman mücadele ettik ve edeceğiz. Bugün üyemiz sözlü beyanla kolayca işini görüyor. Devlet kuralını koydu, üyemizin işi kolaylaştı.
Devletimizle uyum içerisinde birlikte çalışmanın güzel bir örneği.
Bir başka örnek de yakın zamana ait. Madeni yağ ve akaryakıt ikmalcilerimiz yakından bilir. Gümrük işlemleri nedeniyle ikmallerimiz sıkıntıya giriyordu. Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne başvurdum. Başkanımızla beraber gittik. Gümrükler Genel Müdürü Ankara’dan İstanbul’a geldi. Bizzat gemilere çıktı. Bizim anlattığımız gibi olduğunu gördü. Üç ay sonra genelge çıktı. Şimdi hiç öyle bir sorunumuz yok. Dolayısıyla sorunu tek ağızla, doğru şekilde anlattığımızda ve sorun gerçekten doğru bir konu olduğunda idare de bunu çözüyor. Hiçbir zaman inatlaşmıyoruz.”
“Yeşil Dönüşümde Üyelerimizi Koruyacağız”
Düzgit, yeşil dönüşümün sektör açısından getireceği maliyetlere de değindi.
“Denizi korumak, çevreyi korumak, doğayı tahrip etmemek için bizim tartışmaya açık bir konumuz yoktur. Deniz bizim hayatımızdır. Onu koruyacağız. Fakat çevrenin bahane edilip haksız bir rekabet unsuruna dönüştürülmesine seyirci kalmayız. Ne çevreyi korumaktan vazgeçeriz ne de üyelerimizin bu şartların altında ezilmesine göz yumarız. Çevre şartlarına uyum, yeni teknik düzenlemeleri, yatırımları ve ciddi maliyetleri beraberinde getiriyor. Bu faturayı denizi yıllarca asıl kirletenlerle birlikte ödememizi istiyoruz. Bunu tek başımıza değiştiremeyiz. Ama faturayı bize çıkaranların bayraktarlığını da yapmayacağız. Bizim işimiz bellidir. Uyum maliyetini en aza indirmek ve üyemizi bu süreçte doğacak yüklere ve sorunlara karşı korumak. Bunu bir vizyon olarak görmüyoruz. Bizim için bir tedbir meselesidir.”
“Çok Çalışacağız”
Seçimlere yaklaşık iki hafta kala sektör temsilcilerine seslenen Düzgit, önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini anlattı.
“Öncelikle şunu söyleyeyim, çok çalışacağız. Çünkü önümüzde yapılacak işlerimiz var. Sektörümüzün beklentileri var. Bunların bazılarını başaracağız. Belki bazıları hemen olmayacak. Ama biz olması için mücadele edeceğiz. Sizleri dinledik, dinlemeye devam edeceğiz. Bu yola çıkarken bir yönetim taahhüdümüz vardı. Bugün de aynıdır, yarın da aynı kalacak. Denizciliğin bütün meslek kollarında gelişmesi ve ticaret hacminin artırılması için mesleki, ticari ve toplumsal kalkınmayı destekleyecek çalışmalar yapmak, üyelerimizin hukukunu ulusal ve uluslararası her zeminde korumak. Bu, İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın ve yönetiminin ortak davasıdır ve öyle kalacaktır.”
Düzgit’in Yeni Dönem İçin Hedefleri
Düzgit, yeni dönemde dijitalleşme, şubelerin güçlendirilmesi, finansmana erişim, denizcilik hukuku, tersaneler, limanlar, filo yenileme ve yeşil dönüşüm gibi başlıklara odaklanacaklarını söyledi.
“Ulaşılabilir bir oda. Sekiz yıl önce bunu söyledik, şimdi dijitalleşme ve yapay zekâ modelleriyle çok daha hızlı ulaşılabilir bir oda olacağız. Odanın iletişim kanalları tüm üyelerimize istisnasız açık olmaya devam edecek. Ve bu kanalların bilinirliğini artıracağız. Hesap veren ve hesap sorabilen bir oda. Bilançolarımız, faaliyet raporlarımız bugün herkesin önündedir. Kaynağı sağlayan, kaynağın nereye harcandığını da görme hakkına sahiptir. Bütçesini, stratejisini planlayan bir oda. Gelirini stratejik plan çerçevesinde yürüten bir oda. Bütçemiz komite çalışmalarını esas alacak. Şubelerimiz ürettikleri kaynak üzerinde daha fazla söz sahibi olacak. Şubelerimiz bizim kan damarlarımızdır. Türkiye’de şubesi olan başka bir oda henüz yok. Şubelerimize tanıdığımız çalışma özgürlüğünü muhafaza ederken yetkinliklerini artıracağız.”
Düzgit, sektörün önümüzdeki dönemdeki başlıklarına ilişkin hedeflerini de şöyle sıraladı:
“Denizcilikten elde edilen döviz gelirlerinin kamuoyunda bilinirliğinin artırılması ve tonaj vergisi kanununun yasalaşması için büyük çaba göstereceğiz. Türk bayraklı gemilerin daha avantajlı tarifelerden yararlanması için mücadele edeceğiz. 1967 yılından kalan Deniz İş Kanunu’nun günümüz ihtiyaçlarına ve çalışma barışına uygun hale gelmesi için çalışacağız.
Denizcilikte finansmana erişim bir ayrıcalık değil, ihtisas talebidir. Mutlaka bir kamu bankasının içinde denizcilik ihtisas bölümü kurulması ve denizciliğe özel kredi imkânlarının temini programımızdadır. Odamızda 48 meslek komitesi var. Bu komitelerimizi bugünden çok daha etkin, düzenli bir çalışma düzenine geçireceğiz. Denizcilik sivil toplum kuruluşlarımızla yakın iş birliğimiz artarak devam edecek. İhtiyaç duyulan, uygun bulunan projelerde beraber çalışacağız. Uluslararası denizcilik hukukunda tecrübeli uzmanlarla mevzuat geliştirme ve hukuk bilgisini geliştireceğiz. Sektörün talebi halinde hakemlik hizmetini de hayata geçireceğiz.”
“Modern Bir Deniz Ticaret Odası Merkez Yerleşkesi Hayata Geçireceğiz”
Düzgit, yeni dönemde Piri Reis Üniversitesi için modern bir yurt binası ve Deniz Ticaret Odası için yeni bir merkez yerleşkesi oluşturulmasını hedeflediklerini söyledi.
“İki önemli projemizi de söylemek istiyorum. Denizcilik eğitimi veren bütün kurumlarımıza desteklerimiz artarak sürerken, gözbebeğimiz Piri Reis Üniversitesi’ne denizci evlatlarımız için modern bir yurt binası mutlaka hayata geçireceğiz. Mevcut binamızı koruyarak, üye hizmetlerini, eğitim ve istişare alanlarını bir arada barındıran, sektörümüzün 2050 yılı ihtiyaçlarını karşılayacak modern bir Deniz Ticaret Odası merkez yerleşkesini mutlaka hayata geçireceğiz. Bunlar sektörün ihtiyacıdır. Usulümüz bellidir: Tedbir, ekip ve takip. Sevgili dostlarım, işimizi iyi bileceğiz. Sözümüzde duracağız. Denizi ciddiye almaya devam edeceğiz. Viya böyle…”