Ülkesel Balıkçılığımızı Hatalardan Arındırmanın Çıkış Yolu Bölüm 2

Nezih Bilecik

Balık yetiştiriciliğinde uzun vadedeki gizli tehlike dikkate alınmalıdır

       Akuakültür uygulamalarında temel sorun balık yemine duyulan gereksinimdir. Balık yeminin ham maddesini ise küçük pelajik balıklar oluşturur. Bu nedenle dünya denizlerinde balık unu fabrikalarının gereksinimini karşılamak üzere balıkçılık filoları aşırı avcılıkla av baskısını yoğunlaştırmaktadır.  Balıkçılık bilimcilerinin ortak görüş ve düşünceleri, denizlerdeki balığı yem sanayiine işleyerek, tükettiği balığı 1/3 oranında kültür balığı olarak geri kazanmanın uzun vadede akılcı bir tutum olmadığıdır.

     Bu endişenin ışığı altında konuyu geniş boyutlu olarak hem ülkesel hem de küresel ölçekte masaya yatırmak gerekmektedir. Akuakültür sektörü balık yetiştiriciliği açısından ilginç şekilde yine balığa ve ondan üretilecek balık ununa bağımlıdır. Türkiye’nin kendi denizlerinden elde ettiği hamsi, çaça ve sardalye gibi küçük pelajik balıklarının miktarı bellidir. İnsan gıdası olmasının dışında balık unu haline gelmesi söz konusu olabilecek miktarı da düşük bir hata oranı ile hesaplamak olasıdır. Ulusal kaynakların durumuna bağlı olarak dar açıdan bakıldığında, Türkiye’nin akuakültür yoluyla üretebileceği balık da ona göre sınırlı kalma durumunda olacağıdır. Oysa günümüzde durum tam tersine akuakültür üretim rakamları zirve yapmış ve 2024 yılı itibariyle de 577,124 tona ulaşmıştır. Konunun en olumsuz ve sıkıntı yaratacak yanı akuakültürde olağanüstü düzeyde üretime ulaşılması yem konusunda dışa büyük ölçekte bağımlı olunarak gelinmesidir. Nitekim 2017 yılında 2,562 ton balık unu ihraç edilmiş, buna karşın 123,533 ton ithalatı gerçekleştirilmiştir. 2018 yılında ise 6,030 ton balık unu ihracatına karşın 132,763 ton ithalatı gerçekleştirilmiştir. Özellikle ithalat miktarları ihracatın çok üzerindedir. Bu tablo Türkiye’nin balık unu üretimi iç talebi karşılamada sınırlı kalmasından dolayı dışa bağımlı olduğunu göstermektedir. En son 2024 yılında balık unu ithalatı 160,182 bin ton olarak gerçekleştirilmiştir. Bunun ederi de 249,732,126 Amerikan Dolarıdır(16).

Balıkçılık ile ilgili en belirgin olumsuzluk ise 20. yüzyılın ortalarında yeryüzünde var olan balık stoklarının günümüzde %20’lere kadar gerilediği ve okyanuslarda balık stoklarının sürdürülebilirlik sınırının 2,5 katı üstünde avlanıldığıdır(17). Haliyle bu gelişmenin balıkçılık kaynaklarının çöküşünü hızlandırdığıdır. Böylesine tehlike çanlarının çaldığı bir ortamda küresel olarak balık unu imal eden fabrikaların verimli işleyebilmeleri için gerekli koşullarında var olmadığıdır. Salt bu nedenden dolayı hem balıkçılıktan sorumlu merkezi otorite hem de balık yetiştiriciliği yatırımcılarının ortaklaşa sektörün esenliği sürdürebilmesini masaya yatırmaları ve olumlu veya olumsuz koşulların varlığına göre önlemler üretmeleri bir gerekliliktir. Çünkü görünen köy kılavuz istememektedir!

Bu arada küresel ölçekte balık yetiştiriciliği açısından gelinen ilginç fakat kaygı verici bir nokta dikkat çekicidir. FAO 2025 yılı balıkçılık verileri olası kaygının nedenini ortaya koyar mahiyettedir(18). Nasıl mı? Balıkçılığın küresel ölçekli avcılık ve yetiştiriciliğinin “Tablo 1” deki karşılaştırılmalı analizi bu endişe nedenine netlik getirmektedir. 

    

Yıllar

Avcılık Miktarı

Yetiştiricilik Miktarı

Toplam Miktar

2019

93,839,290

85,109,922

178,940,213

2020

90,531,840

87,653,475

178,185,315

2021

92,540,237

91,165,047

183,705,285

2022

91,939,459

94,559,998

186,499,457

2023

91,244,760

98,516,975

189,761,734

Tablo 1. 2019-2023 yılları itibariyle dünya balıkçılık üretimi (ton)(18).

Tabloda görüldüğü üzere 2019 yılında 93,8 milyon ton olan avcılık üretimi, 2022 yılında 91,9 milyon tona ve 2023 yılında ise 91,2 milyon tona gerilemiştir.

            Bu gelişimin tersine 2019 yılında 85,1 milyon ton olan balık yetiştiriciliği 2022 yılında ilk kez avcılık miktarını geçmiş ve 94,5 milyon tona ulaşmıştır. 2023 yılında ise bu miktar daha da artarak 98,5 milyon tona erişmiştir.

            Benzer şekilde Türkiye’de de avcılık yoluyla 2019 yılında 463,168 ton olan üretim 2020 yılından itibaren düşüşe geçmiş ve 2024 yılında ise yapılan üretim 355,995 tona kadar gerilemiştir.

Balık yetiştiriciliğinde ise 2019 yılında 373,356 ton olan üretim 2020 yılında 421,411 tonluk üretimle ilk kez avcılıktan elde edilen miktarı geçmiştir. Balık yetiştiriciliğindeki üretim artışı hız kesmeden 2021-2024 yıllarını kapsayan süreçte de devam etmiş ve 2024 yılında ise 577,124 tonluk üretim gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilik ile avcılık arasındaki makas açılmış ve aradaki 221,139 ton olarak yetiştiricilik lehine olmuştur (Tablo 2.)(14).

Yıllar

Avcılık Miktarı

Yetiştiricilik Miktarı

Toplam Miktar

2019

463,168

373,356

836,524

2020

364,400

421,411

785,811

2021

328,158

471,686

799,844

2022

335,003

514,805

849,808

2023

454,059

556,287

1,010,346

2024

355,995

577,124

933,119

 

Tablo 2. 2019-2024 yılları itibariyle Türkiye balıkçılık üretimi (ton)(14).

 

Gerek ülkemizde ve gerekse küresel ölçekte avcılık ile ilgili rakamların düşmesi buna karşın yetiştiricilik yoluyla elde edilen miktarın artması gelecek için iyimser olmayı gölgeleyen bir tablodur. Balık yetiştiriciliğinin aşırı derecede büyümesi sadece Türkiye’yi değil balık yetiştiriciliği yapan ülkeleri de sıkıntıya sokacak bir konuma sürüklediğidir. Haliyle genel şekliyle yetiştiricilik yapan tüm ülkeler için potansiyel bir risk tehlikesi mevcuttur. Temel nedeni ise makro alg ve bazı omurgasızların yetiştiriciliği hariç balık yetiştiriciliğinin ana etmeninin doğrudan balık yemine bağımlı olmasıdır. Balık yeminin içeriğinde de ortalama %40 dolayında balık unu kullanılması yetiştiricilik sektörünü balık ununa bağımlı kılan bir gelişmedir. Bu oluşum balık unu imalatında otçul küçük pelajik balıkların küresel ölçekte aşırı avcılığını, balık unu-yağı fabrikalarının faaliyetini körükler mahiyettedir. Haliyle bu oluşum aşırı avcılık balık stoklarının çöküşüne, balık unu-yağı fabrikalarının verimsizliğine ve buna bağlı olarak balık yetiştiriciliği tesislerine domino etkisini de beraberinde getirebileceğidir. 

            Balık unu, taze çiğ balık veya balık artıklarının pişirilmesi, preslenmesi, kurutulması ve öğütülmesiyle elde edilir. Balık unu, yüksek oranda sindirilebilir protein, uzun zincirli omega-3 yağ asitleri (EPA ve DHA) ve temel vitamin ile minerallerin mükemmel bir kaynağıdır. Balık ununun kalitesi, kullanılan ham maddeye ve uygulanan işlem yöntemine bağlıdır. En kaliteli balık unu çiğ balıktan elde edilir. Kaliteli balık unları %66’nın üzerinde ham protein kalitesi seviyesi, %8 ila %11 civarında yağ içeriği ve genellikle %12’nin altında kül içerir(19).       

            Balık yeminde ise balık unu, balık yağı, diğer hayvansal ve bitkisel protein kaynakları, bitkisel yağ kaynakları, vitamin, mineral vb. maddeler kullanılır. Balık çiftliklerinde kullanılan yemlerde balık unu oranı, yetiştirilen türe ve yem formülüne göre değişkenlik gösterir. Genelde geçmiş yıllarda balık yemindeki balık unu oranı ortalama %40-50 dolayındaydı. Fakat balık ununun pahalı ve sınırlı bir kaynak olması, ayrıca alternatif proteinlerin yaygınlaşması nedeniyle ticari yemlerde kullanılan balık unu ortalama %20 dolayına kadar gerilemiştir. Ülkemizdeki çipura ve levrek yemlerindeki balık unu oranı ortalama yaklaşık 40-45 dolayındadır. Balık yağı oranı ise ortalama %11-12 seviyesindedir.

            Balık yetiştiriciliği sektörünün büyüme ivmesine paralel olarak balık yemi üretim miktarları da 2015-2024 yılları arasında dengeli bir artış göstermiştir. 2015 yılında toplam 375,478 ton olan yıllık balık yemi üretimi, 10 yıllık sürecin sonunda iki katından fazla artarak 2024 yılında 868,654 ton seviyesine ulaşmıştır(16) (Tablo 3).

Yıllar

Toplam yem üretimi (ton)

2015

375,478

2016

461,099

2017

512,724

2018

446,058

2019

588,881

2020

634,264

2021

652,626

2022

831,758

2023

876,970

2024

868,654

Tablo 3. 2015-2024 yılları itibariyle balık yemi üretim miktarları (ton)(16).

 

            Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne bağlı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsünün 2025 yılı Ürün Raporu Su Ürünleri 2025’i hazırlayan Ziraat Yüksek Mühendisi Fatma Tuğba Çöteli raporun “Yem Ticareti” bölümünde çok önemli bir hususu vurgulamakta ve Bakanlığın balıkçılıktan sorumlu Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünü dolaylı olarak uyarmaktadır.

            “Türkiye’nin 2024 yılında 868 bin ton seviyelerine ulaşan yem üretim hacmi, ham madde tedarikinde kaçınılmaz bir dışa bağımlılık gerçeğiyle şekillenmektedir. Ülkemizdeki yerli hammadde üretimi, hızla büyüyen yetiştiricilik sektörünün talebini karşılamada yetersiz kaldığı için bu ürünlerin ithalatı zorunlu hale gelmiştir. İç üretimdeki açığı kapatmak amacıyla hammadde kaynağı olan hamsi ve çaça avcılığını artırmak, doğal stoklar üzerinde sürdürülemez bir av baskısı yaratacağından mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla Tablo 23’de işlenmiş “balık yemi” ithalatının 60 ton gibi sembolik bir düzeyde kalması, Türk yem sanayisinin üretim kapasitesinin gücünü ve kendine yetebildiğini kanıtlasa da sektörün büyümesi zıt yönlü olarak balık unu ve yağı ihtiyacını artırmakta, bu da hammadde fiyatlarında ve tedarikinde dışa bağımlılığı derinleştirmektedir.”

Tablo 23. Su ürünleri yem ithalatı (2024)

Ürün adı

Miktar (ton)

Değer ($)

Balık unu

168,182

249,732,126

Balık yağı

  79,204

194,302,010

Balık yemi

        60

     1,455,957

                                   Kaynak:TÜİK, 2025

               Belirtilen bu ciddi uyarının yanı sıra önemli diğer bir hususu da gözden kaçırmamak gerekir. O da bazı hayvanların yem üretiminde yağ, malt çili, et-kemik unu, balık unu ham madde olarak kullanılmasıdır. Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanların verimli büyümeleri/gelişmeleri için üretilen yemler, hayvanların özelliğine göre farklı rasyonlarda kullanılarak imal edilir.

Balık unu hayvansal protein kaynağı olarak kullanılan yem maddeleri içerisinde en değerli olanıdır. Bu yem maddesi iyi bir protein kaynağı olmasının yanı sıra enerji, mineral madde ve vitamin yönünden de zengin olması nedeniyle kanatlı, domuz ve balık rasyonlarında kullanılmaktadır(20). Balık ununun çok avantajlı özelliklere sahip olması onu değerli kılmaktadır. Çünkü proteini kaliteli ve yüksek sindirilebilirliğe sahiptir. Esansiyel Aminoasitler bakımından zengindir. Balık yağı kanatlılar için esansiyel yağ asiti olan linolenik asit bakımından zengindir. Balık ununun omega-6 : omega-3 oranının 5 : 1 gibi ideal bir düzeye sahiptir. Balık unu kanatlılar ve diğer hayvanlar için mükemmel bir kalsiyum, fosfor kaynağıdır. Balık unu A, D ve bazı B grubu vitaminlerince zengindir(21).

Görüldüğü üzere balık unu balık yetiştiriciliğinin haricinde de yoğun kullanım alanı bulmaktadır. Balık ununun çoklu özelliği ve ona duyulan gereksinim sonuçta küçük boyutlu pelajik balık stoklarının aşırı işletilmesine ve stokların çöküşüne kadar uzanmaktadır. Stok çöküşü haliyle balık unu üretiminin de düşmesinin/azalmasının nedenini oluşturacaktır. Bu nedenle balık yetiştiriciliğinin güvenli limitler dahilinde sürdürülmesi ve yetiştiricilik sektörünün güvence altına alınması bir zorunluluktur.

Hal böyle olmakla beraber Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Tarımsal Araşçtırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün Su Ürünleri Sektör Politika Belgesi raporunda 2025-2029 dönemi projeksiyonları kısmında “Kültür Balıkçılığı” için belirtilen hususlar kesintisiz büyüme ile ilgilidir. Tahmin sonuçlarına göre balık yetiştiriciliğinin 2026 yılında 680,733 ton, 2027 yılında 722,215 ton ve 2028 yılında ise 763,697 ton seviyesine ulaşması öngörülmüştür(22).

Tüm bu değişkenlere ait öngörüler göz önüne alındığında yem fiyatının ve balık fiyatının yem fiyatına oranının, balık yetiştiriciliğinin potansiyelini devam ettirmesi açısından önemli risk faktörleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan ele alındığında uluslararası rekabeti olumsuz etkilemeyecek ve Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar gereği doğrudan üretim miktarına bağlı olmayan destekleme mekanizmaları ile Türkiye Balık Yetiştiriciliği Sektörünü desteklemek, sektörün gelişimine ve ihracat miktarının artışına olumlu etki yapacaktır(22).

Şekil 4. 2024-2028 yılları için yetiştiricilik üretim tahmini(22)

            Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünce ülkemiz kültür balıkçılığı için öngörülen 2025-2029 projeksiyonu balık yetiştiriciliğinde yetiştiriciliğin küresel ölçekte yine balığa ve balıktan elde edilen balık ununa bağımlılığını göz ardı edildiğidir. Oysa Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne balık yetiştiriciliği sektörünün önünü görebileceği ve olası tehlikelerden arındırıcı görüş içeren uyarılarını yansıtmaması olası tehlike çanlarını kamufle etmeyi yeğlemesi olarak yorumlanabileceğidir. Sonuç olarak Tarım ve Orman Bakanlığının bünyesinde genel müdürlükler arasındaki eşgüdüm zafiyetinin giderilmesi ve alınacak ortak kararlarda birlikteliğin oluşturulması gereklidir.

Not: Üçüncü Bölüm “Balıkçılık merkezi otoritesi ile ilgili eleştiriler” alt başlığı ile devam edecektir.