Dağ Fare Doğurdu, Deniz Hiç Bir Şey!

HAKKI ŞEN

Denizciler tarafından keşfedilen İstanbul şehri, ne yazık ki karacıların elinde inim inim inliyor. Şehr-i İstanbul ki; onca medeniyete ev sahipliği yapmış, sayısız kültürleri, dinleri, aşkları koynunda saklamış… Bu yaşananların tümünün ceremesini ise, içinden geçen deniz çekmiş. Peki, çekmiş de ne olmuş?

 

Ne olmamış ki? Önce hoyratça yalı yapacağız diye, denizi koca koca duvarlarla hapsedip denizin soluğunu kestik. Sonra denizin manzarasını satacağız diye, bu şehri beton yığınına çevirdik. Manzarasını satmakla kalmadık; plansız yapılan, kent kültüründen uzak bu beton yığınların atıklarını da denizlere büyük bir itina ile boşalttık. Canına okuduk denizlerimizin ama her nutuk atışımızda, “üç tarafımız denizlerle çevrili” sözlerini tekrarlamaktan geri kalmadık. Akdeniz, Ege, Karadeniz arasında volta atan deniz halkının, kirlilikten kalkan oluşturup yolunu kestik. Üç tarafımız denizlerle çevrili de biz ne halt ettik? Kirlettik, yok ettik. İşte bu yaşlı ve yorgun şehir, tam da bu manzara içinde sesiz sedasız Avrupa Kültür Başkenti oldu. İnanılmaz bir bütçe, sayısız etkinlikler yapan toprak soylu 2010 Ajansı’nın yetkilileri ne hikmetse sırtını denize dönüp, karşıki dağları izlerken, bu şehri şehir yapan denizi unutuverdiler. Markalaşmış, rüştünü ispatlamış Türkiye’nin tek Uluslararası Deniz Kültürü Festivali projesini sudan sebeplerle reddettiler. Yani kısacası dağ fare doğurdu, denizden ise hiçbir şey… Ama bu ülkenin deniz dostları bu gidişata geçit vermediler, İstanbul 2010 Ajansı’nın kayıtsızlığına rağmen, Şehr-i İstanbul’a yakışacak 3. Uluslararası Deniz Kültürü Festivali’nin hazırlıkları son hızla devam ediyor.

 

Toprak soylu yöneticilere diyoruz ki; deniz kültürü olmadan, yurtsever olunmaz. Denizcilik kültüründen maksat nedir? Bu zor soruyu yanıtlamadan, deniz kültürünün sahillerine bile yanaşamayan “kültür numunelerine” sahip olduğumuzu hatırlayalım. Mesela adam şairdir. Kültür dünyasına aittir. Her konuda olduğu gibi, bir de deniz hakkında yazmaya kalkar. Adı lazım değil, vaktiyle lise edebiyat kitaplarında şiirleri öğrencilere okutulan bu şairin “deniz” hakkındaki şiiri şöyle başlar:

 

“Deniz engin bir sudur, tuzlu, yeşil dalgalı,

Kenarlarını süsler, bazı beyaz bir yalı...”

Biz bu şiirden ne öğreniyoruz? Denizin engin, tuzlu, yeşil, dalgalı bir su olduğunu! Kenarlarını da arada sırada beyaz bir yalının süslediğini! Burada denizcilik kültürünün şairin bilincine yansıyan kırıntısı bile yok. Ama bir de şu dizelere bakalım:

 

“Çekiç sesleri geliyor doklardan,

Güzelim bahar rüzgarında, ter kokuları;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı...”

 

Orhan Veli’nin bu dizelerinde deniz ve denizcilik kültürünün derin yansımaları kolayca anlaşılıyor. Estetik ile gerçeklik, sanat ile üretim burada iç içedir. Yaşamın güzellikleriyle çirkinlikleri, tek bir kültürel yaratıcılıkta birleşmiştir. Bahar çiçeklerinin kokusuyla dolu rüzgarın doklardan ter kokularını taşıyor olması bize, deniz kültürünün nasıl ele alınması gerektiğini çok iyi anlatıyor. Kültür nadide bir çiçek değil. Süs değil. Aydınlara özgü bir “malumatfuruşluk” hiç değil. Deniz kültürü, tarihin büyük maceraları içinde yapıp, ettiğimiz, ürettiğimiz, tükettiğimiz, yapıp ederken, üretip tüketirken biriken bütün bilgilerimiz, duygularımız, davranış normlarımız. Bu kültür birikiminin içinde yaşam ve ölüm yan yanadır. İlkel insanın yaptığı ilk sal denizde yüzdüğü zaman duyulan sevincin ilk ritmik türkülere konu olması da, o salın dev dalgaların arasında yitip gittiği zaman yakılan ağıtlar da, bu kültürün yol haritasını çizmiştir. Örneğin kültür, bizim tersanelerimizde yaratılmaktadır. Sevinçle ve hüzünle… Çekiç sesleriyle, sülün gibi kayan mega teknelerle…

                                                    

3. Uluslararası Deniz Kültürü Festivali bu anlayışın festivali olacaktır. Anadolu’nun binlerce yıllık kültür hazinesine denizcilerimizin katkısını, tüm insanlığın kültürel hazinesine yapılmış bir katkı olarak bu festivalde gücümüz yettiğince gözler önüne sereceğiz. Ve en önemlisi, denizlerden bir haber medyamızın denizcilik kültürüyle yakınlaşmasını sağlamaya çalışacağız. Yolunuz, yolumuz açık olsun…

 

Vira Dergisi