Suat Hayri Aka: “Herkes Elini Taşın Altına Koyarsa Dünya Bir Kurtuluşa Erebilir”

Suat Hayri Aka, OYAK Grubu’nun denizcilik vizyonunu, filo hedeflerini ve yeşil dönüşüm sürecini değerlendirerek sürdürülebilirlik ve birlik çağrısında bulundu.

Uzun yıllar denizcilik sektörüne bürokrat olarak hizmet veren, Emekli Büyükelçi Suat Hayri Aka şimdi de denizcilik sektörünün önemli kuruluşlarından olan Omsan Denizcilik’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaya başladı. Suat Hayri Aka, yeni görevini, hedeflerini ve denizcilik sektörü için yapılması gerekenleri Deniz Ticareti Dergisi’ne anlattı. 

Omsan Denizcilik’te Yönetim Kurulu Başkanı, Oyak Denizcilik ve Liman İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başladınız. Bize biraz bu çok değerli kurumların yapısından bahseder misiniz?

 

Evet, her iki şirket de ülkenin güzide, büyük ticari kuruluşlarından biri olan OYAK grubuna ait şirketler. OYAK grubu çok farklı alanlarda faaliyet gösteren endüstriyel tesislere sahip. Erdemir ve İsdemir Demir-Çelik fabrikaları, Çimento fabrikaları, Madencilik ve Enerji yatırımları, İnşaat ve Gıda şirketleri, teknoloji yatırımları, otomotiv fabrikaları, bankacılık, sigorta vb. finansal kuruluşları ile limanları ve kara, hava, demiryolu ve denizyolu taşımacılığı da dahil lojistik hizmetleri gibi stratejik ve geniş bir yelpazeye yayılmış şirketlerden oluşan, yurtdışı ortaklıkları olan bir kuruluş. Esasen özel bir kanunla kurulmuş ve ordu mensuplarına ait bir yardımlaşma kurumu aynı zamanda. 500 bin civarında üyesi olan bir fon mekanizması diyebiliriz. Bu nedenle de şirket aslında Türkiye’de kendi türünde benzeri olmayan bir şirket.

2025 yılı ortalarından itibaren bir yeniden yapılanma stratejisi uygulanmakta ve bu çerçevede çok sayıda görev değişikliği yapılmış. Bizi de bu vesile ile kurumun denizcilik grubu çalışmalarına katkıda bulunmak üzere göreve davet ettiler. Statüsü ve itibarı yüksek böylesi bir kuruluşun davetini memnuniyetle kamu görevi addederek kabul ettim.

 

Önce Omsan Denizcilik’ten bahsedersek, hangi tip yükler ne tür gemilerle taşınıyor? Biraz filo yapısından bahseder misiniz? Verdiğiniz başka ne tür hizmetler var?

 

OMSAN Denizcilik dediğim gibi kara, hava, demiryolu ve deniz taşımacılığı içeren çok modlu entegre lojistik hizmetleri veren OMSAN Lojistiğin bir parçası. Bünyesinde 20-60 Bin DWT arasında çeşitli tonajlarda, tip ve özelliklerde gemiler bulundurmakta ve işletmektedir. Sayısı zaman zaman ihtiyaçlara göre değişse de şimdilik 8 kuru yük gemisi aktif halde çalışmaktadır. Şirketin öncelikleri grup şirketlerinin ihtiyacı olan lojistik hizmetlerini sağlamak olsa da şirket 3. şahıslara da hizmet vermektedir. Bildiğiniz gibi gruba ait demir-çelik fabrikalarının ithal ettikleri kömür ve demir cevheri, hurda demir ve ihraç ettikleri çeşitli demir çelik ürünlerinin taşınması, maden taşımaları gibi hizmetler verilmekte ve çimento fabrikalarının taşımacılık ihtiyaçları karşılanmaktadır.

 

Sizin Yönetim Kurulu Başkanı olarak ilerisi için planladığınız hedefler neler? Nasıl bir yol haritanız olacak?

Sadece OYAK Grubu’na ait endüstriyel kuruluşlar sektörel ölçekte değerlendirildiğinde oldukça büyük miktarlarda yük üretmekte ve taşımacılık ihtiyacı doğurmaktadır. Hedefimiz öncelikle bu avantajı maksimum düzeyde kullanarak büyük ölçekli bir denizcilik ve armatörlük şirketi olmak ve aynı zamanda ülkemiz ekonomisine ve dünyaya hizmet eden bir lojistik kapasiteye ulaşmaktır. Kiralık gemilerdense kendi gemilerimizle hizmet verecek bir yatırım planlaması yapıyoruz. Kısa vadede (5 yıl gibi) orta ölçekli ama uzun vadede büyük ölçekli bir denizcilik şirketine dönüşmek üzere gerekli planlama ve çalışmalara başladık.

 

Biraz da Oyak Denizcilik ve Liman İşletmeleri’nden bahsedelim. Liman İşletmeleri deyince hangi limanlarda ne tür elleçlemeler yapılıyor?

OYAK Denizcilik ve Liman İşletmeleri A.Ş.’de grubun diğer bir denizcilik şirketi. Bildiğiniz gibi grup şirketlerinin bazıları kendilerine ait limanlara sahip. Karadeniz’de Erdemir Limanı, Doğu Akdeniz’de İsdemir Limanı ve İSKOLDEN limanları ile Marmara’da Port Yarımca limanları gruba ait ticari limanlardır. Bu şirket bu limanların işletmeciliğini yürütmekte olup, aynı zamanda grup şirketlerinin yüklerini taşıyan gemiler ile diğer 3. şahıs gemilerine hizmet vermektedir. Bu limanlardan Port Yarımca otomotiv elleçlemesi üzerine ihtisaslaşmış olup otomobil taşıyan gemilere ve otomotiv şirketlerine hizmet vermektedir. Diğer limanlarda kömür demir cevheri, hurda demir gibi dökme yükler ile çeşitli demir çelik ürünlerinin elleçlemesi yapılmaktadır. Tabii beraberinde gerekli olan diğer liman hizmetleri de sunulmaktadır.

 

Çok büyük ve dinamik bir yapıdan bahsediyoruz. Bu noktada çevre ve sürdürülebilirlik desek neler söylemek istersiniz?

OYAK grubu tüm şirketleri ve endüstriyel faaliyetlerinde çevreye azami duyarlılıkla, iklim değişikliği ile mücadele ve dekarbonizasyon gibi konularda ülkemiz resmi politikaları çerçevesinde ve uluslararası taahhütlerine katkıda bulunacak bir anlayışla çalışmaktadır.

 

Karadeniz’de Ukrayna Rusya, Akdeniz’de ABD-İran gerginliği özellikle taşımacılık bölümünde sizi de etkiliyor mu? Bu noktada öngörüleriniz neler?

Elbette tüm dünya gibi OYAK kuruluşları da faaliyetleri gereği, ithalat ve ihracat yaptıkları için bu tür jeopolitik gelişmelerden etkilenmektedirler. Ukrayna Rusya savaşı taşımacılık               giderlerini ve dolaysıyla üretim maliyetlerini yükseltmekle sonuçlanan etkilere maruz               kalmaktadırlar. Riskli bölgeler ve yaptırıma tabi bölgelere uğrayan gemileri güvenlik riskleri ve zaman kayıpları yanı sıra ekstra sigorta ihtiyaçları ve diğer artan maliyetlere katlanmak               zorunda kalıyorlar.

 

IMO’nun emisyon kontrolü ile ilgili regülasyonu ertelemesi ve AB ETS konusunda ne düşünüyorsunuz? Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz? Türk denizciliği bundan nasıl etkilenir?

Hiç şüphesiz, çağımızın en büyük meselesi sera gazı salınımları ve iklim değişikliği etkileridir. Teknolojik gelişme, muazzam bir nüfus artışı ve sebep olduğu tüketim çılgınlığı ve sanayileşme sonucu sürekli karbon üreten insanoğlu dünyanın dengesini bozdu. Bugün dünya 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedefini konuşuyor. Dünyada karbon emisyonlarının %3’ünden denizcilik sorumlu. Bu nedenle de denizcilik sektörü bu hedefin önemli bileşenlerinden biridir. Bugün tartışılan alternatif yakıtlar – metanol, amonyak, hidrojen, LNG, biyoyakıtlar – yarının gerçeği olacak. Bizim dönemimizde fosil yakıtlı makineler tartışmasız tek alternatifti. Ancak bu devir bitmek üzeredir.

IMO’nun geliştirdiği karbon vergilendirme rejimi geçen yıl üye devletler tarafından adaletsiz bulunduğu için kabul edilmeyip, bir yıl sonra yeniden görüşülmek üzere ertelendi. Yani dünyada da henüz bir uzlaşı sağlanmış değildir. ABD’nin başını çektiği ama AB üyesi olmasına rağmen Yunanistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin de katıldığı bir grup ülke Karbon vergisi vb. yaptırım gerektiren regülasyonlara karşı çıkmaktadır. Kim haklıdır sorusu henüz cevabını bulamamıştır. Konu siyasallaştıkça “Kim kirlettiyse o temizlesin” noktasına kadar gidebilir.

Benim şahsi görüşüm şudur; yeşil dönüşüm yalnızca teknoloji değil bir finansman ve adalet meselesidir. Gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğine sebep olan unsurların oluşmasındaki payları da karbon Nötr politikalarına geçiş hızları da gelişmekte olan ülkelerinki ile aynı değildir. Bu yüzden uluslararası düzeyde adil bir finansal mekanizma kurulmalıdır. AB, Birleşmiş Milletler kuruluşları çatısı altında geliştirilen global regülasyonlara katılmakla yetinmeyip kendi bölgesel vergilendirme rejimlerini da ilaveten hayat geçirmeye çalışmaktadır. Örneğin Uluslararası Havacılık Teşkilatı ICAO’nun geliştirerek hayata geçirdiği CORSIA adı verilen bir küresel karbon vergilendirme ve ofset rejimine ve IMO’nun geçtiğimiz yıl hayata geçirmeye çalıştığı ama ertelemek zorunda kaldığı Karbon Vergilendirme Rejimi’ne ilaveten AB kendi Emisyon Ticaret mekanizmalarını da dayatmaktadır. Bu da iklim değişikline neden olan sera gazı salınımlarında hiç payı olmayan veya göreceli çok düşük paylara sahip az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri rahatsız etmekte ve haksız rekabet yaratmaktadır.

Her şeye rağmen kamuda görev yaptığım yıllarda şunu gördüm: Çevre konusunu görmezden gelen hiçbir ülkenin ya da şirketin geleceği yok. O yüzden şimdiden çevre bilincini mesleğimizin ayrılmaz bir parçası yapmalıyız. Bizden önceki kuşaklar her anlamda bu mesleği ileriye taşıdı. Tekne tasarımları, ekipmanlar ve motorlar değişti, seyr-ü sefer teknolojileri çok gelişti, gemi tipleri ve boyutları değişti. Ancak, gelecek başka şeyler gerektiriyor. Bize çok daha farklı görevler düşmekte olduğunu kabul etmeliyiz. Dünya hızla ısınıyor ve kirleniyor Dolayısıyla, “kim kirlettiyse onun temizlemesini” beklersek, sonu felaket olabilir, iş işten geçmiş olabilir. Herkesin elini taşın altına koyması halinde dünya bir kurtuluşa erebilir ancak.

Uzun yıllar denizcilik sektörünün bürokraside en üst makamındaydınız. Şimdi başka bir pencereden bakıyorsunuz, bu size mutlaka avantaj sağlayacaktır. Bu konuda nasıl bir yorum yaparsınız?

 

Evet. Hayatın akışı böyle. Denizciler bu durum için “akıntıya kapıldık, gidiyoruz” derler. Ben de Denizcilik Fakültesi mezuniyetimi takiben geçen 44 yılda oldukça geniş bir yelpazede çalışmalar yapma fırsatı buldum. Gemi adamlığı, deniz ticareti ve iş hayatı, akademik hayat, bürokrasi ve nihayetinde şahsen büyük onur duyduğum diplomasi alanında Büyükelçi ve Müsteşar unvanları ile kamu hizmetlerine katkıda bulunmaya çalıştım. Masanın her tarafında oturma şansım oldu. 2024 yılı sonunda Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli oldum. 44 yılda edindiğim tecrübe ve birikimleri şimdi evlatlarımla birlikte, onları yetiştirerek, iş hayatında çalışmalarıma devam ederek sürdürmek ve sağlığım elverdiği sürece 44 yılda edindiğim tecrübe ve birikimi paylaşarak, yeni nesillere aktarmak hevesindeyim.

 

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Türk denizciliği son 20 yılda büyük atılımlar yaptı. Hayata geçirilen vizyoner politikalar ve sağlanan destekler ile Deniz Ticaret filomuz büyüdü, Donanmamız gelişti-güçlendi, gemi inşa sanayimiz iddialı seviyelere geldi. Denizcilik eğitiminin kalitesi yükseldi. Her branşta çok sayıda şirket doğdu ve istihdam kapasitesi arttı. Esasen ülkemizde ulaştırma sektörü gerek altyapıları ile gerekse hizmetler ve teknoloji bakımından dünyada benzeri görülmemiş bir hızla gelişti. Ülke ekonomisinin ve kalkınma mücadelesinin en çok ihtiyaç duyduğu ulaştırma sistemlerimiz oldukça çağdaş bir düzeye geldi. Burada naçizane çorbada tuzu olan, emek verenlerden biri olmanın gururuyla daha çok çalışmalı, daha çok üretmeye devam etmeliyiz diyorum. Keza, dünyada ama özellikle bizim bulunduğumuz coğrafyada yaşanan savaşlar ve diğer jeopolitik gelişmeler birçok zorluklar ve tehditler içermektedir. Dünya yepyeni jeo-politik gelişmelere hazırlanmaktadır. Birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekiyor. Bölgemizdeki vekalet savaşları tarafların karşılıklı açık hamleleriyle devam etmektedir. Küresel veya bölgesel güçler tamamen kendi kısa ve uzun vadeli çıkarları ve beklentileri doğrultusunda ambargolar vb. yaptırımlar uygulamakta, ticarete ve hizmetlere kısıtlamalar getirmektedirler. Bunu yaparken de masum diğer ülke ve toplulukların göreceği zararları görmezden gelerek kuvvetli baskılar uygulamaktan da imtina etmemektedirler. Bu durumlarda devletimizin ve hükümetimizin yürütmekte olduğu politikalar çerçevesinde şirketlerimizi, insanımızı korumalı ve milli ekonomimizin çıkarları doğrultusunda birlik beraberlik içinde olmalıyız. Devlet millet, şirketler, sivil toplum kuruluşları, idareler hep birlikte el ele ve dayanışma içinde olmalı hak ve hukukumuzun zarar görmemesi için güç birliği yaparak mücadele etmeliyiz diyor bu vesile ile tüm denizcilere, meslektaşlarıma, dostlara sıhhat afiyet diliyorum.

Kaynak: Deniz Ticareti Dergisi

GÜNCEL Haberleri

Tamer Kıran, Panama Bakan Yardımcısı Carlos Guevara Mann’ı Ağırladı
Yalova'da Tersaneye Bağlı Geminin 6 Personeli İçin Kurtarma Operasyonu
Didim Yelken Tutkunlarını Ağırlayacak
Manavgat'ta Dev Dalgalar Titreyengöl'ü Denizle Birleştirdi
Kocaeli'de Deniz Dibinden 50 Lastik Çıktı