Turizm Yoksulluğu Nasıl Hafifletebilir?

Murat Tüzel

Yolunuz, az gelişmiş bir ülkeye düştüğünde karşılaştığınız yoksulluktan etkilenir ve nasıl faydalı olabileceğinizi düşünmeye başlarsınız. Oysa oraya seyahat etmeniz bile başlı başına bir fark yaratabilir.  

2025 yılında uluslararası seyahat eden kişi sayısı küresel ölçekte önemli bir artış göstererek 1,52 milyar seviyesine ulaştı. Bu, turizm sektörüne daha fazla para akışı olduğu anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'ne göre turizm, dünya gayri safi yurt içi hasılasının yüzde beşini oluşturmakta. Dünya genelinde her on iki iş kolundan birini kapsayan turizm endüstrisi, Tanzanya ve Samoa da dahil olmak üzere en az gelişmiş kırk sekiz ülkenin yirmisinde 1. ya da 2. sıradaki gelir kaynağını teşkil etmekte.

Turizm sektörüyle sürdürülebilirlik konusunda iş birliği yapan, İngiltere merkezli bir hayır kurumu olan Travel Foundation, turizmi, “Dünyanın en büyük, zenginlerden yoksullara kaynak aktarım mekanizması,” olarak tanımlıyor. Turizm gelirleri, uluslararası yardımları bile geride bırakmakta.

Ne var ki turizm gelirlerinin yoksullara ulaşması, teoride göründüğü kadar kolay olmayabiliyor. Yabancı kökenli işletmelere, uluslararası tatil köylerine ve tur operatörlerine akıtılan paralar çoğunlukla, ziyaret edilen ülkede kalamıyor. Bunun yanı sıra, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler tatilcilerin beklentilerini karşılamak amacıyla yurt dışından gıda dahil, çeşitli malzeme ve ekipman ithal etmek zorunda kalıyorlar. Bu durumda, kendi ülkelerindeki iş gücüne ve işletmelere destek sağlayamıyorlar.

by chiemseherin

Bununla birlikte, düşük gelirli toplulukların hayatını olumlu yönde etkileyebilecek küçük ölçekli pek çok yerel proje umut vadetmekte. Örneğin, Kenya'daki Masai Köyü’ne yapılan turlardan elde edilen gelirlerin neredeyse tamamı eskiden köylüler yerine, dışarıdan gelen tur rehberlerine aktarılıyordu. Travel Foundation’ın geliştirdiği bir sitem sayesinde tur gelirleri doğrudan topluluğa yönlendirilince, topluluk bu parayı eğitim ile sağlık altyapısına yatırabildi.

Son yıllarda yerel girişimcilere verilen mikro krediler de büyük ilgi görmekte. Pek çok kişinin kendi işini kurabilmesi için yalnızca küçük sermayeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken, George Washington Üniversitesi Uluslararası Turizm Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Kristin Lamoureux,  Dominik Cumhuriyeti'ndeki bir kadını örnek gösteriyor. Küçük bir krediyle meyve suyu standı kuran kadın, zamanla bu sayıyı altıya çıkarmış, çalışan sayısını da 12'ye yükseltmişti.  

Topluluk mülkiyeti olarak işletilen girişimler de bu kapsamda değerlendirilebilir. ABD merkezli çevre kuruluşu Conservation International'ın mali desteğiyle 2001’de Bolivya'da kurulan Chalalan Ekoloji Oteli tamamen, buradaki yerel topluluğa ait. Ormancılık ve avcılığa alternatif bir geçim kaynağı yaratan otel, yetmiş aileye gelir sağlamakta.  

Yine de başta büyük otel zincirleri olmak üzere büyük seyahat operatörleri turizmde giderek daha aktif rol almaktalar. “Gönüllü turizmi” ya da “sürdürülebilir turizm” alanında akademik çalışmalar yapan Lamoureux, küçük ölçekli turizmi geliştirmenin değerli olduğunu kabul etmekle birlikte, büyük oyunculara da odaklanmamız gerektiğini, vurguluyor.

"On yıl önce bu oteller misafirlerini havlularını yeniden kullanmaya teşvik ediyorlardı, şimdi ise sosyal refah konularını tartışıyorlar," derken, bu konuda oldukça umutlu. 

Örneğin Ritz Carlton, çalışanlarını yerel kuruluşlarla bir araya getirerek; çocuk sorunları, açlık ve yoksullukla mücadelede mentorluk, gönüllülük ve gençlik eğitim programlarıyla yerel halka katkı sağlayan “Topluluk Ayak İzi” adlı sosyal ve çevresel sorumluluk programını hayata geçirdi. Misafirler isterlerse bu süreçte aktif rol üstlenebilmekteler. Atlanta Georgia'daki kentsel alanları ağaçlandırmayı amaçlayan yerel bir girişimle iş birliği yaparak ağaç dikmek ya da Philadelphia'da açlıkla mücadele eden bir kuruluşun bağış yapacağı gıdaları sınıflandırmak gibi yarım günlük gönüllü turizm etkinliklerine katılabiliyorlar.

Lamoureux, büyük otellerin ve önemli turistik destinasyonların yoksul kesimler için yalnızca iş imkânı oluşturan ekonomik alternatifler olmadıklarının farkına varılması gerektiğini söylüyor. Gençlerin böyle profesyonel ortamda çalışabilmeleri için eğitilmeleri ve yetiştirilmeleri kısa dönemli maddi kazanç elde etmelerinden çok daha önemlidir. Bu şekilde, çalışanların orta ve üst düzey yönetim kademelerine taşınması da hedeflenmektedir. Lamoureux, bunun, turizm sektörünün önümüzdeki on ila yirmi yılda öne çıkan başlıca girişimlerinden biri olacağına inandığını belirtmekte.  

Bu konuda gezginler de bizzat harekete geçebilirler. Bir otelin kime-kimlere ait olduğunu turizm acentelerinden öğrenebilir, sosyal ve çevresel sorumluluk kriterlerini yerine getiren otelleri ödüllendiren Travelife gibi sürdürülebilirlik sertifikasyon programlarının olup olmadığını sorgulayabilirler. Lamoureux, turizm alanında hizmet verenlerin sosyal sorumluluk politikalarının neler olduğunun ve çalışanlarla yöneticilerin kaç tanesinin yerel halktan olduğunun sorgulanmasını da öneriyor.

Kaldığınız otelin dışına çıkarak yerel restoranlarda yemek yediğiniz,  yerel ürünler satın aldığınız ve yerel rehberler kullandığınız zaman, bir gezgin olarak tatilden çok daha fazlasını elde edebilirsiniz. Böylece yerel halk da sizin orada bulunmanızdan doğrudan fayda sağlamış olur.   

Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi